- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Beynimiz
çevremizde gördüğümüz canlı ya da cansız her şeyi? gözümüzün yolladığı
çeşitli ışık sinyalleri vasıtasıyla algılar. Işık parlak bir enerji
formudur. İnsan gözünün görebildiği beyaz güneş ışığı değişik
renklerdeki ışıklardan oluşur. Beyaz ışık prizmadan geçirildiğinde,
çeşitli renklerdeki ışıklar sırasıyla görülebilir. Yağan yağmurun
ardından güneşle birlikte ortaya çıkan gökkuşağı da bu renk cümbüşünün
mükemmel bir görüntüsüdür.
İşte, insan hayatında da renklerinin birbirine karıştığı; uyumlu
uyumsuz, hiçbir rengin görülemediği anlar, günler, aylar ya da yıllar
olabilir. Sesin bulunmadığı yerde yalnızlık olduğu gibi rengin
bulunmadığı yerde de karanlık ve mutsuzluk vardır. Mutsuzluk yaşamdan
tat alamamayla başlar, kişiler arası ilişkilerde paylaşım sessizce
azalır. Hayal kırıklıkları, beklentilerin gerçekleşmemesi, çaresizlik,
yoğun iç sıkıntısı ve stresle birlikte, depresyon artık hayatın bir
parçası olmaya başlar.
Depresyondan çıkmak kişiye çok zor
gelir. Çünkü depresyonun en büyük özelliği karamsarlık; sanki bir kısır
döngü yaşarmışçasına geleceğe dönük kötümser bir bakış içine sıkışıp
kalmaktır. Depresyon döneminde doğal olarak tüm olumluluklar
olumsuzluğa döner. Depresyon geçiren kişiler genellikle uyku ile
kendilerini çevreden soyutlamaya çalışırlar. Kısacası, depresyon
kendini mutsuzluk, karamsarlık, üzüntü hali ile gösteren bir duygu
durum bozukluğudur.
Depresif kişi daima hüzünlüdür, sürekli
karamsar ve isteksizdir. Ağlama isteği ve ağlamayı durduramama ile
birlikte yoğun olarak yaşanan suçluluk hissinin açığa çıkmasıyla
kendini değersiz ve güvensiz hisseder. Yapması gereken işleri yapacak
gücü kuvveti kalmamıştır. Kendisini neredeyse bir kâğıt parçasını bile
elinde tutamayacak kadar güçsüz hisseder ve gerçekten de bunu yapacak
gücünün kalmadığını, asla yapamayacağını düşünür. Düşünceleri karışır
ve dalgınlık, dikkatsizlik, sakarlık, unutkanlık belirtileri göstermeye
başlar. Depresyondaki kişi için her şey imkansızdır.
Kadınlar erkeklere oranla daha fazla depresyon riski taşımaktadırlar.
Gerçekten de depresyona kadınlarda daha sık rastlarız. Kişilerin
depresyonda olduklarını anlamaları bazen çok kolay olmayabilir.
Depresyon, yaygın olarak mental durum muayenesinde tespit edilen ve
fobik hastaların yaklaşık üçte birinde gözlenebilen bir durumdur.
Sosyal uyaranlardan kaçmak, depresyonun varlığını gösteren bir
semptomdur. Kişi sürekli yalnız kalmak ister ve kalabalıktan uzaklaşır,
kaçar. Kendini iletişime kapamaya başlar, sevinçli anları neredeyse
biter, hep mutsuzdur. Sanki önceden başka biridir, şimdi başka.
çevremizde gördüğümüz canlı ya da cansız her şeyi? gözümüzün yolladığı
çeşitli ışık sinyalleri vasıtasıyla algılar. Işık parlak bir enerji
formudur. İnsan gözünün görebildiği beyaz güneş ışığı değişik
renklerdeki ışıklardan oluşur. Beyaz ışık prizmadan geçirildiğinde,
çeşitli renklerdeki ışıklar sırasıyla görülebilir. Yağan yağmurun
ardından güneşle birlikte ortaya çıkan gökkuşağı da bu renk cümbüşünün
mükemmel bir görüntüsüdür.
İşte, insan hayatında da renklerinin birbirine karıştığı; uyumlu
uyumsuz, hiçbir rengin görülemediği anlar, günler, aylar ya da yıllar
olabilir. Sesin bulunmadığı yerde yalnızlık olduğu gibi rengin
bulunmadığı yerde de karanlık ve mutsuzluk vardır. Mutsuzluk yaşamdan
tat alamamayla başlar, kişiler arası ilişkilerde paylaşım sessizce
azalır. Hayal kırıklıkları, beklentilerin gerçekleşmemesi, çaresizlik,
yoğun iç sıkıntısı ve stresle birlikte, depresyon artık hayatın bir
parçası olmaya başlar.
Depresyondan çıkmak kişiye çok zor
gelir. Çünkü depresyonun en büyük özelliği karamsarlık; sanki bir kısır
döngü yaşarmışçasına geleceğe dönük kötümser bir bakış içine sıkışıp
kalmaktır. Depresyon döneminde doğal olarak tüm olumluluklar
olumsuzluğa döner. Depresyon geçiren kişiler genellikle uyku ile
kendilerini çevreden soyutlamaya çalışırlar. Kısacası, depresyon
kendini mutsuzluk, karamsarlık, üzüntü hali ile gösteren bir duygu
durum bozukluğudur.
Depresif kişi daima hüzünlüdür, sürekli
karamsar ve isteksizdir. Ağlama isteği ve ağlamayı durduramama ile
birlikte yoğun olarak yaşanan suçluluk hissinin açığa çıkmasıyla
kendini değersiz ve güvensiz hisseder. Yapması gereken işleri yapacak
gücü kuvveti kalmamıştır. Kendisini neredeyse bir kâğıt parçasını bile
elinde tutamayacak kadar güçsüz hisseder ve gerçekten de bunu yapacak
gücünün kalmadığını, asla yapamayacağını düşünür. Düşünceleri karışır
ve dalgınlık, dikkatsizlik, sakarlık, unutkanlık belirtileri göstermeye
başlar. Depresyondaki kişi için her şey imkansızdır.
Kadınlar erkeklere oranla daha fazla depresyon riski taşımaktadırlar.
Gerçekten de depresyona kadınlarda daha sık rastlarız. Kişilerin
depresyonda olduklarını anlamaları bazen çok kolay olmayabilir.
Depresyon, yaygın olarak mental durum muayenesinde tespit edilen ve
fobik hastaların yaklaşık üçte birinde gözlenebilen bir durumdur.
Sosyal uyaranlardan kaçmak, depresyonun varlığını gösteren bir
semptomdur. Kişi sürekli yalnız kalmak ister ve kalabalıktan uzaklaşır,
kaçar. Kendini iletişime kapamaya başlar, sevinçli anları neredeyse
biter, hep mutsuzdur. Sanki önceden başka biridir, şimdi başka.
