Bu da Benimkisi

KıpçakBeyi

New member
4
HD RANK
Katılım
3 Eylül 2015
Mesajlar
441
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Tavşanlı/Kütahya
Web sitesi
kahverengisular.blogspot.com.tr
Hani hep deriz ya yazsam kitap olur çeksem film olur.Benimki öyle bir şey.İnsanların hep kendinde olanı büyütme eğilimi vardır ama benimki öyle olmadı hiç bir zaman.

Oturup burada her şeyi anlatmayacağım bazıları hiç açıklanmamalı , bazıları bana kalmalı.Bir kısmını o dönemlerde o yaşlardan geçen herkes yaşadı.Bazılarımızın hikayesi ortaktır.Kimine çok özel gelmeyecek ; "a hadiya bende bir şeyler anlatacak zannetmiştim" dedirtmeyecek.Emin olun buraya buz dağının sadece tepesindekileri yazacağım.Görünen yüzünü de değil.Sis bürüdüğü için sadece o zirvede ki küçük sivrilik gözükecek.

Rabbim'e çok şükür öyle ağır bir psikiyatrik vakam olmadı veya genç yaşta ağır hastalıklarla boğuşmadım ; istememde.Otuzlu yaşlarımın içerisindeyim ve gerçekten otuz yıldır hayatın içerisindeyim.Haşarı ve yaramaz bir çoçukdum.Sabah evden gün doğumuyla sokağa kaçan akşama kadar üstünü başını kirletip gelen bir çocuk.Bizim zamanımızda bu genelde ödüllendirilen bir durum değildi.Hayat seksenlerin sonu , doksanların başında omo reklamındaki değildi.Türkiye bir değişimden geçiyordu.Kırsaldan İstanbul'a gelmiş olmamız değildi bunun nedeni.O dönemlerde herkes fakirdi , dünya değişiyor ve ezberler bozuluyordu.Az çok o dönemi yaşayan çocuklar için gazoz içebilmek önemli bir şeydi.Bunlar bana özel değildi.

Her şey ilkokula başlamamla değişti.Kız kardeşim olunca kendimi kastım biraz artık ağabey oldum moduna girdim.Biraz uslanır gibi oldum ama okula başlayınca daha düzenli bir çocuk oldum.Yaramazlıklarım gitti.Ders çalışan ama televizyonu ve oyunu bırakmayan bir çocuğa döndüm.Kasım ayında okumaya geçtim.Okulda ki okumaya geçen ilk çocuklardan biriydim.Belki üçüncü belki beşinci hatırlamıyorum ama benden bir iki gün önce okumaya geçen ve okumaya ilk geçen kız çocuğuna kırmızı kurdele taktılar.Bana takılmamıştı.Senelerce içimde ukde kaldı.Tabi ki şu an I don't f.... care diyorum.

Sonrasında şehir değiştirdik.Kız kardeşim biraz daha büyüdü ama adaptasyon sorunu yaşadım.Etrafımda fazla arkadaşım yoktu.Yaşadığımız yerde neredeyse şimdi 70000-80000 kişi yaşıyor ama o zaman 1000 kişi ya var ya yoktu.Adaptasyon sorunu yaşamadan zaten hafta sonları babamla beraber çalışmaya başladım.Dokuz - on yaşlarındaydım.Hiç hevesli değildim alında ama bu durum ara ara kesintiye uğrasa da yirmi yıl sürecekti.Elektrik tesisatı işi ciddi fiziksel çalışma gerektiriyordu.

Babama o zamanlar kızıyordum şimdi iyi ki böyle yapmış diyorum.O babasında öyle görmüştü.Bu aslında bizim genetik kodumuzda olan bir şey.Kıpçaklar çok çalışırlar ve ağır işlerden çekinmezler.Bugün insanlar bölgelerine yatırım gelmediğini bahane ederek eline silah alıp dağa çıkıyorlar.Bizim yaşadığımız coğrafya neredeyse yatırım yapılması imkansız bir coğrafya.Sonra mühendis gözleriyle bakınca daha iyi gördüm.Toprak yok.Sadece taş var.İklim elverişli ama ürün kıt.Dedeler çok çalışmışlar belki 16 saat.Çalıştıkları için sadece karınları doymuş.Mal mülk edinememişler ama bunu umursamamışlar bile.Yol seneler sonra gelmiş , elektrik öyle. Şükretmişler.Neyse bu epey uzunca bir konu


İlk okulda sıkıntılı hocalarım oldu.Bunların çok ayrıntısına girmeyeceğim zaten kısa tutmak istiyorum ama ben kısa yazıların adamı değilim.Beni tanıyanlar bilirler ve bunu tek seferde de yazmayacağım.Hayatın zorluğunu görmek ve benim henüz ilkokul çağında olmam beni biraz daha içime kapadı hani maçlarda takım üleşirken aldım verdimler yapılır.Ben uzaktan durur beni de alın diyemezdim anca komşularla beraber oynardık yoksa benden iyi topçu olurdu.Kimse yeteneğimi fark etmedi.Son iki cümle geyik. smil56

Mahalle maçlarını aranılan adamı olmamam gerçek.Neyse ben hiç bir şekilde bir şey isteyemez hale geldim.İsteyince hayır deniyordu zaten.Bu arada bir hayır diyebilme telkini olmalı.Senelerce bende hayır diyememe durumu oluştu.İş yaşamıyla biraz öğrendim ama hala sıkıntı.Not:Normalde benim yaşadığım şeyleri yaşayanlarda iki şey gelişir.Ya aşırı intikamcı olmaya çalışırlar tabiri caizse ne gördülerse onun iki katını karşısındaki insanlara yapmaya çalışırlar ya da ben gördüm ben çektim başkaları çekmesin düşüncesiyle hareket ederler.Ben ikinci örneğim.Bu biraz aşırı merhametli ,devamlı alttan alan kimilerine göre ezik ve pasif bir karaktere büründürüyor sizi.Maalesef piyasanın adamı olamıyorsunuz.

Ders notlarım düşmeye başladı.Bizim zamanımızda ilkokul beşe kadardı.Dört ve beşteki hocamız çok kötüydü.Hiç bir şey vermeyen nokta noktanın tekiydi.Şimdi öğretmenler kızabilir ama bahsettiğim adam 12 eylül darbesinin getirdiği bir yenilikle sadece 20-30 gün kurs görüp öğretmen olmuş ortaokul ya da lise mezunu bir herifti.O sınıftan çok az insan bir yerlere gelebildi.Birisi de benim.Her şeyi bir şekilde anlıyorduk ta matematik çok zordu.Bana ilk okul ikiden sonra doğru düzgün matematik öğretilmedi.Birinci sınıfta öğrendiğim dört işlem bilgisi harici bir şeyim yoktu ha kesir anlatılınca yapabiliyordum ama sadece babam bir kere ders çalıştırdı o da basit kesirler.Sıkıntım yoktur.

Neyse şimdilik ara verelim yemek saati gelmiş.
 
Hoşgeldiniz,
paylaşımlarınızın devamını bekliyorum.
 
Biraz daha yazayım.

Matematik işi kitapla olmuyordu.Çünkü hocamız bizim zamanımızda dergi sitemi vardı.Ders kitabı yerine dergiyle anlaşılıyordu.(Şimdi aklıma gelince yuh dedim eğitim sistemi öz eleştirisi oluyor aslında.)Dergi güya bizi Anadolu liselerinin orta kısımına hazırlayacak.Ortaokuldan sonra girme sonradan geldi ama bir sorular var dershaneye giden arkadaşlar yapamıyor.Bizim zamanımızda yeniydi.

Basit basit örnekler çöz kitapta.Teste ise bazı sorular sanki öys sorusu.Görmediğim şekiller , sayılar.Hocaya şu soru nasıl çözülüyor diyorduk.Adam cevap anahtarının aynısını tahtaya yazıyordu.Benim matematik notum dördü görmemeye başladı.Elliler-altmışlar.Sınıfın hepsi pek iyi kızı bile 75-80 zor alıyordu.

Bizim notlar iyice düşmeye başladı.Birde çok ölümler yaşadık üst üste ve benimde ciddi sinüzit problemim vardı.Kutu kutu antibiyotikler , ağrı kesiciler kar etmiyordu.On on bir yaşlarındaydım.

Tabi hep azarlanmalar , sen okuyamazsın , sen bir şey yapamazsın sen edemezsin hep devam etti.Belki on sekizli yaşlarıma kadar sen yaparsın koçum , becerirsin evladım.Bu nedenle öz güvenle yetişmedik.

Ortaokul nispeten iyiydi ama matematik hep peşimden geldi artık notlarım üçten ikiye düşmüştü hatta bazı seneler dönem ödevi almadan geçemiyordum.Bir dönem bir alıp ikinci dönem iki alıp dönem sonu iki ile geçebildiğim zamanlar oldu ama fende ki fizik problemlerini formüllere koyup yapıyordum hep temelsizlikten.

Ortaokulda sıkıntılı arkadaşlarım oldu.Tabiri caizse herkesin şaka yapmak için uğrak noktasıydım.İnsanlar dalga geçmesini umursamıyordum devamlı alttan alıyordum.Elbette didiştiğim bazı arkadaşlar , oldu ama ağız burun kırmaca yoktu.Bazı arkadaşlar bu yönümü kullanırken bazı arkadaşlar müthiş sabırlı olmamı takdir ettiler.

Dedim ya aşırı alttan alan karşısında ki incitmek istemeyen bir ruh haliniz oluyor ama siz çok inciniyorsunuz.Bu sizi güçlendiriyor biraz.Kendinizi önemsemiyor ve önemsiz hissediyorsunuz biraz vurdum duymazlığa vuruyorsunuz.Her şeyi apaçık yazıyorum ama içinizde birini dövmek , haşat etme isteği hep kalıyor.En sıkıntılı olansa bunu yapabileceğini bilmek.Gerçekten karşınızdakinin pestilini çıkartabileceğinizi bilmekve bu noktada kendinizi geri çekiyorsunuz.Hınç ve öfkeyle kimseye vuramıyorsunuz. Yapabileceğinizi yapmaktan korktuğunuz için asla kendiniz olamıyorsunuz.Belki kimse sizi sinirlendiremiyor ama içinizdeki o öfke hiç bir zaman gitmiyor.

İstisnası kum torbasıydı.26002600

Hep içine atan , hep yumruk yiyen ama yumruk atmayan (fiziksel anlamda değil) sınav zamanı harici ders çalışmayan sessiz bir çocuk oldum.İstemeyi bilemedim.Verilmedikçe almadım.Genelde hep hayır cevabı aldığım için gururdan istemeyi bıraktım.Hayır cevabından nefret ediyordum ama isyan etmiyordum.Biraz yetiştiriliş biraz yapı.Birde kız kardeşim ağlayıp sızlayıp istediğini aldırıyor , yaptırıyordu.Ben ağabey olduğum (kendimi o moda soktuğumdan) onu hep kayırıyordum.

Şimdi düşünüyorum da biz ve önceki kuşak daha çok maddi sıkıntılar yaşamış.Bu nedenle çocuğun tek sıkıntısı paraymış gibi görüyorlar.Doksandan sonra doğan çocuklarda biraz da ülkenin büyük krizlerini görmemelerinden dolayı maddi sıkıntı yoktu.Çevremde örneği var.Çocuğun her sorununu parayla ve harçlıkla çözebileceğini düşünüyor ebeveynler.Onların zamanında en büyük sıkıntısı bu olduğundan dolayı maalesef çözüm olmuyor.Bu da ayrı bir gözlem.

Orta okulda yeni bir dostum oldu kitaplar diyorum ve tekrar ara veriyorum.Ömrümün otuz yılını anlamdan son yaz neler yaşadığımı ve telkinlerin etki edip etmediğini anlayamazdınız.Devamı gelecek.
 
Hoş bulduk Mümin bey ;

Ortaokuldan itibaren özellikle kitap okumaya başladım.Aslında buna ilk okulda başlamıştım ama o kadar sık okumazdım.Sonrasında Anadolu liselerinin lise kısmı tıpkı askeri liseler ve fen liseleri gibi ortaokuldan sonra alma kararı alındı.

Tabi bu bizim önümüzü açtı.Orta ikide hem arada seviye belirleme sınavlarına giriyordum.Kitap okumak bariz bir şekilde yorum gücümü artırdı.Özellikle o dönem öğlenciydim ve akşam beynim davul gibi oluyordu.Ben genelde masal kitapları okuyordum.Keloğlan , Sindrella vs hiç fark etmeksizin.Bilerek seçiyordum bu kitapları.Sınıflarda duran kitapları akşam yürütüyordum.Zaten bu kitaplar bir saate bitiyordu sabah erkenden yerine koyuyordum.Elbette masal kitapları dışında da kitaplar okuyordum.Masal kitaplarının etkisi sadece hayal gücümü çalıştırmasıydı.Kitap bittiğinde kafam boşalmış oluyordu.Sonrasında ise ödevleri yapıyordum.Belki yarım saat fazla çalışıyordum belki değil.Sınavlara da sadece o konuyu okuyup giriyordum.Bu şekilde genelde dört-beş alan öğrenci profilim devam ediyordu.

Matematik yine olmuyordu.Yukarıda yazdığım şekil devam ediyordu.Bu önceki senenin sorularını çözüyor , konularını anlayabiliyordum ama o senenin konularını yapamıyordum.Çok basitmiş yav diyordum ama olmuyordu.Dört işlem dedim ya.Ömründe hesap makinesini çok az kullanmış birisiyim. Annemin ilmek hesaplarını maketlerin ölçek hesaplarını kafadan veya kağıtla yapabiliyordum.

Sekizinci sınıfta nasıl olduysa dershaneye yazdırıldık.Elbette yazdırın diyemedim.Evde çok hararetli tartışmalar oldu.Neticesinde 98 senesi benim en önemli senelerimden biriydi.Devlet kütüphanelerini keşfettim gerçi onları 97'de keşfettim ama sıklıkla gidip kitap alamıyordum.Artık hem sınava çalışıyordum hem de her hafta bir kitap bitiriyordum.Be seferkiler 250-350 sayfalık romanlardı.

Sabahçı olduğum için okuldan gelip yaklaşık 2 veya 3 saat çalışıp sonrasında kitap okuyordum.Matematik dershane ile değişmedi sadece genç bir hocamız vardı kendimi zorlayıp ona soru sorabildim.Soru da soramıyoruz haliyle.Bana bazı şeyler gösterdi.Dört işlem bilgisiyle biraz da onun gösterdikleriyle net durumum yükselmeye başladı. Sınırdaydım 50 nete yaklaşıyor ama geçemiyordum.Hocalar bunun önemli olduğunu söylüyordu.Üç-dört matematikle olmuyordu.Matematiğin ittriklemesiyle netlerim 7-8 i buldu.En azından 10 soru ile uğraşabiliyordum.Bu beni 53-55 lere çıkardı.Son zamanlara doğru 57 net yaptığımda oldu.

Bir senelik çalışma sonucu Anadolu lisesini kazanabilmiştim.Toplam da 63.5 net yapmıştım ve 10 matematiğim vardı.Ortaokulu devamlı ikiyle geçtiğimi söyledim.Hatta sınavdan çıkınca anne şu liseyi bilemiyorum ama bu lise kesin gelecek dedim ve öyle oldu.Ailem herkes Anadolu lisesine gitmemi istiyordu bense bu fikre sadece yakındım.İsteğim aslında askeri liseydi.Pilot olmak istiyorum ama hiç başvuru yapmadım.Biraz tarihe dikkat edenler nedenini tahmin edeceklerdir.Zaten bütün arkadaşlarım koro halinde sen yapamazsın , seni almazlar ,sen giremezsin türküsünü söylüyorlardı.Bizde mal değildik neticede Türkiye'de neler olup bittiğinden haberdardık.Umudum vardı ama işte hayır cevabına takıntılıydım.Reddedilmeye takıntılıydım.Belki o zaman becerebilirdim.Öğrenme şansım hiç olmayacak.

İsteme özürlü olmak insanlarla münasebetimi azalttı.Sosyal anlamda zayıf oldum.Yırtık olamadım.Arada kriz gelirdi.İnsan görünce yol değiştirirdim.Nedenini bilmiyorum hele komşular olunca...Annem devamlı uyarırdı şuna niye görünce merhaba demiyorsun gibisinden.Bende yapmacık naber nasılsınları hiç sevmedim.Zenci eli öpmekle dudak kararmazdı ama ne bileyim gelmezdi içimden.

Bu senenin bana faydası sosyal çevremin genişlemesiydi.Aslında kendimi ifade etmekte pek sıkıntı yaşamazdım ama o ilk tanışma heyecanı ve insanlarla diyalog kurma gereksinimi biraz beni açtı ama hiç bir zaman ağır ağabey modundan çıkamayacaktık.

Dükkanlara bile girmeye çekinirdim eğer bir şey almayacaksam.Araba aldık hiç baba bana araba kullanmayı öğret diyemedim.Herkes bugün dahi beni meraksızlıkla itham ediyor.Oysa ben para buldukça araba dergileri okurdum.O dönemler çıkan pek çok arabayı bilirdim ama içim gitse bile diyemezdim.

Yine de level atlamışlığım yoktu öyle sosyal bir çocuk olmadım.Evde oturup ansiklopedi okumak bana yetiyordu.Sosyal fobi denen herzeye 10-18 yaşında yüzde seksene yakın uyuyordum.

99 yazı hayatımda hiç unutmayacağım bir yazdı.Birincisi babamla deli gibi iş yapıyorduk.Sabah sekiz akşam sekiz.Öyle ki hep annem televizyon nedeniyle bana kızardı.Ben belki 10 olmadan yatıyordum ama sabah zor uyanıyordum.Nereden bilelim o kadar binanın sonradan yıkılacağını.İkincisi Anadolu lisesini kazanmamdı.Üçüncüsü ise sonra Marmara depremi adını alacak olan 17 Ağustos depremiydi.

Devamı gelecek.
 
Arada yazdığım bölümün bir kısmı sanırım server taşınırken uçup gitmişti.Biraz darıldığım için (insanlara değilde duruma) devamını getirmek istememiştim ama devamını getireceğim.Biraz uzun yazdığım için zaman alacak.
 
Roman tadinda yazmissiniz cok hos anlatim olmus bu kabiliyet meselesi
Bende yazmak isterdim.
Basarilar dilerim.yazmaya devam edin.
 
Ilkokulda yanlis hatirlamiyorsam 8 dergi aliyorduk
Ve hoca bana bu kadar bozuk para nasil getirdin diyordu
Para degil mi
Teneke degil para iste
Cok otoriter bi kadindi
Bi sinifta 3 kisi takdir alirdi
100 vermezdi kimseye
Urperdim bakislari hala gozumun onunde tirstim:)
 
Önce ki cümlelerimi hatırlamıyorum ama hikayeyi bildiğim için yeniden yazabilirim.Bu arada burada yazılanların hiç birisi hayal ürünü olmayıp , bizzat yaşanmış olaylardır.

Lise hayatımın en çalkantılı dönemiydi.Geride bırakamamışım.

Uzun bir dönem boyunca neredeyse yaklaşık bir sene bizim evimiz onarılana kadar çadırda yaşadık.Ben bu dönemde okula devam ettim.Hazırlık okurken zaten derslerden uzaklaşmıştık.Bir de lise birde sayısal dersleri İngilizce okuyunca şok etkisi yaptı.Matematiğim oldum olası kötüydü.Bu sefer sadece matematik değildi dertlerim.Hatun kişilerde girdi.

Salak saçma bir kural nedeni ile (matematikten ortalama ile geçtiğimden dolayı) sayısal seçemedim. Sözelim oldum olası iyiydi.Annem yine devreye girdi ama inat ettim lise sonda sayısala geçtim ve derslerimi verdim.

Matematik temel eksiğim nedeniyle ancak üçüncü seferde üniversiteyi kazanabildim.Aslında mezun olduğum da da şimdiki mesleğim olan maden mühendisliğini girebiliyordum.Ben sadece iki senede matematiği geliştirdim ve daha yüksek puanla girmiş oldum.Her şey nasip ama kesinlikle aklımdan geçirdiğim bir bölüm değildi.

Sonunda 2010 yılında üniversiteden mezun oldum.Neredeyse hiç zaman kaybetmeden Soma'da yer altında vardiya mühendisi olarak işe başladım.Evet eski işverenim sonra çok meşhur olacaktı.Keşke olmayaydı.Çalıştığım süre içerisinde bir kaç arkadaşımı kaybettim.Annem hep memur olmamı istiyordu.Ben de bu dönemde yaşadıklarım sonucu kpssye tekrar girmeye karar verdim.Mezuniyet puanım ümit vermiyordu.Bir seneyi aştıktan hayatımın en büyük rolünü oynayarak (erkekliğimize toz kondurmak istemiyoruz.) askere gidecekmiş gibi davrandım.Zaten ocakta iki yerde söylediniz mi bütün ocak iki günde sizi askere gönderip terhis ediyor.Amirlerim de işten ayrıldığımda askere gideceğimi zannediyordu.Gurur duymuyorum bundan.

Aralık 2011'de işten ayrıldım.Temmuz 2012'de yapılacak sınava hazırlancaktım.Bu sefer kursa gidecektim.Kendi paramla.Önceki sefer yük olmayayım diye gitmemiştim.Annem parayı dert etme demişti.Başlamış ve ilerlemiş bir gruba devam ettim.Senelerce matematik çalışmamın faydalarını görebiliyordum ama beynim karbonmonoksit ve nitrojen oksit gibi gazları teneffüs etmekten biraz yavaş çalışıyordu.Yine de kısa sürede mesafeyi kapatıp iyi bir puan aldım ama o puan ilk atamada atanmama yetmeyecekti.Son atamaya kadar beklemem gerekecekti.

Bu arada özet geçmeye çalışıyorum arada yaşadığım çok fazla olay bir kısmı mahrem bir kısmı ayrıntı.
 
Altı ayda kpssyi toparladım ve 2012 kpssye girdim.Aslında iki-üç puan yüksek yapabilirdim aldım puan 82.3 dü ve kendi branş sıralamam 128di.Normal şartlarda ilk ve ikinci atamalarda bana sıra gelmesi sadece ihtimaldi ve üçüncü atamada ise atanırım diye düşünüyordum.Dile kolay bir buçuk sene.Yine de benim aklımda bir sene vardı.Askerliğimi yedek subay olarak yaptım mı hem süre biterdi hem de biraz birikmişim olurdu.

İstediğim gibi Ağustos celbi gidemedim askere.Aralık celbi gidecektim boş beklememek için babamla çalışmaya başladım.

Bu sıralarda bir sınıf arkadaşım bir iş kazasında yandı.Nedense içime de doğmuştu.Durumu ağırdı ağabeyi bana iyi olacak demişti ama benim tıp bilgim % 75'i üçüncü derece ağır yanıklarla kaplı birinin uzun süre dayanamayacağını söylüyordu.Yoğun bakımdan çıkamadı.

Aralıkta askere gittim.Şimdi askerlik anılarımı anlatmayacağım zaten istediğimiz gibi yedek subay olamadık.Askerde bir arkadaşım sayesinde kişisel gelişime merak sardım diyemeyeceğim.Ben sadece kişisel gelişim ve iş kitapları okuyorum diyen bir arkadaşım vardı.Onun getirdiği bir kaç kitabı askerde bitirdim.

O zamana kadar kişisel gelişim benim için sadece Oğuz Saygın(? yanlış değildir umarım) " Negatif limanlardan pozitif sulara" kitabıydı.Okuduğumu sandınız değil mi?Hayır okumadım sadece o zamanlar çıkan ilk NLP kitabıydı ve dayımlarda vardı.Dayımın oğlu şöyle güzel kitap böyle iyi kitap derdi ama alıp okumadım.

Uzun bir dönem sihirli çubuğa inandım.Ne zaman vaz geçtim bilmiyorum.Bir sihirli çubuk değecekti ve her şey düzelecekti.Derslerim , özel hayatım.Bunun böyle olmadığına lise sonda kısa bir dönem bize matematik hocalığı yapan bayan bir hocamız inanmamı sağlamıştı.Pek çok hocamız gibi ODTÜ mezunuydu.Anneme geçmişin geçmişte kaldığını eğer temeli eksikse bir şekilde o temeli oluşturabileceğimi söylemişti.

Lise döneminde artan NLP ve kişisel gelişim bombardımanı bizde birazda bu işin bir rüzgar bir para tuzağı olduğu düşüncesini oluşturmuştu.İnanırsan her şeyi yaparsın.Bu kitabı okuyan üç kişiden beşi iş kurdu milyon kazandı.Diğer ikisi bilmem ne oldu vs. vs.Ha bende gazla çalışan biriyim.Zamanında(çocukluğumda) gaz yeterli verilmediği için.

Askerden geldikten sonra ikinci atamada olmadı zaten bizden çok az alım olur.Onlarda haziran dönemi 2 ve 4 tür.Üçüncü atama benim için yeterli olmayabilirdi.İnsanlar tahmin ettiğimden daha fazla biçimde yazınca sıralama bana yaklaştı ama arada hep kupon kadro bekleyen yüksek puanlılar vardır.Geneli de bir kamu kurumundan başka kamu kurumuna geçmek için yapar.

Ben babamla çalışıyorum ama nevrotik bozukluk mu diyorlar aşırı gerginim.İnşaatta balkondan aşağı bakamıyorum.Sanki düşecekmişim gibi.Yüksekten korkmam.450 metreden paraşüt atlayışım var benim.İlk öss sınavımdan üç gün önce thk İnönü'de atlamıştım.(2003)Sinirlerim bozul devamlı hesap yapıyorum üçüncü atama yaklaşınca şu kadar kişi alsalar şöyle olur bana sıra gelir , gelmez.


Üçüncü atamalar yaklaşırken annem ısrarla hızlandırılmış bir kursa gitmemi istedi.Bende kursa yazıldım ama içimde hep 2012 puanımla atanacağım düşüncesi vardı.Hiç daha önce hissettiğim bir şey gibi değildi.

Dedem ve Babaannemi kaybettik.Dedemin senelerdir uzun süren Alzheimer'ı vardı.O dönemde bu hastalığı bilen çok fazla hekim yoktu.Şansa en bilgili olanı Kocaelideydi.Dedem belki de Türkiye'nin en uzun yaşayan hastalarından biridir.İlaçlar yalnızca ilk evrenin ve ikinci evrenin uzamasına sebep olabilir.Üçüncü evrede zaten hasta yatağa düşer ve hiç bir işini göremez.Ben Somadan geldiğimde ikiden üçe geçiş dönemindeydi ve üçüncü atama döneminde kaybettik.

Üçüncü atamada çok komik sayıda kişi aldılar.Kadrolar çok kupon yüksek puanla kapatacak yerlerdi ve bir yerlerde bekleyen arkadaşlar yerleştiler ve bana hala sıra vardı.

Böylece Mayıs ayı geldi.Aynı şekilde yatalak olan babaannem vefat etti. (Dedemle kardeş/Hala-Dayı çocukları annemle babam).Onunla aynı odada ben kalıyordum artık nefes alamıyordu neredeyse geceleri.Sonunda ben artık uyumakta zorlandığımı söyledim anneme.Aslında istesem en başından salonda yatabilirdim ama içimizde aşırı bir sorumluluk duygusu var ya?

Babaannemi kaybettik. İnsanın merhamet hakkında düşünecek uzun zamanı oluyor.Üzüldüğümü söyleyemem.Üzüldüm elbette ama bu çok farklı bir şey.Babam belli etmedi ama çok üzüldü.

Eski şirketimde malum kaza oldu.Günlerce ekran karşısında sabahladım.Profosyonel olmanın en güzel tarafı sonucu önceden tahmin edebilmeniz.Bilgiler doğru akarsa ne olup olacağını anlayabiliyorsunuz ama yine de içinizde bir ümit oluyor.Riski bilmek sizi hayatta tutmaz.Ömrümce filmlerin , kitapların , dizilerin senaryosunu çok önceden tahmin ettim ve bununla övündüm.Bilmek sonucu değiştirmiyor.

Hayatımın en zorlu Mayıs ayıydı.Kpss 2014 hak getire ama ben son atamada olacak diyorum.Kontenjanlar açıklanınca atanacağım neredeyse kesinleşti.2014 kpss öncesinde atandığım yeri öğrendim.Aklımdaki yer değildi.Liste başına yakın atanırım diye düşüyordum ama neredeyse herkes tercih etmiş.Benden sonra 10 kişi atanabildi 40 küsür kişiden.

O kadar acılardan evin içine neşe dolmuştu.Hayatımın en zor bekleyişiydi.Saat geç olmasaydı burada bırakmazdım.Bu kadar yazacağımı ve bazı şeyleri anlatacağımı tahmin etmemiştim.O yüzden bir gece daha beklemeniz gerekecek.

Bir gece Şehrazat'a ve bin bir gece masallarına dokundurma.Ne zaman yazarım bilmiyorum.
 
Hikayemin son kısmını yazayım.Neyse atandık.Arada bazı prosedürler var.Onları geçeceğim tabi ben en tecrübeli olduğum için yer altına alınacağıma kesin gözle bakılıyor.

Vergi iadesinden doğan bir maaş farkı olsa da temelde çok farkı yok.İşin açıkçası bende istemiyor değilim.Eğitim oldu ve yerlerimiz açıklandı. Kıpçakbeyi pazarlama satış denilince başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Hiç beklemiyordum böyle pasif bir kadroyu.Ne yapacaktım nasıl yapacaktım bilmiyordum.Sonra müdür beyle tanıştık kendisi çok hızlı konuşuyor.Sanırım guatr gibi bir problemi var.Soma'da böyle bir baş mühendisimiz vardı.Ben anlayamıyorum he he diyorum.Emredersiniz komutanım modunda olan bir görev adamıyım.İşi bilmiyorum bana gösterebilecek kimse yok , kendime haksızlık yapıldığını düğşünüyorum ve müdürün bana verdiği işi bile anlayamıyorum.

Belki en az bir ay bunalıma girdim.Sonra baktım altımdakilerin durumu karışık.Biri birine küser , öbürü bize maaşta haksızlık yapılıyor der.Teknikerim ayrı sıkıntılı tam bir krediyi kredi ile kapatan ekonomi profesorü ve işten kaçıyor.Sorumluluklardan kaçıyor.

Allah'a duam vardı.Benim kişisel ilişkilerim biraz zayıftır.Teknik yönüm çok kuvvetli ama yöneticilik yönüm ve insan ilişkileri yönüm azdır.İnsan sarraflığım uzun vadede kendini gösterir.Şak diye anlayamam insanları ama iki haftada çözerim çoğu zaman.

Uzatmayacağım.Ben niye buradayım ben niye buradayım diye söyleniyorum.Birde hep bayan mühendisler verilmiş onuruma dokunuyor o da.İşe yapamayacak kişileri almışlar.Müdür bey bastırıp erkek istediğini söylemişti.Belki de dedim burası benim için bir fırsat.İnsanları tanıma insan ilişkileri geliştirmeyi öğrenebilmem için.

Ben bu moddan altı ay çıkamadım.Annem ne zaman gitsem neden somurttuğumu soruyordu.Arada yazmak istemediğim başka bir şey daha var.

Ben kendimi kitaplara vurdum.Çünkü herkesin bir bildiği vardır.Benim babam elektrikçi çamaşır makinesi bozulsa hemen gidip motorun bobinine bakmayacak.Kablolarda bir kopuk var mı onu kontrol edecek.Ben işte o askerde ki devremi hatırladım.

Maaş geliyor ve daha çok tarih okuyorum ama dedim ki psikolojik kitabı olan ve psikolojik yaklaşımları olan bazı kitaplar var.Bunlar aslında bilimsel şeyler ve ben bu içe kapanıklığım hem de iş hayatım için bu tarz kişisel gelişim kitaplarını okuyabilirim dedim.

Böyle ramazan ayı yaklaştı ve ben hayatımı değiştirecek olan bir dış göreve gittim.İlkelerim gereği görevin detayların bahsetmeyeceğim ama ülkemizin güneydoğusuna yakın bir yerlerde neredeyse 20 gün görev yaptım.Psikolojik olarak çok zorlandım.Sinirlerim örste dövüldü desem yeridir.Şerefsiz insanlarla uğraştım.

Başkası olsa katil olurdu.Hayatımın hızlandırılmış hayat dersini aldım.Döndüğümde ben ben değildim.Hayata karşı aşırı öfkem vardı.Değişmeliydim.Pasif veya naif durmayan insanların haddini bildiren , tuttuğunu kapan biri olmalıydım.

Öyle bir öfke vardı ki içimde beni ateşliyordu.Nasıl değişebilirim derken internette bu siteye rast geldim.Telkinlerden haberdar değildim.Sadece bir kişisel gelişim forumu zannediyordum.2015 ramazan ayı yani haziran ayı devam ediyordu.Ay sonuna doğru bu telkin olayını fark ettim ve denemeye başladım.
 
bütün arkadaşların böyle detaylı anlatmasını diliyorum. yani herkes tüm yönleriyle açık açık yazsa bizler de çok daha iyi faydalansak. paylaşımlar için size teşekkürler.
 
bütün arkadaşların böyle detaylı anlatmasını diliyorum. yani herkes tüm yönleriyle açık açık yazsa bizler de çok daha iyi faydalansak. paylaşımlar için size teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.Bu işe başlarken yani benim foruma kayıt olup yazıları yazmaya başladığım tarihlerde ve öncesinde ciddi dirençler oluşmuştu hatta o yüzden dedim benim bunları yazmam lazım.

Bunları yazarken insanlar benim hikayemi bilmezse durumu kavrayamaz diye düşündüm.Kan kusar kızılcık şerbeti içtim derdim.Bazı şeyleri hiç paylaşmam.Bazı şeyleri çok az paylaşırdım.Kendimi çok bastırdım.

Şunu öğrendim senelere yayılan tarih merakım boyunca olay aslında neden ve sonuçlardan ibaret değil.Her şey aslında belirli bir şey ile bağlantılı.Aslında o küçük bağlantıyı bilmezseniz puzzle eksik kalıyor kafanızda o olay canlanmıyor.Neden ki diyorsunuz.
 
Neredeyse telkinlere başlayalı on ay oldu.Arada başka konularda yazdım ama bu benim sayfam olanları yazayım.

Her şey çekirdek inançtan sonra hızlandı.Yavaş yavaş kendimi buluyorum hala daha eksiğim var.

Geçen hafta annem ve babam yanıma geldi.Ev dağınıktı annem ufaktan kriz geçirdi ve neredeyse beş gün sürecek bir temizlik maratonu başladı.Evim biraz daha içinde durulur bir halde.Bu hali çok güzel.

Kaplıcalara gittik son iki gün. Ben elimde olanların kıymetini düşündüm araba konusuna herkes ikna oldu.Hafta sonu ailemin yanındaydım.Cumartesi galerileri gezdik.Aklımda çok farklı araçlar vardı.Hep farklı anlarda farklı şekilde karşılaştığım bir tarih hocam var.Onunla karşılaştım ve bana Fiat Punto önerdi.Yakıt tüketiminin çok iyi olduğunu duyunca şekli hoşuma giden araca ilgi duydum.

Eve gelir gelmez arkadaşımdan mesaj geldi:Ertesi gün nikahı vardı ve şahidi olmamı istiyordu.Kabul ettim.Bu arada çekim yasasında imgeleyerek hayatıma sevdiğim ve sevildiğim mutluluk dolu bir ilişkiyi çekiyorum diyorum.Kendi nikahımı imgeleyerek sevinçle o duyguyu hissederek evet diyorum.Nikah masasına oturma fırsatı çıktı.

Hemen üzerime düzgün bir şeyler almaya gittik.Güzel bir takım bakıyordum kendime hem spor hem genç işi olacak.Annem çok para vermezsen de olur demişti ama ben (ki alıp dinlemediğim halde iddialı , şık ve yakışıklı durmak istiyordum.Gözler üzerimde olsun.)

Takım ve ayakkabı yarı asgari ücreti harcadım.Pazar (dün) günü araba pazarına gittik ve bir Punto için anlaştık.Biraz bütçemin üzeriydi.Sen gerisini düşünme biz tamamlarız diyordu herkes.Pazarlıkla daha uygun alınabilirdi ama yine de galeride gördüğümüz aracın bir yaş genç ve 25000 km düşük ve temiz halini 1000 lira fazla ödeyerek satın aldık.

Ben bu satırları yazarken babam gönderdiğim parayı alıp işlemleri yapıp üzerine arabayı aldı.

Üzerimi giyinip saçlarımı yaptım biraz erken çıktık.Arkadaşımla gelin odasında beklemeye başladık.Arkadaşın babası ilçe belediye meclis üyesi şahitlerden birinin belediye başkanı olduğunu duydum.Zaten tüm şahitleri arkadaşın babası yazdırmış beni son anda ilave etmişler.Defterin bile dibini imzaladım.actionsmile

Arkadaşın amcası ya da babasının amcası tee biz lisedeyken milletvekiliydi.Şahitler kısmı şehir içi dolmuşu gibi sıra sıra iskemleler döşendi.Muhtemelen Mustafa amca çok kişi çağırdı çünkü protokolden gelenleri sordular.

Neyse önümde iki milletvekili belki üç bir belediye başkanı yengenin nikah şahidi bayan bir uzman doktor toplam altı şahitle nikah kıyıldı.Siyasiler sırayla şahitlik ediyoruz ve bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz dedi.Bu arada heyecan filan yok ama gelin odasında bekleyiş çok gergindi.Arkadaş da gergin.Bana sıra geldiğinde Evet bende şahitlik ediyor ve ömür boyu mutluluk diliyorum dedim.

Dün benim benim için özel bir gündü.Fotoğraf çekimi yasaktı ama saklı gizli babam bir iki poz çekmiş.Kendi makinamla annemle beraber çekildik.Kendimi artık daha az kasıyorum.Fotoğraflarda iyi çıkmam genelde rahat olamam nasıl çıkacağım endişesi olur.Yavaş yavaş kim olduğum fotoğraflarıma da yansıyor.
 
Çok güzel bir şarkı var.Onu paylaşmak istedim.Bundan sonra her konuya dadanıp şu telkin böyle etki etti böyle tepki demeyeceğim.Kendi konumdan devam edeceğim.İleride biri okumak istediği zaman derli toplu ulaşabilsin her şeye.

Bu da Coldrain.Başka bir şarkısını paylaşmıştım.

https://www.youtube.com/watch?v=2slM0tTWNXc

You wake up to another day
"This feels more pointless everday"
You say to your reflection in the mirror
You used to want to be something
You used to have more than one dream
But now they've watered down
And you don't mind being told what to do

If only you could find
What you want is what you need
Then the world you see will change
Can't you see?
Someday, someday, someday
You will finally find your way
Just wait don't give up

You work a day and go to bed
image: http://static.urx.io/units/web/urx-unit-loader.gif

"It feels like I'm fading away"
You say to the ceiling of your room
You know that you can make a difference
Just say you've had enough and you won't take it anymore
Just scream it out
From now on... I live for myself

I know it seems fo far, but day by day you take a step
It's up to you to change your fate, can't you see?
Someday, someday, someday
You will finally find your way
Just wait don't give up
Someday, someday, someday..
Read more at COLDRAIN - SOMEDAY LYRICS

Türkçesi şöyle bir şey:Tam böyle olmayabilir neyse

Yeni bir güne uyanıyorsun
Bu şey daha da anlamsız hissetiriyor
Diyorsun aynandaki yansımana
Bir zamanlar bir şey olmak isterdin
Bir rüyadan daha fazlası olmak isterdin
Ve şimdi onlar sulandı
Sana ne yapman gerektiği söylendiğinde kulak asmıyorsun


İstediğin şeyin aslında ihtiyacın olan şey olduğunu
Anlayabilseydin eğer
Dünya senin değiştiğini görecekti
Göremiyor musun
Günün birinde günün birinde günün birinde
Sonunda yolunu bulacaksın
Sadece bekle sakın vaz geçme

Gün boyu çalıştın ve yatağına yattın

Sanki soluyormuş gibi hissettiriyor
Dedin odanın tavanına
Biliyorsun ki bir fark yaratabilirsin
Sadece artık yeter de artık istemiyorum
Çığlık at
Şu andan itibaren...Kendi hayatımı yaşayacağım.

Biliyorum çok uzak göründüğünü gün be gün adım atacaksın
Kaderini değiştirmek sana bağlı.Görmüyor musun.
Günün birinde günün birinde günün birinde
Sonunda yolunu bulacaksın
Sadece bekle sakın vaz geçme
 
Telkin ve olumlama ile 2011 tanistim once misafir uyeydim.
Atakan beyin profili konulari misafirlere acikti onceden ne zaman profil kapandi mecbur uye oldum.
En cok guclu niyetler ve bilinc alti temizligi yaptim
21 gün niyet ve olumlamalar
Suya okunan olumlamalar
Ayna egzersizleri
Diyeceksin ki
Neden kilo veremedin
Bunu bnde bilmiyorum
Ayrica uzaktan sifa egitimi aldim
3 hocadan ayri el aldim
Fakat terzi kendi sokugunu dikemez misali
Kilo veremedim cok ugrastim fakat saglik sorunlarim hep engel oldu
Surekli ya grip oldum ya mide sorunlari vs
Simdi yine basladim grip oldum
Hemde nasil basimi kaldiramiyorum
Fakat yuruyusumu yaptim.
Pilavi hayatimdan cikardim ekmek 2dilim bugun yedim
3gundur yemiyordum
Yani demek istedigim
Degisime bu sefer cok kararliyim
Allahim sana inanan sana guvenen bu kulunu mahcup etme ne olur
Yardimini esirgeme bnden
Rabbim sen bu kuluna merhamet buyur
Rabbim sen bana yakisani degil sana yakisani bana takdir eyle
2 dunyamdada hayirli olacak sekilde sifami simdi nasip eyle ya erhamerhamin
Bnm guzel rabbim
Biz aciziz sen bizi kuvvetlendir
Ya erhamerhamin
Sizde masaallah cok azimlisini yorumlarinizi takip ediyorum. Rabbim sizinde gonlunuzun muradini versin.dileklerinizi hayirlara cevirip size gumus tepside sunsun.gokten yagsin siz altindan toplayin biz toplayalim.dunya hepimize yeter rabbena atina fid dunya haseneten ve gina azabennar rabbenav firli veli vali deyni yevme yegulun hisab
Sayfaniz hayirli olsun kardesim
Selam ve dua ile.
 
Amin , teşekkür ederim.Bende sizin mesajlarınızı yakından takip ediyorum.Ben de hep öyle diyorum Allah'u Teala'nın hazinesinden hiç bir şey eksilmez.

Bir ara bende kafayı bozdum benim nasıl anlatayım göğüs kafesim mi küçük , diyaframım mı büyük bilemiyorum.Yaklaşık 3-4 cm lik bir yağ tabakası var göbek değil ve bu göğüsdem ileride durduğu için çirkin oluyor 75-76 kilolarda göbek ve ğögüsüm düze yakın duruyor.74 kiloda ise hafif inik.Zaten 72-70 kiloya düşünce tamamen incelmesem dahi fit ve üçgenimsi duruyorum.69 kilo ise tam ideal.Babamla çalışırken hem spor yapıyor kemdimce hemde inşaatın rutin işleri günde on kez 7. kata inip çıkma tarzı aktivitiler yapıyordum.

Neyse hani çok sevmiyorum ama Recep İvedik'te bir kamyoncu sahnesi var.Burada çıplal mankenler yerine niye badicilerin resmi var diyor ya.Youtube da artık kilo verme fitness videoları izlerken 150 kilolardan 60-70 kilolara iki yılda düşem bayanların videoları denk gelmeye başlamıştı.Bir ara dedim ben ne yapıyorum böyle ya.O dönem meşhur görevden geldiğim dönemdi ve Ramazandaydık.Burayı daha yeni keşfetmiştim.

Sonrasında bu konuları okuya video izleye (çünkü kamuda 69 gelmedim ama 72-73 ten 78 kiloya çıkmıştım ve slim fit giyinemiyordum hemen böyle çıkıyordu ortaya ) epey bir şeyler öğrendim hatta benden eğitimi hocası enişteyle epey sohbet edebilecek seviyeye geldik.

Uzun lafın kısası benim bu dönemde öğrendiğim yegane şey yağ yakmak ve kilo vermek aynı şeyler değildir.Herkesin kilo vermesi ve yağ yakması kendine özeldir.İşte bunu keşfetmek gerek.Benim vücut sanırım kilo almaya ve kütle yapmaya meyilli.Hareketsiz kalmak bana kilo olarak dönüyor.Yazın işe yürüyerek gidip geliyorum yürüme döng
üm artıyor ve yaklaşık 2-3 kilo veriyorum.

Açlık kilo verdirmiyor.Vücud her şeyi kaslarla beraber yakıyor sonra sarkık ve pelte gibi yerinden kalkmayan bir vücud oluyor.Ben ekmeği tek dilime indirdim ama işyerinde neredeyse haftanın üç günü et çıkıyor.Kavurmalar , köfteler , tas kapamalar.Dört çeşidin genelde dördüncü çeşidi tatlı , salata veya meyve suyu gibi bir şey çıkıyor.Diğeri de çorba.Etler ve pilavlar bazen makarma domine ediyor.Ben tabakları sünnetliyorum.İlk kış birden 78'e fırladım üç ayda 6 kilo.Sonra spor yaptım barfiks çekiyorum ama tek gram kardiyo yok.Burun tıkalı olduğu için koşamıyorum aslında koşmayı severim ama kesilmekten haz etmiyorum.

Akşamda aynı yemekleri yiyorum çünkü yemek yapmaktam ucuza geliyor.Gerçi şu an 3 lira oldu.Bir de tek kişiye ( bana ) yemek yapmak anlamsız geliyor.

Bir de sanırım uyku apnesi gibi bir şey var.Normalde alerjim var ve amaliyat oldukatn sonra konakalarım şişti yani ödem yaptı.Uykuda dinleneimyorum bir de spor yapınca sabah üzerimden kamyon geçmiş gibi oluyorum.

Ekmeği azaltmakta geçici bir çözüm.Vücud ilerleyen dönemde kendi günlük ihtiyacı olan kaloriyi hesaplıyor ve diyorki artık 2000 kalori değil 1900 geliyor.Metabolizma hızını biraz yavaşlat ve günde 1900 kalori ile yetinecek hale gel.Kalori açığı yaratmak önemli ama onda da aşırıya kaçmayın diyorlar.Bu nedenle kişinin yeme alışkanlıklarını çözmesi çok önemli.

Ben Soma'da da 78 kiloya çıktım günde en az 6 km engelli yürüyordum ama hayatım düzensizdi gece işten gelince dörtte yatıyordum.Saat ikide üçte çay bisküvi ve top kek yapıyorduk.Bu da yağ olarak döndü.

Natural zayıflama diye bir kitap var.Bu meşhur glikojen direncinden de bahsediyor.En güzel zayıflama metabolizma hızını yükseltmek.Bunun için bazı öneriler var.Kitabı bitirmedim ve uygulamıyorum ama yazayım.

Muhakkak sabah aç karnına spor yapın vücud elde basit şeker olmadığı için mecburen yağ yakmak isteyecektir.Eğer sabah erken kalkıyorsanız bu aynı zamanda bir metabolizma yüklemesi olacaktır ve metabolizma hızını gün içinde yükseltecektir.Over burn diyorlar.Bunun bir sıkıntısı var bu yüksek kalori açığı sizi 24 saat aç hissetiriyor.Öğünlerde kuvvetli yeseniz bile atıştırmalık yeme isteğiniz oluyor.Burada irade devreye giriyor ki maalesef sıkıntılıyız o konuda.Sanırım az miktarda çok öğün yemek o yüzden faydalı.

Yürüyüşleriniz asla 45 dakikanın altında bırakmayın.Birincisi metabolizmanız daha kısa yürüyüşlerde sanki bakkal yürümüş modunda oluyor ve birikmiş yağların yakılmaya gereği olduğunu düşünmüyor.Bu nedenle basitte yakabileceği ne varsa onu yakıyor mesela spordan önce yediğiniz çikolatayı.Kırk beş dakika üzerine çıktığınızda metabolizma diyor ki bu ciddi her halde fizana gidecek ben kara gün için beklettiğim yağları yakayım.

İkincisi kalp ritminiz ne kadar yüksek olursa o zaman bu gerçek bir antreman oluyor.Ne kadar çok nefes alırsanız o kadar vücud kan pompalıyor.Kalbiniz büyüyor ve yaktığınız kalori artıyor.Kısaca hızlı yürümelisiniz yada jogging dedikleri postacı yürüyüşü gibi yüksek tempo yürüyüş ile düşük tempo koşu arasında yürümelisiniz.Aheste ve lak laklı yürüyüş çok fazla işe yaramıyor.Maalesef bunu bizimkilere anlatamıyorum.Öğle arası işe yürüdüğümüzde yaşlı müdürümüz yolu uzatıyor ama çok yavaş yürüyor.

Elbette yürüyüşü ya da koşuyu daha fazla kardiyo haline getirmek mümkün.Bu da patlayıcı kısa mesafeler koşmak bir anda nabızı yükseltmek (ki düşük nabızlıyım) sonra nabız düşmeden yürümek belli bir ritime düşünce teakrar koşup nabızı yükseltmek ve yine tempolu yürümek gibi öneriler var ama bunlar için kalb ritmi ölçen sağlam bir cihazınız olmalı.

HIIT dedikleri şeyde yüksek tempolu kardiyo antreaamnı demek işte yağ yakmanın antreamnı bu ve yüksek ritimde çalışmak ve bunu günde 45 dakikaya tamamlamak tığ gibi yapıyor ama kolay değil.

Kettlebell/girya da hem kardiyo hem güm antremanı olarak kullanılabiliyor hatta bayanlar yurtdışında doğum sonrası kiloları bu şekilde veriyormuş ama egzersiz kolay değil ve 35-40 dakika sırılsıklam yapıyor.Bende evde perdeyi kapatıp atletsiz çalışıyordum.

Biraz tembellik ve sebat edememe var bu son telkin sonrası akşamları geçiştirme kararı aldım.Salatalı ve sebzeli yemklerden kallavi yemeklere geçince benim bünye sarsıldı.Bir iki kere denedim ama göreve gidince yine yollarda canavar gibi yedim.
 
Bugün biraz gergindim.Müdür bey yok.Sorumluluk üzerimizde.Birde aksilik yaşandı.Gece sadece rahat araba kullanma telkini dinledim.Arabam hala burada değil.Bir kurstan haber bekliyorum.Yalnız benim sabah kazan gibi uyanma durumum devam ediyor.Tek telkin çok etkili olmaz dedim.Hazırlanıp işe gitmem 10 dakikayı buldu.Ucu ucuna her şey.

Şimdilik böyle.
 
İnsanlar hata yapınca hep topu başkasına atma eğiliminde.Bizim hikayede öyle oldu.Beni suçlamaya çalıştılar çalışan inşaat servisi ve dünkü atanmış inşaat mühendisi.Dün böyleydi.Takmadım , devreye girdim bu kimin hatalı olduğu meselesi değil , bir şeyleri düzeltmemiz lazım , olan oldu dedim

Bugün hatasını anlamış arkadaş gerçi bizim bakımcı da sert çıktı.Tasvip etmedim sanırım biraz ondan.Bugün daha yumuşak ses tonuyla konuşuyordu.Ortada yanlış anlaşılma olduğunu kabul ettiler.Ben de üstelemedim.Bu sefer başka yerlerden top geliyor ama neyse.

Önceden aldığım şu kitapları okumaya başladım.

Yıka Beynini - M. Barış Muslu | Kitapyurdu Yayıncılık ve İletişim A.Ş.

Kitabı buradan öğrenmiştim.Açıp bakınca hoşuma gitti.

Ayrıca eft nedir ne değildir diye merak ederken bu kitabın siparişini de vermiştim.Çin tıbbı ile ilişkisi olması daha girmesek de dimnak noktaları nedeniyle bu eftye merak saldım.

Gizli Potansiyelinize Dokunun / Duygusal Özgürlük Teknikleriyle - Phillip Mountrose | Kitapyurdu Yayıncılık ve İletişim A.Ş.

İki kitaba başladım.

Ailem uzun zaman araç kullanmadığım için özel ders almamı istiyor.Bugün kurs ile konuştum.Normalde faraday kafesi , elektromanyetik dalgalar vs hakkında biraz bilgim vardır.Sabah işyerinde ki bilgisayarımda yeni bir liste yaptım ve onu dinliyorum.Ben telefon açtığımda o kadar hışırtı vardı ki danışmada ki bayanın sesini anlayamadım.Telkin frekansları her halde kirletme yapıyordu.İki metre ötede ki diğer masaya gidince ancak onları duyabildim ve iletişime geçtik.

İki kış cıvıltısı birde su sesi değil yani.

DÜn wtc antremanım çok iyiydi.Belki rahat araba kullanma telkini genel anlamda rahatlattığı için olabilir.Bu etkiyi test etmedim.Kurs başladıkça araba kullanma telkini etkilerini yazarım.
 
Bu arada akıllı telefonumu işte ki bilgisayarın yanına koymuşum ve telkinler çalıyor.Kesin kes yapmayın.Telefonum discovery 1 kapanmış kendi kendine.Batarya durumuna baktım şarj yüzde kırklarda halbuki sabah çektim şarjdan.

Telkinlerin frekansı kirletme yapıyor telefonla konuşurken söylemiştim ama demek ki frekans karışıklığı o kadar basit bir şey.Evde neredeyse telkinin çaldığı oda farklı ve telefonun olduğu oda farklı olduğu için hiç fark etmedim.

Laptopun odamda kendi hoparlorü ile çaldığı zamanlarda da en az iki metre mesafe vardı.Siz telefonunuzu direk bilgisayarın hoparloründen en az iki metre uzak tutun.
 
Neredeyse ay olmuş.Listemi değiştirdim.Telefonum pert oldu servise gönderdim yeni.Belki olacağı vardı bilemiyorum.

Arabamı getirdik babamla aldığım günden itibaren işe arabayla gidip geliyorum (1,5-2)km.Gerginliğim epey azaldı.Alışkanlık oluşturmak için en az 21 günden bahsediliyor.Benim yaklaşık 10 günüm oldu.Gerginliğim azaldı ve hatalarımla kendimi kırmadan yüzleşebiliyorum. Geceleri araba kullanma rahatlığı , tüm beyin gücü , fotoğrafik hafıza diye tahmin ettiğim bir telkinle beraber içsel çatışmalarınızı giderini dinliyorum.

Son telkin acayip bir şey.Katalizör gibi bir etkisi var.Normalde kafam çuval gibi uyanırdım onu azalttı ve bazen gereken yerde tepkimi koyabiliyorum içime atmadan.Sanırım telkinlerin etkisini ve bilinçaltının oluşturduğu engelleri azaltıyor.

Maalesef düzgün bir cd ye basıp arabada dinleyemiyorum (bir daha deneyeceğim yazdığım cdleri çalmadı cd çalarım )Araba sürerken anlık bir etkisi olup olmadığını merak ediyorum arada 15-20 km lik uzun yollar yapıyorum.Köylere giden boş yollar var.Burada boş yer çok.Zamanla ilçe içerisine ve kalabalık trafiğe gireceğim.Şimdilik üçüncü vites 2200-2500 devirle 50-60 arası hızlarla gidiyorum.

Yalnız bu içsel çatışmayı ileride yapacağım diğer telkin listelerine de ekleyeceğim.Etkilerini artıracak sanki.Bugün müdürle işte yaşadığımız bütün sorunları konuştum.İnsanları yeterince idare ettim ve bu zamana kadar kimse beni idare etmedi.Biraz belki ondan ama bundan sonra öyle değil.

Bu arda tek başına olunca daha rahat araba kullanabiliyorum.Kendi hatalarıma kızacak biri olmadığını biliyorum.Devamlı onu yap bunu yap diyen biri yok.En son özel ders aldığımda hoca her şeyi biliyorsun sadece bir tereddüt ve kendine güven eksikliği var demişti gerçi aynı hoca bana acemi muamelesi yapınca gerilmiştim çok kritik yerlerde sazı alan tecrübeli bir hoca vardı onla daha rahattım.Bu da ekleme olsun.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst