- Katılım
- 1 Ağustos 2006
- Mesajlar
- 125
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 53
- Web sitesi
- www.hayatimdegisti.com
Bir şairimiz daha başka iklimlere yolculuk için bir de ılık kocaman bakışları var bayılırım onuda ekleyeceğim izninizle güzel bir yolculuğa varmısınız?
ARALIK GÜNLERİ İÇİN BİR AŞK DENEMESİ
Aşk bu
Kanatları yıldırımlanmış katı boğalar
Ateşin saydam gövdesini kırarak
Yatarak hayat dolu sarnıçların karnına
Sıkı sıkıya kapalı sivri ve kıvrak gaga
Delip geçecek dalıp yeryüzünü
Bak istersen avuçlarıma
Küçük parmağın hizasında o derin havzada
Göğüs ğöğüse iken ikimize
İki ayrı kadeh gibi doldurulmuş yudum kat'i
Sesin
sırrım
Gözüm palaspandıras çehremde
Aşk bu
Çölün sarı sofrasında atlılar
Hepsinde
Gererken parçalanan elimde
Çelik yay parçaları
Ağızlarımız kum rüzgarlarıyla yanık
Yiyip içmezik acıkmazık
: Başkanları
Uyutmasın vahalar diye
Koynuna doldurmuş yılanları:
/ Çocuk
Bir tane. Dayamış yanağını cama
Karşı evin balkonuna bakıyor
Orada bir çocuk
Tutunmuş demirlere../
İki kadeh arasında ufak kara nehrim
Beni senden bölen. Suyu yakut de ki kafur
Çölün arı çehrenin gamsız ölümün uzakça olduğu
bir demde
Diz çökeyim söyle
Tahtın nerede
Bende kaynayan sende kaynak
Tıpatıp iki kristal küre
Aramızda ceylanımsı bir sıçrama
Çalkalanır sonsuzca. Şöyle irice
Bir kelime bul ok atsın döş kemiğime
Öfkemi iyi belesin öfken
Aşk duraksar ve yara alır
Uçak çelik rengi göğü sesiyle sokunca
Alçalarak yemyeşil ekinlerin arasına
Kuru ekmek yiyen üzgün köylüleri bombalamaya
İlkin küçük bir göl kan dolu ağzı
/ hava nasıl da yeşil /
Su mu yoksa o katı ışık mı yanakların taşıdığı
Nilüferler istekler koca bir dev
Aşk bu çiğnenmiş kırbaçlanmış alta alınmış
Tanıyıp tutunacak bir insan arayan
Gördükçe çelik kazanlarının iç kaynamasını
Kolaforniadaki silah fabrikalarını
/ Doların eğemenliği halkın refahı:
Depolar boşalmalı /
Aşk aşk bir şehir harabesi daha kazandın
Kurşun kanatları gergin
Fosforlu mermiler yine taze
Yıldırımlanmış boğalar
Havanın katı gövdesini kırarak
Yararak hayat dolu sevdanın karnını
Pilot ağzı zehirli bir dil
Kenetlenmiş çeneler arsından
Gözler ovaya başını çıkaran insanları
Haydi aşk aşk
De ki dağları delerim senin için
Yıldızlar yakarışlar açık kartlar
Ve haydi hoşçakal
Kilimin üstünde
Bir ampul
Bir kırbaç bir ayakkabı
Aşkım adına konuşuyorum
İşte insanlar kötülükler
Öpüşen iki parça yapışkan
Ayaklar
Tarlalarını bulmuşlar debelenmişler
Ayaklar Boynunda
Boğazlanmaya gönüllü yatanların
Kaloforniada bir çiftlik
Gök mavi ve sakin
Çocuklar gürbüz ve zengin
Ne istedin
Işık içinde akan ses neydin
Bir kadıncık bir soru dolabı
Bir cevap sağnağı
Bileklere Kan basıncı
Dayanır bak böyle
Kurşunlardan diri kalkmaya dil bağı
Bir mide bulantısı beynimde demiştin
İçte kılcal damarlardan sızan kan
Kafa tasının içindeki haşatlık. Boş ver
Haydi gel takatım var sevdana
Cürmüm kadar
Dikkat
Bu şiir bir umut yelkeni şişirecek:
Çöl sofrasında atlılar bilinçler
Bastıkça nağrayı
Diz kırar kan bezirganı ve gürbüz zengin çocukları
Türk şiirinin en zarif adamlarındı Cahit Zarifoğlu Mekanı cennet olsun ... sevgiler
ARALIK GÜNLERİ İÇİN BİR AŞK DENEMESİ
Aşk bu
Kanatları yıldırımlanmış katı boğalar
Ateşin saydam gövdesini kırarak
Yatarak hayat dolu sarnıçların karnına
Sıkı sıkıya kapalı sivri ve kıvrak gaga
Delip geçecek dalıp yeryüzünü
Bak istersen avuçlarıma
Küçük parmağın hizasında o derin havzada
Göğüs ğöğüse iken ikimize
İki ayrı kadeh gibi doldurulmuş yudum kat'i
Sesin
sırrım
Gözüm palaspandıras çehremde
Aşk bu
Çölün sarı sofrasında atlılar
Hepsinde
Gererken parçalanan elimde
Çelik yay parçaları
Ağızlarımız kum rüzgarlarıyla yanık
Yiyip içmezik acıkmazık
: Başkanları
Uyutmasın vahalar diye
Koynuna doldurmuş yılanları:
/ Çocuk
Bir tane. Dayamış yanağını cama
Karşı evin balkonuna bakıyor
Orada bir çocuk
Tutunmuş demirlere../
İki kadeh arasında ufak kara nehrim
Beni senden bölen. Suyu yakut de ki kafur
Çölün arı çehrenin gamsız ölümün uzakça olduğu
bir demde
Diz çökeyim söyle
Tahtın nerede
Bende kaynayan sende kaynak
Tıpatıp iki kristal küre
Aramızda ceylanımsı bir sıçrama
Çalkalanır sonsuzca. Şöyle irice
Bir kelime bul ok atsın döş kemiğime
Öfkemi iyi belesin öfken
Aşk duraksar ve yara alır
Uçak çelik rengi göğü sesiyle sokunca
Alçalarak yemyeşil ekinlerin arasına
Kuru ekmek yiyen üzgün köylüleri bombalamaya
İlkin küçük bir göl kan dolu ağzı
/ hava nasıl da yeşil /
Su mu yoksa o katı ışık mı yanakların taşıdığı
Nilüferler istekler koca bir dev
Aşk bu çiğnenmiş kırbaçlanmış alta alınmış
Tanıyıp tutunacak bir insan arayan
Gördükçe çelik kazanlarının iç kaynamasını
Kolaforniadaki silah fabrikalarını
/ Doların eğemenliği halkın refahı:
Depolar boşalmalı /
Aşk aşk bir şehir harabesi daha kazandın
Kurşun kanatları gergin
Fosforlu mermiler yine taze
Yıldırımlanmış boğalar
Havanın katı gövdesini kırarak
Yararak hayat dolu sevdanın karnını
Pilot ağzı zehirli bir dil
Kenetlenmiş çeneler arsından
Gözler ovaya başını çıkaran insanları
Haydi aşk aşk
De ki dağları delerim senin için
Yıldızlar yakarışlar açık kartlar
Ve haydi hoşçakal
Kilimin üstünde
Bir ampul
Bir kırbaç bir ayakkabı
Aşkım adına konuşuyorum
İşte insanlar kötülükler
Öpüşen iki parça yapışkan
Ayaklar
Tarlalarını bulmuşlar debelenmişler
Ayaklar Boynunda
Boğazlanmaya gönüllü yatanların
Kaloforniada bir çiftlik
Gök mavi ve sakin
Çocuklar gürbüz ve zengin
Ne istedin
Işık içinde akan ses neydin
Bir kadıncık bir soru dolabı
Bir cevap sağnağı
Bileklere Kan basıncı
Dayanır bak böyle
Kurşunlardan diri kalkmaya dil bağı
Bir mide bulantısı beynimde demiştin
İçte kılcal damarlardan sızan kan
Kafa tasının içindeki haşatlık. Boş ver
Haydi gel takatım var sevdana
Cürmüm kadar
Dikkat
Bu şiir bir umut yelkeni şişirecek:
Çöl sofrasında atlılar bilinçler
Bastıkça nağrayı
Diz kırar kan bezirganı ve gürbüz zengin çocukları
Türk şiirinin en zarif adamlarındı Cahit Zarifoğlu Mekanı cennet olsun ... sevgiler
