- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
A.J., Belleğimdekiler adeta bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor
-hiç durmadan ve kontrolsüzce... diyor.
3 Ağustos 1986´da, saat 12.34´te, aşık olduğu genç adamın
ona telefon ettiğini hatırlıyor. 12 Aralık 1988´de Murphy Brown televizyon
dizisinde neler olduğunu hatırlıyor.
Beverly Hills Oteli´nde babasıyla 28 Mart 1992´de öğle yemeği yediğini
hatırlıyor. Dünyada yaşanan olayları, markete gittiği zamanları, hava durumunu
ve duygularını hatırlıyor. Neredeyse yaşadığı her şey günü gününe aklında. Ona
hatırlamıyorum dedirtmek hiç de kolay değil.
Geçtiğimiz yıllarda olağanüstü iyi belleklere sahip bir avuç insanla
karşılaşıldı. Bunlar arasında yer alan -56 yaşında- Yağmur Adam filmine de esin
kaynağı olan Kim Peek´in yaklaşık 12.000 kitabı ezberlediği söyleniyor (bir
sayfayı 8-10 saniyede okuyor).
Rus nöropsikolog Alexander Luria´nın üzerinde 30 yıl boyunca araştırma
yaptığı Rus gazeteci S, inanılmaz sayıda sözcük ve sayı dizisini, anlamsız
hece dizilerini ilk duyduğu günden yıllarca sonra bile hatırlayabiliyor.
Ama A.J.´nin eşi benzeri yok. Onun sıradışı belleği gerçekleri ve sayıları
değil, kendi yaşamıyla ilgili şeyleri hatırlamak konusunda güçlü. Aslında,
yaşamıyla ilgili ayrıntıları hatırlama yeteneği öylesine güçlü ve bunun temeli o
kadar az biliniyor ki, Kaliforniya Üniversitesi´nde (Irvine, ABD) yedi yıldır
A.J. üzerinde araştırma yapan sinirbilimci James McGaugh, Elizabeth Parker ve
Larry Cahill, onun durumunu tanımlayabilmek için yeni bir tıbbi terim kullanmak
zorunda kaldılar: Hipertimestik sendrom...
Alışılmışın dışında uzun
kulakları olan, kır saçları ortadan ayrılmış E.P., 1,80 boyunda. Cana yakın,
dost canlısı ve babacan görünüyor. Sık sık gülüyor.
İlk bakışta şefkatli bir büyükbaba gibi. Ancak 15 yıl önce herpes simpleks
virüsü beyin dokusuna yayılarak hasar vermiş, elma kurdu gibi beynini oymuş.
Virüs, sürecini tamamladığında, beynin medyal temporal loblarında ceviz
büyüklüğünde iki bölüm yok olmuş; onlarla birlikte E.P.´nin belleğinin büyük bir
bölümünü de alıp götürmüş.
Virüs, hedefi inanılmaz bir isabetle vurmuş. Beyinde medyal temporal loblar
-beynin her iki yarısında da birer tane vardır- hipokampus denilen kıvrımlı yapı
ve çevresindeki birkaç alan ile birlikte, algılarımızı uzun süreli belleğe
dönüştürmek gibi büyüleyici bir işi gerçekleştirir.
Anılar aslında hipokampusta değil, beynin başka bir bölümünde, kıvrımlı dış
katmanlarında, neokortekste depolanır; ancak hipokampal bölge anıların beyinde
kalıcı olmasını sağlayan bölümlerdir.
E.P.´nin hipokampusu hasar görmüş. Hipokampussuz bir beyin, içinde kasedi
olmayan bir video kameraya benzetilebilir: Görebilir ama kayıt yapamaz. E.P.´de
iki tür amnezi var; yeni anıları oluşturamamasına neden olan anterograd amnezi
ve eski anıları -en azından 1960´dan beri olanları- hatırlayamamasına neden olan
retrograd amnezi.
Çocukluğu, İkinci Dünya Savaşı, denizci olduğu yılların anıları daha dün gibi
canlı.
Ama sorduğunuzda benzinin litresinin ABD´de 25 cent olduğunu söylüyor
ve ona göre Ay´a henüz ayak basılmadı.
A.J. ve E.P. insanların sahip olduğu bellek yelpazesinin iki ayrı kutbunu
oluşturuyor. Bu iki örnek, anılarımızın kimliğimizi hangi ölçüde belirlediğini,
her türlü beyin röntgeninden çok daha iyi anlatıyor.
Bu iki uç nokta bir
yana bırakıldığında, geriye kalanlarımız bir ucunu her şeyi hatırlamanın, diğer
ucunu da hiçbir şeyi hatırlamamanın oluşturduğu tayfın içinde bir noktada yer
alıyor olsak da, hepimizin A.J.´nin keskin belleğinin gücüne eriştiğimizi
hissettiğimiz ya da E.P.´nin kötü yazgısını paylaştığımız anlar olmuştur.
Omurgamızın üzerinde dengede duran, yaklaşık 1,3 kiloluk buruşuk bir et
parçası, çocukluğumuzda yaşadığımız önemsiz deneyimleri yaşam boyunca
saklayabiliyor.
Ama bizim için önemli bir telefon numarasını bile iki
dakikadan fazla saklayamıyor. Bellek işte böyle tuhaf bir şey.
Kaynak: National Geographic
-hiç durmadan ve kontrolsüzce... diyor.
3 Ağustos 1986´da, saat 12.34´te, aşık olduğu genç adamın
ona telefon ettiğini hatırlıyor. 12 Aralık 1988´de Murphy Brown televizyon
dizisinde neler olduğunu hatırlıyor.
Beverly Hills Oteli´nde babasıyla 28 Mart 1992´de öğle yemeği yediğini
hatırlıyor. Dünyada yaşanan olayları, markete gittiği zamanları, hava durumunu
ve duygularını hatırlıyor. Neredeyse yaşadığı her şey günü gününe aklında. Ona
hatırlamıyorum dedirtmek hiç de kolay değil.
Geçtiğimiz yıllarda olağanüstü iyi belleklere sahip bir avuç insanla
karşılaşıldı. Bunlar arasında yer alan -56 yaşında- Yağmur Adam filmine de esin
kaynağı olan Kim Peek´in yaklaşık 12.000 kitabı ezberlediği söyleniyor (bir
sayfayı 8-10 saniyede okuyor).
Rus nöropsikolog Alexander Luria´nın üzerinde 30 yıl boyunca araştırma
yaptığı Rus gazeteci S, inanılmaz sayıda sözcük ve sayı dizisini, anlamsız
hece dizilerini ilk duyduğu günden yıllarca sonra bile hatırlayabiliyor.
Ama A.J.´nin eşi benzeri yok. Onun sıradışı belleği gerçekleri ve sayıları
değil, kendi yaşamıyla ilgili şeyleri hatırlamak konusunda güçlü. Aslında,
yaşamıyla ilgili ayrıntıları hatırlama yeteneği öylesine güçlü ve bunun temeli o
kadar az biliniyor ki, Kaliforniya Üniversitesi´nde (Irvine, ABD) yedi yıldır
A.J. üzerinde araştırma yapan sinirbilimci James McGaugh, Elizabeth Parker ve
Larry Cahill, onun durumunu tanımlayabilmek için yeni bir tıbbi terim kullanmak
zorunda kaldılar: Hipertimestik sendrom...
Alışılmışın dışında uzun
kulakları olan, kır saçları ortadan ayrılmış E.P., 1,80 boyunda. Cana yakın,
dost canlısı ve babacan görünüyor. Sık sık gülüyor.
İlk bakışta şefkatli bir büyükbaba gibi. Ancak 15 yıl önce herpes simpleks
virüsü beyin dokusuna yayılarak hasar vermiş, elma kurdu gibi beynini oymuş.
Virüs, sürecini tamamladığında, beynin medyal temporal loblarında ceviz
büyüklüğünde iki bölüm yok olmuş; onlarla birlikte E.P.´nin belleğinin büyük bir
bölümünü de alıp götürmüş.
Virüs, hedefi inanılmaz bir isabetle vurmuş. Beyinde medyal temporal loblar
-beynin her iki yarısında da birer tane vardır- hipokampus denilen kıvrımlı yapı
ve çevresindeki birkaç alan ile birlikte, algılarımızı uzun süreli belleğe
dönüştürmek gibi büyüleyici bir işi gerçekleştirir.
Anılar aslında hipokampusta değil, beynin başka bir bölümünde, kıvrımlı dış
katmanlarında, neokortekste depolanır; ancak hipokampal bölge anıların beyinde
kalıcı olmasını sağlayan bölümlerdir.
E.P.´nin hipokampusu hasar görmüş. Hipokampussuz bir beyin, içinde kasedi
olmayan bir video kameraya benzetilebilir: Görebilir ama kayıt yapamaz. E.P.´de
iki tür amnezi var; yeni anıları oluşturamamasına neden olan anterograd amnezi
ve eski anıları -en azından 1960´dan beri olanları- hatırlayamamasına neden olan
retrograd amnezi.
Çocukluğu, İkinci Dünya Savaşı, denizci olduğu yılların anıları daha dün gibi
canlı.
Ama sorduğunuzda benzinin litresinin ABD´de 25 cent olduğunu söylüyor
ve ona göre Ay´a henüz ayak basılmadı.
A.J. ve E.P. insanların sahip olduğu bellek yelpazesinin iki ayrı kutbunu
oluşturuyor. Bu iki örnek, anılarımızın kimliğimizi hangi ölçüde belirlediğini,
her türlü beyin röntgeninden çok daha iyi anlatıyor.
Bu iki uç nokta bir
yana bırakıldığında, geriye kalanlarımız bir ucunu her şeyi hatırlamanın, diğer
ucunu da hiçbir şeyi hatırlamamanın oluşturduğu tayfın içinde bir noktada yer
alıyor olsak da, hepimizin A.J.´nin keskin belleğinin gücüne eriştiğimizi
hissettiğimiz ya da E.P.´nin kötü yazgısını paylaştığımız anlar olmuştur.
Omurgamızın üzerinde dengede duran, yaklaşık 1,3 kiloluk buruşuk bir et
parçası, çocukluğumuzda yaşadığımız önemsiz deneyimleri yaşam boyunca
saklayabiliyor.
Ama bizim için önemli bir telefon numarasını bile iki
dakikadan fazla saklayamıyor. Bellek işte böyle tuhaf bir şey.
Kaynak: National Geographic
