Roma İmparatorluğunu İ.S. 161 yılından 180 yılına kadar yöneten en etkili Stoacı Filozoflardan biri olan ünlü Roma İmparatoru Marcus Aurelius, bir yandan donmuş Tuna nehrinin kenarında saldırgan,” barbar kabilelere” karşı girişeceği savaş için kamp kurmuş bir halde beklerken, bir yandan da doğru yaşam yolu hakkındaki düşüncelerini kağıda dökmekteydi. Marcus Aurelius, yaşadığı çağda mütevaziliği, adilliği ve bilgeliği sayesinde halkın sevgisini kazanmış bir imparatordu. Daha sonraki çağlarda ise her zaman bir filozof, bilge ve yönetim dâhisi olarak anıldı. Bir tür günlük şeklinde kaleme aldığı içgörüleri bu günün yöneticileri, politikacıları, filozofları ve ruhsal bir yolda yürüyen insan için büyük yaşam deneyimlerinden kaynaklanan gerçek birer ders olma özelliklerini halen korumaktadırlar.
Şöhretin Geçiciliği
Bir zamanlar güncel olan sözler ve bir zamanlar meşhur olan adlar şimdi eskimiş ve unutulmuştur. Çünkü her şey, kısa süre içinde bir masal olur ve tümü de, bir daha anımsanmamak üzere geçmişe gömülür.
Ve bu son, yaşadıkları sürece yıldız misali parlayanlar için bile kaçınılmazdır. Çünkü pek çoğumuz son nefesimizi verir vermez unutulur gideriz, arkamızdan bizim hakkımızda konuşan bile olmaz. Öyleyse kalıcı şöhret nedir? Koskoca bir hiç.
Öyleyse kendimizi neyle meşgul etmemiz gerekir? Yalnızca şununla: Doğru düşünceler, özverili eylemler ve asla yalan olmayan sözler. Bundan başka, olan biten her şeyin gerekli ve olağan olduğunu ve aynı yaratıcı kaynaktan doğduğunu tereddütsüz kabullenen bir yaklaşım edinebilmeliyiz.
Gerçek Özgürlük
Öldükten sonra uygulamaya niyetlendiğin tarz, burada, yeryüzünde de uygulanabilir. Eğer insanlar sana engel oluyorsa, bu yaşamı, kaderine hiçbir kızgınlık duymaksızın şimdiden terk et.
“Evin içi dumanla dolu, o yüzden dışarı çıkıyorum.”
Bunun neden büyük bir hadise olduğunu düşünüyorsun ki ?
Madem ki buna benzer hiçbir şey beni engelleyemez, bağımsızlığımı korurum ve hiç kimse beni seçtiğim şeyi yapmaktan vazgeçiremez; ve ben akılcı ve toplumsal bir yaratık olan kendi doğamla uyum içinde yaşamayı seçerim.
Hoşnutsuzluğun kökeni
Senin dışında olan bir şey seni rahatsız ediyorsa, seni rahatsız eden şey gerçekte o şey değil, senin onun hakkındaki yargındır ve bu yargıdan hemen kurtulmak ta senin elindedir. Eğer seni rahatsız eden şey senin karekterinin bir parçasıysa, daha iyi ilkeler geliştirmene kim engel olabilir ki?
Aynı durum, doğru olduğunu hissettiğin bir şeyi yapmamandan ötürü yaşadığın sıkıntı için de söz konusudur. Niçin yakınmak yerine harekete geçmiyorsun?
“Ama önümde koskoca bir engel var.”
Eğer senin sorumluluğun değilse, o zaman kendini suçlama.
Dikkatli Bakış
Derine bak. Her şeyin içinde saklı bulunan asli kaliteyi ve değeri gözden kaçırma.
Acı Fikir
“Kötülüğe uğradım” saplantısını bir yana bırak, duyduğun acı kaybolacaktır. Bu acı duygusunu da bir yana bırak, o zaman kötülük de ortadan kalkacaktır.
Sığınak
Olan bitenler seni rahatsız ettiğinde ve soğukkanlılığını yitirdiğinde, hemen kendine dön ve seni kızdıran olay bittikten sonra kızgınlığını daha fazla sürdürme; çünkü derinde yatan uyumuna ne kadar fazla sığınırsan kendine o kadar egemen olursun.
Marcus Aurelius’un Ruhsal Öğretileri, Dharma Yayınları
