- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Önce Mısırlılar sonra da Babilliler hükümdarlık ailesinin erkek
çocuklarının doğum günlerini bir yere kaydetmeye ve zamanın takvimine göre
kutlamaya başladılar. Adet sonradan diğer soylu sınıfına da
yayıldı.Tarihte kayda geçen ilk doğum günü kutlaması, milattan önce 3000
yıllarında yaşamış bir Mısır firavununa aittir. O zamanlarda doğum günü
kutlaması yaşanılan çevrede yapılıyor, eş, dost, hizmetçiler hatta köleler bile
kutlamaya katılıyor, günün şerefine tutuklulara af çıkıyor, esirler serbest
bırakılıyordu.Mısır ve Pers medeniyetlerinden Yunanlara geçen doğum günü
adetine burada pasta kesme adeti de eklendi. Ay'ın ve avcılığın tanrıçası
Artemis için her ayın altıncı günü yeniden doğuşunun şerefine kesilen pastaya Ay
ışığını simgeleyen mumların ilavesi de bu devirlerde olmuştur. Yunanlarda da
sadece erkeklerin doğum günleri kutlanmış hatta bu kutlamalar kişi öldükten
sonra da devam etmiştir.Daha sonraları Hıristiyanlık öncesi Roma'da ise
imparatorların ve önemli devlet adamlarının doğum günleri Senato kararı ile
milli bayram ilan edilmiştir. Sezar'ın doğum günü ise tam bir festivale
dönüştürülmüştür. Hıristiyanlığın doğuşu ile birlikte tüm doğum günü kutlama
adetleri hep birlikte yok olmuşlardır.İlk Hıristiyanlar, senelerce
gördükleri sıkıntı ve zulüm nedeniyle bu dünyanın zalim ve acımasız bir yer
olduğuna inanıyorlardı. Bu nedenle de bir insanın dünyaya gelişini kutlamak için
bir sebep yoktu. Kullanacaksa ölüm günü kutlanmalıydı.Bilinenin aksine
Hıristiyan azizlerinin doğum günü diye kutlanan yortu günleri aslında onların
ölüm yıldönümleridir. Çünkü ilk Hıristiyanlar ölümü, öbür dünyaya geçmek, gerçek
hayata doğmak olarak yorumluyorlardı.Milattan sonra 245 yılında din
adamları Hz. İsa'nın doğum gününü kendilerince kesin olarak tespit ettiklerini
sandıklarında bile Kilise, bunun Mısır ve putperestlerden gelen bir uygulama
olduğunu ileri sürerek, bir firavun gibi doğum günü kutlamanın günah olduğunu
açıklamıştı.Kilise'nin doğum gününe bakış açısı dördüncü yüzyıldan sonra
değişmeye başladı. Bu arada Hz. İsa'nın doğum günü tarihi üzerinde 25 Aralık
olarak anlaşmaya varılınca, bu günün 'Christmas' (Noel) olarak kullanılmasına
başlanıldı.Doğum günü adetinin, kadınlar ve çocuklar da dahil tüm aile
bireylerini kapsayacak şekilde uygulanabilmesi için ise bir 800 yıl daha geçmesi
gerekti. Avrupa'da günümüzdeki anlamı ile doğum günü kutlamaları ancak on ikinci
yüzyıldan sonra başlamıştır.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
çocuklarının doğum günlerini bir yere kaydetmeye ve zamanın takvimine göre
kutlamaya başladılar. Adet sonradan diğer soylu sınıfına da
yayıldı.Tarihte kayda geçen ilk doğum günü kutlaması, milattan önce 3000
yıllarında yaşamış bir Mısır firavununa aittir. O zamanlarda doğum günü
kutlaması yaşanılan çevrede yapılıyor, eş, dost, hizmetçiler hatta köleler bile
kutlamaya katılıyor, günün şerefine tutuklulara af çıkıyor, esirler serbest
bırakılıyordu.Mısır ve Pers medeniyetlerinden Yunanlara geçen doğum günü
adetine burada pasta kesme adeti de eklendi. Ay'ın ve avcılığın tanrıçası
Artemis için her ayın altıncı günü yeniden doğuşunun şerefine kesilen pastaya Ay
ışığını simgeleyen mumların ilavesi de bu devirlerde olmuştur. Yunanlarda da
sadece erkeklerin doğum günleri kutlanmış hatta bu kutlamalar kişi öldükten
sonra da devam etmiştir.Daha sonraları Hıristiyanlık öncesi Roma'da ise
imparatorların ve önemli devlet adamlarının doğum günleri Senato kararı ile
milli bayram ilan edilmiştir. Sezar'ın doğum günü ise tam bir festivale
dönüştürülmüştür. Hıristiyanlığın doğuşu ile birlikte tüm doğum günü kutlama
adetleri hep birlikte yok olmuşlardır.İlk Hıristiyanlar, senelerce
gördükleri sıkıntı ve zulüm nedeniyle bu dünyanın zalim ve acımasız bir yer
olduğuna inanıyorlardı. Bu nedenle de bir insanın dünyaya gelişini kutlamak için
bir sebep yoktu. Kullanacaksa ölüm günü kutlanmalıydı.Bilinenin aksine
Hıristiyan azizlerinin doğum günü diye kutlanan yortu günleri aslında onların
ölüm yıldönümleridir. Çünkü ilk Hıristiyanlar ölümü, öbür dünyaya geçmek, gerçek
hayata doğmak olarak yorumluyorlardı.Milattan sonra 245 yılında din
adamları Hz. İsa'nın doğum gününü kendilerince kesin olarak tespit ettiklerini
sandıklarında bile Kilise, bunun Mısır ve putperestlerden gelen bir uygulama
olduğunu ileri sürerek, bir firavun gibi doğum günü kutlamanın günah olduğunu
açıklamıştı.Kilise'nin doğum gününe bakış açısı dördüncü yüzyıldan sonra
değişmeye başladı. Bu arada Hz. İsa'nın doğum günü tarihi üzerinde 25 Aralık
olarak anlaşmaya varılınca, bu günün 'Christmas' (Noel) olarak kullanılmasına
başlanıldı.Doğum günü adetinin, kadınlar ve çocuklar da dahil tüm aile
bireylerini kapsayacak şekilde uygulanabilmesi için ise bir 800 yıl daha geçmesi
gerekti. Avrupa'da günümüzdeki anlamı ile doğum günü kutlamaları ancak on ikinci
yüzyıldan sonra başlamıştır.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
