- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Her bir hücrede genetik bilginin
tümü bulunmasına karşın, farklı organlara ait hücrelerde farklı genler devreye
girer: Örneğin bir kas hücresinde kullanılan genler, karaciğer hücresinde
kullanılandan farklı olsa da, hücre çekirdeklerinin içeriği aynıdır. Yumurta
evresinden yetişkinlik evresine olan gelişimse, gen işleyişinin kapsamlı ve
uyumlu bir örneğini oluşturuyor. Bu gelişim, hücrelerin vücut içindeki
konumlarını bilmelerini gerektiriyor. Çünkü, örneğin bir kangurunun kuyruğunun
ucundaki bir hücre, kangurunun beyninin bulunacağı bölgedeki bir hücreden çok
farklı bir gelişim göstermek durumunda. Bu konumsal bilginin iletiliş
şekli çok iyi anlaşılmadığı gibi, bir canlıdan diğerine ve bir gelişim
evresinden diğerine farklılık da gösterebiliyor. Yine de gelişim biyologlarının,
konumsal bilgiyi belirleyen bu genetik sistem konusunda oldukça fazla bilgi
sahibi oldukları bir tür var. Bu tür, genetikçilerin çok sevdiği sirkesineği
Drosophila melanogaster.Sirkesineği, genetikçilerinin Drosophila'nın
mütant adı verilen genetik varyantlarıyla özellikle ilgilendikleri bilinir.
Mütasyonların çoğunda sinek göreceli olarak az etkilenir. Örneğin beyazla
tanımlanan mütasyon, sineğin kırmızı yerine beyaz gözlü olmasına yol açar. Öte
yandan daha önemli etkileri olabilen bir grup mütasyon da var. Bu homeotik
mütasyonların en iyi bilinen iki tanesinden biri olan antennapedia tipinde,
sineğin kafasında antenler (duyargalar) yerine eksiksiz bir çift bacak büyüyor.
Bithorax adı verilen ikincisi de aynı ölçüde garip:Sineğin vücudunda
bir yerine iki tane toraks (orta boğum) bulunuyor. Buysa, orta boğumda içerilen
organların tümünden ikişer tane olması anlamına geliyor. Örneğin, iki kanadı
olması gerekirken, sineğin kanat sayısı dört. Tüm bunlar bir bilim kurgu
filminden (belki de Jeff Goldblum'un Sinek adlı filminden) parçalar gibi
görünse de aslında bu garip mütasyonlarm tek yaptığı, gelişim sırasında sineğin
konumsal algılamasını bozmak. Moleküler genetikçilerin antennapedia ve
bithorax'a neden olan genleri belirlemeleriyle. uygun yerdeki en basit
mütasyonların bile bu garipliklere neden olabileceği ortaya çıkmış
oldu.Gelişim sırasında sineğin hücrelerindeki konumsal algılama, büyük
ölçüde söz konusu genler tarafından denetleniyor. Sinekler, birbirlerine büyük
benzerlikler gösteren, ama yine de farklılaşmış bir dizi boğumdan oluşur.
Dolayısıyla farklı konumlardaki boğumlar, konumlarına uygun olan organı
edinirler: Kafa boğumunda duyargalar, orta boğumdaysa bacaklar ve kanatlar
oluşur. İşte homeotik mütasyonlar, boğumun bu konumsal kimliğinde karmaşaya
neden oluyorlar. Öyle ki, antennapedia tipi mütasyon durumunda kafa
boğumu kendisini orta boğum sanıyor ve duyarga yerine bacak oluşturuyor. Ancak
burada unutulmaması gereken, bacağın, yanlış yerde bulunmasına karsın eksiksiz
bir bacak olduğu. Yani konumsal genler, bir bacağı ya da duyargayı kodlayan bir
grup genin aynı anda devreye girmesini sağlıyorlar. Buradan da görüleceği gibi
gelişim, hiyerarşik bir denetim süreci: Denetim diziliminin üst düzeylerinde
bulunan genler, dizilimin art düzeylerindeki birçok genin kaderini
belirliyorlar. Sonuç olarak, denetleyici genlerde oluşması koşuluyla,
tek bir gendeki küçük bir değişimin bile canlı üzerinde çok önemli bir etkisi
olabiliyor. Evrimle ilgili sonuç açık: Çok miktarda genetik değişim olmaksızın
da önemli morfolojik değişimler gerçekleşebilir. Örneğin, bir bithorax mutant
doğal seçilim tarafından yeğlenseydi, sirkesineklerinin dört kanatlı akrabaları
ortaya çıkabilirdi. Ve işte yeniden kendimizi Darwinizm'in çerçevesi içinde
buluyoruz; sözünü ettiğimiz bu mütasyonlar Darwin'e çok yabancı olsa bile, bu
mütasyonların kaderlerini de her zaman olduğu gibi doğal seçilim belirtiyor.
tümü bulunmasına karşın, farklı organlara ait hücrelerde farklı genler devreye
girer: Örneğin bir kas hücresinde kullanılan genler, karaciğer hücresinde
kullanılandan farklı olsa da, hücre çekirdeklerinin içeriği aynıdır. Yumurta
evresinden yetişkinlik evresine olan gelişimse, gen işleyişinin kapsamlı ve
uyumlu bir örneğini oluşturuyor. Bu gelişim, hücrelerin vücut içindeki
konumlarını bilmelerini gerektiriyor. Çünkü, örneğin bir kangurunun kuyruğunun
ucundaki bir hücre, kangurunun beyninin bulunacağı bölgedeki bir hücreden çok
farklı bir gelişim göstermek durumunda. Bu konumsal bilginin iletiliş
şekli çok iyi anlaşılmadığı gibi, bir canlıdan diğerine ve bir gelişim
evresinden diğerine farklılık da gösterebiliyor. Yine de gelişim biyologlarının,
konumsal bilgiyi belirleyen bu genetik sistem konusunda oldukça fazla bilgi
sahibi oldukları bir tür var. Bu tür, genetikçilerin çok sevdiği sirkesineği
Drosophila melanogaster.Sirkesineği, genetikçilerinin Drosophila'nın
mütant adı verilen genetik varyantlarıyla özellikle ilgilendikleri bilinir.
Mütasyonların çoğunda sinek göreceli olarak az etkilenir. Örneğin beyazla
tanımlanan mütasyon, sineğin kırmızı yerine beyaz gözlü olmasına yol açar. Öte
yandan daha önemli etkileri olabilen bir grup mütasyon da var. Bu homeotik
mütasyonların en iyi bilinen iki tanesinden biri olan antennapedia tipinde,
sineğin kafasında antenler (duyargalar) yerine eksiksiz bir çift bacak büyüyor.
Bithorax adı verilen ikincisi de aynı ölçüde garip:Sineğin vücudunda
bir yerine iki tane toraks (orta boğum) bulunuyor. Buysa, orta boğumda içerilen
organların tümünden ikişer tane olması anlamına geliyor. Örneğin, iki kanadı
olması gerekirken, sineğin kanat sayısı dört. Tüm bunlar bir bilim kurgu
filminden (belki de Jeff Goldblum'un Sinek adlı filminden) parçalar gibi
görünse de aslında bu garip mütasyonlarm tek yaptığı, gelişim sırasında sineğin
konumsal algılamasını bozmak. Moleküler genetikçilerin antennapedia ve
bithorax'a neden olan genleri belirlemeleriyle. uygun yerdeki en basit
mütasyonların bile bu garipliklere neden olabileceği ortaya çıkmış
oldu.Gelişim sırasında sineğin hücrelerindeki konumsal algılama, büyük
ölçüde söz konusu genler tarafından denetleniyor. Sinekler, birbirlerine büyük
benzerlikler gösteren, ama yine de farklılaşmış bir dizi boğumdan oluşur.
Dolayısıyla farklı konumlardaki boğumlar, konumlarına uygun olan organı
edinirler: Kafa boğumunda duyargalar, orta boğumdaysa bacaklar ve kanatlar
oluşur. İşte homeotik mütasyonlar, boğumun bu konumsal kimliğinde karmaşaya
neden oluyorlar. Öyle ki, antennapedia tipi mütasyon durumunda kafa
boğumu kendisini orta boğum sanıyor ve duyarga yerine bacak oluşturuyor. Ancak
burada unutulmaması gereken, bacağın, yanlış yerde bulunmasına karsın eksiksiz
bir bacak olduğu. Yani konumsal genler, bir bacağı ya da duyargayı kodlayan bir
grup genin aynı anda devreye girmesini sağlıyorlar. Buradan da görüleceği gibi
gelişim, hiyerarşik bir denetim süreci: Denetim diziliminin üst düzeylerinde
bulunan genler, dizilimin art düzeylerindeki birçok genin kaderini
belirliyorlar. Sonuç olarak, denetleyici genlerde oluşması koşuluyla,
tek bir gendeki küçük bir değişimin bile canlı üzerinde çok önemli bir etkisi
olabiliyor. Evrimle ilgili sonuç açık: Çok miktarda genetik değişim olmaksızın
da önemli morfolojik değişimler gerçekleşebilir. Örneğin, bir bithorax mutant
doğal seçilim tarafından yeğlenseydi, sirkesineklerinin dört kanatlı akrabaları
ortaya çıkabilirdi. Ve işte yeniden kendimizi Darwinizm'in çerçevesi içinde
buluyoruz; sözünü ettiğimiz bu mütasyonlar Darwin'e çok yabancı olsa bile, bu
mütasyonların kaderlerini de her zaman olduğu gibi doğal seçilim belirtiyor.
