O kadar inanıyorum ki anlattığınıza. Bizi koruyan meleklerimiz var. Bazen bize bir işaret veriyorlar, bazen bir ses, ya da bir canlı ile. Ben koruyucularımızın, hayvanlarla iletişim kurduğuna ve onları bizi uyarmaları için bilgilendirdiğine inanıyorum. Gerçekten o anne sizi korumuş. Evet gerçekten de bir daha onları orada görememiş olmanız tuhaf değil.
Ben de yaşadığımı anlatayım size

)
Mecidiyeköyde oturdum 7 yıl. Mahallemizde bir kızımız büyümeye başladı. Taksi durağındakiler bakıyorlar sürekli. ama sokakta o kadar mutlu ki. Şimdiye kadar gördüğüm hiç bir köpeğe benzemiyor. Tuhaf irilikte, turuncu, değişik bir hayvan. Tek başına dolaşmayı sever. Ben onu sadece sevdim. Beslememe hiç gerek olmadı. Sabah akşam, beni ne zaman görse yanıma gelir, biraz sevişiriz sonra işe ya da eve giderdim. yolun ortasında yatar, araba gelse bile kalkmazdı

Kaç kez birileri durup, aaaa noldu, bişey mi olduu diye sordular

Kaç kez işe geç kaldım, o beni sevecek diye elbiselerim kirlendi eve dönüp değiştirdim. Umurumda bile olmadı. Bazen peşimden yürürdü stadın yanına kadar. Aklım giderdi geri dönemezse diye. Dön derim dönmez, bir ayağında aksama vardı. Sanırım bebekken bir motor çarpmış ve bilek hafif yanlış kaynamış. Ama gövdesini taşırken zorlanıyordu. Arkamdan gelmesin diye hızlı hızlı yürüdüğümde yorulup oturur dinlenirdi, sonra koşardı. Kıyamazdım, içim giderdi bu kez yavaşlardım birlikte yürürdük. Akşamları eve geldiğimde onu göremezsem delirirdim. Arabaların altına eğilip bakar çıkartırdım oradaysa. Ya da sesimi duyunca uzaktan koşarak gelirdi. Arabaların altındaysa o gün mutlaka bi şeye kafası atmış olurdu

) Birisi kızdırmıştır ya da bana küsmüştür, sabah onu sevmeden gitmişimdir

Bi akşam mahsun mahsun yattığını gördüm. Noldu dedim etraftakilere, bilmiyoruz dediler. Patisini uzattı bana

( Alev alev yanıyordu. Tırnaklarından birisi uzamış, dönüp pati yastığına batmış. Enfeksiyon olmuş artık, dışarı akıyordu. Acıyor belli. Dokundurmak istemiyor. Adamlar uyardılar beni terstir ısırır diye. Yok dedim ısırmayacak kızım. Konuştuk biraz. Annecim senin iyiliğin için bakmama müsaade et diye. Gözlerini kapatıp izin verdi. Ama benim tek başına yapacağım bir şey değildi. Şişli belediyesini aradım hemen. O zamanlar çok ilgililerdi. Şimdi nasıllar bilmiyorum. Tanıyorlardı kızımı etrafta da belediyede de zaten

) Aaa bizim sarı kızmı, aksidir o biraz, ısırır, hemen ekip yolluyorum dediler. Ben de işe gittim. Suna hanım vardı orda. Klinikte yer yok, koca köpeği bir tırnak için sakinleştirmeyelim, orada halledelim dedi. NAsıl olur vs vs felan konuştuk. Üzülmeyin hallederiz dediler. Aldım kızımı karşıma anlattım. Sakın saldırma kızım dedim. Senin için gelecekler, 1 dakika sürecek işleri. Saldırırsan seni götürürler, kafese koyarlar. Akşam geldim, duraktakilere sordum. Belediyedeki adamlar boynuna bir tasma takıp hemen makasla tırnağını kesivermişler

Hiç tepki vermemiş, birazcık viyklemiş sadece. Yaa allah allah nasıl sakin kaldı bu köpek diye şaşırdık dediler

Akşam seke seke dolaşıyordu yanımda

Teşekkür ettim söz dinlediği için.
Bu olayın üzerinden kısa zaman geçti. Akşam geç bir saatte evden çıktım. Kızım yatıyor yine kapının önünde. Sevişiyoruz felan.. Birden hırlamaya başladı. Aniden kalktı yerinden önüme geçti, aynen sizin yaşadığınız gibi bedenini yasladı bana uzaklaştırmaya çalıştı. Kafamı kaldırdım ki, önümde bir çocuk duruyor. Tuhaf bakıyor. Köpeğim delirdi ama bir ona koşuyor bir bana. Ona gidiyor hırlıyor, bana dönüyor önüme kapanıyor. Çocuk tepkisiz, arkasından bir şey çıkardı. Meğerse elindeki tiner şişesiymiş. Kızımı tutmaya çalışıyordum o ana kadar. Bıraktım artık tutmayı. Çocuğa doğru hamle yapınca çocuk da korktu. Sakin kal dedim, arkanı dönme, geri geri yürümeye başla. Sakın kaçma. Çocuk laf dinledi allahtan. Güvenli mesafeye ulaşana kadar bir ona koştu bir bana geldi. Çocuk gözden kayboldu. Sonra benim yanıma gelip göbeciğini açtı

)) Yürümemeye karar verip eve döndüm

O kadar deliydi ki, ben yanındayken sokaktan tek başına bir adam yürürse ya da bir motor geçerse deli gibi koşardı peşinden. Çoğu zaman aralarına girmek zorunda kalırdım. Ama beni almaya gelen arkadaşlarım olursa, ilk defa görmüş olsa bile arabada beni beklerlerken camlarına atlardı

Kaç kez bana, ya bu senin köpeğin mi, seni beklerken cama patilerini koydu, sevdirdi kendini dediler

Ben arabaya binerken de yanıma gelir, kapımın önüne geçer arabaya binmek istedi

Durağın önü bir otobüs hattının son durağıydı. Otobüs şoförleriyle felan ahbap olmuş artık

Bazen otobüse binerdim denk gelirsem, bi de Fındık' ımız vardı. Aşağı mahallenin sahipli sokak köpeği. arada o da gelirdi. İkisi arasında kıskançlık krizi olurdu

Ben otobüse binince onlar da binerlerdi

Yolcularla kaç kez tartıştık mecburen. Otobüs kalkana kadar aşağıda beklemek zorunda kalırdım. Çoğu zaman insanlar sevgiyle bakardı onlara ben beklerken. Bir keresinde yine böyle oynaştık. Üzerim tüy oldu. Otobüse bindim, karşımda da 2 tane belediye görevlisi hanım oturuyor. Tüyleri elimle hafif silkeledim ama tahmin edersiniz öyle kolay çıkmazlar. Uçuşmazlar en azından. Kadınlar hayvan sevmiyor belli. Köpekleri otobüse binip inince de söylenmişlerdi. Yola çıktık, bunlar bana laf etmeye başladılar. Bütün tüyler üzerimize uçacaaak, hastalık geleceeekk, bişey bi şey. Bozmadım sakinliğimi, bişey olmaz kusura bakmayın dedim. Devam etti laflar, Ama artık yeter dedim yani, belediye görevlisisiniz, hayvana tahammülünüz yok. Aaaa!!! kadınlardan bir hakaret başladı inanamazsınız. Otobüsteki bir iki kişi de beni korudu bu kez onlara da laf ettiler. Otobüs şoförü aniden fren yapıp yolun ortasında durdu. İnin dedi bunlara. İnmiyoruz dediler. Bakın, ben de memurum, yola çıktığımızdan beri aynadan bakıyorum. Hanımefendi size ağzını açmıyor siz laf sayıyorsunuz. İnin yoksa atıcam. Atarsın atamazsın, otobüs ayağa kalktı. Şoför bir fırladı yerinden, defolun inin çabuk demeye kalmadan yolcular kadınları kolundan tutup otobüsten attılar

))) Ay ne mutlu olmuştum o gün

Yine uzun uzun bi yazı oldu ama bu yavruşkoların hikayeleri bitmez

)) Keyif oluyor bana da böyle anıları hatırlamak...
Çok sevgiler, iyi geceler