- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
İnsanoğlu gözünü
hep gökyüzüne diktiğinden yer altındaki faaliyetler ve bunların kendi yaşamına
etkileri hakkında biraz ilgisiz. Arada sırada bir yanardağ lav püskürtünce
aşağıda da bir takım şeylerin olduğunun farkına varıyor. Aslında ayaklarımızın
altında sıvıları, gazlan, radyoaktiviteleri, manyetik kuvvetleri; eriyen,
kırılan, dalgalanan tabakaları ile esrarengiz bir dünya
gizlidir.Jeologların yüksek teknoloji ürünü aletleriyle bile
saptayamadıkları yer altındaki bazı oluşumları insanların hissedebildikleri,
yerin derinliklerinden gelen ışınların pek çok hastalığın sebebi olabileceği
konulan artık ciddi olarak tartışılmaktadır.Yerin altı ile fizik ötesi
bir ilişki kurabildiklerini iddia edenlerin başında su arayıcıları gelir. Su
arayıcılarının en çok kullandıkları 'Y' harfi şeklindeki ağaç çubuklardır.
'Y'nin iki ucunu ellerinde tutup, bacağını da ileriye uzatıp kollarını gererler.
Su kaynağına yaklaştıkça ağaç çatal titremeye ve aşağıya, suyun bulunduğu yere
doğru dönmeye başlar. Bu işte tercih edilen ağaçlar fındık, karaağaç ve
meşedir.Çin'de milattan önce 2200 yıllarından beri kullanılan bu tekniği
uygulayan su arayıcılarına göre, iki su damarının kesiştikleri yerden çok güçlü
bir ışın yayılmaktadır. Bu ışın evlerin duvarlarından bile geçebilmekte,
insanlar mikrodalga seviyesindeki bu ışınları hissedebilmektedirler. Ancak özel
bir duyarlılığa sahip insanların algılayabileceği söz konusu ışınların var olup
olmadıklarını ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini kanıtlamak üzere Münih
Üniversitesi bir çalışma başlatmıştır.Çalışmalar kapsamında yapılan
deneylerde su arayıcı kişilerin yüzde 95 isabetle suyun yerini tespit
edebildikleri görülmüştür. La Roche firması adına su arayan ünlü Peter
Treadwell, Avustralya'dan Hindistan'a kadar dünyanın hemen her yerinde aradığını
bulmuştur. Yer altı oluşumlarının insanlara bir şekilde etki ettikleri artık
kabul edilmektedir. Ancak bu işte kullanılan ağaç çatalın yer altı sularından
nasıl etkilendiğinin ve bu işteki rolünün hala bilimsel bir izahı yoktur.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
hep gökyüzüne diktiğinden yer altındaki faaliyetler ve bunların kendi yaşamına
etkileri hakkında biraz ilgisiz. Arada sırada bir yanardağ lav püskürtünce
aşağıda da bir takım şeylerin olduğunun farkına varıyor. Aslında ayaklarımızın
altında sıvıları, gazlan, radyoaktiviteleri, manyetik kuvvetleri; eriyen,
kırılan, dalgalanan tabakaları ile esrarengiz bir dünya
gizlidir.Jeologların yüksek teknoloji ürünü aletleriyle bile
saptayamadıkları yer altındaki bazı oluşumları insanların hissedebildikleri,
yerin derinliklerinden gelen ışınların pek çok hastalığın sebebi olabileceği
konulan artık ciddi olarak tartışılmaktadır.Yerin altı ile fizik ötesi
bir ilişki kurabildiklerini iddia edenlerin başında su arayıcıları gelir. Su
arayıcılarının en çok kullandıkları 'Y' harfi şeklindeki ağaç çubuklardır.
'Y'nin iki ucunu ellerinde tutup, bacağını da ileriye uzatıp kollarını gererler.
Su kaynağına yaklaştıkça ağaç çatal titremeye ve aşağıya, suyun bulunduğu yere
doğru dönmeye başlar. Bu işte tercih edilen ağaçlar fındık, karaağaç ve
meşedir.Çin'de milattan önce 2200 yıllarından beri kullanılan bu tekniği
uygulayan su arayıcılarına göre, iki su damarının kesiştikleri yerden çok güçlü
bir ışın yayılmaktadır. Bu ışın evlerin duvarlarından bile geçebilmekte,
insanlar mikrodalga seviyesindeki bu ışınları hissedebilmektedirler. Ancak özel
bir duyarlılığa sahip insanların algılayabileceği söz konusu ışınların var olup
olmadıklarını ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini kanıtlamak üzere Münih
Üniversitesi bir çalışma başlatmıştır.Çalışmalar kapsamında yapılan
deneylerde su arayıcı kişilerin yüzde 95 isabetle suyun yerini tespit
edebildikleri görülmüştür. La Roche firması adına su arayan ünlü Peter
Treadwell, Avustralya'dan Hindistan'a kadar dünyanın hemen her yerinde aradığını
bulmuştur. Yer altı oluşumlarının insanlara bir şekilde etki ettikleri artık
kabul edilmektedir. Ancak bu işte kullanılan ağaç çatalın yer altı sularından
nasıl etkilendiğinin ve bu işteki rolünün hala bilimsel bir izahı yoktur.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
