- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bebeği leyleklerin getirdiği hikayesinin
kökeni Kuzey Avrupa'ya, İskandinavya'ya kadar gidiyor. Yakın zamanlara kadar
doğumlar evlerde yapıldığından, annelerin diğer küçük çocuklarına yeni gelen
bebeğin nasıl ortaya çıktığını bir şekilde izah etmeye çalışmaları anlaşılabilir
ama leyleğin bu işle ilgisi nedir?Göçmen kuşlardan olan leylek, yaşam
tarzı ile insanların daima ilgisini çekmiştir. Kuşlara göre uzun sayılabilecek
yetmiş yıllık ömürlerinde, her sene aynı yuvaya dönmeleri, insanlara yakın
olarak evlerin bacalarında yuva yapmaları, tek eşli yaşamları, yavrularını
yuvada uzun süre itinayla beslemeleri, genç yetişkin leyleklerin ailenin
dermansız yaşlı bireyleri ile ilgilenmeleri, onlara yiyecek temin etmeleri ve
korumaları insanlarda saygı uyandırmıştır.Leylekler sulak yerlerde,
bataklıklarda yaşayan kurbağa, yılan, sıçan, salyangoz gibi hayvanlarla
beslendiklerinden ayrıca faydalıdırlar. Uysal yaradılışları nedeniyle de
insanlara kolayca alışabilirler. Hatta bazı ülkelerde insanlar uğur
getirdiklerine inandıklarından, leylekleri çekmek ve bacaları üstüne yuva
yapmalarını kolaylaştırmak için damlarına kazıklar üzerinde tekerlekler
koyarlar.Antik Roma devirlerinde insanlar, leyleklerin düşünceli,
özverili yaşam tarzlarından o kadar etkilenmişlerdir ki küçüklerin yaşlı
büyüklerini gözetmeleri konusunda çıkarılan yasalara 'leyleklerin yasası' adı
verilmiştir. Benzer şekilde eski Yunan'da da 'stork' (leylek) ismi 'storge'
olarak 'tabiattaki güçlü sevecenlik' anlamında bir deyim olarak
kullanılmıştır.Sonuç olarak, Anadolu'da güneyden, Arabistan yönünden
geldiği için 'hacı leylek' diye nitelendirilen, doğum yapılan evin bacasında
oturan bu saygın kuş, yeni doğan bebeğin nasıl geldiğinin çocuklara en şirin
şekilde açıklanabilmesi için anneler tarafından aracı olarak
seçilmiştir.Kuzey Avrupa'da yüzyıllar boyunca popüler olan bu hikayenin
Avrupa'nın diğer yörelerine ve dünyaya yayılması on dokuzuncu yüzyılda
Danimarkalı ünlü masal yazan Hans Christian Andersen'in yazdığı masallar
sayesinde gerçekleşmiştir.Leyleklerin ses telleri yeterince
gelişmemiştir. Eşlerini çekmek için gagalarını tıkırdatarak, kanatlarını açıp
kaparlar. Yani 'leyleğin ömrü laklakla geçer' ifadesi haksızdır. Laklak denilen
sesler aslında sevgi sözcükleridir.Leyleğin bir diğer ilginç özelliği de
deniz üstünden uçmaktan kaçınmasıdır. Sonbaharda Güney Afrika'ya göç eden
leylekler Akdeniz'in üstünden geçmezler. Bir kolu ispanya, Cebelitarık, bir kolu
da Boğazlar, Anadolu üzerinden güneye uçarlar.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
kökeni Kuzey Avrupa'ya, İskandinavya'ya kadar gidiyor. Yakın zamanlara kadar
doğumlar evlerde yapıldığından, annelerin diğer küçük çocuklarına yeni gelen
bebeğin nasıl ortaya çıktığını bir şekilde izah etmeye çalışmaları anlaşılabilir
ama leyleğin bu işle ilgisi nedir?Göçmen kuşlardan olan leylek, yaşam
tarzı ile insanların daima ilgisini çekmiştir. Kuşlara göre uzun sayılabilecek
yetmiş yıllık ömürlerinde, her sene aynı yuvaya dönmeleri, insanlara yakın
olarak evlerin bacalarında yuva yapmaları, tek eşli yaşamları, yavrularını
yuvada uzun süre itinayla beslemeleri, genç yetişkin leyleklerin ailenin
dermansız yaşlı bireyleri ile ilgilenmeleri, onlara yiyecek temin etmeleri ve
korumaları insanlarda saygı uyandırmıştır.Leylekler sulak yerlerde,
bataklıklarda yaşayan kurbağa, yılan, sıçan, salyangoz gibi hayvanlarla
beslendiklerinden ayrıca faydalıdırlar. Uysal yaradılışları nedeniyle de
insanlara kolayca alışabilirler. Hatta bazı ülkelerde insanlar uğur
getirdiklerine inandıklarından, leylekleri çekmek ve bacaları üstüne yuva
yapmalarını kolaylaştırmak için damlarına kazıklar üzerinde tekerlekler
koyarlar.Antik Roma devirlerinde insanlar, leyleklerin düşünceli,
özverili yaşam tarzlarından o kadar etkilenmişlerdir ki küçüklerin yaşlı
büyüklerini gözetmeleri konusunda çıkarılan yasalara 'leyleklerin yasası' adı
verilmiştir. Benzer şekilde eski Yunan'da da 'stork' (leylek) ismi 'storge'
olarak 'tabiattaki güçlü sevecenlik' anlamında bir deyim olarak
kullanılmıştır.Sonuç olarak, Anadolu'da güneyden, Arabistan yönünden
geldiği için 'hacı leylek' diye nitelendirilen, doğum yapılan evin bacasında
oturan bu saygın kuş, yeni doğan bebeğin nasıl geldiğinin çocuklara en şirin
şekilde açıklanabilmesi için anneler tarafından aracı olarak
seçilmiştir.Kuzey Avrupa'da yüzyıllar boyunca popüler olan bu hikayenin
Avrupa'nın diğer yörelerine ve dünyaya yayılması on dokuzuncu yüzyılda
Danimarkalı ünlü masal yazan Hans Christian Andersen'in yazdığı masallar
sayesinde gerçekleşmiştir.Leyleklerin ses telleri yeterince
gelişmemiştir. Eşlerini çekmek için gagalarını tıkırdatarak, kanatlarını açıp
kaparlar. Yani 'leyleğin ömrü laklakla geçer' ifadesi haksızdır. Laklak denilen
sesler aslında sevgi sözcükleridir.Leyleğin bir diğer ilginç özelliği de
deniz üstünden uçmaktan kaçınmasıdır. Sonbaharda Güney Afrika'ya göç eden
leylekler Akdeniz'in üstünden geçmezler. Bir kolu ispanya, Cebelitarık, bir kolu
da Boğazlar, Anadolu üzerinden güneye uçarlar.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
