- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Büyüme sırasında iktisadi unsurlarda
meydana gelen değişikliklerin yanında toplumsal sorunların görünüşü de
değişmektedir. Eğitim talebi artmakta, köylerden şehirlere göç hızlanmakta,
sağlık hizmetlerinin gelişmesi gerekmekte, siyasal yapıda dalgalanmalar meydana
gelmektedir.Bu kadar karmaşık olayın bir arada cereyan ettiği büyüme
sürecinde, kesin sonucu belirtecek ölçünün bulunması çok güçtür. İktisadi
unsurların çoğundaki değişmeleri rakamlandırmak nispeten kolaydır. Oysa
toplumsal değişiklikleri istatistik seriler halinde düzenleyip yorumlamalara
gitmek oldukça güçtür.Rakamlarla ifade edilebilen iktisadi unsurlarda da
büyüme sırasında meydana gelen dalgalanmalar değişik oranlarda olmaktadır. Şu
halde sorun, bu çeşitli iktisadi unsurlardan en iyi gösterge olabilecek birini
seçmek ve temel ölçü olarak kullanmaktır. Uluslararası alanda en yaygın olarak
kullanılan ölçü, üretim hacmi ve milli gelirdir. Yalnız, milli gelir artışının
ulusal bir ekonominin topyekün büyümesini yansıtmadığını, fert başına refah
artışına bir ölçü sayılamayacağını da belirtmek gerekir. Çünkü nüfus artışı,
yükselen milli gelirin bir kısmını yutmaktadır. Şu halde büyümeyi fert başına
milli gelir rakamıyla da ölçmek gerekecektir.Burada unutulmaması gereken
bir nokta, milli gelirdeki artışların büyümenin sonucunu belirtmekte olmasıdır.
Aslında milli gelir endeksinin altında önemli iktisadi toplumsal ve siyasal
olaylar yatmaktadır. Ölçü olarak milli gelir seviyesi seçildiğine göre,
büyümenin tanımı şöyle yapılabilir: İktisadi büyüme, milli gelirde bir yıldan
ötekine meydana gelen artış oranından ibarettir.Örneğin, bir ülkenin
milli geliri 1995 yılında 100 trilyon lira iken 1996 yılında 107 trilyon liraya
çıkmışsa büyüme hızı %7'dir. Aynı ülkede yıllık nüfus artış hızı %3 ise,
1995-1996 arasında fert başına milli gelir %4 artmış demektir.Yazı ve
konuşma dilinde büyüme terimi yerine bazen gelişme, kalkınma gibi
sözcüklerin de kullanıldığı görülmektedir. Büyüme, gelişme ve kalkınma
terimlerinin anlamları arasında fark görenler bu tutumu hatalı bulmaktadırlar.
Bunlara göre büyüme sadece bir gövde genişlemesini ifade etmekte, gelişme ve
kalkınma ise ulusun iktisadi, sosyal ve siyasal hayatındaki genel gelişimi
belirtmektedir.İktisadi büyüme sorunu özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan
sonra yaygın bir şekilde ele alınmıştır. Önceleri savaştan zarar görmüş olan
Batı ülkelerinin ekonomilerini yeniden düzenlemeleri için gösterilen çabalar
kısa zamanda gelişmekte olan ülkelere de yönelmiştir. Son yıllarda bu sorunun
daha da yoğun olarak tartışıldığı göze çarpmaktadır. Bununla beraber büyüme
sadece bugünün sorunu değildir.İktisat biliminin kurulduğu yıllarda,
hatta daha önceki dönemlerde bile büyüme ile ilgili fikirlerin tartışıldığı
görülmektedir. Fakat 1950'lere kadar bu tartışmalar yalnızca gelişmiş
ekonomilerin nasıl gelişmiş oldukları ve bundan böyle bunalımsız nasıl
büyüyebilecekleri noktaları üzerinde süregelmişti. Sonraları az gelişmişlerin
büyüme sorunlarının ele alındığı teorik modeller yaygınlaştı. Günümüzün dinamik
dünyasında az gelişmişlerin hızla bünye değiştirerek gelişen ekonomiler
niteliğini kazanmaları sonunda, az gelişmişler için kurulan modellerin de aynı
hızla varsayımlarını ve çerçevelerini değiştirdikleri göze çarpmaktadır.
Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki KatkDalak Büyümesi SplenomegaliAkromegali: Kontrolsüz Büyüme HastalığıBüyüme Ve GelişmeAkromegali: Kontrolsüz Büyüme HastalığıBüyüme Ve GelişmeBebeğin Anne Karnında Büyümesini Etkileyen Birçok Faktör MevcutturKserofitlik Ve Su Ekonomisi ÖkofizyolojisiBebeğin Anne Karnında Büyümesini Etkileyen Birçok Faktör MevcutturZoraki KabulZihniyetZevk-Gerçeklik İlkesiYansımalı DüşünceYafes ve Sam KompleksiVücut ŞemasıVerbalizmVaroluşun EstetiğiÜst İletişimUyuz Keçi EtkisiUyum
meydana gelen değişikliklerin yanında toplumsal sorunların görünüşü de
değişmektedir. Eğitim talebi artmakta, köylerden şehirlere göç hızlanmakta,
sağlık hizmetlerinin gelişmesi gerekmekte, siyasal yapıda dalgalanmalar meydana
gelmektedir.Bu kadar karmaşık olayın bir arada cereyan ettiği büyüme
sürecinde, kesin sonucu belirtecek ölçünün bulunması çok güçtür. İktisadi
unsurların çoğundaki değişmeleri rakamlandırmak nispeten kolaydır. Oysa
toplumsal değişiklikleri istatistik seriler halinde düzenleyip yorumlamalara
gitmek oldukça güçtür.Rakamlarla ifade edilebilen iktisadi unsurlarda da
büyüme sırasında meydana gelen dalgalanmalar değişik oranlarda olmaktadır. Şu
halde sorun, bu çeşitli iktisadi unsurlardan en iyi gösterge olabilecek birini
seçmek ve temel ölçü olarak kullanmaktır. Uluslararası alanda en yaygın olarak
kullanılan ölçü, üretim hacmi ve milli gelirdir. Yalnız, milli gelir artışının
ulusal bir ekonominin topyekün büyümesini yansıtmadığını, fert başına refah
artışına bir ölçü sayılamayacağını da belirtmek gerekir. Çünkü nüfus artışı,
yükselen milli gelirin bir kısmını yutmaktadır. Şu halde büyümeyi fert başına
milli gelir rakamıyla da ölçmek gerekecektir.Burada unutulmaması gereken
bir nokta, milli gelirdeki artışların büyümenin sonucunu belirtmekte olmasıdır.
Aslında milli gelir endeksinin altında önemli iktisadi toplumsal ve siyasal
olaylar yatmaktadır. Ölçü olarak milli gelir seviyesi seçildiğine göre,
büyümenin tanımı şöyle yapılabilir: İktisadi büyüme, milli gelirde bir yıldan
ötekine meydana gelen artış oranından ibarettir.Örneğin, bir ülkenin
milli geliri 1995 yılında 100 trilyon lira iken 1996 yılında 107 trilyon liraya
çıkmışsa büyüme hızı %7'dir. Aynı ülkede yıllık nüfus artış hızı %3 ise,
1995-1996 arasında fert başına milli gelir %4 artmış demektir.Yazı ve
konuşma dilinde büyüme terimi yerine bazen gelişme, kalkınma gibi
sözcüklerin de kullanıldığı görülmektedir. Büyüme, gelişme ve kalkınma
terimlerinin anlamları arasında fark görenler bu tutumu hatalı bulmaktadırlar.
Bunlara göre büyüme sadece bir gövde genişlemesini ifade etmekte, gelişme ve
kalkınma ise ulusun iktisadi, sosyal ve siyasal hayatındaki genel gelişimi
belirtmektedir.İktisadi büyüme sorunu özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan
sonra yaygın bir şekilde ele alınmıştır. Önceleri savaştan zarar görmüş olan
Batı ülkelerinin ekonomilerini yeniden düzenlemeleri için gösterilen çabalar
kısa zamanda gelişmekte olan ülkelere de yönelmiştir. Son yıllarda bu sorunun
daha da yoğun olarak tartışıldığı göze çarpmaktadır. Bununla beraber büyüme
sadece bugünün sorunu değildir.İktisat biliminin kurulduğu yıllarda,
hatta daha önceki dönemlerde bile büyüme ile ilgili fikirlerin tartışıldığı
görülmektedir. Fakat 1950'lere kadar bu tartışmalar yalnızca gelişmiş
ekonomilerin nasıl gelişmiş oldukları ve bundan böyle bunalımsız nasıl
büyüyebilecekleri noktaları üzerinde süregelmişti. Sonraları az gelişmişlerin
büyüme sorunlarının ele alındığı teorik modeller yaygınlaştı. Günümüzün dinamik
dünyasında az gelişmişlerin hızla bünye değiştirerek gelişen ekonomiler
niteliğini kazanmaları sonunda, az gelişmişler için kurulan modellerin de aynı
hızla varsayımlarını ve çerçevelerini değiştirdikleri göze çarpmaktadır.
Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki KatkDalak Büyümesi SplenomegaliAkromegali: Kontrolsüz Büyüme HastalığıBüyüme Ve GelişmeAkromegali: Kontrolsüz Büyüme HastalığıBüyüme Ve GelişmeBebeğin Anne Karnında Büyümesini Etkileyen Birçok Faktör MevcutturKserofitlik Ve Su Ekonomisi ÖkofizyolojisiBebeğin Anne Karnında Büyümesini Etkileyen Birçok Faktör MevcutturZoraki KabulZihniyetZevk-Gerçeklik İlkesiYansımalı DüşünceYafes ve Sam KompleksiVücut ŞemasıVerbalizmVaroluşun EstetiğiÜst İletişimUyuz Keçi EtkisiUyum
