canımmm bi kitap hakkında yazı yazmıştım.. seninle paylaşmak istedim.. en güzel aşkı yaşayanlardan birisin çünkü

bakalım beğenecek misin?
Aşk..sihirli üç harf..
Aşk…rehberliğimi ayaklarımdan yüreğime çeviren..
Aşk..sonu bilinmeyen…
Okurken Aşk’ı, tarif edemediğim bir sarhoşluk; biraz huzur dolu, biraz sancı.. Her kelime hatta tek tek her harfe dokunuş. Bu kitap benim yüreğime dokundu, yüreğimi doldurdu. Uzun süredir olsun diye beklediğim kalp çarpıntılarım ve hayal kırıklıklarıma neden oldu. Yüreğimi burktu, acıttı, koparttı, yer yerinden oynadı sanki. Ay ya da deniz olmadığım halde med ceziri yaşattı, uzun süre gittim geldim. Bir darıldım kitaba, canımı acıtıyor dedim, bir de sarıldım aşk’tan vazgeçemem dedim.
İster sevgiliye olsun aşk, ister O’na, ister çocuklara olsun, istersen kendine.. Aşk tekti aslında ve aşk beklenerek gelecek bir şey değildi. Yakarak oluşacaktı aşk. Kanayacaktın ki, kan kırmızı bir gül olacaktın, sonra da sana aşık bir bülbül olacaktı yanı başında..
Aşk bambaşka bir şeydi işte; ne sevgilinin elini tutmak, ne dua etmek, ne de yüreğini açmaktı.. Aşk kelimelerde sönük kalacaktı, şarkılarda anlamsız olacaktı, aşkı anlatmaya çalışmak boşunaydı..
Peki sen aşkı niye böyle yazıp anlattın dersen..Ne haddime, ben aşkı değil kendimi anlattım. Belki ben kelimelerle anlam bulabilirim, gülüşümle birinin yüreğini ısıtabilirim, şefkatimle bir çocuğun yüzünü güldürebilirim, sevgimle birinin ömrü boyunca kocaman bir sevgisizlik okyanusunda olsa da onun açlığını doyurabilirim.. Ama aşk’ı anlatmak ne haddime!
Umarım bu kitap sana aşk’ı getirir, adını ağzıma almaya bile çekindiğim, anlatmaktan dahi aciz olduğuma inandığım Aşk’ı..