Burası Sendai....

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan smyrna1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

smyrna1

Guest
2
HD RANK
Katılım
16 Ağustos 2009
Mesajlar
275
Reaksiyon puanı
3
Puanları
0
arkadaşlar buraya ekleyeceğim alıntılar, ali öztürk adında devlet burslusu olup, japonyaya mühendislik alanında doktora yapması için gönderilen bir vatandaşımıza aittir, belki bunları bir kitap haline getirir yazarımız ama ben yinede buraya almak istedim, sırası biraz karışık olabilir zira google grup menüsü çok saçma tarihe göre sıralayamadım malesef...





9 Nisan 2009 11:27

[FONT=Courier, Monospaced]Sendai beni her ne kadar kapalı bir hava ile karşılamış olsa da son dört [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]gündür hava güneşli. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Japon kardeşlerimiz bu pazar 'Hanami' dedikleri 'kiraz fetivali' [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]anlamında kendileri için kutsal anlamı olan ve çok önemsedikleri bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]festival kutlayacaklar. Tabii ki onlara bizde katılacağız. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Burada kiraz ağıçları bu mevsimde çiçek açıyor ama asla meyve vermiyormuş. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Burada insanların dini yok diyebiliriz. Arkadaşlar bu insanlar inandıklarını [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]din gibi değilde kültür olarak gördüklerini söylüyor. Ayrıca şu anda benim [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]cebimde de olan ortası delik metal paraları 5yeni de kutsal addediyor bu [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]insanlar. Okullar da din dersi yok. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Nufusun %95 i budist. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Sokakda yürürken arkadaşım bana bir apartmanın bahçesinde yaklaşık iki [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]metere yüksekliğinde çok da geniş olmayan silindir şeklinde diyebileceğimiz [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ancak biraz da köşeli ve üzerinde işlemeleri bulunan tepesi şapka [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]gibi çatılı bir şey göstererek sence bu nedir diye soruyor. Bizim Osmanlı [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çeşmelerine benzettiğimden çeşme diyorum. Ancak bu bir tapınakmış. Japonlar [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bunun yanına gelerek dua eder gibi bi şey yapıyorlar diyor arkadaşım. Benim [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]tapınak diyemeyeceğim bu şey evimizin karşısında sayılır. Buradan biraz [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ilerde ama yolun diğer tarafında bir tapınak daha var. Artık bunun tapınak [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]olabileceğini anlıyorum. Bu da bir apartmanın önünde ancak öncekinden farklı [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]olarak biraz etrafı toprak olan bizim dağ kulübelerine benziyen tahtadan bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yapı. Etrafında yukarıdan aşğıya doğru ince biraz da uzun filama şekinde [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Japonca yazılar ve önündeki askılık gibi bir şeylere asılı(bizdeki [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ağaçlara çaput bağlamayı hatırlatan) boş beyaz kağıtlar veya bezler var. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Arkadaşlardan buradan yani şehir merkezinden arabayla bir saat kadar sürede [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]gidilebilecek uzak doğu filmlerinde gördüğümüz gibi gösterişli ve muhteşem [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yaklaşık 1300 yıllık tarihi olan bir tapınağın olduğunu öğreniyorum. [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Burası Sendai... [/FONT]
 
[FONT=Courier, Monospaced]12 Nisan 2009 21:13[/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced][/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Bugün kapalı bir havada japon kardeşlerimiz ile birlikte kiraz ağaçlarının [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çiçek açmasını kutladık. japonlar kiraz ağaçlarının çiçek açtığı ancak asla [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]meyve vermediği bu günlere hanami diyorlar. Bu bizdeki hidrellez gibi bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]şey olmalı. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Buradaki arkadaşların tanıdığı japonalar ile bu şehrin orta yerlerinde bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yerlerde çevresi pembe çiçeklerini açmış kiraz ağaçları ile çerçeveli bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]parkta piknik yaptık. Japonlara köfte ikram ettik. Onlarda bize geleneksel [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yemeklerinden ikram etti. Onların yemekleri bizim damak tadımıza pek uymuyor [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]açıkçası. Çiğ balık ve yengeç etini pirinçle sarmalayıp yosun ile [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bağlamışlar. Bizdeki dolma gibi . İşte şusi dedikleri şey bu. Bir kere [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ısırıp bıraktığımı gördüklerinde alışırsın diyorlar. Ancak tatlı olarak [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]getirdikleri şeyler güzel . Ayrıca pirinçten yapılmış sıkıştırılarak üçken [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]kalıplar haline getirilmiş yiyecekleri de var. Bunlarda tuzsuz olduğundan [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bize güzel gelmiyor. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced][image: Hanami by * Yumi *.] [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Heralde genellikle tuzsuz yemelerinden ve hamur işi yememelerinden olmalı, [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]burada şişman insana rastlamak hemen hemen mümkün değil. Henüz ekmek yiyen [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bir japon görmedim. Biz de burada kare şeklinde, yumuşak, bir poşetin içinde [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]10 ar 15 erli satılan tos ekmeklerinden yiyoruz. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Piknik alanı aileleri ile birlikte bizim gibi piknik yapmaya gelen gruplar [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ile doluydu. Parkın bir köşesinde geleneksel japon müzği eşliğinde [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]geleneksel kiyafetleri ile dans eden gruplar vardı. Bu ortama bir festival [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]havası katıyordu. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Her nasıl Türkiye de Japonlar dikkat çekiyor ise burada da biz dikkat [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çekiyoruz. Sokaklarda yürürken bazen japonların bakışlarını üstünüzde [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]hissedebiliyorsunuz. Piknikte de bizim japonlar ile muhabbet etmeye [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çalışmamız kadar onlarda bizim ile muhabbet etmeye çelışıyor. Japonların [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ingilizcesi kötü. Bunlar dünya sıralamasında 60. olan bir üniversitede [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]doktora master yapan öğrenciler .Ancak bizim gibi yabancılar ile muhabbet [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]etmeyi çok sevdiklerini hemen anlıyabiliyorsunuz. Hiç kimse konuşurken hata [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yapmaktan korkmuyor. Konuşurken tıkandığımız yerlerde kahkahayı basıyoruz. [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Japonlarla ingilizce konuşmak kadar eğlenceli bir şey olamaz. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Bu tatlı muhabbet faslından sonra biraz da oyun oynadık. Japonlara [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ağızlarında kaşıkla yumurta taşıttık, onlarla yakar top oynadık. Onlarda [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bize önümüzdeki ufak taslardan bir diğerimizin tasına haşi ile nohut koymaca [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]diyebileceğimiz oyunu oynattılar. Ben bu oyundan önce iki japondan haşi [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]tutma dersi aldım. Haşileri(daha da doğrusu bu iki çubuğun ikisine birden [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]haşi diyorlar heralde) güzel tuttuğumu gören etrafımdaki japonlarden birde [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]alkış aldım. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Rinko Kido bir japon kız. Japonyanın güneyinden bir yerlerdenim ve burada [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]kimya da master yapıyorum ve amerikelı bir ailenin yanında kalıyorum diyor. [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Konuşurken tıkanıp söyleyecek kelime bulamayınca kahakahayı basıyor. Benim [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]10 gündür burada olduğumu öğrenince çok şaşırıyor. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Heralde burada bahar ayları böyle festivaller ile geçyor olmalı ki Rinko [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Kido da bana ayrılmadan önce bir piknik davetiyesi veriyor. Bu davetiyenin [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]üzerinde *'Please join us for a picnic lunch, games, hiking and [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]fellowship.'* yazıyor. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Bu piknikte bu ayın 29 unda Çarşamba günü. Bu gün burada resmi tatilmiş. Bu [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]pikniğin hikmeti nedir bilmiyorum. Hayırdır inşallah. [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Burası Sendai... [/FONT]
 
17 Nisan 2009
[FONT=Courier, Monospaced][/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Evden dil okuluna tirafik lambalarında beklemesem 5 dakikada gidebiliyorum.
Ancak 5 dakika da trafik lambalarında bekleyince 'Tohoku Foreign Language
College' e ulaşmam yalnızca 10 dakika mı alıyor.


Bu okulda bizdeki TÖMER ler gibi 8 katlı büyük bir binada japonca nın
yanında bir çok dil eğitimi veriliyor.

Tohoku, Sendai ın başkenti olduğu eyalet. Buradaki üniversitenin adı da
Tohoku University.

Japonyayı da eğitim dili olarak aynı Türkiyedeki gibi düşünebiliriz.
Türkiyede akademik çalışma yaparken okuduğumuz kaynaklar tamamen ingilizce.
Makale yazarken de ingilizce yazıyoruz. Ancak kendi aramızda hep türkçe
konuşuyoruz. Burası da aynen öyle.

Burada sadece ingilizce ile eğitiminizi sürdürmeniz belki mümkün olabilir
ancak yine de zor. Günlük hayatta ise ingilizce hiç bir işinize yaramaz
Sokaklarda latin alfabesi ile yazılmış tabelalara çok nadir rastlanıyor.
Otobüs tabaleları, numaraları dahil full japonca. Genel olarak japon halkı
ingilizce bilmiyor.

Yani kısacası kendinize Japonya da yaşamayı seçdi iseniz japonca öğrenmek
zorundasınız.

Şimdilik 3 aylık yoğunlaştırılmış dil kursuna kayıt yaptırdım. Hafata içi
hergün 4 saat . Derslere 7 farklı öğretmen giriyor. Kurs başlayalı üç gün
olduğundan henüz 5 ini görebildim. 5 i de bayan ve harika. :Yani
öğretmenlikleri. Derse girerken eğiliyorlar çıkarken eğiliyolrlar. Biri tam
olarak o japon çizgi filimleri(animeler) den çıkmışa benziyor. Oldukça
sempatikler.İngilizce bilmiyorlar. 50 dakikalık ders saatini dakikası
dakikasına oldukaça verimli ve etkin kullnıyorlar. 10 dakikalık ders
aralarında da bir sonraki ders kendilerinin ise genellikle sınıfta
bekliyorlar.

Oldukça kaliteli bir eğitim var.

Kursda yalnızca 4 kişiyiz. Bir ispanyol, bir çinli, bir de güney koreli.
Çinli ve güney koreli ile ingilizce bilmediklerinden muhabbetimiz yok.
Sadece onlarla dersde hoca konuşturursa japonca konuşuyoruz.

İspanyol geçen gün ders arasında hadi kantine gidelim dedi. Okulun 7.
katından 3. katına asansör ile yorulmuş ve birazda sıkılmış olarak inerken
okulun büyüklüğüne bakarak bizdeki alıştığımız Üniversite kantinleri gibi
bir köşesinde çay kahfe gibi sıcak içeceklerin satıldığı ve çaylarını
içerken birbirleri ile muhabbet eden bir insan kalabalığı hayal etmiştim.
Kantine girince çaycıya bana bir çay ver diyecektim. Ancak bu kantin bir
köşesinde iki tane yan yana içecek makinası olan ve içinde yalnızca üç
çekik insanın muhabbet ettiği yerden başaka bir yer değildi.

Makineye 120 yen attım. Yazısını okuyabildiğim ve bana tanıdık geldiği için
bir kapuçino aldım. Evet, cola kutusu gibi teneke kutusu içinde bir
kapuçino idi ama soğuktu. Zaten ispanyol(nuriya) bunların soğuk içecek
makinası olduğunu söylemişti.

Ben de kendi kendime başa gelen çekilir deyip kapuçinomu bir güzel içtim.

Soğuktu ama güzeldi.

Geçen gün de bir arkadaşı beklerken sokaktaki makinadan kendime seçtiğim
plastik kutusu içinddeki limonlu çay sıcak çıkınca şaşırmıştım.

Eğ ne de olsa,
Burası Sendai...
[/FONT]
 
21 Nisan 2009 10:59


Geçtiğimiz cumartesi akşam yemeğini dışarıda yemeğe karar verdik.
Akşam yemeği için kendimize seçtiğimiz yer daha önceden buradaki
arkadaşların bir çok kez geldiğini anladığım bir şusici.


Şusi kavramı artık kafama oturdu; yağsız tuzsuz bir plav(daha doğrusu
haşlanmış prinç) ve bu plavın sarmaladığı pişmiş veya pişmemiş balık
eti veya diğer deniz ürünleri ve tüm bunları sarmalayan jilatin
kıvamında koyu yeşil yosun.

Şusilerin içindekilerin ne balığı, hangi deniz ürünü olduğu meçhul.
Sorsanız bu ne balığı diye aldığınız cevap karşısında daha buralara
alışmadı iseniz ya hareketsiz donuk gözlerle sorduğunuz kişinin yüzüne
bakarsınız, yada buralara alıştı iseniz anlar gibi başınızı
sallarsınız. Ama her iki durumda da bir şey anlamamışsınızdır. Çünkü
cevap türkçe karşılığı olmayan japonca balık ismidir.. Temel
prensibiniz 'denizden babam çıksa yerim'. Cevaptan sonra içinizden
bunu tekrar edip her ne ise canım diyerek önünüzdekine bakarsınız.
Balık eti dışındakiler heralde karides ve istakoz eti.

Evden şusiciye doğru iki arkadaş yeni bastıran akşam karanlığında
ancak sendai şehrinin sokak, trafik, otomobill lambalarının ve mağaza
,dükkan ,restoranların ve nerede ise her bir yüz metrede bir
karşılaşabileceğiniz içecek makinalarının japonca neon lambalarının
kırmızımsı ışıltısı altında bisikletlerimizle ilerliyoruz.
Bisikletinizin pedallarına basarken bir şarkı tutturabileceğiniz kadar
keyifli olmanızı engelliyecek hiç bir şey yok.Korna sesi duymak mümkün
değil. Hava oldukça güzel. Biraz serin sayılabilir. Dikkat etmeniz
gereken tek şey trafik lambaları. Bisiklet yolu ile yaya yolu her ne
kadar ayrılmış olsada buna pek dikkat etmenize gerek yok. Arkadaşlar
her ne kadar bu ayrımı belirtmiş olsa da bunu buranın türkiyeden bir
farklılığını vurgulamak için yaptıklarını biliyorum. Çünkü çoğu japon
buna dikkat etmiyor.

Ben her ne kadar şehrin ortasında bir apartman dairesine gelip
yerleşince japonlar çok daireli apartmanlarda yaşıyor önyargısına
vardıysam da şehir merkezini geçip biraz merkezin dışına doğru
ilerledikçe bu insanların da burada müstakil evlerde yaşadığını
anlıyorum. Buralar bu müstakil evlerden olmalı ki avrupa ülkelerine
daha doğrusu daha önce gördüğüm Almanya ya benziyor. Tabii ki evler
kendilerine özgü. Ama o kadar da keskin Japon hatlarının göze
çarptığını söyleyemem. En fazla Japon kültürünü yansıtan şehir Kyoto
imiş.

5 arkadaş şusicide buluştuk. Bazı arkadaşlar hazırlıklı gelmişler.
İçeceklerini(colalarını) sokaklardaki makinalardan almışlar. Bana da
sen yeşil çay iç, artık buna alış diyorlar.

Şusiciye vardığımızda hemen girişte bi kalabalık gözüme çarpıyor.
Hemen grişin sol tarafında bizdeki bankaların bekleme salonları gibi
bir yerde insanlar girişin hemen solundaki masaların boşalıp
kendilerine sıra gelmesini bekliyor. Bu bekleme salonu ile yemek
masalarının arasında bekleyen kıza gidip arkadaşım da ismini
yazdırıyor. Kız sırası gelenleri anons ediyor. Kalabalığın sebebinin
cumartesi akşamı olduğunu düşünsemde hafta içinde de bazen böyle
kalabalık olabiliyormuş. Ancak masa sayısı çok olan büyük bir yer
değil burası. O kadar şusici dururken arkadaşların beni bu şehir
merkezinin dışına doğru bisiklet ile 25 dakika gibi bi zamanda
getirdiği bu şusici meşhur bir şusici olmalı. Sıramız yaklaşık 15
dakika kadar sonra geldi.

Masaya doğru ilerlerken tüm masaları dolaşan bir bant üzerinde
kahvaltı veya tatlı tabağı büyüklüğündeki tabaklarda yiyeceklerin
dolaştığını fark ediyorum. Bu bant üzerindeki yiyecekler ; tatlı,
meyve, çeşitli şusiler, plavın üzerine konmuş domuz etleri, palvın
üzerine konmuş çeşitli deniz ürünleri . Plav dediğimiz zaman bunu
dolma gibi şekil verilmiş ve bu büyükte anlamalıyız. Meyve olarak
sadece tabaklara birer dilim konmuş ama tatları bizimkiler ile
karşılaştırılamayacak kadar kötü karpuz ve kavun var .Tabak gelmeden
önce bu bant üzerinde ilk önce ne olduğunu belirten bir yazı geçiyor
yanınızdan ama tabiiki ben bunların ne demek olduğunu anlayamıyorum.
Herbir tabak sanırım 150yen(=1,5dolar) idi. Bu banttan istediğinizi
alıp yiyebiliyorsunuz.

Masaya oturduktan sonra hemen masada benim solumda kutuda haşiler,
başka kutuda tatlı kaşığı büyüklüğünde kaşıklar ve saydam plastik bir
kutunun içinde de türkiyede sallama çay dediğimiz şekilde yeşil
çaylar var. Haşiler birbirine yapışık iki tahta çubuk şeklinde
bulunuyor ve birbirinden çekerek ayırıyorsunuz. Kaşıkları kullandığımı
hatırlamıyorum. Sol tarafımda ise masanın üzerinde musluk var.
Bardağınızın içinize yaşil çayınızı atıp bu musluktan üstüne sıcak su
ilave ediyorsunuz ama şeker ilavesi yok. Ekmek zaten hiç yok.

Spariş için garson gelmiyor. Masamızın yanında biraz yukarı doğru
hemen yemeklerin geçtiği bantın üstüne doğru aynı japonya ya gelirken
uçakta koltukların arkasında gördüğüm ekran gibi dokunmatik bir
monitör var. Sparişinizi buradan veriyorsunuz.Sparişiniz ise tabak
tabak yiyeceklerin dolaştığı bantın üstündeki başka bir bantta ufak
bir kayık içinde geliyor. Bu kayıkta tüm masaları dolaşıyor. Spariş
hangi masadan verildi ise heralde sipariş sırasına göre siparişi
mutfaktan alıp masanın önünde duruyor. Ama isterseniz uçakta hostesi
çağırabildiğiniz gibi bu mönitörden garsonuda çağırabiliyosunuz.

Ben hiçbirşeyi beğenmeyip en azından bir çorba içmeye karar verdiğimde
içinde kabukları ile bulunan midyeli çorbam hızlı hareket eden kayıkta
dökülebileceğinden olmalı ki garson tarafından getirildi. Çorbayı
tasından kaşık kulanmadan içmeye başladığımda buralara alışmaya
başladığımı göstermek düşüncesi ile arkadaşlara güzel olduğunu
söyledim. Ancak bu içinde yosunda olan çorbanın sonunu zor getirdim.
Ama o acaip yiyeceklerden sonra yine de iyiydi.

Bu restoranda biz türklerin doyması mümkün değil.

Ama arkadaşlar alışmış gibi gözüküyor.
Burası Sendai...
 
Hahaaayyyy smyrna-kun süpersinnnnn... khkh56 Arigatoooo girlhaha

Yaaa okurken bana çok hoş ve eğlenceli geldi taa ki yemeklerden bahsedilene kadar... Ben bizim yemekleri yiyemiyorum onları hayatta yiyemem. girlhaha Hele yeşil çayı hiç sevmiyorum. girlhaha Ancak bildiğim kadarıyla Tokyo'da tüm dünya mutfaklarından restorantlar var. En azından bir makarna bulup yerim diye ümit ediyorum. (Sanki yarın çıkıp gidicem de :D) Yine de istiyorum aç kalıp zayıflarım belki. khkh56
 
Hahaaayyyy smyrna-kun süpersinnnnn... khkh56 Arigatoooo girlhaha

Yaaa okurken bana çok hoş ve eğlenceli geldi taa ki yemeklerden bahsedilene kadar... Ben bizim yemekleri yiyemiyorum onları hayatta yiyemem. girlhaha Hele yeşil çayı hiç sevmiyorum. girlhaha Ancak bildiğim kadarıyla Tokyo'da tüm dünya mutfaklarından restorantlar var. En azından bir makarna bulup yerim diye ümit ediyorum. (Sanki yarın çıkıp gidicem de :D) Yine de istiyorum aç kalıp zayıflarım belki. khkh56


yaa o neki tenya yutuyormuş çinli kadınlar zayıf kalmak için geçenlerde milliyette okudum, bu arada midenizi kaldırsaym özür:)
 
Sen eve vardın ben hala iş yerindeyim.

Harika bir günce bu, oku oku doyamadım gerçekten. Çok eğlendim okurken.

Ama yemekleri de dili de beni aşıyor.

Bana fazla karışık geliyor o dünya nedense... Dediği gibi "Orası Sendai",

başka bir gezegen gibi:))

Gezmek için varım ama yaşamak konusunda ciddi çekincelerim var:))

Devamını da bekliyoruz,

Okurken keyifli oluyormuş....
 
15 Haziran 2009 20:53

[FONT=Courier, Monospaced]Haziran ayında tahmin ediyorum ki ülkemizde günler sıcak yaşanıyordur, her [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]zaman olduğu gibi. Çoktan montlar bir kenara bırakılmıştır. Her yer [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]canlanmıştır. Bakkallar, marketler dondurma reyonlarını dükkanlarının önüne [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çıkartmış, güneş şemsiyelerini de elbette açmıştır.Sanırım orta okul [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]öğrencileri SBS(son olarak böyle oldu heralde bu sınavın adı) , lise son [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]sınıf öğrencileri ÖSS heyacanını çoktan atlatmıştır. Eğ ne de olsa bizim [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yaşımıza gelmiş insanlar için yazın geldiğinin en önemli göstergesi bir biri [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ardına atlatılan sınavlardır. Bir bir, birbiri peşi ardına kapanan [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]üniversiteler de festivaller konserler, yaz şenlikleri yapılmıştır, [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yapılıyordur. Evlerde ise imkanı olanlar bahçelerinde olmayanlar ise artık [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]kahvaltılarını, akşam yemeklerini, çaylarını, akşam muhabbetlerini [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]balkonlarda yapıyorlardır. Gündüz vakti kahvelerin, dükkanların önüne [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çıkartılmış tabürelerin de oturan esnaf bir taraftan ellerindeki çaylarını [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yudumlayıp birbiri ile muhabbet ederken bir taraftan da öylesine etrafına [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bakınıyordur. Denize sahili olan şehirlerimizde deniz kordonları, diğer [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]şehirlerimiz de ise belli başlı caddelerde insan kalabalıkları akşamları [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]öylesine dolaşıyordur. İnsanlar çekirdek çıtlatıp, kabuklarını hayatın [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]verdiği rahatlıkla yere atıyordur, dondurmacıların önünde kuyruk [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]oluyordur.Gençler birbirine aşık olmaya başlamıştır.Güzel ülkemin dört bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]tarafında çiçekler açmıştır. [/FONT]


[FONT=Courier, Monospaced]Bursa yı ise hiç sormayın. Bursa benim için çok farklıdır. Daha Bursa [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]terminalinde otobüsten dışarı adımınızı attığınızda buranın öyle alelade bir [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yer olmadığını kokusunu duyumsayınca anlarsınız. Her ne zaman Bursa ya [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]farklı bir şehir den dönsem Bursa nın bu kokusunu hisseder, o naif havasını [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ciğerlerime çeker rahatlardım. İçim huzur dolardı. Bursa, Uludağı, Ulucamii, [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Tophanesi, Kozahanı, Mudanyası, Gemliği ile güzel bir şehirdir. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Heralde bu sene de Bursa Buyükşehir Belediyesi Altıparmak Caddesini daha [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Burç sinemasının önünden başlayıp yukarı doğru Atatürk Caddesi nde Heykelin [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]önüne kadar yerli, yabancı şarkıcaların konser afişleri ile [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]donatacaktır.Şarkıcılar bir biri ardına Kültürpark açık hava tiyatrosunda [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]konserlerini vermeye başlıyacaklardır.Bursa Kültür Merkezinde bu senede Film [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Festivali yapılacaktır. Osmangazi belediyesinin (2007 de olması lazım) [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]restore ettiği Bursa Fetih Kapısının önünde her cuma mehter gösterisi hala [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yapılıyormudur bilmiyorum. Gençler Pirinç Han daki kafeleri dolduruyordur [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]ama mutlaka... [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Şimdi Setbaşı sinamasının küçük salonlarının birinin o küçük perdesinde bi [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]film izlemek vardı. Oradan çıkıp Beyler kebap ta bi iskender yemek vardı. [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Oradan çıkıp Emir Sultan'a doğru yürümek, ayak üstü bi dondurma yemek, daha [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Yeşil Camiye gelmeden sokak aralarına, açık havaya kurulmuş kafelerde çay [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]içip tavla oynamak vardı, arkadaşlar ile muhabbet etmek vardı. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Burada Haziran ayı girdiğinden bu yana hava hergün bulutlu veya parçalı [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]bulutlu ve bazende bu bulutlardan nasibimizi alıyoruz. Henüz sürekli yağmur [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yağmıyor, sadece ara sıra. Sanırım tüm Japonyayı etkisi altına alan bu ayın [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]son haftasında başlayan ve bir ay boyunca sürekli yağmur yağacak olan nam-ı [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]diğer Yağmur Ayı kapıda. Kısa kollu giyiyoruz ama mont almadan dışarı [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]çıkmıyoruz hala.Burada gerçek anlamda yaz sadece Ağustosta [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yaşanıyomuş.Yukarıda saydığım şeylerin hiçbiri yok burada. Buranın da [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]kendine özgü kültürü var işte. Bahar festivalleri birbiri ardına gelip [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]geçti. Bu şehrin en büyük festivali yaz tatili olan Ağustosun ilk iki [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]haftasının ilk haftasında imiş. Hafta sonları sağda solda, parklara kurulmuş [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]yerlerde ufak konserlere rastlamak mümkün.Hakkını vermek gerekir ki kaliteli [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]konserler. Bunlara konserden daha çok dinleti desek belki daha doğru [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]olacak. Bu pazar örneğn japonlar çıktı italyan şarkıları söylediler. Pop [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]değil. Opera tarzında idi bel ki opera da değil. Pankart asmışlar, mini [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]italyan konseri diye. Okuyabildiğim ve anlayabildiğim kadarı ile bu bu [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]şehirde kurulu bir kulübün etkinliği. Ancak bu yaza özgü bi şey değil. [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Bundan bi buçuk ay önce de bu şehir de Jazz vardı. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Şu an burada hava durumu; 15°C Bulutlu,Rüzgar: Kuzeydoğu yönünde 1 [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]hızında m/s, Nem: % 9 , İstanbulda ise; 24°C, Parçalı bulutlu, Rüzgar: [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]Kuzey yönünde 14 km/s hızında, Nem: % 34. [/FONT]

[FONT=Courier, Monospaced]Burası Sendai(仙台)... [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]-- [/FONT]
[FONT=Courier, Monospaced]''yazı kadar şaşırtıcı bir şey olamaz, hayat hariç...''' [/FONT]
 
yazarımıza katılıyorum, ulucami, kozahanı, bilumum tüm tarihi yerleri gezdim bursada, bu dünyadan koptuğumu hissettiğim çok ender kentlerden biridir, tek istediğim şu hayata dair şu yer kürenin her m2'sini gördükten sonra eyvallah diyebilmek....
 
yazarımıza katılıyorum, ulucami, kozahanı, bilumum tüm tarihi yerleri gezdim bursada, bu dünyadan koptuğumu hissettiğim çok ender kentlerden biridir, tek istediğim şu hayata dair şu yer kürenin her m2'sini gördükten sonra eyvallah diyebilmek....

Ben de varım walla :))) gezip dolaşmak lazım:))
 
Kimden: ALİ ÖZTÜRK
Tarih: Thu, 10 Sep 2009 22:59:06 +0300
Yerel: Perş 10 Eylül 2009 21:59
Konu: Burası Sendai(仙台)...




Sendai da 6. ayımı yaşarken artık japonca kursunun ikinci kurunun sonuna
geldik. Haftaya ufak bir japonların kendilerine özgü ufak bir törenle bu
aşamayı da bitireceğiz.


Nuriasan(ispanyol), Ransan(viatnam), Sugawarasan(çinli) ve ben. İto
aisan(koreli) bir hafta önce G.Koreye döndü. Bir akrabası vefat etmiş
heralde. Kursu yaklaşık üç hafta önceden bıraktı böylece, zaten ben bu
kitapın(Minna no Nihongo-Herkez İçin Japonca) yüzde 60-70 ini filan
anlıyorun ancak diyerek sıkılma emareleri gösteriyodu. Bir sonraki kursa da
gelmiyecekmiş. Japon la evli olan İto aisanın anladığım kadarı japonya ya
geliş nedeni yalnızca evlilik, yani japonyaya gelin gelmiş. Günlük hayatta
kendini ifade edcek kadar japoncası zaten vardı, bu sene onun japonya daki
2. senesi. Evet, artık burada bırakıyor olması beni biraz üzdü, aslında
ayrılırkende onunda biraz buruk olduğunu hissettim, eğ ne de olsa da 5 aydır
japonca öğrenmeye çalışma niyeti ile yapmaya çalıştığımız muhabbetler,
muhabbet kelimesinin sanırım anlamanı taşıdığı üzere aramızda belli bir
sıcaklık oluşturmuş. Her ne kadar burada bırakıyor olsada Almanya da
yıllarca yaşayıp Almanca öğrenmeyen ,öğrenmeye çalışmayan güzel ülkemizin
güzel insanlarına göre bence yaptığı örnek bir davranıştı.

Millet olarak, çoğunlukla Orhan Pamuk'u pek sevmesekte ben hayranıyımdır.
Her ne kadar sevmesek de Japonca ya çevrilmiş Orhan Pamuk tan başka
romancımız var mı bilmiyorum. Mutlaka olmalı ama ben çok aradım japonca
hocalarımızın yardımı ile bir türlü bulamadım. Kitaplarını okuduğumu
söylediğim arkadaşlarım ''o şerefsizin kitaplarını niye okuyosun'' derdi
istisnasız ama istinasız bu arkadaşlarım bir kitabını bile okumamış olurdu.

Okulumuz öğretemenlerinden Yamashita Akirasan ile yaklaşık 1 ay önce burada
bir kitapçaya giderek Orhan Pamuk un ''İstanbul, Hatıralar ve Şehir( Omoide
to kono machi)'' kitabını satın aldım. Daha önce Akirasensey ye internetten
araştırtmıştım, ama Orhan Pamuk un Japonca ya çevrilmiş kitaplarını japonca
olarak o kitapçıda yanyana dizilmiş gördüğümde neler hissettiğimi
bilemezsiniz. Kar, Benim Adım Kırmızı, Babamın Bavulu, İstanbul hatıralar ve
Şehir.

Sanırım o kitapları gördüğümde hisstiğim duygu belki dünyanın bir ucunda
senelerdir görmediğiniz ve hasretini çektiğiniz birisine rastlamaya
benziyor.

Yarın Orhan Pamuk un kitabını getireceğim sınıfa, içinde istanbuldan bazı
resimler var dediğimde o günden itibaren gelmeyecek olan İto aisan ın
gözlerinde bunu kaçıracak olmanın üzüntüsünü hissettim
'' Ağ ben yarın gelmiyecem..'' dedi tabii ki japonca. Daha önce zaten ben
Orhan Pamuktan sürekli bahsediyordum açıkcası herkez ülkesinden meşhur,
dünya çapında birşeyden, birisinden bahsetsin derken Orhan Pamuk tan başka
kimse gelmedi aklıma.

Onlar bana okuduğumuz japonca kitabında 1994 yılında nobel ödülü alan
Ooesan( o-o-e-san, tam ismi ooekenzaburou) nı öğretmeye çalışırken bende
onlara Orhan Pamuk u öğrettim o da aynı ödülü 2006 da aldı ben çok seviyorum
kendisini ve kitaplarını dedim.

Orhan Pamuk hangisinde diyordu, ''Kar'' damı ''Benim Adım Kırmızı'' damı iyi
hatırlamayadım ama şöyle diyordu;
*'' Aşk sevgilinin hayalini yanında tutabilme yeteneğidir,...''*
**
*Bu konuda yetenekli olduğumu düşünüyorum :)*
**
Burası Sendai(仙台)...
 
Kimden: ALİ ÖZTÜRK <alioztur...@gmail.com>
Tarih: Tue, 22 Sep 2009 12:27:47 +0300
Yerel: Salı 22 Eylül 2009 11:27
Konu: Burası Sendai(仙台)...




Japonların bizim TRT ye karşılık gelen NHK televizyon kanallarının internet
sayfasında bugün, biraz japonca listening yapmak niyeti ile dolaşırken bizim
TRT4 de yayınlanan matematik derslerine benzer bir programla karşılaştım.

Hımm dedim, bizim işimizde matematikle olduğu için bu video yu izlemek
ilerde japonca sunum yapabilir hale gelmek için faydalı olabilir diye
düşündüm.

Açıkcası zayıf japoncama rağmen, öğle güzel interaktif bir ders yaptılar ki
ne yaptıklarını çok iyi anladım, tabii ki bunda konuyu biliyor oluşumdan
dolayı ne yapacaklarını tahmin ediyor oluşumunda önemli rol oynadığının
farkındayım. Böylece biraz aşınası olduğum konuları dinlemenin dil öğrenmek
için daha faydalı olduğunu düşünüyorum. İngilizce listening yaparkende NHK
World(http://www.nhk.or.jp/nhkworld/ )un internet sayfasında, sağolsunlar
haber videosunun metnini de videonun yanına koyduklarından, ilk önce metni
okuyup, sonra video yu dinliyorum, oldukça yararlı oluyor. Japonca da böyle
bir okuma yapmak şu anda mümkün değil çünkü kanjilerin hiraganaya
deşifrelerini japoca çalışma kitabında olduğu gibi üstlerine yazmıyolar.

İlk olarak japonca kursuna başladığımda japonların eğitim yöntemlerinin
bizden iyi olduğuna kanaat getirmem den sonra bu ''ikinci dereceden
denklemlere koordinat düzleminde karşılık gelen şekiller(parabol) in çizilme
yöntemi''ni anlatan video yu izlerken , aklımın bir köşesinde bu video
yu TRT4 de anlatılan matematik dersleri ile karşılaştırdım. Açıkcası arada
dağlar kadar fark var.

Dersi sadece hoca anlatmıyor trt de olduğu gibi, biri kız biri erkek iki
lise öğrencisi de aktif şekilde dinliyor. Hoca dersi bu öğrencilerle soru
cevap şeklinde işliyor.

Ders anlatılırken sadece tebeşir değil, daha önce den hazırlanmış, dersin
temel noktalarını işaret eden tahtaya yapışabilen işaretçilerde
kullanılıyor. Hoca girafiğin hangi noktalarda azalan, hangi noktalarda artan
olduğunu sözel olarak ifde etmenin yanında tahtaya daha önce hiç görmediğim
bir aletle çizdiği grafiğin ilgili kısımlarına ok işaretlerini de ekleyerek
daha anlaşılır ve akılda kalmasını sağlıyor konunun.

Hoca dersi anlattıktan sonra birde öğrencilere birer soru çözdürüyor,
gerçekten TRT nin derslerinden oldukça interaktif bir eğitim. Özellikle
eğitim bilimleri ile uğraşanlara japoncasını anlamıyacak olsalarda
izlemelerini tavsiye ediyorum(
http://www.nhk.or.jp/kokokoza/tv/suugaku1/archive/chapter019.html)

Geçende NHK de İngilizce öğrenme amaçlı bir programda, bir adam(japon değil,
native english olmalı) etrafına topladığı 5-6 yaşlarındaki çocuklarla,
ineğin, sütün , sağmak ın ingilizce karşılıklarını çocuklara söyleterek inek
sağıyorlardı.

Aslında japonlar haklısınız, garip(farklı) insanlar...
Burası Sendai(仙台)...
 
Japonya'daki felakete çok üzüldüm. Allah herkesin yardımcısı olsun. sad456
 
malesef artık orası sendai değil:( bu güzel millet bu acıları 2. defa hak etmiyor ama kaderin oyunu, Allah yardımcıları olsun...

Allahtan ali hocamız iyi ve herhangi bir vatandaşımızın başına bir iş gelmedi çok şükür.
 
cok üzgünüm bir cok insan öldu ve kayıp nasıl bir afet bu daha bitmedi artı radyasyon allah yar ve yardımcıları olsun
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst