- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası
yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren 'antidiuretic' denilen
bir hormondur. Biz buna kısaca 'ADH' diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon
idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.
Susuz kaldığımız zaman 'ADH' böbreklerimize sinyal gönderip idrar
üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı
korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani 'ADH'
vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.
Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler 'ADH'nin
salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine
karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu
bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve
vücudun kurumasına sebep olurlar. Vücudumuzdaki bu hormonu en çok
etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol
nedeni ile 'ADH'den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki
suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı
vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı
duyulmaz. Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir.
İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür.
Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte
yeterli kafein alındığında 'ADH' salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye
devam eder. Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun
kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır.
Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun
değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren 'antidiuretic' denilen
bir hormondur. Biz buna kısaca 'ADH' diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon
idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.
Susuz kaldığımız zaman 'ADH' böbreklerimize sinyal gönderip idrar
üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı
korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani 'ADH'
vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.
Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler 'ADH'nin
salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine
karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu
bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve
vücudun kurumasına sebep olurlar. Vücudumuzdaki bu hormonu en çok
etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol
nedeni ile 'ADH'den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki
suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı
vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı
duyulmaz. Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir.
İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür.
Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte
yeterli kafein alındığında 'ADH' salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye
devam eder. Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun
kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır.
Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun
değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
