- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ
ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir
canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranlan çok ufak bir farkla hemen
hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle
sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu
gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur. Tavşan başını çevirmeden
aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp
onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun
ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi
görebilir. Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici
hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et
yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir,
düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler. Su aygırlarının gözleri
kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı
gözetleyebilirler. Arının 12 000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce
merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden
bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir.
Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da
görebilirler. Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir
sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne
başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı
hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.
İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en
fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük
etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat
iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi
kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa
da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha
önemlisi iyi algılarız. Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki
nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü
varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır. Hayvanların gözleri
ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi
neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir
işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona
duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da
gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin
görünebilir. Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu
ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O
halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. Ben sadece gözümle
gördüğüme inanırım lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok
özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını,
röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali
görebiliyor musunuz?
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir
canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranlan çok ufak bir farkla hemen
hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle
sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu
gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur. Tavşan başını çevirmeden
aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp
onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun
ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi
görebilir. Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici
hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et
yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir,
düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler. Su aygırlarının gözleri
kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı
gözetleyebilirler. Arının 12 000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce
merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden
bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir.
Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da
görebilirler. Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir
sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne
başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı
hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.
İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en
fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük
etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat
iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi
kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa
da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha
önemlisi iyi algılarız. Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki
nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü
varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır. Hayvanların gözleri
ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi
neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir
işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona
duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da
gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin
görünebilir. Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu
ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O
halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. Ben sadece gözümle
gördüğüme inanırım lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok
özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını,
röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali
görebiliyor musunuz?
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
