BUGUNLERİN EN ÖNEMLİ KONUSU DOMUZ GRİBİ.... BUTUN DOKTORLAR BUNLARI KONUSUYO.AMA HİC BİR YERDE BUKADAR NET DUYMAMISTIM OKUMAMISTIM LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUN..BEN HEMSIREYIM HASTANEDE DOKTORLAR BILE ENDISELI... Dolduruşa gelmeyelim
Domuz gribi salgınında bir ‘domuzluk’ olduğundan çoktandır şüphelendiğimi daha önceki yazılarımda bildirmiştim. Bir kere gerçi salgın tüm kıtalarda görüldü ama yaz mevsiminde de olsak hastalanan insan sayısı bir pandemiden beklenenin çok çok altında. İkincisi domuz gribinin öldürücülüğü olağan gripten bile çok düşük. Üçüncüsü domuz gribi virüsünün tabii mutasyonla oluşmadığına ve laboratuar ortamında yaratıldığına dair kuşkuların ve bunu destekleyen bulguların olması.
Aman dikkat
Avrupa Konseyi Sağlık Komitesi Başkanı ve Alman Meclisi Sağlık Komisyonu üyesi ve akciğer hastalıkları uzmanı Dr. Wolfgang Wodarg’ ın Bild gazetesine yaptığı açıklamaya okuyunca bu düşüncede yalnız olmadığımı gördüm. Pandemi korkusunun bir mizansen olduğu görüşünü savunan Wodarg, ‘Bu, ilaç endüstrisinin dev bir işi’ ifadesini kullanmış.
Birçok üretici firması domuz gribi aşısını insanlar üzerinde denemeye başladıklarını bildirdiler. Otuzdan fazla ülke aşı almak için sıraya girerken hesaba katılması gereken önemli hususlar var.
Bir: Domuz gribi virüsü de olağan grip virüsü gibi hızla antijenik yapısını değiştirebilir ve böyle bir durumda aşının koruyuculuğu çok azalabilir. Nitekim Brezilya Bakteriyoloji Enstitüsü Sao Paulo’ da bir hastadan izole edilen H1N1 virüsünün genetik yapısının Kaliforniya’ da salgına sebep olan H1N1′ den farklı olduğunu belirledi.
Bu sebeple de önümüzde aylarda beklenen yeni domuz gribi salgının antijenik yapısı çok farklı bir türle meydana gelmesi sürpriz olmamalı.
İki: Domuz gribi aşısının yeterli sayıda insanda denenmesi ve yan etkilerinin belirlenmesi için fazla zaman yok. Sınırlı sayıda ve sınırlı deneklerle yapılan araştırmalardan aşının güvenli olduğu sonucu çıksa bile buna yüzde yüz itimat etmek doğru değil. Birkaç bin kişide çok seyrek rastlanan bir yan etki, aşı milyonlarca kişiye uygulandığında çok belirgin olabilir.
Üç: Kısa zamanda çok sayıda aşı hazır etme aceleciliğinin güvenlikle ilgili bir takım tedbirleri zayıflatması hiç de uzak bir ihtimal değil. Amerika’ da 1976′ da uygulanan domuz gribi aşısının yüzlerce insanın felçli kalmasına ve 30′ unun da ölümüne yol açtığı unutulmamalı.
Dört: Virüste herhangi bir yapısal değişiklik olmasa bile aşının ne ölçüde koruyucu olacağı şu anda tam belli değil. İlk sonuçlar domuz gribi aşısının tek dozunun yeterli olmayacağını, aşının birkaç hafta sonra tekrarlanmasının gerekeceğini gösteriyor.
Gelelim neticeye
Kim ne derse desin, bu domuz gribi salgınında ve tedavisinde bir domuzluk olduğuna dair şüphelerim giderek artıyor.
Dr.Ahmet Rasim Küçükusta