- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bal
arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok
daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan
sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar
kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar
da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da
sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler. Arıların
balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip
altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu
karışımın su oranının yüzde 17'ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin
ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul
zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı
süresizdir. Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına
sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki
günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma,
muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret
edilir, nektar, polen ve su toplanır. İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8
hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri
5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma
yetenekleri yoktur. Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki
yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip,
geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre
kadar uzaklaşırlar. Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin
pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da
hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir
bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda
yollarını bulabilirler. Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama
uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler
için biriktirirler. Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında
mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da
çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha
parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler. Bize bu derecede
faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası
yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni
minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara
saldırır ve sokarlar: 1) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için; 2)
Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol
hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir. Arılar insanı
soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir
hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat
bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan
zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre
devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden
çıkarmakta fayda vardır. Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı
sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı
ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok
daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan
sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar
kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar
da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da
sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler. Arıların
balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip
altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu
karışımın su oranının yüzde 17'ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin
ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul
zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı
süresizdir. Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına
sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki
günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma,
muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret
edilir, nektar, polen ve su toplanır. İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8
hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri
5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma
yetenekleri yoktur. Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki
yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip,
geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre
kadar uzaklaşırlar. Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin
pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da
hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir
bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda
yollarını bulabilirler. Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama
uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler
için biriktirirler. Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında
mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da
çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha
parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler. Bize bu derecede
faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası
yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni
minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara
saldırır ve sokarlar: 1) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için; 2)
Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol
hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir. Arılar insanı
soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir
hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat
bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan
zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre
devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden
çıkarmakta fayda vardır. Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı
sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı
ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
