- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bunun için
öncelikle, davranışları birer olgu olarak, yani belirli bir bağlamda, belirgin
bir durumda bulunmasından geçici olarak bağımsız öğeler gibi soyutlamaya ve
nitelemeye çalışır. Fenomenolojik anlayış, esas olana indirgemektir,
burada esas olanda anlam geçici olarak dışta bırakılır ve daha sonra dahil
edilir. Bir başka deyişle davranış veya eylemlerin özellikleri, anlamları,
niyetlilikleri paranteze alınır. Fenomenoloji içerikten ziyade içerenle,
anlamlardan ziyade biçimlerle ilgilenir. Naif gözlemi, yani araştırmacının
bakışını yanlı kılacak örtük veya açık her türden postülayı iradi olarak askıya
almayı benimser; bu tutum görünen anlam yerine algılanan biçime öncelik tanımak
demektir.Bu tutumun sonucunda olgu kavramına ulaşılır: Olgu özel
işlevleri geçici olarak paranteze alınmış ve örgütlenmiş bir bütündür.
Fenomenolojik soru basittir: Bu, nedir?. Bu sorgulama nasıl veya niçinle
ilgilenmez. Olayın anlamı, sürecin başında değil sonunda dikkate alınır ve
anlam, insanların özel davranışlarını (yemek, içmek, uyumak, gezmek) betimsel
kriterlerinden hareketle bütünleştirici bir öğe gibi en sonda devreye girer. Bu
şekilde ayırdedilen özellikler, olguları, esasa indirgeyerek oluşturmayı
sağlarlar.Kısaca belirtirsek, fenomenolojik yaklaşımda, başlangıçta,
gerçeklik hakkında bir yargıda bulunmaktan kaçınılır, zira gerçeklik çoğu kez,
anlamaya değil, görülmeye açıktır; olgular açık değildir ve bu nedenle onları
değerlendirmek mümkün değildir. Olgular soyutlanıp ayırdedildiğinde, aslında,
kendi görüşlerimizden ve içinde bulunduğumuz özel gerçeklikten uzaklaşmamız söz
konusudur. Bu sayededir ki olgu, gözlemimizden ve ona yüklediğimiz Özel
yargılardan bağımsız olarak kendini gösterebilir.Fenomenolojik yaklaşım,
temel felsefesini Husserl'de bulur. Sayılar, geometrik figürler gibi
matematiksel fikirlerin, yani zihinsel olguların doğasını araştıran Husserl,
bunları sübjektif psişik durumlar olarak niteleyen deneysel psikolojinin
açıklamalarını yeterli bulmamış ve hocası Brentano'nun 'niyetlilik' kavramına
odaklaşmıştır. Bu kavram, insanın dünyayla ilişkisini ifade
etmektedir.Buna göre, gerçek (reel) denilen şey, yaşanan dünyadır ve bu
dünya, bize, daima bir açıdan görünür. Dünyamız, algılarımız, arzularımız ve
isteklerimiz tarafından yapılandırılır. Bu, niyetliliktir. Bu kavramdan yola
çıkan Husserl'e göre 'gerçeklik, daima bir olgular bütünü gibi görünür: Bir
ağaç, bir renk, bir arkadaş. Bir çiçeği ele alalım.Kafamızda onun
görüntüsünü değiştirebiliriz (aidetik varyasyon yöntemi); bu çiçek, bir gül veya
papatya olabilir, kırmızı veya beyaz olabilir. Ama bu somut görüntülerin
ardında, bir salt fikir, bir 'öz' (eidos) vardır. Çiçeğin özü, bir bilinç ile
bir objenin karşılaşmasından doğmuştur. Dünyayla ilişkide inşa edilmiştir. Her
bilinç bir şeyin bilincidir. Ancak, bu özün aynı zamanda evrensel buyanı da
vardır. Fenomenolojinin amacı, dünyayla ilişkimizi yapılandıran özleri açığa
çıkarmak, aydınlatmaktır.
Sosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma TeorisiSkript TeorisiSimetri Teorisi
öncelikle, davranışları birer olgu olarak, yani belirli bir bağlamda, belirgin
bir durumda bulunmasından geçici olarak bağımsız öğeler gibi soyutlamaya ve
nitelemeye çalışır. Fenomenolojik anlayış, esas olana indirgemektir,
burada esas olanda anlam geçici olarak dışta bırakılır ve daha sonra dahil
edilir. Bir başka deyişle davranış veya eylemlerin özellikleri, anlamları,
niyetlilikleri paranteze alınır. Fenomenoloji içerikten ziyade içerenle,
anlamlardan ziyade biçimlerle ilgilenir. Naif gözlemi, yani araştırmacının
bakışını yanlı kılacak örtük veya açık her türden postülayı iradi olarak askıya
almayı benimser; bu tutum görünen anlam yerine algılanan biçime öncelik tanımak
demektir.Bu tutumun sonucunda olgu kavramına ulaşılır: Olgu özel
işlevleri geçici olarak paranteze alınmış ve örgütlenmiş bir bütündür.
Fenomenolojik soru basittir: Bu, nedir?. Bu sorgulama nasıl veya niçinle
ilgilenmez. Olayın anlamı, sürecin başında değil sonunda dikkate alınır ve
anlam, insanların özel davranışlarını (yemek, içmek, uyumak, gezmek) betimsel
kriterlerinden hareketle bütünleştirici bir öğe gibi en sonda devreye girer. Bu
şekilde ayırdedilen özellikler, olguları, esasa indirgeyerek oluşturmayı
sağlarlar.Kısaca belirtirsek, fenomenolojik yaklaşımda, başlangıçta,
gerçeklik hakkında bir yargıda bulunmaktan kaçınılır, zira gerçeklik çoğu kez,
anlamaya değil, görülmeye açıktır; olgular açık değildir ve bu nedenle onları
değerlendirmek mümkün değildir. Olgular soyutlanıp ayırdedildiğinde, aslında,
kendi görüşlerimizden ve içinde bulunduğumuz özel gerçeklikten uzaklaşmamız söz
konusudur. Bu sayededir ki olgu, gözlemimizden ve ona yüklediğimiz Özel
yargılardan bağımsız olarak kendini gösterebilir.Fenomenolojik yaklaşım,
temel felsefesini Husserl'de bulur. Sayılar, geometrik figürler gibi
matematiksel fikirlerin, yani zihinsel olguların doğasını araştıran Husserl,
bunları sübjektif psişik durumlar olarak niteleyen deneysel psikolojinin
açıklamalarını yeterli bulmamış ve hocası Brentano'nun 'niyetlilik' kavramına
odaklaşmıştır. Bu kavram, insanın dünyayla ilişkisini ifade
etmektedir.Buna göre, gerçek (reel) denilen şey, yaşanan dünyadır ve bu
dünya, bize, daima bir açıdan görünür. Dünyamız, algılarımız, arzularımız ve
isteklerimiz tarafından yapılandırılır. Bu, niyetliliktir. Bu kavramdan yola
çıkan Husserl'e göre 'gerçeklik, daima bir olgular bütünü gibi görünür: Bir
ağaç, bir renk, bir arkadaş. Bir çiçeği ele alalım.Kafamızda onun
görüntüsünü değiştirebiliriz (aidetik varyasyon yöntemi); bu çiçek, bir gül veya
papatya olabilir, kırmızı veya beyaz olabilir. Ama bu somut görüntülerin
ardında, bir salt fikir, bir 'öz' (eidos) vardır. Çiçeğin özü, bir bilinç ile
bir objenin karşılaşmasından doğmuştur. Dünyayla ilişkide inşa edilmiştir. Her
bilinç bir şeyin bilincidir. Ancak, bu özün aynı zamanda evrensel buyanı da
vardır. Fenomenolojinin amacı, dünyayla ilişkimizi yapılandıran özleri açığa
çıkarmak, aydınlatmaktır.
Sosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma TeorisiSkript TeorisiSimetri Teorisi
