- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Obezite
yaş, boy, metabolizma hızı gibi faktörler göz önünde bulundurulacak olursa,
vücudun fiziksel yapısına uymayacak ölçülerde aşırı derecede yağ depolanması
sonucunda oluşur. Vücudumuzun ideal kilosunun % 20 yada daha fazla oranda
artması sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Günümüzde Amerika'da yetişkin nüfusun neredeyse üçte biri aşırı kilolu yada
obezdir. Bu kişilerin de yaklaşık 5- 10 milyonunun morbid obez oldukları tahmin
edilmektedir. Morbid obez, obezitenin gözle görülür bir şekilde ciddi
hastalıklara, fiziksel sorunlara ve hatta ölüme neden olabileceği noktaya
ulaşmış şeklidir. Morbid obezite kişinin kilosunun boyunun karesine bölünerek
elde edilen Beden Kitle İndeksinin 40 ve daha fazla olması şeklinde belirlenir.
Ulusal Sağlık Enstitüsüne göre semptomları zaman içersinde yavaş yavaş oluşan
çok ciddi bir hastalıktır ve kesinlikle tedavi edilmelidir.
Morbid obezitenin nedenleri bilinen bazı gerçeklere rağmen biraz karmaşıktır.
Dolayısıyla "sadece aşırı yeme sonucu ortaya çıkar" denilecek kadar basit
değildir. Çalışmalar obeziteye neden olan en önemli faktörün genetik yapı ile
ilgili olduğunu göstermiştir. Obezite bir kez ortaya çıktıktan sonra yapılacak
diyet ve egzersiz türü faaliyetler uzun vadede yeterince etkili olamamaktadır.
Bilim bu konudaki cevapları araştırmaya devam ediyor, fakat bu hastalık tam
anlamıyla anlaşılıncaya kadar aşırı kilo hastaların hayatları boyunca dikkat
etmeleri gereken bir konudur. İşte bundan dolayı kilo kaybı sağlayan
operasyonlar da dahil olmak üzere günümüzde uygulanmakta olan tıbbi yöntemler
tam bir çözüm olarak adlandırılmamaktadır. Bu uygulamalar aşırı kilonun sağlık
açısından risk teşkil edebilecek etkilerini azaltmaya ve ciddi fiziksel,
ruhsal,sosyal sonuçları
hafifletmeye yöneliktir.Obezitenin NedenleriGenetik Faktörler: Araştırmalar vücutta
aşırı yağ depolanmasının kişinin büyük ölçüde genetik yapısı ile ilgili olduğunu
göstermiştir. Örneğin evlatlık alınan çocukların vücut ağırlıkları ile onları
evlat edinen ailelerin vücut ağırlıkları arasında, ki bu aileler nasıl
beslenmeleri gerektiğini bu çocuklara öğretmelerine rağmen hiçbir bağlantı
yoktur. Ancak hiçbir zaman görmedikleri genetik ailelerinin vücut ağırlıkları
ile % 80 oranında bir benzerlik vardır.Ayrıca aynı geni taşıyan tek yumurta ikizlerinin vücut ağırlıkları ile farklı
genleri taşıyan ayrı yumurta ikizlerinin ağırlıklarına oranla çok daha fazla bir
benzerlik göstermektedir.
Tıpkı göz rengimizi, boyumuzu, metabolizmamızı belirleyen genler olduğu gibi
vücut ağırlığımızı da belirleyen genlere sahibiz.Çevresel Faktörler: Aslında genetik
faktörler ile çevresel faktörler birbiri ile yakından ilgilidir. Eğer bir
kişinin genetik yapısı gereği obeziteye bir eğilimi varsa, günümüzün hiç
sağlıklı olmayan fast food yeme içme alışkanlıkları ve hareketliliği neredeyse
sıfıra indiren yaşam tarzı ile kilo kontrolü yapmak çok zordur.Metabolizma ile ilgili Faktörler: Genellikle
kilo alıp vermenin alınan ve yakılan kalorilerle ilgili olduğu düşünülür. Eğer
harcadığımızdan daha çok kalori alırsak kilo alırız, eğer aldığımızdan daha
fazla kalori harcarsak kilo veririz. Ancak artık
biliniyor
ki denklem bu kadar basit değildir. Obezite araştırmacıları "set point" olarak
adlandırılan ve beyinde bir çeşit termostat görevi yaparak kişileri kilo almaya
ve vermeye dirençli hale getiren bir teoriden söz etmektedirler. Eğer bu set
point durumunu gözardı ederek ciddi bir şekilde kalori alımınızı birden
durdurursanız, beyniniz metabolizmanızı yavaşlatarak size karşılık verecektir ve
böylece siz de verdiğiniz her kiloyu fazlasıyla geri alırsınız.Tüm bunlara ek olarak obeziteye neden olan faktörler arasında troid hormonunun
az çalışması ve diğer hormonlara bağlı düzensizlikleri de göz önünde
bulundurarak kesinlikle bir doktor gözetiminde olmak gereklidir.
* Bu yazı bir derlemedir
Mine ÜLGEZER
Lavinia Estetik ve Zayıflama Merkezi
0212-2848324 ve 2692841
www.lavinia.com.tr
******
yaş, boy, metabolizma hızı gibi faktörler göz önünde bulundurulacak olursa,
vücudun fiziksel yapısına uymayacak ölçülerde aşırı derecede yağ depolanması
sonucunda oluşur. Vücudumuzun ideal kilosunun % 20 yada daha fazla oranda
artması sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Günümüzde Amerika'da yetişkin nüfusun neredeyse üçte biri aşırı kilolu yada
obezdir. Bu kişilerin de yaklaşık 5- 10 milyonunun morbid obez oldukları tahmin
edilmektedir. Morbid obez, obezitenin gözle görülür bir şekilde ciddi
hastalıklara, fiziksel sorunlara ve hatta ölüme neden olabileceği noktaya
ulaşmış şeklidir. Morbid obezite kişinin kilosunun boyunun karesine bölünerek
elde edilen Beden Kitle İndeksinin 40 ve daha fazla olması şeklinde belirlenir.
Ulusal Sağlık Enstitüsüne göre semptomları zaman içersinde yavaş yavaş oluşan
çok ciddi bir hastalıktır ve kesinlikle tedavi edilmelidir.
Morbid obezitenin nedenleri bilinen bazı gerçeklere rağmen biraz karmaşıktır.
Dolayısıyla "sadece aşırı yeme sonucu ortaya çıkar" denilecek kadar basit
değildir. Çalışmalar obeziteye neden olan en önemli faktörün genetik yapı ile
ilgili olduğunu göstermiştir. Obezite bir kez ortaya çıktıktan sonra yapılacak
diyet ve egzersiz türü faaliyetler uzun vadede yeterince etkili olamamaktadır.
Bilim bu konudaki cevapları araştırmaya devam ediyor, fakat bu hastalık tam
anlamıyla anlaşılıncaya kadar aşırı kilo hastaların hayatları boyunca dikkat
etmeleri gereken bir konudur. İşte bundan dolayı kilo kaybı sağlayan
operasyonlar da dahil olmak üzere günümüzde uygulanmakta olan tıbbi yöntemler
tam bir çözüm olarak adlandırılmamaktadır. Bu uygulamalar aşırı kilonun sağlık
açısından risk teşkil edebilecek etkilerini azaltmaya ve ciddi fiziksel,
ruhsal,sosyal sonuçları
hafifletmeye yöneliktir.Obezitenin NedenleriGenetik Faktörler: Araştırmalar vücutta
aşırı yağ depolanmasının kişinin büyük ölçüde genetik yapısı ile ilgili olduğunu
göstermiştir. Örneğin evlatlık alınan çocukların vücut ağırlıkları ile onları
evlat edinen ailelerin vücut ağırlıkları arasında, ki bu aileler nasıl
beslenmeleri gerektiğini bu çocuklara öğretmelerine rağmen hiçbir bağlantı
yoktur. Ancak hiçbir zaman görmedikleri genetik ailelerinin vücut ağırlıkları
ile % 80 oranında bir benzerlik vardır.Ayrıca aynı geni taşıyan tek yumurta ikizlerinin vücut ağırlıkları ile farklı
genleri taşıyan ayrı yumurta ikizlerinin ağırlıklarına oranla çok daha fazla bir
benzerlik göstermektedir.
Tıpkı göz rengimizi, boyumuzu, metabolizmamızı belirleyen genler olduğu gibi
vücut ağırlığımızı da belirleyen genlere sahibiz.Çevresel Faktörler: Aslında genetik
faktörler ile çevresel faktörler birbiri ile yakından ilgilidir. Eğer bir
kişinin genetik yapısı gereği obeziteye bir eğilimi varsa, günümüzün hiç
sağlıklı olmayan fast food yeme içme alışkanlıkları ve hareketliliği neredeyse
sıfıra indiren yaşam tarzı ile kilo kontrolü yapmak çok zordur.Metabolizma ile ilgili Faktörler: Genellikle
kilo alıp vermenin alınan ve yakılan kalorilerle ilgili olduğu düşünülür. Eğer
harcadığımızdan daha çok kalori alırsak kilo alırız, eğer aldığımızdan daha
fazla kalori harcarsak kilo veririz. Ancak artık
biliniyor
ki denklem bu kadar basit değildir. Obezite araştırmacıları "set point" olarak
adlandırılan ve beyinde bir çeşit termostat görevi yaparak kişileri kilo almaya
ve vermeye dirençli hale getiren bir teoriden söz etmektedirler. Eğer bu set
point durumunu gözardı ederek ciddi bir şekilde kalori alımınızı birden
durdurursanız, beyniniz metabolizmanızı yavaşlatarak size karşılık verecektir ve
böylece siz de verdiğiniz her kiloyu fazlasıyla geri alırsınız.Tüm bunlara ek olarak obeziteye neden olan faktörler arasında troid hormonunun
az çalışması ve diğer hormonlara bağlı düzensizlikleri de göz önünde
bulundurarak kesinlikle bir doktor gözetiminde olmak gereklidir.
* Bu yazı bir derlemedir
Mine ÜLGEZER
Lavinia Estetik ve Zayıflama Merkezi
0212-2848324 ve 2692841
www.lavinia.com.tr
******
