Evliliğin bittiğini düşünenlere,yeni evlilere ve bekarlara...

RenaC

New member
9
HD RANK
Katılım
16 Nisan 2010
Mesajlar
997
Reaksiyon puanı
4
Puanları
0
Bir kadın anlatıyor

Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.


Sonunda kararımı ona da açıkladım: Boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu. ‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ’sadece yoruldum.’ Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!


Sonunda sordu:
Seni caydırmak için ne yapabilirim?‘ Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. ‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’ ‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl’olacak. Bunu benim için yapar mısın?’ Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. ‘Sevgilim’ diye başlıyordu, ‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’
‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’
‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
Sâdık arkadaşının her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’
‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikây eler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’
00aask1.jpg
‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’
Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu. ‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’ Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçe ği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim..


Bu gerçek aşktı.


İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir.
Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.
Hayat tam da böyle bir şeydir.

 
çookk güzelll :) görünüşe aldanmamak lazım...sessizliğin ardındaki haykırışı duymak lazım...
 
o zaman hala aşığım ben:):)ama keşke mantığımı seçseydim:(
 
Çok güzel bir hikayeydi tam da eşime kızdığım bir anda :) Evet ilk zamanlardaki romantizm yok belki ama daha çok güven var...
Onsuz Ankara bomboşken varlığı kocaman dünyalara bedel bir kocam ve beni dünyanın en şanslı annesi hissetmemi sağlayan şeker bir oğlum var....
 
waaaaay beeeeeeeeeeeeee
 
etkilendimmm cok guzel tskler :)
 
bir mektuba ihtiyacı var her insannın..sevginin somutlaşmış halini görmeye ihtiyacı var yoksa gitmek istiyor..eğerr sevgi dile gelmiyorsa hareketlere yansımıyorsa veya o mektup yazılabilecek kadar yoğun değilse..biter birdahada gelemez...içinde tutanlara söylüyorum ..aşk ve evlilik emek ister..
 
harikaydı..
 
wowww beaa
 
gerçekten süpermişş:))
 
gerçekten muhteşem bir hikayeydi son satırlarda ağlamamak için kendimi zor tuttum...teşekkür ederim emeğinize yüreğinize sağlık...
 
Arkadaşlar aşkı canlı tutmak istiyorsanız sürekli yeni bişeyler düşünüp, hayata can vermeniz lazım... Ben de bir inş.mühendisiyim, bilen bilir şantiyeci hele bi de şantiye şefi olduğumdan dolayı çok yoğunum.. ama eşimi asla ihmal etmem.. Yapımdandır belki ama eve iş getiririm, kimin için tabiki ailem için ve eşim hep kıymetimi bilmiştir... Bazen düşünürüm şantiyelerde yüzlerce insanın derdiyle uğraşırız, aynı anda idari para dertleri, üst düzey yöneticilerin egoları falan filan... Her meslek zordur ama insanlarla uğraşarak iş yapıp yaptırmak sanki biraz daha ağır basar gibi.. neyse böyle günler gecerken ailemizden koptuğumuz olur ve yanlış orada başlar.. Ben genel olarak o kadar kişiyle uğraşıyorum bide karımın dertleriyle uğraşamam DEMEM.. dememem lazım işte burada ince çizgiyi koruyup eşlere ilgiyi azaltmamak lazım.. Ayrıca arkadaşın hikayesi süper. Ama eşlerimizi anlayalım ve ayrılık en son çare olsun lütfennn..
 
evet, bazı kadınlar böyledir işte... elindekinin kıymetini bilmez, canı sıkılır- sıkıldıkça herife hayatı zehir eder sonra da tüm suçu adama atıverir... neymiş, uçurum kenarından git çiçek kopar!!! yok ya? işte erkekle kadın mentalitesi arasındaki temel farklardan biri bu, hiç bir erkek kendisini sevdiğini ispat etsin diye bir kadından böyle saçma birşey istemez... erkeklere tavsiyem şudur, dostlarım, bir kadın sizden artık canı sıkıldığını söylüyor ve sizin onu sevdiğinizi ispatlamanız için uçurumdan çiçek kopar gibi zırvalıklar istiyorsa, hatta boşanmak istiyorsa evet aşıksanız çok üzülecek ve acı çekeceksiniz ama aradan zaman geçtikten sonra kara bulutlar tamamen dağıldığında eski karınıza teşekkür edeceksiniz. Ben ediyorum, iyi ki benden boşanmış da cehennemde çile çekmekten kurtulmuşum be! Allah razı olsun,yoksa ömür boyu çile çekmeye devam edecektim yahu !
 
Arkadaşlar aşkı canlı tutmak istiyorsanız sürekli yeni bişeyler düşünüp, hayata can vermeniz lazım... Ben de bir inş.mühendisiyim, bilen bilir şantiyeci hele bi de şantiye şefi olduğumdan dolayı çok yoğunum.. ama eşimi asla ihmal etmem.. Yapımdandır belki ama eve iş getiririm, kimin için tabiki ailem için ve eşim hep kıymetimi bilmiştir... Bazen düşünürüm şantiyelerde yüzlerce insanın derdiyle uğraşırız, aynı anda idari para dertleri, üst düzey yöneticilerin egoları falan filan... Her meslek zordur ama insanlarla uğraşarak iş yapıp yaptırmak sanki biraz daha ağır basar gibi.. neyse böyle günler gecerken ailemizden koptuğumuz olur ve yanlış orada başlar.. Ben genel olarak o kadar kişiyle uğraşıyorum bide karımın dertleriyle uğraşamam DEMEM.. dememem lazım işte burada ince çizgiyi koruyup eşlere ilgiyi azaltmamak lazım.. Ayrıca arkadaşın hikayesi süper. Ama eşlerimizi anlayalım ve ayrılık en son çare olsun lütfennn..


Ben de iki inşaat firmasının şantiye şefliğini aynı anda yürütüyordum , kendimi unutmuştum resmen . Hiç izin kullanmadan 45 gün çalıştığımı biliyorum , sabah 7 gece 3 lerde bitiyordu işim. Çok zordu çok , inşaat mühendisliği hep istediğim , üniversitede kazamadığımda ağladığım bir meslekti . Şantiyecilik yaptıktan sonra iyi ki inşaat mühendisi olmamışım demiştim.

Evliliği bitiren en büyük etken nasılsa benim diyerek çaba göstermemek , katılıyorum söylediğine , sürekli yenilenmek ve kendini bırakmamak , ilgi göstermek lazım. Bir de anlayışlı olmak , yargılamamak, empati kurmak gerek diye düşünüyorum.
 
Hikayeyi begendim, kadin kendi egosunun kurbani olmus. Fakat inanin bir kadin, kocasina böyle bir teklifte bunlunmasi bütün topu kocaya atmasi, evliligin bitmesi acisindan ne kadar tehlikeli. Evli olanlar bilirler, kadinlarin cogu kendilerini genc ve güzel hissetmek adina kocalarindan cok fazla seyler bekler ve onlari bazi konulardan sorumlu tutarlar. Benim aklima gelen bir soru ise kadinlar neden bu kadar cok seyi erkeklerden beklerler, tabiiki bunu kültürel, Dini, sosyal ve benzeri acilardan ele alirsak konu uzudikca uzaycaktir. Kadinlarin hepside hikayedeki gibi bir istekte bulunacagini zannetmiyorum, sonucta bu bir hikaye. Kadin ve erkegin egolari zalim oldukca ayriliklarda kacinilmazdir, tabiki bizler ayriliklarin yada anlasmazliklarin bir nedenini, mazeretini yaratabilecek zekaya sahibiz. Bu durumda öncelikle evliliklerin en basina, geri dönecek olursak, yasadigimiz toplumu ve bu toplumun ihtiyaclarini, yasam tarzini, inanclarinin biz insanlara sundugu bilgileri, yarattigi cahillikleri, farkinda olmadan kendimiz degilde toplumsal olarak sokuldugumuz rollerin kimler tarafindan sunuldugu ve bizleri bu durum ile kabullenislerini anlamamizdan sonra birlikte yasamayi sececegimiz kisinin de bu kiriterlerde yasadigi, yani disaridan bir kaliba sokularak sosyallesiyorsak, bu durum tamami ile kendi kontrolümüz disinda ise ve bunuda farkindaliksiz bir sekilde kabul ediyorsak evliliklerin sonunun er yada gec, ömür boyu izdirap, bazi nedenlerden dolayi evlilige katlanmalar, yada bosanlar ile bitecegi kesindir. Bizler evliligi yasamak icin, cocuklarimiz olsun, bazen cevremiz tarafindan zorlanarak, bazende kendimiz hic yasamadigimiz o duygulari yasama pahasina evlilikler yapiyoruz. Evliliklerde düsülen hatalar üzerinde bir cogumuzun düzeyli bir bir bilgiye ve farkindaliga sahip olmadigimizi söylemek isterim. Benim güldügüm ve gene bir kilif uydurulmus olarak gördügüm, bosanmalarin coklugu nedeniyle ortaya atilan `Modern yasam`da`diye bir cümle ile baslayan ve devam eden, bosanmalarin cok normal oldugunu, sorun olmadigini, cözüm üretme yerine sadece hem ruhsal hemde fiziksel olarak hasta bir toplum yaratma adina buna inandirilan insanlar. Cagimizda yasadiklarimizin bir cogu görsel ve yazili medya ile kurgulandigi ve bizlerin bilincaltinda hali hazirda bir duruma karsi kendimizi gelistirmeden (Bu ve benzeri konular icin söylüyorum ) sonu hazirlama düsüncesi yaratiliyor. En iyi örnegi ( Sex in die Ctiy ) adinda özgür kadinlar, bunlari izleyip sokaklarda yani elbise ve tarzda dolasan kadinlarin sayisi artiyor, onlarin giyimlerini ve kusamlarinda yeni cagin kadinlarini yaratma bakimindan güzelce belirleyen ve büyük bir pazar yaratan ceplerini iyice doldurun kisileride unutmamak gerekir. Isin özü bizler nasil yasayacagimizi malesef sanal bir kurgulardan ögreniyor ve uyguluyoruz, basarisiz oludugumuzda ise kilif uyduruyor ve dogruymusuz gibi yasamaya calisiyoruz. Hikayedeki kadinin kocasindan istedigi ucurumun kenarindan bir cicek getirirsen beni sevdigine inanacagim diye baslayan düsünceleride gene disaridan cektigi bir kopyadan ibarettir. Bir baskasini sevmeye kendimizden baslarsak, ne boncuklar, nede son model arabalar iliskilere tesir eder... Saygilar
 
Kadinlar neden bu kadar cok seyi erkeklerden beklerler, tabiiki bunu kültürel, Dini, sosyal ve benzeri acilardan ele alirsak konu uzudikca uzaycaktir.

Çok doğru söylemişsin yılmaz.Erkek kadından kadın erkekten bazen yersiz beklentiler içine giriyor.En güzeli kurgulardan uzak evlilik nasıl yaşanır değilde ben hayatımı paylaştığım insana neler verebilirim nasıl mutlu olurum diyerek yaşanmalı.

Kendini seversen herşeyi sevebilirsin.İlişkiye tesir eden gereksiz şeyler kesinlikle kendi kuruntularımız.
 
Egolarimiz bir sekilde yasamak icin lazim olan, bir bakima savunma sistemimizin bir parcasi sayilir. Egolarimizi yok edersek geriye ne kalacagini bilebilirmiyiz? Herkesin aradigi o sevgi, huzur, saglik uzadikca uzayacaktir. Herkese egolarini kendi ihtiyaclari oldugu cercevede kullanabilmeyi dilerim. Kendini sevmekte egomuzun en güzel yanlarindan bir tanesi diye düsünüyorum.
 
Egolarimiz bir sekilde yasamak icin lazim olan, bir bakima savunma sistemimizin bir parcasi sayilir. Egolarimizi yok edersek geriye ne kalacagini bilebilirmiyiz? Herkesin aradigi o sevgi, huzur, saglik uzadikca uzayacaktir. Herkese egolarini kendi ihtiyaclari oldugu cercevede kullanabilmeyi dilerim. Kendini sevmekte egomuzun en güzel yanlarindan bir tanesi diye düsünüyorum.

Egoyu tabiki yaşamalıyız ama kendi kontrolümüz altında,egolarımıza kurban gitmemeliyiz.Egolar yok edilemez fakat onlara daha güzel bir şekilde yön verebiliriz.Böylece kendimize olan güvenimiz artar.Egoyu beslemektir kendini sevmek.Hemde çok güzel bir besin.Aşırıya kaçmamak şartıyla halkımızın dilinde kendini beğenmiş şeklinde görükmemek suretiyle Kendimizi Sevebilmeliyiz.Sevmeye kendimizden başlarsak Hayatımızdakileri de sevmesini biliriz
 
Egoyu tabiki yaşamalıyız ama kendi kontrolümüz altında,egolarımıza kurban gitmemeliyiz.Egolar yok edilemez fakat onlara daha güzel bir şekilde yön verebiliriz.Böylece kendimize olan güvenimiz artar.Egoyu beslemektir kendini sevmek.Hemde çok güzel bir besin.Aşırıya kaçmamak şartıyla halkımızın dilinde kendini beğenmiş şeklinde görükmemek suretiyle Kendimizi Sevebilmeliyiz.Sevmeye kendimizden başlarsak Hayatımızdakileri de sevmesini biliriz

Malesef, egomuzu tanimak uzun zaman alabiliyor. Evliliklerde yasanilan sorunun can damari sayilabilecek bir konudur. Beklentiler ve beklenti sonucunda yasadigimiz hüsranlar ise egomuzun kontrol disina ciktigini gösteren etkilerdir. Evliliklerde beklentileride kontrol etmek icin kendimizi evrensel duygu ve düsünceler ile elimizden geldigi kadar bilgilendirmek yasam kalitemizide arttiracaktir. Evliliklerin bir cogunda ise benim kendi gözlemim, alan almis satan satmis mantalitesi ile ne sagliga, " kilo almak gibi" nede iliski düzenini birlikte kontrol ve olumlu sekilde paylasma diriligini göstermemek uzun vadede sorunlar yaratacaktir. Yeni jenarasyonlar malesef daha fazla görsel iliskiye dayanan bir birliktelik yasama arzusundalar, buda gene görselligin agir bastigi bir iliski dogurur, görsel olarak davranis bicimi her iki tarafinda birbirlerini öyle kabul etme töreninden baska birsey degildir, sonuda ne kadar saglikli olur kendimize soralim. : )
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst