- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Ruslar ikinci cephenin açılmasında yine ısrar etmişler ve bu
ısrarın sonucu olarak bu cephenin açılması tarihi 1 Mayıs 1944 olarak tesbit
edilmiştir. Churchill, ikinci cephenin Balkanlarda açılması fikrini Ruslara da
kabul ettirememiştir. İkinci cephe ile ilgili olarak, Türkiye'nin de savaşa
katılmasına karar verilmiştir. Savaş sonrası barış düzeninin korunması
için bir milletlerarası teşkilat kurulması fikri bütün taraflarca kabul
edilmekle beraber, Ruslar, dört büyük devlet arasına Çin'in de katılmasına yine
itiraz etmişler, fakat onlar da isteklerini kabul ettirememişlerdir.
Moskova Konferansı'nda olduğu gibi bu konferansta da Polonya meselesi
söz konusu olmuştur. Ruslar Londra'daki mülteci Polonya Hükümeti'ni tanımayı
yine reddetmişlerdir. Polonya'nın sınırları meselesinde ise, Oder Nehri'ne kadar
olan Alman topraklarının Polonya'ya verilmesi kabul edilmiştir. Tahran
Konferansı'nda birçok önemli meseleler de, gayri resmi toplantılarda yapılan
özel konuşmaların konusunu teşkil etmiştir. Bunların çoğu da Rusya ile ilgili
olmuştur. Mesela Roosevelt, Rusların Baltık, Türk Boğazları ve Pasifik'in sıcak
sularına çıkma arzusunu sempati ile karşıladığını belirtmiştir. Ruslar
Finlandiya'dan da toprak istekleri olduğunu da belirtmişlerdir.Bir
yemekte Churchill, Stalin'e, savaştan sonra Rusların toprak istekleri olup
olmayacağını sorduğu zaman, Stalin Vakti geldiğinde konuşacağız demiştir. Bu
konuşmalarda ortaya çıkan ilgi çekici noktalardan biri de, Sovyetler'in
Almanya'dan duyduğu derin korku idi. Bu sebeple, Almanya'nın adamakıllı
ezilmesini ve parçalanmasını istiyorlardı. Buna karşılık Churchill, Almanya'nın
5 ayrı bağımsız devlete bölünmesini ileri sürmüştür.Yine bir yemekte
Stalin, Almanya'nın tesliminden sonra 50.000 Alman subayının kurşuna dizilmesini
teklif edecek kadar ileri gitmiştir. Tahran Konferansı'nın önemli sonucu zafere
doğru yaklaşıldıkça müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarının da belirmeye
başlamasıydı.Churchill durmadan ikinci cephenin Balkanlar'da açılmasını
ileri sürmüştü. Çünkü Sovyetler'in Balkanlar'a girip bir daha çıkmamalarından
endişe etmekteydi. Tabii bunu Ruslar da farkettiklerinden, bu fikre karşı
gelmişlerdir. Roosevelt ise, Tahran'da mümkün olduğu kadar Stalin'e kur yapmaya
çalışmış ve savaştan sonra Sovyetler'le sıkı bir işbirliği yapabileceği hayaline
kapılmıştı.İngiltere ile Amerika arasındaki bu görüş ayrılığı, savaş
sonrası tasarıları bakımından Sovyetler'i çok hoşnut bırakmış ve bu sebeple de
Stalin, Tahran Konferansı'nda savaş sonrası için fazla bağlayıcı taahhütlere
girişmekten özellikle kaçınmıştır.
ısrarın sonucu olarak bu cephenin açılması tarihi 1 Mayıs 1944 olarak tesbit
edilmiştir. Churchill, ikinci cephenin Balkanlarda açılması fikrini Ruslara da
kabul ettirememiştir. İkinci cephe ile ilgili olarak, Türkiye'nin de savaşa
katılmasına karar verilmiştir. Savaş sonrası barış düzeninin korunması
için bir milletlerarası teşkilat kurulması fikri bütün taraflarca kabul
edilmekle beraber, Ruslar, dört büyük devlet arasına Çin'in de katılmasına yine
itiraz etmişler, fakat onlar da isteklerini kabul ettirememişlerdir.
Moskova Konferansı'nda olduğu gibi bu konferansta da Polonya meselesi
söz konusu olmuştur. Ruslar Londra'daki mülteci Polonya Hükümeti'ni tanımayı
yine reddetmişlerdir. Polonya'nın sınırları meselesinde ise, Oder Nehri'ne kadar
olan Alman topraklarının Polonya'ya verilmesi kabul edilmiştir. Tahran
Konferansı'nda birçok önemli meseleler de, gayri resmi toplantılarda yapılan
özel konuşmaların konusunu teşkil etmiştir. Bunların çoğu da Rusya ile ilgili
olmuştur. Mesela Roosevelt, Rusların Baltık, Türk Boğazları ve Pasifik'in sıcak
sularına çıkma arzusunu sempati ile karşıladığını belirtmiştir. Ruslar
Finlandiya'dan da toprak istekleri olduğunu da belirtmişlerdir.Bir
yemekte Churchill, Stalin'e, savaştan sonra Rusların toprak istekleri olup
olmayacağını sorduğu zaman, Stalin Vakti geldiğinde konuşacağız demiştir. Bu
konuşmalarda ortaya çıkan ilgi çekici noktalardan biri de, Sovyetler'in
Almanya'dan duyduğu derin korku idi. Bu sebeple, Almanya'nın adamakıllı
ezilmesini ve parçalanmasını istiyorlardı. Buna karşılık Churchill, Almanya'nın
5 ayrı bağımsız devlete bölünmesini ileri sürmüştür.Yine bir yemekte
Stalin, Almanya'nın tesliminden sonra 50.000 Alman subayının kurşuna dizilmesini
teklif edecek kadar ileri gitmiştir. Tahran Konferansı'nın önemli sonucu zafere
doğru yaklaşıldıkça müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarının da belirmeye
başlamasıydı.Churchill durmadan ikinci cephenin Balkanlar'da açılmasını
ileri sürmüştü. Çünkü Sovyetler'in Balkanlar'a girip bir daha çıkmamalarından
endişe etmekteydi. Tabii bunu Ruslar da farkettiklerinden, bu fikre karşı
gelmişlerdir. Roosevelt ise, Tahran'da mümkün olduğu kadar Stalin'e kur yapmaya
çalışmış ve savaştan sonra Sovyetler'le sıkı bir işbirliği yapabileceği hayaline
kapılmıştı.İngiltere ile Amerika arasındaki bu görüş ayrılığı, savaş
sonrası tasarıları bakımından Sovyetler'i çok hoşnut bırakmış ve bu sebeple de
Stalin, Tahran Konferansı'nda savaş sonrası için fazla bağlayıcı taahhütlere
girişmekten özellikle kaçınmıştır.
