Yaratıcı İmgeleme Kitabından Alıntılar

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Yüksek Ben'le İlişki Kurmak​

Yaratıcı imgelemeyi çok etkili ve başarılı hale getirmek için atılacak en önemli adımlardan biri, "kaynaktan" geldiğini hissettiğiniz bir deneyim yaşamaktır.

Kaynak, evrendeki sınırsız sevgi, bilgelik ve enerjiyi sağlayan demektir. Sizin için kaynak, Tanrı ya da evrensel zihin, her şeyin "bir"liği, ya da asıl özünüz anlamına gelebilir. Nasıl kavramlaştırırsak kavramlaştıralım, o burada ve şimdi hepimizin içinde, içsel varlığımızda bulunmaktadır.

Ben kaynakla ilişki kurmayı, Yüksek Ben'le, içimizde yaşayan Tanrısal varlıkla ilişki kurmak olarak düşünüyorum. Yüksek Ben'le ilişkide olmak derin bir bilme, kesinlik, güç, sevgi ve bilgelik duygusuyla karakterize edilir. Bu durumda, kendi dünyanızı kendinizin yarattığınızı ve onu kusursuz hale getirmek için sonsuz bir güce sahip olduğunuzu bilirsiniz.

Bu şekilde kavramlaştırmasak da hepimizin Yüksek Ben'le ilişki kurduğumuz anlar vardır; bu tür deneyimleri hepimiz yaşamışızdır. Kendinizi olağanüstü yüksek, aydınlık, güçlü, "dünyanın tepesinde" ya da "dağları yerinden oynatabilecek güçte" görmeniz Yüksek Ben'le ilişki kurduğunuzun göstergeleridir. "Aşık olmak" da böyle bir duygudur. Aşık olduğunuzda kendinizi ve dünyayı harika hissedersiniz; çünkü başka bir varlığa duyduğunuz sevgi, Yüksek Ben'inizle aranızdaki duvarın kalkmasına yardımcı olur.

Yüksek Beninizin bilinçli olarak farkına vardığınızda, onun zaman zaman yaşanan bir deneyim gibi göründüğünü keşfedersiniz. Bir an kendinizi güçlü, aydınlık, arınmış ve yaratıcı hissedebilirsiniz; bir sonraki anda ise karmaşa ve güvensizliğe geri düşebilirsiniz. Bu, sürecin doğal bir parçası olarak görünür. Bir kez Yüksek Ben'inizin farkına varınca, ihtiyacınız olduğunda on uçağırabilir ve yavaş yavaş, giderek daha çok sizinle birlikte olduğunu hissedersiniz.

Kişiliğinizle Yüksek Ben'iniz arasındaki bağlantı ikiye ayrılan bir kanala benzer ve akışı her iki yönde de geliştirmek önemlidir:

Alıcı: Meditasyon sırasında kişiliğinizi susturup olma haline geçince, sezgisel olarak size gelecek yüksek bilgelik ve rehberliğe bir kanal açmış olursunuz. Sorular sorar ve yanıtların size sözcükler, zihinsel imgeler ya da izlenimler vasıtasıyla gelmesini beklersiniz.

Etkin: Kendinizi evreninizin yaratıcısı olarak hissettiğinizde, yaratmayı arzuladığınız şeyi seçer ve seçimlerinizi yaratması için Yüksek Ben'inizin sonsuz enerji, güç ve bilgeliğine etkin imgeleme ve onaylama vasıtasıyla kanal oluşturursunuz.

Kanal iki yönde de özgürce akarken, sürekli olarak yüksek bilgeliğiniz tarafından yönlendirilmekte, bu rehberliğe dayanarak seçimler yapmakta ve dünyanızı en yüce ve güzel biçimde yaratmaktasınızdır.

Meditasyonun hemen her biçimi sizi en sonunda, kendinizi kaynak ya da Yüksek Ben olarak deneyimlemeye (hissetmeye) götürür. Bu deneyimin ne olduğundan emin değilseniz, endişeye kapılmayın. Sadece gevşeme, imgeleme ve onaylama uygulamalarını sürdürün. Meditasyonunuz sırasında er geç, bilincinizde bir çeşit açılma ve aydınlanma olduğu ve gerçek bir gelişme hissettiğiniz; her şeyin yolunda olduğunu, hatta içinizden yoğun bir enerjinin aktığını ya da bedeninizde, sıcaklık veren bir enerji değişikliği hissettiğiniz anlar yaşamaya başlarsınız. Bunlar, Yüksek Ben'inizin enerjisine kanal oluşturmaya başladığınızın işaretleridir.

İşte, bu duyguya ulaşmanıza yardımcı olacak bir yaratıcı imgeleme alıştırması. Bu alıştırmayı meditasyon seanslarınızın başında düzenli olarak yapabilirsiniz:

Rahat bir biçimde oturun ya da uzanın. Tümüyle gevşeyin... Tüm bedensel ve zihinsel geriliminakıp gitmesine izin verin... Derin bir biçimde ve ağır ağır soluk alıp verin... Giderek daha derinden gevşemeye çalışın.

Kalbinizde parlak, ısı yayan, sıcak bir ışık olduğunu hayal edin. Bu ışığın giderek yayıldığını ve büyüdüğünü; siz çevrenizdeki herkese ve her şeye sevgi dolu bir enerji yayan parlak bir güneş haline gelene dek büyüdüğünü ve genişlediğini hissedin.

Kendinize sessizce ve inançla şöyle söyleyin:

"Yüce ışık ve yüce sevgi benim kanalımla akıyor ve çevremdeki her şeye yayılıyor."

Bu cümleyi, ruhsal enerjinizi güçlü bir biçimde hissedinceye dek defalarca tekrarlayın.

Dilerseniz, kendi gücünüz, ışığınız, yaratma yeteneğinizle ilgili aşağıdaki verilenlere benzer onaylamaları da kullanabilirsiniz:

Tanrı şimdi benim, kanalımla çalışıyor,
ya da Ben yüce ışık ve yaratıcı enerjiyle doluyum,
ya da İçimdeki ışık burada ve şimdi yaşamımda mucizeler yaratıyor.
ya da size anlamlı ve güçlü gelen herhangi bir cümleyi kullanabilirsiniz.


a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Akışa Uymak

Yaratıcı imgelemeyi kullanmanın en etkin yolu, Taoculuğun özü olan "akışa uymak"tır. Bu istediğiniz yere ulaşmak için "çabalamak" zorunda olmamanız; sadece gitmeyi arzuladığınız yerden evreni haberdar etmeniz ve sonra yaşam nehri sizi oraya ulaştırana dek sabırla veuyum içinde onun akışına katılmanız demektir. Yaşam nehri bazen sizin hedefinize doğru dolambaçlı bir yoldan akabilir. Hatta, geçici olarak, tamamen farklı bir yöne gidiyor gibi de görünebilir; ama uzun vadede bu, mücadele ve zorlamayla gerçekleşecek olandan daha kolay ve uyumlu bir yoldur.

Akışa uymak, hedeflerinize (size çok önemli görünseler dahi) hafifçe bağlanmak ve bu arada daha uygun ve doyum verici olanlarla karşılaşırsanız başlangıçtaki hedeflerinizi değiştirmeye gönüllü olmak demektir. Hedefinizi zihninizde net bir biçimde tutma; ama aynı zamanda yol boyunca karşılaştığınız tüm güzel sahnelerin tadını çıkarma ve hatta yaşam sizi farklı bir yöne götürmeye başlarsa hedefinizi değiştirmeye gönüllü olma arasındaki denge budur. Kısacası bu, kararlı, sebatlı ama esnek olun demektir.

Eğer hedefinize ulaşmanız için sizi zorlayan bir sürü ağır duyguya sahipseniz (yani, ona ulaşamadığınızda mutsuz olacaksanız), kendinize karşı çalışmaya eğilimlisiniz demektir.

İstediğinize ulaşamamaktan korktuğunuzda, gerçekte, hedefin kendisine güç verdiğiniz kadar ya da daha fazla, ona ulaşamama fikrini güçlendiriyor olabilirsiniz.

Eğer kendinizi bir hedefe duygusal olarak çok bağlanmış hissediyorsanız, önce bu konuyla ilgili duygularınız üzerinde çalışmanız yararlı olur. Önce, hedefe ulaşamamaktan neden korktuğunuzu derinden incelemeniz ve kendinizi daha inançlı ve güvenli hissetmenize ya da korkularınızla yüzleşmenize yardımcı olacak onaylamalar yapmanız gerekebilir.

Örneğin:

Evren mükemmel bir biçimde gelişiyor.

Hiçbir şeye bağımlı ve düşkün olmak zorunda değilim.

Rahatlayabilir ve her şeyin olduğu gibi olmasına izin verebilirim.

Yaşamın akışına uyum sağlayıp onunla birlikte akabilirim.

Burada ve şimdinin tadını çıkarmak için her zaman her şeye sahibim.

Gereksindiğim tüm sevgiyi yüreğimde taşıyorum.

Ben seven ve sevilen bir insanım.

Ben kendi içimde bütünüm.

Yüce sevgi bana yol gösteriyor ve ben daima korunuyorum.

Evren gereksindiğimiz her şeyi daima verir.


Daha sonra vereceğim bazı temizleme işlemlerini de yararlı bulabilirsiniz. Bu konuda size yardımcı olacak ve içgörü kazandıracak kitapların arasında özellikle Ken Keyes Jr.'ın Yüksek Bilinç Kılavuzu' nu ve Vernon Hovvard'ın Kozmik Güce Giden Mistik Yol 'unu öneririm.

Elbette, çok bağlı olduğunuz bir şeyi yaratıcı biçimde imgelemek de tamamen geçerlidir ve genelde iyi sonuç verir. Ama eğer vermezse, kendi iç çatışmanızın çatışan mesajlar yolladığını idrak etmelisiniz. Bu durumda, hedefinize hemen ulaşamayabileceğiniz konusundaki fikir ve duygularınızı kabullenmeniz ve belki de bu çatışmanın çözümünün gelişiminize hayli katkıda bulunacak ve yaşamla ilgili tutumunuza daha yakından bakmanızı sağlayacak harika bir fırsat olduğunu anlamanız önemlidir.

Herhangi bir zamanda yaratıcı imgeleme yaparken, aslında olmak istemeyen bir şeyi zorladığınızı, oldurmaya çabaladığınızı hissederseniz, bir süre geri çekilip Yüksek Beninize, ulaşmak istediğinizşeyin sizin için gerçekten en iyi şey olup olmadığını ya da onu gerçekten arzu edip etmediğinizi sorun. Sonuçta evren size, sizin hiç düşünmediğiniz çok daha iyi bir şeyi göstermeye çalışıyor olabilir.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Bolluk Programı

Bolluk programı tüm yaratıcı imgeleme sürecinin çok önemli bir bölümüdür. Bu, evrenin tümüyle bolluk içinde olduğu maddi, duygusal, zihinsel ve ruhsal düzeyde yürekten isteyebileceğiniz her şeyi içeren bir bereket boynuzu olduğu anlayışına sahip olmak ya da bu bakış açısını bilinçli olarak edinmek demektir. Gereksindiğiniz ya da istediğiniz her şey talebinizi bekliyor; istediğiniz şeyi elde etmek için yalnızca bunun gerçekleşebileceğine inanmanız, istediğiniz şeyi gerçekten arzulamanız ve kabul etmeye istekli olmanız gerekiyor.

İsteklerinizi elde etmeniz konusunda başarısızlığa uğramanızın en genel nedenlerinden biri, "yokluk programı" dır. Bu program yaşamla ilgili aşağıdaki yaklaşımları ya da inançları içerir:

İsteklerimi elde etmek için yeterli fırsata ya da kaynağa sahip değilim...

Yaşam ıstırap dolu...

Başkaları yoksunluk içindeyken bolluk içinde yaşamak bencilce ve ahlâk dışı bir şeydir...

Yaşam katı ve zor; o bir gözyaşı deryasıdır...

Sıkı çalışmalı ve bir şeyler elde edebilmek için bir bedel ödemeli, özveride bulunmalısın...

Yoksul olmak daha soylu ve ruhen geliştirici bir şeydir...


Ve benzerleri...

Tüm bunlar yanlış inançlardır. Bunlar evrenin nasıl işlediği konusundaki anlayış eksikliğinden ya da bazı önemli ruhsal prensiplerin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Bu inançların ne size ne de başkalarına yararı olur; onlar hepimizin her düzeydeki doğal bolluk ve refah halimizi idrak etmemizi engellerler. Bugün dünyamızda birçok insan açlık ve yoksulluk gerçeğini yaşıyor; ama bu gerçeği yaratmayı sürdürmek zorunda değiliz.

Gerçek şu ki, dünyadaki her varlık için yeterli olandan daha çok olanak ve fırsat vardır; yeter ki zihinlerimizi bu olasılığa açabilelim. Evren engin bir bolluk yeridir ve hepimiz maddesel ve ruhsal zenginlik açısından doğal olarak bolluk ve refah içindeyiz. Zengin ve bolluk içinde bir dünyada yaşamayanlar ise bolluktan çok yoksunluk programına inanma düzeyindedirler henüz. Cehaletleri nedeniyle, yoksulluk ve yoksunluğun kaçınılmazlığı konusundaki yaygın inancı benimsemişler ve sonsuz yaratıcı gücün ellerimizde (ya da zihinlerimizde) olduğunu henüz idrak etmemişlerdir.

Bu dünyayla ilgili gerçek şu ki, o yaşanacak sonsuz derecede iyi, güzel ve geliştirici bir yerdir. Tek "kötülük" ise bu gerçeği anlayamamaktan kaynaklanır. Kötülük (cehalet) bir gölgeye benzer kendine ait bir özü, varlığı yoktur, o sadece ışıktan yoksunluk durumudur. Bir gölgeyi, onunla savaşarak, damgalayarak, sövüp sayarak ya da duygusal veya fiziksel herhangi bir biçimde karşı çıkarak yok edemezsiniz. Bir gölgeyi yok etmek için ona ışık tutmanız gerekir.

İnanç sisteminize bakın ve evrensel iyiliğe yeterince inanmayarak kendi kendinizi engelleyip engellemediğinizi araştırın. Kendinizi gerçekten de başarılı, doyumlu, mutlu, tam bir insan olarak görüyor musunuz? Gözlerinizi çevrenizdeki iyilik, güzellikve bolluğa gerçekten açabiliyor musunuz? Bu dünyanın, herkesin rahatlıkla gelişebileceği mutlu, refah içinde ve aydınlanmış bir dünyaya dönüşebileceğine gerçekten inanabilir, bunu düşleyebilir misiniz?

Dünyanın, herkesin gelişimine hizmet eden bir potansiyele sahip, iyi bir yer olduğu yaklaşımına sahip olmadıkça, kişisel yaşamınızda da istediğinizi yaratmakta zorlanırsınız.

Çünkü, insan doğası temelde sevgi doludur; bu yüzden çoğumuz, istediklerimizi, başkalarını onlardan yoksun bırakmak uğruna elde ettiğimize inandığımız sürece, kendimize bu istekleri gerçekleştirme izni vermeyiz.

Hayatta istediğimizi elde etmemizin insan mutluluğunun genel durumuna katkıda bulunduğunu ve başkalarını da kendilerine daha fazla mutluluk yaratmaları konusunda desteklediğini derin bir biçimde anlamak zorundayız.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Bolluk Meditasyonu

Rahat bir pozisyonda tümüyle gevşeyin: Kendinizi güzel bir doğal çevrede düşleyin bu herhangi bir yer; örneğin şirin bir ırmağın kıyısında yeşil, açık bir çayır ya da okyanus kıyısında beyaz bir kumsal olabilir. Bir süre tüm güzel ayrıntıları imgeleyin ve kendinizi bunların tadını çıkarırken görmeye çalışın. Şimdi, yürümeye başlayın ve az sonra kendinizi tamamen farklı bir çevrede, örneğin altın başakların dalgalandığı bir tarlada dururken ya da bir gölde yüzerken bulun. Dağlar, ormanlar, çöller, kısacası fantezinize uygun gelen çeşitli ve olağanüstü güzellikteki yerler bularak dolaşmaya vearaştırmaya devam edin. Her birini incelemek ve zevkini çıkarmak için zaman ayırın.

Kendinizi, ağaçlarda olağanüstü lezzetli meyvelerin bulunduğu bolluk içindeki bir tropikal cennete giden bir teknede hayal edin. Görkemli bir şatoya geliyorsunuz ve burada çok büyük bir ziyafet, müzik ve dans sizi bekliyor. Sonra geniş hazine dairesine götürülüyorsunuz ve orada size kullanabileceğinizden çok daha fazla değerli mücevherler, madenler, göz kamaştırıcı giysiler sunuluyor. Sonra, hayal gücünüzü kullanarak, tüm dünyayı dolaştığınızı ve istediğiniz her şeyi dileyebileceğinizden çok daha büyük ölçüde elde ettiğinizi ya da bunların size sunulduğunu imgeleyin.

Dünyayı, karşılaştığınız herkesin sizinle aynı doyumu ve bolluğu yaşadığı muhteşem bir cennet olarak düşleyin.

Bu dünyanın adam akıllı tadını çıkarın. Arzu ederseniz öteki gezegenlere de gidin ve oralarda da mucizevi şeyler bulun. Gerçekleşmesi mümkün olan olaylar sınırsızdır! En sonunda hoşnut ve mutlu bir halde eve dönün ve Evren'in gerçekten de olağanüstü harikalar ve bolluk yeri olduğu gerçeği üzerine düşünün.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Onaylamalar

Bu zengin bir evren ve onda hepimiz için her şey var.

Bolluk benim gerçek var olma halimdir. Ben şimdi onu tümüyle ve sevinçle kabul etmeye hazırım.

Tanrı tüm ihtiyaçlarımın tükenmez ve sınırsız kaynağıdır.

Refah ve mutluluk içinde yaşamak hakkım. Artık refah içinde ve mutluyum!

Daha fazla refaha kavuştukça, başkalarıyla paylaşacak daha çok şeye sahip olurum.

Evren bütünüyle bolluktur!

Yaşamın bana sunabileceği tüm refah ve mutluluğu kabul etmeye artık hazırım.

Herkese refah ve mutluluk sunan bir dünya yaratma sorumluluğunu şimdi üstleniyorum.

Parasal konularda kolayca ve çabasızca başarı kazanıyorum.

Şu anda parasal olarak büyük bir bolluk yaşıyor ve bunun tadını çıkarıyorum!

Yaşam neşe dolu ve ben artık onun zevkini çıkarmak istiyorum!

Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor.

Zengin bir bilince ve isteklerimi gerçekleştirme gücüne sahibim.

Kişisel kullanımım için yeterli olandan da fazla paraya sahibim.

Artık her ay ... liralık doyurucu bir gelire sahibim.

Her gün mali açıdan güçleniyor ve zenginliyorum. Ben zengin, iyi ve mutluyum.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Kendi İyiliğini Kabul Etme​

Hayatta istediğinizi yaratmak amacıyla yaratıcı imgelemeyi kullanmak için, yaşamın size sunduğu en iyiyi -sizin için "iyi" olanı- kabul etmeye
hazır ve istekli olmalısınız.

Belki garip görünebilir ama, çoğumuz hayatta istediğimize sahip olma olasılığını kabul etmekte zorlanırız. Bu genellikle çok erken yaşlarda edindiğimiz temel değersizlik duygularından kaynaklanır. Temel inanç şöyledir: "Ben gerçekten çok iyi (sevilmeye layık, değerli) bir kişi değilim; onun için en iyisine sahip olmayı da hak etmiyorum."

Bu inanç genellikle başka duygularla, bazen de gerçekten iyi olduğumuz ve iyi şeyleri hakettiğimiz şeklindeki karşıt duygularla karışıktır. Ama eğer, kendinizi en harika durumların içinde hayal etmekte zorlandığınızı ya da "Buna asla sahip olamam" veya "Bunun benim başıma gelmesi olanaksız." gibi düşünceler taşıdığınızı görürseniz, kendinizle ilgili "imaj'ınızı yakından incelemeniz gerekebilir.

Kendinizle ilgili imajınız, kendinizi nasıl gördüğünüzü, kendinizle ilgili neler hissettiğinizi kapsar. Bu genelde karmaşık ve çok yüzlüdür. Kendi imajınızın değişik yüzleriyle ilişkiye geçebilmek için, gün boyunca çeşitli zamanlarda ve çeşitli durumlarda kendinize, "Şu anda kendimle ilgili neler hissediyorum?" diye sormaya başlayın. Değişik zamanlarda zihninizde kendinizle ilgili ne tür fikirler ya da imajlar taşıdığınıza dikkat edin.

Yapacak ilginç şeylerden biri de, "Şu anda kendime nasıl görünüyorum?" diye sorarak kendi fiziksel imajınızla temas kurmaktır. Eğer kendinizi hantal, çirkin, şişman, sıska,çok iriyarı, çok ufak tefek ya da her nasıl hissettiğinizi keşfederseniz, bu kendinize gerçekte hak ettiğiniz şeyi -en iyiyi- verecek kadar kendinizi sevmediğiniz gerçeğine götüren bir ipucu olabilir. Birçok kusursuz güzellikte, çekici insanın kendisini sık sık çirkin, hiçbir şeyi hak etmez ve değersiz bulduğunu keşfetmek beni hep şaşırtır.

Onaylamalar ve yaratıcı imgeleme kendinizle ilgili daha olumlu ve sevecen birimaj yaratmak için harika bir yoldur. Kendinizi sevmediğiniz yaklaşımları yakaladığınızda, karşılık olarak her fırsatta kendinize olumlu, takdirkar, sevecen şeyler söylemeye başlayın. Kendinize karşı zihinsel olarak acımasız, sert ya da eleştirel davrandığınız anların farkına varın ve bilinçli olarak daha iyi, şefkatli ve takdirkar davranmaya başlayın. Bunun başkalarına karşı daha sevecen davranmanıza da yardımcı olduğunu göreceksiniz.

Kendinizle ilgili takdir ettiğiniz belirli özelliklerinizi düşünün. İyi bir arkadaşınızı nasıl hata ve kusurlarını açıkça görerek sevebiliyorsanız, aynı şekilde, bir yandan geliştirmeniz gereken yönlerinizin farkında olarak, kendinizi de özünüzde olduğunuz şey adına sevebilirsiniz. Bu kendinizi çok iyi hissetmenizi ve giderek hayatınızın harika bir biçimde değişmesini sağlayacaktır.

Kendinize şöyle söylemeye başlayın:

Ben güzel ve sevgiye layığım.

Ben sevecen ve şefkatliyim, ve başkalarıyla paylaşacak çok şeyim var.

Ben yetenekli, zeki ve yaratıcıyım.

Gün geçtikçe daha çekici hale geliyorum.

Hayatta her şeyin en iyisini hak ediyorum.

Başkalarına sunacak birçok şeyim var ve bunu herkes kabul ediyor.

Ben dünyayı seviyorum, dünya da beni seviyor. Mutlu ve başarılı olmaya hazırım.


Ya da size hangi sözcükler uygun ve yardımcı geliyorsa onları kullanabilirsiniz.

Genellikle, kendi isminizi kullanarak ikinci bir kişiye hitap eder gibi onaylama yapmak çok etkili olur:

"Susan, sen zeki ve ilginç bir insansın. Senden çok hoşlanıyorum." ya da

"John, sen çok sıcak ve sevecen bir kişisin. İnsanlar bu özelliğini gerçekten takdir ediyorlar."

Kendinize böyle doğrudan hitap etme şekli özellikle etkilidir; çünkü kendimizle ilgili olumsuz imajımızın büyük bölümü, küçük yaşlarda başka insanlar tarafından kötü, aptal ya da herhangi bir konuda yetersiz olduğumuza çeşitli yollarla inandırılmamızdan kaynaklanır.

Kendinizi mümkün olduğunca net bir şekilde gözünüzde canlandırın ve sevdiğiniz bir kişiye yaptığınız gibi, kendinize sevginizi ifade edin. Bunu, içinizdeki ebeveynin yine içinizdeki çocuğa sevgi ve takdirlerini göstermesi olarak düşünün. Kendinize şöyle sözler söyleyebilirsiniz:

"Seni seviyorum. Sen çok güzel bir insansın. Senin duyarlılığını ve dürüstlüğünü takdir ediyorum."

Yaratıcı imgeleme, sahip olduğunuzu düşündüğünüz herhangi bir fiziksel sorunun çözümü açısından da çok önemli bir yöntemdir. Örneğin, eğer kendinizi çok şişman hissediyorsanız, aynı anda iki şey üzerinde çalışmanız gerekir:

Onaylamalar vasıtasıyla ve sevgi dolu bir enerjiyle, zaten arzuladığınız biçimdeymişsiniz gibi kendinizi daha çok sevmeyi ve takdir etmeyi öğrenmeye başlayın.

Yaratıcı imgeleme ve onaylamalar vasıtasıyla kendinizi olmak istediğiniz biçimde
-ince, biçimli, sağlıklı ve mutlu- yaratmaya başlayın. Bu teknikler gerçek değişiklikler yapma açısından son derece etkilidirler.

Bu iki teknik, kendinizle ilgili her sorunun çözümü için geçerlidir.

Unutmayın, her yeni anda siz de yeni bir insansınız. Her gün yeni bir gündür ve gerçekte olduğunuz harika, sevgi dolu ve sevilmeye layık kişiyi idrak etmek için yeni bir fırsattır...Kendinizle ilgili imajı geliştirmenize ek olarak, evrenin iyiliğini kabullenip ona kapı açmayla ilgili onaylamalar yapmak da gerekir. Örneğin:

Bu bolluk evreninin lütuflarını kabul etmeye hazırım.

İyi olan her şey bana kolayca ve çabasızca geliyor (burada "iyi olan her şey" yerine istediğiniz herhangi bir sözcüğü -sevgi, refah, yaratıcılık, mükemmel bir ilişki- yerleştirebilirsiniz).

Burada ve şimdi bana akan ve benim için iyi olanı kabul ediyorum.

Ben en iyiyi hak ediyorum ve en iyi şu anda bana geliyor.

Aldıkça, verecek daha çok şeyim olur.


a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Onaylamalar

Bu zengin bir evren ve onda hepimiz için her şey var.

Bolluk benim gerçek var olma halimdir. Ben şimdi onu tümüyle ve sevinçle kabul etmeye hazırım.

Tanrı tüm ihtiyaçlarımın tükenmez ve sınırsız kaynağıdır.

Refah ve mutluluk içinde yaşamak hakkım. Artık refah içinde ve mutluyum!

Daha fazla refaha kavuştukça, başkalarıyla paylaşacak daha çok şeye sahip olurum.

Evren bütünüyle bolluktur!

Yaşamın bana sunabileceği tüm refah ve mutluluğu kabul etmeye artık hazırım.

Herkese refah ve mutluluk sunan bir dünya yaratma sorumluluğunu şimdi üstleniyorum.

Parasal konularda kolayca ve çabasızca başarı kazanıyorum.

Şu anda parasal olarak büyük bir bolluk yaşıyor ve bunun tadını çıkarıyorum!

Yaşam neşe dolu ve ben artık onun zevkini çıkarmak istiyorum!

Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor.

Zengin bir bilince ve isteklerimi gerçekleştirme gücüne sahibim.

Kişisel kullanımım için yeterli olandan da fazla paraya sahibim.

Artık her ay ... liralık doyurucu bir gelire sahibim.

Her gün mali açıdan güçleniyor ve zenginliyorum. Ben zengin, iyi ve mutluyum.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
Onaylamaları söylerken kendimizi kandırdığımızı hissedersek, onaylamaların tersi gerçekleşebilir. Evet, aslında bir tür kendimizi kandıracağız ama bunu yaparken kendimizi kandırma hissiyle değil; bunu gerçekten kendimizi ikna ederek yapmalı.
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


İşte, kendinize verdiğiniz değeri artırmak ve evrenin sizin arzuladığınız yönde akıtmaya hazır ve istekli olduğu sevgi ve enerjiyi kullanma yeteneğinizi geliştirmek için yapabileceğiniz bir meditasyon:

Kendini Takdir Etme Meditasyonu

Kendinizi günlük hallerinizden birinde hayal edin ve (tanıdığınız ya da yabancı) birinin size büyük bir sevgi ve hayranlıkla bakarak, çok beğendiği bir özelliğinizden söz ettiğini imgeleyin. Şimdi birkaç kişi daha yerleştirin görüntüye. Bu insanlar da geliyor ve harika bir insan olduğunuz konusunda aynı görüşte olduklarını söylüyorlar. (Eğer hu sizi utandınyorsa, sonuna dek dayanmaya çalışın.) Giderek daha çok, daha çok insan gelip gözlerinde müthiş bir sevgi ve saygıyla size bakıyor.

Kendinizi bir törende ya da bir sahnede imgeleyin sonra; hepsi de sizi seven ve takdir eden insan kalabalıkları sizi alkışlayıp tezahüratta bulunuyorlar. Alkışlarının kulaklarınızda çınladığını işitin. Ayağa kalkın, başınızı eğerek onları selamlayın ve gösterdikleri destek ve takdir için teşekkür edin.

Kendini Takdir Etmek İçin Bazı Onaylamalar:

Kendimi bütünüyle, olduğum gibi seviyor ve takdir ediyorum.

Kimseyi memnun etmeye çalışmak zorunda değilim. Kendimden hoşnutum ve önemli, olan da bu.

Öteki insanların önünde ben kendimden çok hoşnutum.

Kendimi özgürce, tam anlamıyla ve kolayca ifade ediyorum.

Ben güçlü, sevgi, dolu ve yaratıcı bir varlığım.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Dışarıya Akıtma

Başka bir ana prensip de vermek ya da dışarıya akıtmaktır. Evren, doğası hareket etmek ve akmak olan saf enerjiden oluşmuştur. Yaşamın doğası sürekli değişim, sürekli akıştır. Bunu anladığımızda, onun ritmine uyum sağlayabilir ve gerçekte daima kazandığımızı, asla hiçbir şey yitirmediğimizi bilerek, özgürce verip alabiliriz.

Evrenin mükemmelliğini ve iyiliğini kabullenmeyi öğrenmeye başlayınca, enerjimizden başkalarına verdikçe, bize daha fazla akması için boşluk yaratmakta olduğumuzu idrak eder ve evrenin bereketini doğal olarak paylaşmak isteriz.

Ne zaman güvensizlik (korku) ve "yeterince yok" duygusu nedeniyle, sahip olduklarımıza sıkıca sarılır ya da yapışırsak, bu harika enerji akışını kesmeye başlarız. Sahip olduklarımıza sarılırken, enerjinin hareket etmesini sağlayamayız ve yeni bir enerjinin bize akması için boşluk yaratmamış oluruz.

Enerji; sevgi, şefkat, takdir etme, onaylama ve kabullenme, maddi kazanımlar, para, arkadaşlık vs. gibi birçok şekle bürünür ve prensipler tüm bu şekillere eşit uygulanır.

Çevrenizdeki en mutsuz kişilere baktığınızda, bunların genelde, herhangi bir konuda "aşırı açlık ve yoksunluk" duyan ve bu nedenle de hayata karşı çok açgözlü davranan insanlar olduklarını görürsünüz. Bunlar genelde yaşamın, özelde de diğer insanların kendilerine gereksindikleri şeyleri vermedikleri duygusunu yaşarlar. Sanki yaşamla boğuşuyorlarmışçasına, şiddetle hasretini çektikleri sevgi ve doyumu zorla elde etmek için umutsuzca çabalarken, aslında onları besleyecek en büyük kaynağın önünü tıkamaktadırlar. Ve çoğumuz az da olsa bu eğilime sahibizdir.

İçimizdeki "vericilik" yerini bulduğumuzda, akışı tersine çevirmeye başlarız. Vericilik özveriden, kendini üstün görmekten veya ruhsallık fikrinden değil, bizzat vermenin saf hazzından kaynaklanır çünkü bu eylem insana sevinç ve neşe verir. O yalnızca sevgi dolu bir yerden kaynaklanabilir.

Hepimiz içimizde sınırsız bir sevgi ve mutluluk kaynağına sahibiz. Mutlu olabilmek için dışarıdan bir şeyler almak zorunda olduğumuzu düşünmeye alışmışızdır; ama gerçekte tam tersi bir işleyiş söz konusudur: Asıl, içimizdeki mutluluk ve doyum kaynağıyla bağlantı kurmayı öğrenmeli ve onu başkalarıyla paylaşmak için dışarı akıtmalıyız böyle davranmak erdemlilik olduğu için değil, ama gerçekten harika bir duygu olduğundan! Bir kez o kaynakla uyum sağladığımızda, onu paylaşmayı doğal olarak isteriz; çünkü bu sevginin esasıdır ve biz hepimiz seven varlıklarız.

Sevgi dolu enerjimizi dışarı akıttığımızda, daha fazlasının bize akması için yer açmış oluruz. Çok geçmeden de bu sürecin kendisi öylesine haz vermeye başlar ki, onu giderek daha fazla, daha fazla yapmak istediğimizi keşfederiz. Ve size ait olan şeyleri bu yaklaşımla paylaştıkça, dışarıya akıtma/içeriye akıtma prensibi gereği, dış dünyadan daha çok şey almaya başlarsınız. Çünkü doğa boşluk sevmez. Bu yüzden, siz dışarıya akıtınca, dışarıdan da bir şeyin içeriye akıp doldurması gereken bir boşluk yaratmış olursunuz. Vermenin ödülü kendi içindedir.

Bunu bütünüyle anlayıp yaşadığımızda, yaradılışımızda var olan sevgi dolu doğamızı ortaya çıkarmış oluruz.

Siz de yaratıcı imgelemeyi kullanırken göreceksiniz ki, yaşama karşı daha temel olarak "verme" yönelimine sahip oldukça, rüyalarınız da çok daha kolay bir biçimde gerçekleşecek. Ancak unutmayın ki, almaya da aynı ölçüde açık olmadıkça vermeyi sürdüremezsiniz... Ve bu "verme," aynı zamanda kendinize verme anlamına da gelir...

Dışarıya akıtmaya gelince, onu kusursuz kılacak olan şey uygulamadır. Ne kadar haz verici, insana kendini harika hissettirici bir duygu olduğunu anlamak için bilinçli bir uygulama yapmanız gerekir. Kendinizi bu alanda geliştirmek istiyorsanız, aşağıda sunduğum alıştırmaları deneyebilirsiniz:

1- Başkalarına karşı takdirlerinizi daha fazla ifade edebilmek için, düşünebileceğiniz her şekilde özellikle çaba gösterin. Hemen oturup, sevgi ve takdirlerinizi iletmekten hoşlanacağınız insanların listesini çıkarın ve önümüzdeki hafta içinde her birine duygularınızı nasıl ifade edebileceğinizi düşünün. Dışarıya akıtmak burada, o insanları mutlu kılacak sözcükler, bir dokunuş, bir armağan, bir telefon, bir mektup, para ya da yeteneklerinizi paylaşma biçiminde olabilir. Yerine getirilmesi daha zor bir şey de olsa, siziözellikle mutlu kılacak bir şeyi seçin.

Arzu ettiğinizde söyleyebilmeniz için daha çok teşekkür, takdir ve hayranlık sözcükleri düşünün. "Bana yardım etmeniz büyük incelikti." "Bunu takdir ettiğimi bilmenizi isterim." "Bunu söylerken gözleriniz çok parlak ve güzeldi ve o anda sizi, gördüğüm için kendimi çok mutlu hissettim." (Utangaç olmak zorunda değiliz!)

2- Eşyalarınızı gözden geçirip gerçekten istemediğiniz ya da sık sık kullanmadığınız şeyleri bulun ve onları daha çok kullanacak kişilere verin.

3- Eğer mümkün olduğunca az para harcayan ve daima pazarlık peşinde olan biriyseniz, her gün gereksiz olarak biraz para harcamaya çalışın. Biraz daha ucuz değil, biraz daha pahalı olan ürünü alın; paraya kıyıp kendinize fazladan bir şey alın, arkadaşınıza bir kahve ısmaıiayın. iyi bir neden bulursanız bağışta bulunun, vs. Bu tür küçük bir eylem bile kendinize, onayladığınız bolluğa inandığınızı açıkça göstermektir. Bu durumda, eylemler sözcükler kadar yüksek sesle konuşur.

4- Gelirinizin uygun gördüğünüz bir bölümünü de bağışlayabilirsiniz. Bu gelirinin belli bir yüzdesini bir kiliseye, spiritüel bir örgüte ya da dünyaya değerli yardımlar yaptıklarını düşündüğünüz herhangi bir gruba verme uygulamasıdır. Bu, söz konusu enerjiyi desteklemenin bir yoludur ve aynı zamanda aldığınız her şeyin Tanrı'dan geldiğini şükranla kabullendiğinizi ve bundan dolayı da evrensel kaynağa bir küçük sunuşta bulunduğunuzu gösterir.

Yapacağınız bağışın miktarı önemli değildir; çünkü gelirinizin düzenli olarak yüzde birini bağışlamanız bile size, dışarıya akıtmanın sürekli bir deneyimini sunacaktır.

Yalnızca bunu düzenli bir biçimde yapmayı ihmal etmeyin.

5- Yaratıcı olun. Kendinizin ve başkalarının iyiliği için enerjinizi evrene akıtmanın başka yollarını da bulmaya çalışın.


a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif


Şifa Verme​

Kendimize Şife Verme


Yaratıcı imgeleme, sağlıklı olma ve bu sağlığı koruma konusunda sahip olduğumuzen önemli araçlardan biridir.

Tam sağlıklı olmanın temel ilkelerinden biri, fiziksel sağlığımızı duygusal, zihinsel ve ruhsal durumumuzdan ayırmamaktır. Tüm düzeyler birbirlerine bağlıdırlar ve bedendeki bir "rahatsızlık" hali daima bir çatışmayı, gerilimi, endişeyi ya da var oluşun diğer düzeylerindeki uyumsuzluğu yansıtır. Bu yüzden, fiziksel olarak hastalandığımızda bu, varlığımızın doğal denge ve uyumunu yeniden kazanmak için yapmamız gereken şeyleri anlamak amacıyla duygusal ve sezgisel hislerimize, düşüncelerimize ve tutumumuza derinlemesine bakmamızı söyleyen bir mesajdır. İçsel sürece uyum sağlayıp onu "dinlemeliyiz."

Zihin ve beden arasında sürekli bir iletişim vardır. Beden fiziksel evreni algılar ve onunla ilgili zihne mesajlar yollar. Zihin ise bu algılamaları kendi geçmiş deneyimlerine ve inanç sistemine göre yorumlar ve bedene, uygun olduğunu hissettiği şekilde tepki göstermesi için işaret verir.

Eğer zihnin inanç sistemi (bilinçli ya da bilinçsiz düzeyde) belirli bir durumda hasta olmanın uygun ya da kaçınılmaz olduğunu söylüyorsa, o da bedene buna göre işaret verecek ve beden de hemen uysallıkla hastalık belirtileri gösterecektir; gerçekten de hasta olacaktır. Kısacası tüm süreç; kendimiz, yaşam, hastalık ve sağlığın doğası hakkındaki en derin kavramlarımız ve fikirlerimizle yakından ilişkilidir.

Yaratıcı imgeleme, zihnimizden bedenimize iletişim kurma biçimimize gönderme yapar. Bu zihnimizde bilinçli ya da bilinçsiz olarak imgeler oluşturma ve sonra onları işaretler ya da emirler seklinde bedene aktarma sürecidir.

Bilinçli yaratıcı imgeleme, bedenimizle iletişim kurmak için, olumsuz, boğucu, gerçekten "hasta edici" olanlar yerine olumlu düşünce ve imgeler yaratma sürecidir.

İnsanlar, hastalığın bazı durum veya koşullarda uygun ya da kaçınılmaz bir tepki olduğuna içsel bir düzeyde inandıkları için hastalanırlar. Çünkü hastalık bir biçimde, bir sorunu onlar adına çözermiş, gereksindikleri bir şeyi elde etmelerini sağlarmış ya da çözümlenmemiş ve dayanılmaz bir içsel çatışmaya umutsuz bir çözümmüş gibi görünür.

Buna birkaç örnek verelim: Bulaşıcı bir hastalıkla "karşı karşıya kaldığı" için hastalanan kişi (bunun kaçınılmaz veya yüksek bir olasılık olduğuna inanmıştır), ebeveyni ya da ailesinin başka bir üyesiyle aynı hastalıktan ölen kişi (kendisini aynı örneği tekrarlamaya bilinçdışı programlamıştır), işten kaçabilmek için hastalanan ya da bir kaza geçiren kişi (ya işte göğüs geremediği bir durum vardır ya da gereksindiği dinlenme ve huzuru kendine ancak hastalandığı takdirde layık görmektedir), sevgi ve ilgi görebilmek için hastalanan kişi (çocukken anne-babasının sevgisini de böyle elde edebiliyordu), yaşamı boyunca duygularını bastırıp en sonunda kanserden ölen kişi (biriktirdiği duyguların baskısıyla, kendini ifade etmesinin doğru olmadığı inancı arasındaki çatışmayı bir türlü çözüme ulaştıramaz... Ve en sonunda çözüm olarak kendini öldürür).

Bu örneklerle, her hastalığın basmakalıp bir açıklaması olan basit bir sorun olduğunu söylemek istemiyorum. Tüm sorunlarımızda olduğu gibi, sık sık daha karmaşık nedenlerle de karşılaşırız. Hastalığın, kavram ve inançlarımızın sonucu olduğunu ve içsel bir sorunumuza bir çözüm bulma girişimi olduğunu anlatmak istiyorum yalnızca. Eğer en içsel inançlarımızı tanımaya, kabul etmeye ve değiştirmeye gönüllüysek, sorunlarımıza daha yapıcı çözümler bulabilir, hastalık ve rahatsızlıktan tamamen kurtulabiliriz.

En olumlu, güçlü, sağlıklı ve sağaltıcı bilinç şu yaklaşımla yaratılabilir:

Hepimiz özümüzde kusursuz, ruhsal varlıklarız. Her birimiz evrensel zihnin ya daiçimizdeki Tanrısal bilincin kusursuz bir ifadesiyiz.

Böyle olmak sıfatıyla, yaşamımız boyunca parlak bir sağlığa, güzelliğe, sınırsız bir enerjiye, canlılığa ve neşeye sahip olmak bizim, yaradılıştan gelen doğal hakkımızdır.

Gerçekte ne kötülük ne de sınırlama vardır. Yalnızca cehalet ya da Tanrının evrensel doğasının yanlış anlaşılması söz konusudur.

Sağlığımız, güzelliğimiz, enerjimiz, canlılığımız ve neşemiz üzerindeki tek sınırlama, korku ve cehalet nedeniyle kendi yarattığımız engellerden, hayatın mükemmelliğine ve iyiliğine direnmemizden kaynaklanır.

Bedenimiz bilincimizin fiziksel bir ifadesidir aslında. Kendimizle ilgili taşıdığımız kavramlar sağlığımızı ve güzelliğimizi ya da bunların eksikliğini belirler. Kavramlarımızı derinlemesine değiştirdiğimizde, fiziksel varlığımız da takıma uyar. Beden sürekli değişir, her an kendini yeniler ve yeniden inşa eder; ve o bunu yaparken zihin tarafından gösterilenden başka bir örneği izlemez.

Bilincimizi en yüksek ruhsal idrakle ne kadar çok uyuma getirirsek, bedenimiz de bireysel kusursuzluğumuzu o kadar çok ifade eder.


Bu bakış açısının doğal gelişimi ve sonucu, hastalıkla ilgili daha yapıcı bir tutuma sahip olmaktır. Bu durumda hastalığın kaçınılmaz bir felaket ya da talihsizlik olduğunu düşünmek yerine, onu güçlü ve yararlı bir mesaj olarak karşılarız. Eğer fiziksel olarak herhangi bir biçimde ıstırap çekiyorsak, bu, bilincimizde araştırıp tanımamız, varlığını kabul edip değiştirmemiz gereken bir şey olduğunu bildiren bir mesajdır.

Genellikle de hastalığın vermek istediği mesaj, kendimize, sükunete kavuşup sadece iç benliğimizle bağlantı kuracağımız bir zaman ayırmamız gerektiğidir. Hastalık genelde bizi, tüm meşguliyetlerimizi ve çabalarımızı bir an kenara bırakarak rahatlamaya ve bilincin, gereksindiğimiz besleyici enerjiyi alabileceğimiz derin ve sessiz düzeyine kaymaya zorlar.

Şifa daima içten kaynaklanır. Düzenli bir biçimde sükunet bulup içsel bağlantı kurduğumuzda, iç benliğimizin dikkatimizi çekmesi için hastalanmamıza gerek kalmaz.

Hastalık ve "kazalar" kavramlarımızın değişmesi ya da herhangi bir iç sorunumuzun çözümlenmesi gerektiğini vurgulayan mesajlardır. Mümkün olduğunca sükunete kavuşup iç sesinizi duymaya çalışın ve ona, mesajının ne olduğunu, bu durumda neyi anlamanız gerektiğini sorun. Bunu yalnız da başarabilirsiniz ya da bazı durumlarda size yardımcı olması için bir danışmana, terapiste, arkadaşa veya şifacıya ihtiyacınız olabilir.

Yaratıcı imgeleme şifacılık için en iyi araçtır; çünkü o doğrudan sorunun kaynağına iner kendi zihinsel kavram ve imajlarınıza. Kendinizi kusursuz parlaklıkta bir sağlığa kavuşmuş olarak hayal etmeye ve böyle olduğunuzu onaylamaya başlayın. Sorunun tamamen şifa bulduğunu ve tedavi edildiğini görün. Birçok farklı düzeyde ele alınabilecek birçok farklı yaklaşım vardır; siz en çok işinize yarayan özel onaylama ve imgeleri bulmak zorundasınız. Kitabın üçüncü bölümünde bu konuda bazı öneriler sunuyorum.

Kuşkusuz "koruyucu hekimlik" her zaman en iyisidir... Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa, çok daha iyi; o zaman daima sağlıklı ve dayanıklı kalacağınızı onaylayın ve imgeleyin sadece; bu şekilde sağlığınızdan kaygılanmak zorunda kalmazsınız. Eğer şu anda sağlık sorunlarınız varsa, çeşitli basit yaratıcı imgeleme uygulamalarıyla her gün "mucizevi" tedavilerin başarıldığını; hatta kanser, artrit, kalp hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların bile iyileştirilebildiğini bilmek, çok rahatlatıcı olacaktır.

Birçok hastalık olayında, yaratıcı imgeleme tek başına bütünüyle etkili bir tedavi yolu olabilir. Bazı olaylarda ise kişinin kendi inanç sistemi yüzünden (iyileşmek için kendi dışımızdaki bir şeylere muhtaç olduğumuz görüşünü terk etmek zordur!), öteki tedavi biçimlerini kullanmak da gerekir.

Herhangi bir tedavi biçimine içsel olarak güven duyduğunuz sürece onu elbette kullanabilirsiniz!

Eğer iyi sonuç vermesini ister ve buna inanırsanız verecektir. Geleneksel ilaç ya da cerrahlıktan akupunktur, yoga, masaj, diet v.b. gibi daha holistik tedavilere kadar ne tür bir tedavi uygulanırsa uygulansın, hepsiyle birlikte kullanabileceğiniz yararlı bir tamamlayıcıdır. Yaratıcı imgelemenin bilinçli kullanımı normal iyileşme sürecini şaşırtıcı şekilde hızlandırır ve kolaylaştırır.

a67ff71a22c4d7f2827fb0fb46b349e0.gif
a34b3ccb16835b3c66427a6929914341.gif
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Başkalarına Şifa Verme

Kendimizi iyileştirmekte geçerli olan aynı prensip başkalarına şifa vermekte de geçerlidir. Daha önce ana hatlarını verdiğim iyileştirme bilinci, başkalarına şifa vermekte, kişinin kendine şifa vermesi kadar (bazen daha da fazla) etkili olur.

Bu evrensel zihnin "bir"liği nedeniyle böyledir. Bilincimizin bir bölümü herkesin bilincindeki aynı bölümle doğrudan bağlantılıdır. Ayrıca bu bölüm, her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen yüce Tanrı'yla bağımızı oluşturduğuna göre, hepimiz
dilediğimizde bağlantı kurup akıtabileceğimiz inanılmaz şifa gücüne sahibiz.

Nasıl, kendimizle ilgili görüşlerimiz sağlıklı ya da sağlıksız olmamızı belirliyorsa, başkalarıyla ilgili görüşlerimiz de onların sağlıklı ya da sağlıksız olmalarını destekleyebilir. Eğer bir arkadaşımız sahip olduğu bir kavram yüzünden hastalanırsa ve biz de onu hasta eden bu görüşe katılır ya da ona inanırsak, arkadaşımızın iyileşmesini ne denli gönülden istersek isteyelim, onun hasta yapısını destekliyor oluruz. Öte yandan, eğer onun sağlıklı ve kusursuz olduğu görüşünü güçlü bir biçimde zihnimizde tutarsak, arkadaşımızın iyileşme sürecini gerçekten destekliyor oluruz. Yaptığımız imgelemeyle ilgili bir şey bilmesi de gerekmez; aslında bazen, "bilinçli olarak" bilmemesi daha iyidir.

Şaşırtıcı bir şeydir ama başka bir kişiyle ilgili sadece kavramlarımızı değiştirmek ve bilinçli olarak bir sağlık ve iyilik imgesi yaratmak, bu imgeyi taşımak ve yansıtmak, birçok olayda kişiyi hemen iyileştirebilir; birçok başka olayda ise iyileşmesini hızlandırır ve kolaylaştırır.

Ben şahsen çok bilimsel ve akılcı bir yetiştirme tarzı ve eğitimle büyüdüm; bu yüzden, başka insanlara uzaktan şifa verme yeteneğini anlamak ve kabullenmek en zorlandığım şeylerden biri oldu. Bununla birlikte, şifacılığa çok sık tanık olduğum ve kendim de bizzat deneyimlediğim için artık hiçbir kuşku taşımıyorum.

Kişisel deneyimlerim sonucu, şifa verme konusunda bulduğum en etkili imgeleme şöyle: Kendimi şifa veren enerji, evrenin ruhsal enerjisi için temiz, açık bir kanal olarak görürüm. Ve sonra bu müthiş enerjinin benim vasıtamla ona ihtiyaç duyan kişiye aktığını imgelerim. Yüksek Ben'imin öteki insanın Yüksek Benine, kendisini iyileştirmek için yapması gereken şeyde desteklemek amacıyla enerji yolladığını düşünürüm. Aynı zamanda, karşımdaki insanı gerçekte olduğu şekilde doğal olarak sağlıklı ve mutlu olan yüce bir varlık, Tann'nın güzel ve kusursuz bir ifadesi olarak görürüm.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif

 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Meditasyonlar ve Onaylamalar

KENDİNİ TOPRAKLAMA VE ENERJİYİ AKITMA

Bu, her türlü meditasyona başlamadan önce yapılması gereken çok basit bir imgeleme tekniğidir. Tekniğin amacı enerji akışınızı sağlamak, her türlü engeli yok etmek ve meditasyon sırasında "uyuşturucu almış gibi" kendinizden geçmemeniz için sizi fiziksel düzeye sıkıca bağlı tutmaktır.

Sırtınız dik ama rahat bir şekilde bir sandalyeye oturun ya da yerde bağdaş kurun.

Gözlerinizi kapayın, 10'dan 1'e kadar sayarak ağır ağır soluk alıp verin. Derin bir biçimde gevşediğinizi hissedene dek bunu sürdürün.

Omurganızın en alt kısmına bağlı uzun bir kordonun yere kadar uzandığını, oradan da toprağa girdiğini hayal edin. Dilerseniz bunu, bir ağacın kökünün toprağın altına derin bir biçimde uzanışı olarak, da düşünebilirsiniz. Buna "topraklama kordonu" denir.

Şimdi, yerin enerjisinin bu kordon vasıtasıyla yukarı doğru (eğer bir sandalyede oturuyorsanız ayak tabanlarınızdan yukarı doğru) çıktığını, bedeninizin her yanından geçerek yukarı akmaya devam ettiğini ve başınızın üstünden dışarı çıktığını imgeleyin.

Bu akışın iyice oluştuğunu hissedene dek aynı görüntüyü resmetmeyi sürdürün. Şimdi de kozmosun enerjisinin başınızın üstünden içeri girdiğini, tüm bedeninizden, topraklama yapan kordonunuzdan ve ayaklarınızdan geçerek toprağa aktığını imgeleyin. Bu iki akışın farklı yönlere gidişini ve bedeninizde uyumlu olarak birbirine karıştığını hissetmeye çalışın.


Bu meditasyon sizi vizyonun, önsezinin, fantezinin ve imgelemenin kozmik enerjisiyle, fiziksel düzeyin sabit, maddi enerjisi arasında dengede tutar. Mutluluğunuzu ve istediklerinizi gerçekleştirme gücünüzü artıracak bir dengede...

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif

 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Enerji Merkezlerini Açma​
Bu bedeni iyileştirmek, temizlemek ve enerji akışını sağlamak için yapılan bir meditasyondur. Bu meditasyonu sabah kalkar kalkmaz ya da herhangi bir meditasyon seansının başında veya rahatlayıp tazelenmek istediğiniz her seferinde yapabilirsiniz:

Sırt üstü yere uzanın; kollarınız iki yanda uzanabilir ya da ellerinizi karnınızın üzerinde kavuşturabilirsiniz. Gözlerinizi kapayın, gevşeyin ve hafif, derin ve ağır ağır soluk alıp verin.

Altın ışıktan oluşan parlak bir kürenin (alanın) başınızın üstünü çevrelediğini imgeleyin. Dikkatinizi ışık küresi üzerinde tutup onun başınızın üstünden çevreye yayıldığını hissederek derin ve ağır bir biçimde beş kez soluk alıp verin.

Şimdi, dikkatinizi tepenizden boğazınıza indirin. Bu kez altın bir ışık küresinin boğaz bölgenizden dışarı yayıldığını imgeleyin. Dikkatinizi bu ışık üzerinde tutarak ağır ağır beş kez soluk alıp verin.

Sonra, dikkatinizi boğazınızdan göğsünüzün ortasına indirin. Bir kez daha, göğsünüzün ortasından altından bir ışığın yayıldığını hayal edin. Enerjinin daha çok yayıldığını hissederek yine beş kez derin soluk alıp verin.

Ardından, dikkatinizi güneş sinirağınıza (karın boşluğu) indirin: Tüm orta bölgenizde altın ışık küresini imgeleyin. Ona doğru beş kez ağır ağır soluk alıp verin.

Şimdi ise ışığın pelvis (leğen kemiği) bölgenizin içinde ve çevresinde parıldadığını hayal edin. Yine ışık enerjisinin yayıldığını ve genişlediğini hissederek beş kez derin soluk alıp verin.

En sonunda ışık küresinin ayaklarınızın çevresinde parladığını imgeleyin ve beş kez daha ona doğru soluk alıp verin.

Şimdi altı ışık küresinin de aynı anda parladığını, öyle ki bedeninizin enerji yayan bir mücevher şeridi haline dönüştüğünü hayal edin.

Derin bir biçimde soluk alıp verin; soluk verirken yukarıdan aşağıya, tepenizden topuğunuza dek bedeninizin sol dış yanından enerji aktığını imgeleyin. Soluk alırken ise aynı enerjinin bu kez bedeninizin sağ dış yanı boyunca yukarı, tepenize doğru çıktığını hayal edin. Bu enerjiyi bu şekilde bedeninizin çevresinde üç kez dolaştırın.

Sonra yavaşça soluk verirken, enerjinin tepenizden bedeninizin ön tarafı boyunca akıp ayağınıza ulaştığını imgeleyin. Soluk alırken ise aynı enerjinin bedeninizin arka tarafı boyunca yukarı çıkıp tepenize ulaştığını hissedin. Akışı bu yönde üç kez dolaştırın.

Şimdi enerjinin ayaklarınızda toplandığını hayal edin. Sonra bu enerjinin bedeninizin ortasından geçerek ayaklarınızdan tepenize doğru yavaşça çıktığını, başınızın üstünden ışıktan bir fıskiye gibi çevreye yayıldığını, sonra bedeninizin dışından tekrar ayağınıza doğru aktığını imgeleyin. Bunu birkaç kez ya da istediğiniz kadar tekrarlayın.

Bu meditasyonu bitirdiğiniz zaman derin bir biçimde gevşeyip rahatlamış ama o ölçüde de enerji, canlılık ve neşe dolmuş olacaksınız.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Bir Sığınak Yaratmak

Yaratıcı imgelemeyi kullanmaya başladığınızda yapmanız gereken ilk şeylerden biri, içinizde, istediğiniz zaman gidebileceğiniz bir sığınak yaratmaktır. Sığınağınız ideal gevşeme, huzur, güven, korkusuzluk yeridir ve onu tam istediğiniz gibi yaratabilirsiniz.

Rahat bir pozisyonda gözlerinizi kapayın ve gevşeyin. Kendinizi güzel bir doğal çevrede hayal edin. Bu bir çayır, bir dağın tepesi, orman, deniz kıyısı... Size çekici ve hoş gelen herhangi bir yer olabilir.

Bu yer okyanusun altında ya da başka bir gezegende bile olabilir. Nerede olursa olsun, bu size rahatlık, hoşnutluk ve huzur veren bir yer olmalıdır. Görsel ayrıntılara, seslere ve kokulara, bu yerle ilgili kapıldığınız her türlü his ve izlenime dikkat ederek çevrenizi araştırın.

Şimdi burayı sizin için daha sevimli, rahat, yani kendinizi evinizdeymiş gibi hissedebileceğiniz bir yere dönüştürmek için gereken her şeyi yapın. Orada bir çeşit ev ya da barınak inşa etmek ya da tüm bölgeyi altından bir koruma ve güvenlik ışığıyla kuşatmak, sizi rahat ettirecek ve zevk alacağınız şeyleri yaratmak ve düzenlemek veya burayı özel yeriniz olarak resmen tanımak için bir ritüel yapmak isteyebilirsiniz.

Şu andan itibaren bu sizin, her zaman sadece gözlerinizi kapayıp orada olmayı arzulayarak dönebileceğiniz özel, içsel sığınağınız olacaktır. Her zaman orada olmayı şifa verici ve rahatlatıcı bulacaksınız. Bu ayrıca, sizin için özellikle güç verici bir yerdir ve yaratıcı imgeleme yaptığınız her sefer oraya gitmeyi isteyebilirsiniz.

Sığınağınızın zaman zaman kendiliğinden değiştiğini ya da orada değişiklikler ve eklentiler yapmak istediğinizi görebilirsiniz. Sığınağınızda cok yaratıcı davranabilir, gönlünüzce eğlenebilirsiniz... Ancak huzur, sükunet ve mutlak bir güven duygusu gibi asil özellikleri daima akılda tutmalısınız.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
'Bir sığınak yaratmak' yönetminin asosyallik ve içe kapanmak nedeni olduğu ile ilgili bir makale okumuştum.Şizofreninin ilk basamağının da gerçeklikten kaçıp içte hayali bir dünya yaratmak ve her zorlukta buraya sığınarak güvende olmaya çalışmak olduğunu söylüyordu bu makale.Paylaşımınızı okuyunca bunlar aklıma geldi.Sizin fikriniz nedir bu konuda?
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Rehberinizle Buluşma​
Her birimiz aslında, sonsuza dek ihtiyaç duyacağımız tüm bilgelik ve bilgiyi içimizde taşıyoruz. Sezgisel zihin vasıtasıyla bu kaynağı kullanabiliriz; çünkü o evrensel zeka ile aramızdaki bağı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, yüksek bilgeliğimizle bağlantı kurmayı genelde zor buluruz.

Bunu başarmanın en iyi yollarından biri içsel rehberimizle karşılaşmak ve onu tanımaktır. İçsel rehber; danışman, ruhsal rehber, hayali arkadaş ya da üstad gibi birçok değişik isimle bilinir. O size birçok değişik biçimde gelebilen ama genellikle akıllı ve sevgi dolu bir arkadaş olarak konuşup ilişki kurabileceğiniz bir kişi ya da varlık şeklinde gelen, sizin yüksek bir parçanızdır.

Aşağıda öz rehberinizle karşılaşmanıza yardımcı olacak bir alıştırma sunuyorum. Dilerseniz siz meditasyon yaparken bir arkadaşınız da size aşağıdaki direktifleri okuyabilir. Olmazsa, önce aşağıdaki alıştırmayı baştan sona okuyup, sonra gözlerinizi kapayarak uygulamaya geçebilirsiniz.

Gözlerinizi kapayın ve derin bir biçimde gevşeyin. İçsel sığınağınıza gidin ve orada birkaç dakika süreyle rahatlamaya, uyum sağlamaya çalışın. Şimdi sığınağınızın içinde, ileriye doğru uzanan bir yolun üzerinde durduğunuzu hayal edin. Yolda yürümeye başlıyorsunuz ve aynı anda uzaktan duru, parlak bir ışık saçan bir varlığın size doğru gelmekte olduğunu görüyorsunuz.

Birbirinize yaklaşırken, o varlığın bir erkek mi kadın mı olduğunu, neye benzediğini, kaç yaşında olduğunu ve nasıl giyindiğini görmeye başlıyorsunuz. Varlık yaklaştıkça onun yüzü ve dış görünümüyle ilgili daha fazla ayrıntı görüyoruz.

Bu varlığı selamlayıp ismini sorun. Algıladığınız ilk ismi kabul edin ve bu konuda daha fazla düşünmeyin.

Şimdi rehberinize sığınağınızı gezdirin ve onu birlikte araştırıp keşfedin. Rehberiniz daha önce hiç görmediğiniz bazı şeyleri gösterebilir ya da sadece birlikte olmanın hazzını yaşayabilirsiniz.

Rehberinize o anda size söylemek istediği bir şey ya da vermek istediği bir öğüt olup olmadığını sorun. Dilerseniz bazı özel sorular sorabilirsiniz. Hemen yanıt alabilirsiniz; ama öyle olmazsa düş kırıklığına uğramayın, yanıt size daha sonra herhangi bir biçimde gelecektir.

Birlikte olma duygusunu şimdilik tam anlamıyla yaşadığınızda, rehberinize teşekkür edip takdirlerinizi ifade edin ve kendisiyle sığmağınızda yine buluşmak istediğinizi söyleyin.

Gözlerinizi açın ve dış dünyaya geri dönün.


İnsanlar rehberleriyle karşılaşma konusunda birçok farklı tipte deneyini yaşarlar; bu yüzden bir genelleme yapmak zordur. Temel olarak, eğer yaşadığınız deneyim sizi hoşnut etmişse, o zaman iyidir. Öyle değilse, yaratıcı olun ve onu değiştirmek için yapmanız gereken ne varsa yapın.

Eğer rehberinizi açık ve kesin bir biçimde algılayamadınızsa kaygılanmayın. Bazen o parlak bir ışık biçiminde ya da bulanık, belirsiz bir görünümde kalır. Önemli olan onun gücünü, varlığını ve sevgisini hissetmenizdir.

Eğer rehberiniz size tanıdığınız bir kişinin biçiminde gelirse, kendinizi bu konuda özellikle iyi hissetmemeniz dışında bu da iyidir.

Eğer rahatsızlık duyarsanız, alıştırmayı yineleyin ve rehberinizden, onunla rahatça ve hoşlanarak ilişki kurabileceğiniz bir biçimde gelmesini rica edin.

Eğer rehberiniz eksantrik ya da alışılagelmişin dışında görünüyorsa şaşırmayın; bize göründükleri biçim aslında yine kendi sınırsız yaratıcılıktaki zihnimizden kaynaklanmaktadır. Örneğin, rehberiniz alışılmamış ve şaşırtıcı bir mizah duygusuna ya da egzotik bir isme ve teatral bir yeteneğe, gösterişli bir üslûba sahip olabilir. Bazen hiç konuşmaz ama doğrudan izlenimler ya da sezgisel bilgi hissettirme şeklinde bir iletişim kurarlar.

Ayrıca rehberiniz zaman zaman biçim, hatta isim bile değiştirebilir. Ya da yıllarca aynı görünümde bir rehbere sahip olabilirsiniz. Aynı anda birden fazla rehberiniz de olabilir.

Rehberiniz, rehberliğe, bilgeliğe, bilgiye, desteğe, yaratıcı ilhama, sevgiye ya da arkadaşlığa gereksinim duyduğunuz her an çağırmanız için orada beklemektedir. Rehberiyle ilişki kurmuş birçok kişi her gün meditasyon saatlerinde onunla buluşur.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Pembe Baloncuk Tekniği

Bu meditasyon basit ve şaşılacak şekilde etkilidir. Alıştırma:

Rahat bir biçimde oturun ya da uzanın, gözlerinizi kapayın ve derin, yavaş ve doğal bir şekilde soluk alıp verin. Giderek daha derinlemesine gevşeyin.

Gerçekleşmesini istediğiniz bir şeyi hayal edin. Onun şimdiden olduğunu imgeleyin. Onu zihninizde olabildiğince açık ve net bir biçimde resmedin.

Şimdi zihin gözünüzde bu hayalinizi pembe bir baloncukla kuşatın; hedeflediğiniz şeyi bu baloncuğun içine yerleştirin. Pembe, kalple ilişkili olan renktir ve eğer bu renk titreşimi imgelediğiniz şeyi kuşatırsa, o size yalnızca varlığınızla kusursuz bir uyum içindeki şeyi getirecektir.

Üçüncü adım, baloncuğu bırakmak ve onun hala vizyonunuzu taşıyarak evrene doğru süzülüp gittiğini hayal etmektir. Bu onu duygusal olarak serbest bıraktığınızı sembolize eder. O şimdi gerçekleşmesi için gerekli enerjiyi çekmek ve toplamak amacıyla evrende süzülerek dolaşmakta özgürdür.


Yapmanız gereken başka bir şey yoktur.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Kendine Şifa Verme

Oturun ya da uzanın, soluk alıp vererek derin bir biçimde gevşeyin. Ayak parmaklarınızdan başlayarak, ayaklarınızdan bacaklarınıza ve kalçanıza çıkarak ve öylece devam ederek, dikkatinizi sırasıyla bedeninizin her parçasına odaklayın ve her parçaya gevşemesini ve tüm geriliminden kurtulmasını söyleyin. Tüm gerilimin dağılmakta ve akıp gitmekte olduğunu hissedin.

Eğer isterseniz, enerjinizin gerçekten akmasını sağlamak için enerji merkezlerini açma meditasyonu yapın.

Şimdi altından, şifa verici ışık enerjisinin tüm bedeninizi kuşattığını hayal edin... Onu hissedin... Hazzını yaşayın.

Eğer bedeninizin belirli bir yeri hastaysa ya da ağrıyorsa, o bölüme size bir mesajı olup olmadığını sorun. O anda ya da genel olarak hayatınızda anlamanız ya da yapmanız gereken bir şey olup olmadığını sorun.

Eğer bir yanıt alırsanız onu anlamak ve gerekeni yerine getirmek için elinizden geleni yapın. Eğer yanıt alamazsanız işleme devam edin.

Şimdi o bölgenize ve ihtiyacı olan her yerinize sevgi dolu, şifa verici bir enerji yollayın ve o bölgenin iyileştiğini görmeye ya da hissetmeye çalışın. Şifa verirken rehberiniz ya da bir üstat veya şifacının size yardım etmek üzere orada olmasını da isteyebilirsiniz.

Sorunun çözülüp dağıldığını ve enerjinin akışını ileri doğru sürdürdüğünü hayal edin; ya da sizin için hangi imge sonuç veriyorsa onu uygulayın.

Şimdi kendinizi kusursuz, parlak, doğal güzellikte bir sağlığa kavuşmuş olarak görün. Kendinizi değişik durumlarda iyi, aktif ve sağlıklı görün. Kendinizi yüce ve parlak bir güzellikte hayal edin.


Onaylamalar:

Artık her türlü hastalığı aştım. Özgür ve sağlıklıyım! Artık ışık saçan bir sağlık ve enerjiyle doluyum. Bedenimi bütünüyle seviyor ve kabulleniyorum. Ben bedenime iyi davranıyorum, o da bana iyi davranıyor.

Enerji ve canlılık doluyum...

Bedenim dengeli, evrenle kusursuz bir uyum içinde.

Giderek daha sağlıklı, canlı ve güzel olduğum için şükrediyorum.

Ben Tanrının görkemli bir ifadesiyim. Zihnim ve bedenim artık yüce kusursuzluğu sergiliyor.

Şu andan itibaren, bu meditasyonu her yaptığınızda, kendinizi şifa veren bir altın ışıkla çevrelenmiş halde ve kusursuz bir sağlıkta görün. Onunla ilgili anlamanız gereken daha fazla bir şeyler olduğunu hissetmedikçe, 'sorun'a daha fazla güç ya da enerji vermeyin.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Başkalarına Şifa Verme​

Bu meditasyon, yanınızda şifa vereceğiniz kişi olmadan, yalnız başınıza yapılmalıdır. Bu fikri nasıl karşılayacağına bağlı olarak, onun için şifa meditasyonları yaptığınızı kendisine söyleyebilirsiniz de söylemeyebilirsiniz de.

Tam anlamıyla gevşeyin ve derin, sakin bir ruh haline ulaşmak için istediğiniz şekilde hazırlanın.

Kendinizi, içinden evrenin şifa verici enerjisinin aktığı açık ve temiz bir kanal olarak düşünün. Bu enerji şahsen sizden değil, yüksek bir kaynaktan geliyor ve siz de onu belli bir noktaya yönlendirerek hizmet ediyorsunuz.

Şimdi, bu insanı olabildiğince açık ve net bir biçimde hayal edin ya da düşünün. Ona, meditasyonunuz sırasında kendisi için özellikle yapmanızı istediği herhangi bir şey olup olmadığını sorun. Eğer varsa ve bu size de doğru geliyorsa, elinizden gelen en iyi şekliyle yapın.

Eğer onun bedeninin belli bir bölümüne ya da belirli bir rahatsızlığa şifa verme konusunda bir dürtü hissederseniz, öyle yapın. Bu durumda, tüm sorunların eriyip yok olduğunu, hasta organın iyileştiğini ve kusursuz bir biçimde işlevini yerine getirmeye başladığını görmeye çalışın.

Sonra bu insanın şifa veren altın bir ışıkla sarıldığını ve ışık saçarcasına sağlıklı ve mutlu göründüğünü hayal edin. Onunla doğrudan (zihninizde) konuşun; kendisine aslında kusursuz, tanrısal bir varlık olduğunu ve hiçbir hastalık ya da derdin onun üzerinde hiçbir güce sahip olmadığını hatırlatın. Ona, bütünüyle sağlıklı ve mutlu olması için kendisini desteklediğinizi ve ona sevgi dolu destek ve enerjinizi göndermeye devam edeceğinizi söyleyin.

Tamamlayıp bitirdiğinizi hissedince gözlerinizi açın ve kendinizi artık tazelenmiş, yenilenmiş, sağlıklı ve zinde hissedeceğiniz dış dünyaya dönün.


O andan itibaren, meditasyonlarıniz sırasında aynı kişiyi mükemmel derecede sağlıklı ve iyi olarak görmeye çalışın. Asla hastalığa daha fazla zihinsel enerji ya da güç vermeyin (hastalığı düşünmeyin) sadece bu insanı bütünüyle iyileşmiş görmeye devam edin.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif


Grup Halinde Şifa Verme​
Şifacılık grup halinde yapıldığında çok güçlü bir etkiye sahiptir.

Eğer şifa verilecek kişi sizinle birlikteyse, onu ortaya yatırın ya da bir sandalyeye oturtun (ki en rahatı budur); siz de çevresinde bir daire oluşturarak oturun:

Herkes gözünü kapayıp sessiz olmalı ve derin bir biçimde gevşemeli, sonra ortadaki kişiye şifa verici enerji yolladığını hayal etmeye başlamalıdır. Sizin kanalınız vasıtasıyla akanın, aslında evrenin iyileştirici enerjisi olduğunu unutmayın. Bu insanı altın ışıkla kuşatılmış, kendini çok iyi hissederken ve kusursuz derecede sağlıklı olarak görmeye çalışın.

Dilerseniz, hepiniz ellerinizi, ayaları ortadaki kişiye dönük şekilde kaldırabilir ve ellerinizden akan enerjinin ona ulaştığını hissetmeye çalışabilirsiniz.

Şifa sırasında birkaç dakika boyunca herkesin "OM" çekmesi özellikle çok güçlendirici bir etki yapar. Böylece, bu sürece sesin iyileştirici titreşimi de katılmış olur ("OM" çekmek için, sözcüğü a-a-au-m-m hecelemesiyle birlikte uzun, derinden yankılanan bir sesle ve mümkün olduğunca uzatarak tekrar tekrar yinelemek gerekir).


Eğer söz konusu kişi yanınızda değilse, onun ismini ve bulunduğu kenti bildirin ve sonra, sanki yanınızdaymış gibi aynı uygulamayı sürdürün. Şifa enerjisinin gücü uzaklıktan etkilenmez ve ben aynı odadakiler için olduğu gibi, başka kentlerdeki insanlar için yapılan tedavilerin de mucizevi bir biçimde başarıldığını gördüm.

9be1e65c8542321b0dabcd1fd506a38e.gif
8d108397a089c2e76ec1c3a7bcb501cf.gif
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst