- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Elmas
aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya
çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen
mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri
veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği
kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine,
saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır. Peki elmas bu kadar değerli ve
az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme
ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl
oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam
kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor? Aslında elması iki ayrı şekilde
düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın
değeri dört 'C' ile belirlenir. Bunlar; 'Carat=ağırlık', 'Clarity=şeffaflık',
'Colour=renk' ve 'Cut=işleniş'dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek
olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621
gram gelen Cullian'dır. Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs
eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir.
Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık
elmaslardır. 'Karbonado' denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj
makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.
Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin
artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme
tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.
Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde
edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında
(paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer
bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır. Süs elması olarak da 0,2
gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas
fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir. Peki, elmas ile pırlanta
arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon
kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 -
200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla
yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır. İşte bu saf karbon, kesim
veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim
oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey
sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey
sayısı 57'dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir.
Renkli olanlarına 'fantezi' denilir ki fiyatları astronomiktir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya
çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen
mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri
veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği
kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine,
saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır. Peki elmas bu kadar değerli ve
az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme
ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl
oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam
kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor? Aslında elması iki ayrı şekilde
düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın
değeri dört 'C' ile belirlenir. Bunlar; 'Carat=ağırlık', 'Clarity=şeffaflık',
'Colour=renk' ve 'Cut=işleniş'dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek
olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621
gram gelen Cullian'dır. Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs
eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir.
Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık
elmaslardır. 'Karbonado' denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj
makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.
Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin
artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme
tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.
Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde
edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında
(paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer
bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır. Süs elması olarak da 0,2
gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas
fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir. Peki, elmas ile pırlanta
arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon
kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 -
200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla
yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır. İşte bu saf karbon, kesim
veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim
oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey
sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey
sayısı 57'dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir.
Renkli olanlarına 'fantezi' denilir ki fiyatları astronomiktir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
