- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Gözümüz iç içe geçmiş üç
tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert
tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin
bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz
küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi
oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal
damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır. Köpek, kedi, geyik, karaca gibi
hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel
bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir
ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl
pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka
yoktur. Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir
ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz.
Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü
yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina
tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür. Günümüzde, birçok fotoğraf
makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu
makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve
gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de
tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten.
Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden
küçülmesini sağlamaktır.Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı
çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak
tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin
bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip
yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze
dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az
oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert
tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin
bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz
küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi
oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal
damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır. Köpek, kedi, geyik, karaca gibi
hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel
bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir
ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl
pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka
yoktur. Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir
ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz.
Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü
yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina
tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür. Günümüzde, birçok fotoğraf
makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu
makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve
gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de
tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten.
Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden
küçülmesini sağlamaktır.Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı
çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak
tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin
bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip
yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze
dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az
oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
