- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Shen Nung bir gün bahçede ağzı
açık bir kapta su kaynatırken çalılıklardan bir kaç yaprak kaynayan suyun içine
düştü. Nung yaprakları suyun içinden toplayamadan yapraklar suda kaynamaya, hoş
bir koku etrafa yayılmaya başladı. İmparator merak edip suyun tadına bakınca çay
keşfedilmiş oldu. İmparatorun kendi keşfi hakkındaki düşüncesi çayın
susuzluğu bastırdığı, harareti giderdiği ve uykuya olan isteği azalttığı
şeklindeydi. Çay ismi de Çincedeki çadan geliyor. Benzer şekilde çaya Ruslar
chay Araplar shaye Japonlar 'cha' diyorlar. Çay bugün dünyada sudan
sonra en çok içilen içecektir. Avrupa'ya gelişi 1610 yılını buldu, başlangıçta
da ilaç muamelesi gördü. Halbuki o yıllarda çay Orta Asya'da o kadar değerliydi
ki çay balyaları ticarette para yerine geçebiliyordu. Çayın Avrupa'ya
geldiği ilk yıllarda tüccarlar satışını ateş düşürücü, mide ağrısı giderici,
romatizmayı önleyici bir ilaçmış gibi yaparlarken, doktorlar biraz daha ileri
giderek çaydan yapılan iksirin tüm hastalıklara karşı direnç kazandırdığını ve
yaşlanmayı geciktirdiğini ileri sürüyorlardı. Zamanla bu sefer de çayın
aleyhine görüşler yayılmaya başladı. Fransız fizikçiler çayı asrın en
münasebetsiz yeniliği diye nitelendirirlerken bir Alman doktor da 40 yaşından
sonra çay içenlerin ölüme daha yakın olacaklarını iddia ediyordu.
İngiltere'de ise çay içmek alışkanlık haline gelince kadın dergileri ev
kadınlarının çay yüzünden ev işlerine soğuk bakmaya başladıklarını, ekonomistler
ise çalışmaya harcanacak zamanın çay içmekle tüketildiğini ileri sürdüler. Ancak
bunların hiçbiri çayın dünyanın en favori içeceği olmasını önleyemedi. Miktar
tam olarak bilinemiyor ama dünyada senede 2 milyon ton civarında çay tüketildiği
tahmin ediliyor. Günümüzde çayın yaygınlaşmasına en çok etki eden faktör
poşet çayın icadıdır. Her ne kadar icadının tam farkına varmasa da poşet çayın
mucidi Thomas Sullivan'dır. Kahve ve çay ticareti ile uğraşan Sullivan,
müşterilerine sık sık çay örnekleri gönderiyordu. Başlangıçta bu iş için teneke
kutuları kullanırken, sonradan elde dikilmiş ipek torbaların bu iş için daha
pratik ve ucuz olacaklarını düşündü. Çok geçmeden siparişler başladı ama
şaşırtıcı olan esas malı değil torba içindeki örnek çayları sipariş etmeleriydi.
Müşteriler torbaların çayın kaynamasını kolaylaştırdıklarını keşfetmişlerdi.
Çayın torba (poşet) içinde satımı o kadar geliştirildi ki Batı ülkelerinde
tüketim oranı toplam çay tüketiminin yarısına ulaştı.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
açık bir kapta su kaynatırken çalılıklardan bir kaç yaprak kaynayan suyun içine
düştü. Nung yaprakları suyun içinden toplayamadan yapraklar suda kaynamaya, hoş
bir koku etrafa yayılmaya başladı. İmparator merak edip suyun tadına bakınca çay
keşfedilmiş oldu. İmparatorun kendi keşfi hakkındaki düşüncesi çayın
susuzluğu bastırdığı, harareti giderdiği ve uykuya olan isteği azalttığı
şeklindeydi. Çay ismi de Çincedeki çadan geliyor. Benzer şekilde çaya Ruslar
chay Araplar shaye Japonlar 'cha' diyorlar. Çay bugün dünyada sudan
sonra en çok içilen içecektir. Avrupa'ya gelişi 1610 yılını buldu, başlangıçta
da ilaç muamelesi gördü. Halbuki o yıllarda çay Orta Asya'da o kadar değerliydi
ki çay balyaları ticarette para yerine geçebiliyordu. Çayın Avrupa'ya
geldiği ilk yıllarda tüccarlar satışını ateş düşürücü, mide ağrısı giderici,
romatizmayı önleyici bir ilaçmış gibi yaparlarken, doktorlar biraz daha ileri
giderek çaydan yapılan iksirin tüm hastalıklara karşı direnç kazandırdığını ve
yaşlanmayı geciktirdiğini ileri sürüyorlardı. Zamanla bu sefer de çayın
aleyhine görüşler yayılmaya başladı. Fransız fizikçiler çayı asrın en
münasebetsiz yeniliği diye nitelendirirlerken bir Alman doktor da 40 yaşından
sonra çay içenlerin ölüme daha yakın olacaklarını iddia ediyordu.
İngiltere'de ise çay içmek alışkanlık haline gelince kadın dergileri ev
kadınlarının çay yüzünden ev işlerine soğuk bakmaya başladıklarını, ekonomistler
ise çalışmaya harcanacak zamanın çay içmekle tüketildiğini ileri sürdüler. Ancak
bunların hiçbiri çayın dünyanın en favori içeceği olmasını önleyemedi. Miktar
tam olarak bilinemiyor ama dünyada senede 2 milyon ton civarında çay tüketildiği
tahmin ediliyor. Günümüzde çayın yaygınlaşmasına en çok etki eden faktör
poşet çayın icadıdır. Her ne kadar icadının tam farkına varmasa da poşet çayın
mucidi Thomas Sullivan'dır. Kahve ve çay ticareti ile uğraşan Sullivan,
müşterilerine sık sık çay örnekleri gönderiyordu. Başlangıçta bu iş için teneke
kutuları kullanırken, sonradan elde dikilmiş ipek torbaların bu iş için daha
pratik ve ucuz olacaklarını düşündü. Çok geçmeden siparişler başladı ama
şaşırtıcı olan esas malı değil torba içindeki örnek çayları sipariş etmeleriydi.
Müşteriler torbaların çayın kaynamasını kolaylaştırdıklarını keşfetmişlerdi.
Çayın torba (poşet) içinde satımı o kadar geliştirildi ki Batı ülkelerinde
tüketim oranı toplam çay tüketiminin yarısına ulaştı.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
