- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
merak, kararsızlık veya şüphe anlatan ünlem...
aşkları da devralır mı
kalp nakli yaptıranlar?
karasız, şüpheci insanın kafasındaki soru işaretinin kankası. her daim can yoldaşı. verilen kararların vazgeçilmezi.
-acaba yanına gidip hoşlandığımı söylesem mi?
-acaba nasıl söylemeliyim?
-acaba ne tepki verecek?
-tersler mi acaba?
sonuç: hiç bir şey
bazı kadınların söylenilenleri pekiştirmek için kullandığı kelime:
oğlan: seni seviyorum..
kız: acaba???
oğlan:valla bak seviyorum...
acaba
bin kez öptüm yine istanbul'u bugün
yağmur mu yoksa ben mi ağlıyorum
yalnız bütün şehirden özür dile
bir gün gelirsen buralara
sayende istanbul sırılsıklam...
herhangibir akşamüstü
sensizlik yine beni yakaladı suçüstü
şu an baktığım denizden
ne vardı sevdalarım bir bir çıksa
içimdeki karanlığı alsa
kızıl saçların omuzlarımda dolaşsa
birdaha ağlarmıyım acaba?
ceyhun yılmaz
4. nesil yazar kişisi.
edip cansever'in çok güel bir şiiri, üzerine söz söylemey gerek yok aslında.
acaba
dönelim
döndürsün bizi
kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
ve akılda kalan bir yokuştan
ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
ve çocukluktan
dönelim
dönelim mi biz
gençlikten, oralardan
mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
dönelim mi acıya
acıya, büyük acıya
ve soralım mı acaba
ey büyük yalnızlık insansan eğer
bir kaya
dalgalar yalarken onu
o bakarken kaskatı kalabalıklara
ah, kalbin bulut bulut akan sesi.
bütünüyle bir semte benziyor ruhi bey
binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
kedilerden örülmüş bir semtte
ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
her şeyin, ama her şeyin çok dıştan farkedildiği
eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
belki de genç bir şairden ödünç alınan.
yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor ruhi bey
düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
azıcık vakit kalmış
ya da vakit var daha. ama ne çıkar
gövdenin yazgıya başkaldırması mı
ruhi beyin
başkaldırması mı yoksa?
vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
vaktinde anlamanın sevinci mi
ya da biraz geç kalmanın
o gereksiz tedirginliği mi
Hangisi?
ama belli ki sonundayız her şeyin
en sonunda.
edip cansever
arapca aceb den aceb ne ola? nın yuvarlatılmış şekli.
bir sabahattin ali şiiri.
ela gözünden akan
ateşli nazarların
acaba acımadan
kimi yakacak yarın?
dudakların acaba
kimlerle öpüşecek?
kimler yarın acaba
tuzağına düşecek?
anlıyorum, bizlerden
intikam alıyorsun.
lakin ey kadın bilsen,
nasıl alçalıyorsun.
Kaynak: İtüSözlük
aşkları da devralır mı
kalp nakli yaptıranlar?
karasız, şüpheci insanın kafasındaki soru işaretinin kankası. her daim can yoldaşı. verilen kararların vazgeçilmezi.
-acaba yanına gidip hoşlandığımı söylesem mi?
-acaba nasıl söylemeliyim?
-acaba ne tepki verecek?
-tersler mi acaba?
sonuç: hiç bir şey
bazı kadınların söylenilenleri pekiştirmek için kullandığı kelime:
oğlan: seni seviyorum..
kız: acaba???
oğlan:valla bak seviyorum...
acaba
bin kez öptüm yine istanbul'u bugün
yağmur mu yoksa ben mi ağlıyorum
yalnız bütün şehirden özür dile
bir gün gelirsen buralara
sayende istanbul sırılsıklam...
herhangibir akşamüstü
sensizlik yine beni yakaladı suçüstü
şu an baktığım denizden
ne vardı sevdalarım bir bir çıksa
içimdeki karanlığı alsa
kızıl saçların omuzlarımda dolaşsa
birdaha ağlarmıyım acaba?
ceyhun yılmaz
4. nesil yazar kişisi.
edip cansever'in çok güel bir şiiri, üzerine söz söylemey gerek yok aslında.
acaba
dönelim
döndürsün bizi
kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
ve akılda kalan bir yokuştan
ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
ve çocukluktan
dönelim
dönelim mi biz
gençlikten, oralardan
mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
dönelim mi acıya
acıya, büyük acıya
ve soralım mı acaba
ey büyük yalnızlık insansan eğer
bir kaya
dalgalar yalarken onu
o bakarken kaskatı kalabalıklara
ah, kalbin bulut bulut akan sesi.
bütünüyle bir semte benziyor ruhi bey
binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
kedilerden örülmüş bir semtte
ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
her şeyin, ama her şeyin çok dıştan farkedildiği
eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
belki de genç bir şairden ödünç alınan.
yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor ruhi bey
düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
azıcık vakit kalmış
ya da vakit var daha. ama ne çıkar
gövdenin yazgıya başkaldırması mı
ruhi beyin
başkaldırması mı yoksa?
vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
vaktinde anlamanın sevinci mi
ya da biraz geç kalmanın
o gereksiz tedirginliği mi
Hangisi?
ama belli ki sonundayız her şeyin
en sonunda.
edip cansever
arapca aceb den aceb ne ola? nın yuvarlatılmış şekli.
bir sabahattin ali şiiri.
ela gözünden akan
ateşli nazarların
acaba acımadan
kimi yakacak yarın?
dudakların acaba
kimlerle öpüşecek?
kimler yarın acaba
tuzağına düşecek?
anlıyorum, bizlerden
intikam alıyorsun.
lakin ey kadın bilsen,
nasıl alçalıyorsun.
Kaynak: İtüSözlük
