- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Kasım 179, hızır ise 186 gündü. Yılın kasım kısmı yani kış devresi
8 kasımda başlar, 6 mayısa kadar sürerdi. 6 mayısta da hıdırellez ile birlikte
yaz devresi, hızır günleri başlardı. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir.
1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma 'teşrinisani'
denilirdi. Kasım adı Arapça 'bölen' anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad
verilmiş olabilir.Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen
'erbain', seksen altısında da elli gün anlamına gelen 'hamsin' başlar, böylece
kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasım günlerinin
ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada
bırakmanın bir ifadesi olarak 'geldik yüze, çıktık düze'
denilirdi.Kasımın yüz beşinde (19-20 şubat) birinci cemrenin havaya, yüz
on ikisinde (26-27 şubat) ikincisinin suya, yüz on dokuzunda da (5-6 mart)
üçüncü cemrenin toprağa düştüğüne ve yedi günlük aralıklarla buraları
ısıttıklarına inanılırdı. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş
gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz.Güneş'ten gelen
ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi
olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş'e yaklaşıldığı için hava
gittikçe ısınırdı.Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak - hava-
su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler
arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler yaşansa da, özellikle
Marmara bölgesine ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80'e varan
oranda ısınma meydana gelmektedir. Cemreler Türk dünyasının kültür ve
edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan,
baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine
'Cemreviye' denilirdi.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
8 kasımda başlar, 6 mayısa kadar sürerdi. 6 mayısta da hıdırellez ile birlikte
yaz devresi, hızır günleri başlardı. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir.
1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma 'teşrinisani'
denilirdi. Kasım adı Arapça 'bölen' anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad
verilmiş olabilir.Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen
'erbain', seksen altısında da elli gün anlamına gelen 'hamsin' başlar, böylece
kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasım günlerinin
ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada
bırakmanın bir ifadesi olarak 'geldik yüze, çıktık düze'
denilirdi.Kasımın yüz beşinde (19-20 şubat) birinci cemrenin havaya, yüz
on ikisinde (26-27 şubat) ikincisinin suya, yüz on dokuzunda da (5-6 mart)
üçüncü cemrenin toprağa düştüğüne ve yedi günlük aralıklarla buraları
ısıttıklarına inanılırdı. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş
gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz.Güneş'ten gelen
ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi
olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş'e yaklaşıldığı için hava
gittikçe ısınırdı.Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak - hava-
su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler
arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler yaşansa da, özellikle
Marmara bölgesine ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80'e varan
oranda ısınma meydana gelmektedir. Cemreler Türk dünyasının kültür ve
edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan,
baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine
'Cemreviye' denilirdi.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
