- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Gebelik doğal bir olay olmasına karşın
gebelik sürecinde anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokabilecek birtakım
olaylar gerçekleşebilir. Normal seyreden gebeliklerde bile anne adayının
vücudunda meydana gelen bazı istenmeyen değişiklikler, anne ve bebeğin
yaşamını tehdit edebilir. Bu nedenle anne adayları gebelik öncesinde gerek
vücudun böbrekler, karaciğer, solunum sistemi, kalb ve damar sistemi, kan
şekerini ve kan yapısı gibi temel fonksiyonları ve gerekse de özellikle
düşüklere ve sakat bebeklere neden olabilen toksoplazma, herpes (uçuk),
kızamıkçık, ve benzeri virütik hastalıkar açısından sıkı bir tıbbi kontrolden
geçmeli, ve bir sakınca yoksa öyle gebeliğe karar verilmelidir. Aksi taktirde
bu sorunlar anne adayını ve hiçbir şeyden haberi olmayan bebeği zor durumlara
sokar, hatta ölümlerine yol açabilir !
Bu nedenle gebelikler kazara değil
planlanarak, olmalı diyoruz, “aile planlaması” diyoruz. Böylece doğum öncesinde
anne adayında ortaya çıkabilecek sorunlar saptanır ve tedavi edilebilir.
? Anne adayı daha önceden tamamen
normal olsa da gebelik nedeniyle ortaya çıkabilecek problemlerin başında
şeker hastalığı (diabet) gelir. Diabetes mellitus (şeker hastalığı) insulin
salgılanması ve/veya insulin etkisindeki eksiklik sonucunda ortaya çıkan
vücudun temel yapı taşları olan ve gıdalarla alınan karbonhidrat, yağ ve
protein kullanımındaki? bozuktur. Dünya Sağlık Örgütü diabeti 3 sınıfta
toplamıştır. Bunlar diabetes mellitus, bozulmuş glikoz toleransı ve gebelikte
ortaya çıkan diabettir. Gebelikte ortaya çıkan diabet gebelik öncesinde
aşikar olmayan belirti vermeyen ancak gebelikle belirti veren diabet olarak
tanımlanabilir. Bu hastaların daha önceden bilinen diabetleri yoktur. Gebelikte
ortaya çıkan diabetlilerde doğum sonrasında glukoz kullanımı? düzelebilir,
bozuk veya diabetik olarak devam edebilir.
? Gebeliklerin yaklaşık % 0,2
- % 0,3’ünde anne adayı daha önceden diyabet tanısı almış iken gebelikte
ortaya çıkan diabetin görülme sıklığı % 1 - 4 arasında değişir. Bu oranlara
göre Türkiye’de 15 ile 75 bin diyabetik anne bebeği doğduğu anlamına gelmektedir.
Dünyada ise günde 135 bin gebeliğin gebelikte ortaya çıkan? diabet
ile birlikte olduğu bilinmektedir. Görüldüğü gibi hiç de küçümsenecek bir
durum değil !
? Gebelikte ortaya çıkan diabetin
tanısı için 24-28. gebelik haftasında bütün gebelere tarama amaçlı 50 gr.
glukoz? testi yapılmalıdır. Gebelik kontrolleri sırasında annelerin
riskleri belirlenmeli ve oluşabilecek komplikasyonlar yönünden anneler
uyarılmalıdır.
25 yaşından küçük olanlarda, normal
kiloya sahip olanlarda, ailede diabet öyküsü bulunmayanlarda, daha önceki
gebeliklerinde herhangi bir sorun yaşamamış olanlarda? gebeliğe bağlı
diyabet daha az görülür.
Şişman gebeler, daha önceki gebeliklerinde
diabeti olanlar, ailede diabet öyküsü bulunanlar, yaşlı anneler, tekrarlayan
düşükleri olanlar, izah edilemeyen anomalili bebek doğuranlar, tekrarlayan
vajinal ve üriner enfeksiyonu olanlar ve bebeği normalden iri (4500 gr’
ın üzerinde bebekler) olanlarda daha diabet gelişme riski yüksektir. Bu
nedenle önceki gebeliklerinde 4500 gr’ın üzerinde doğum yapanlara ise tanısal
amaçlı oral glukoz tolerans testi uygulanmalıdır.
? Gebeliğe bağlı diabet ile annenin
hastalıkları ve bebeklerin hastalıkları ve ölümleri arasında yakın bir
ilişki vardır. Gebeliğe bağlı diabette, bebekte aşırı irilik, yeni doğan
yani hemen doğum sonrası bebekte kan şekeri düşüklüğü, kan hücrelerinde
bozukluk ve? sarılık riski artar, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon daha
sık görülür, bebeğin rahimde içinde bulunduğu sıvı olan amniyon sıvısındaki
artış ve buna bağlı ters gelişlere sık rastlanılır. Bu nedenle bu hastalarda
doğum daha çok sezaryen ile gerçekleştirilmek zorunda kalınabilir.
? Gestasyonel diabet öncelikle
diyet yani beslenmenin düzenlenmesi ile? tedavi edilmelidir. Diyet
% 50 - 55 karbonhidrat, % 30 yağ ve % 20 protein içermelidir. Günlük alınması
gereken kalori miktarı ise gebelik öncesindeki ideal kiloya göre hesaplanır
ve kilo başına 30-35kcal’dır. Bunun düzenlenmesini diyetisyenler yapar.
Şişman hastalarda kalori miktarı daha da düşürülebilir. Diyet tedavisinde
amaç kilo kaybı ile insüline olan doku cevabını artırmaktır. Hastaların
bu dönemde demir ve kalsiyum ihtiyaçları karşılanmalıdır. Hastalar günlük
aktivitelerine devam etmeli, egzersiz ve yürüyüşlerle kilo vermeye çalışmalıdır.
Eğer diyet ve egzersizlerle kan şekerleri normal seviyelerde tutulamıyorsa
(açlık kan şekeri <105mg/dl, tokluk kan şekeri < 120 mg/dl olmalıdır)
tıbbi tedavi uygulanma gerekliliği vardır. Ağızdan alınan antidiyabetik
ilaçlar muhtemel teratojenik etkileri nedeniyle tercih edilmedikleri için
bu hastalara insulin tedavisi uygulanır.
? Gebelikleri sırasında diabet
tanısı alan hastalar doğumdan sonra da izlenmelidir. Doğumu takiben 6-8.
haftalarda 75 gr lık glukoz tolerans testi ile kalıcı diabetin oluşup oluşmadığı
tesbit edilmelidir.
? Diabeti olan anneye gelecekteki
gebelikler için tavsiyede bulunulmalıdır. En yaygın olarak mekanik engel
oluşturan yöntemler kullanılabilir. Bunun yanında düşük doz oral kontraseptifler
de kullanılabilir.? Bu ilaçlar kullanılmaya başlandıktan sonra kan
şekerleri yakından takip edilmelidir. Eğer hasta doğurganlığını tamamlamışsa
tüp ligasyonu (rahim kanallarının bağlanarak kalıcı bir şekilde gebeliğin
önlenmesi) önerilebilir.
Hanımlar unutmayınız bütün bunlar
gebelik sırasında hekim kontrolleri ile tanınır ve takip ve tedavisi yapılır.
Bu nedenle gebelerin sadece kendileri için değil, henüz doğmamış bebekleri
için de en yakınlarındaki sağlık kurumlarından düzenli gebelik muayenelerini
yaptırmaları gereklidir. Ana Çocuk sağlığı merkezleri, sağlık ocakları
gibi merkezlerde bu taramalar yapılabilmekte, ille de hastanelere gitmek
gerekmemektedir.
Bebeğiniz ve kendiniz için gebelik
öncesi ve gebelik sırasında düzenli kontrollerini yaptırın, yaptırmayanları
da uyarın lütfen...
Günleriniz sağlıklı olsun....
gebelik sürecinde anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokabilecek birtakım
olaylar gerçekleşebilir. Normal seyreden gebeliklerde bile anne adayının
vücudunda meydana gelen bazı istenmeyen değişiklikler, anne ve bebeğin
yaşamını tehdit edebilir. Bu nedenle anne adayları gebelik öncesinde gerek
vücudun böbrekler, karaciğer, solunum sistemi, kalb ve damar sistemi, kan
şekerini ve kan yapısı gibi temel fonksiyonları ve gerekse de özellikle
düşüklere ve sakat bebeklere neden olabilen toksoplazma, herpes (uçuk),
kızamıkçık, ve benzeri virütik hastalıkar açısından sıkı bir tıbbi kontrolden
geçmeli, ve bir sakınca yoksa öyle gebeliğe karar verilmelidir. Aksi taktirde
bu sorunlar anne adayını ve hiçbir şeyden haberi olmayan bebeği zor durumlara
sokar, hatta ölümlerine yol açabilir !
Bu nedenle gebelikler kazara değil
planlanarak, olmalı diyoruz, “aile planlaması” diyoruz. Böylece doğum öncesinde
anne adayında ortaya çıkabilecek sorunlar saptanır ve tedavi edilebilir.
? Anne adayı daha önceden tamamen
normal olsa da gebelik nedeniyle ortaya çıkabilecek problemlerin başında
şeker hastalığı (diabet) gelir. Diabetes mellitus (şeker hastalığı) insulin
salgılanması ve/veya insulin etkisindeki eksiklik sonucunda ortaya çıkan
vücudun temel yapı taşları olan ve gıdalarla alınan karbonhidrat, yağ ve
protein kullanımındaki? bozuktur. Dünya Sağlık Örgütü diabeti 3 sınıfta
toplamıştır. Bunlar diabetes mellitus, bozulmuş glikoz toleransı ve gebelikte
ortaya çıkan diabettir. Gebelikte ortaya çıkan diabet gebelik öncesinde
aşikar olmayan belirti vermeyen ancak gebelikle belirti veren diabet olarak
tanımlanabilir. Bu hastaların daha önceden bilinen diabetleri yoktur. Gebelikte
ortaya çıkan diabetlilerde doğum sonrasında glukoz kullanımı? düzelebilir,
bozuk veya diabetik olarak devam edebilir.
? Gebeliklerin yaklaşık % 0,2
- % 0,3’ünde anne adayı daha önceden diyabet tanısı almış iken gebelikte
ortaya çıkan diabetin görülme sıklığı % 1 - 4 arasında değişir. Bu oranlara
göre Türkiye’de 15 ile 75 bin diyabetik anne bebeği doğduğu anlamına gelmektedir.
Dünyada ise günde 135 bin gebeliğin gebelikte ortaya çıkan? diabet
ile birlikte olduğu bilinmektedir. Görüldüğü gibi hiç de küçümsenecek bir
durum değil !
? Gebelikte ortaya çıkan diabetin
tanısı için 24-28. gebelik haftasında bütün gebelere tarama amaçlı 50 gr.
glukoz? testi yapılmalıdır. Gebelik kontrolleri sırasında annelerin
riskleri belirlenmeli ve oluşabilecek komplikasyonlar yönünden anneler
uyarılmalıdır.
25 yaşından küçük olanlarda, normal
kiloya sahip olanlarda, ailede diabet öyküsü bulunmayanlarda, daha önceki
gebeliklerinde herhangi bir sorun yaşamamış olanlarda? gebeliğe bağlı
diyabet daha az görülür.
Şişman gebeler, daha önceki gebeliklerinde
diabeti olanlar, ailede diabet öyküsü bulunanlar, yaşlı anneler, tekrarlayan
düşükleri olanlar, izah edilemeyen anomalili bebek doğuranlar, tekrarlayan
vajinal ve üriner enfeksiyonu olanlar ve bebeği normalden iri (4500 gr’
ın üzerinde bebekler) olanlarda daha diabet gelişme riski yüksektir. Bu
nedenle önceki gebeliklerinde 4500 gr’ın üzerinde doğum yapanlara ise tanısal
amaçlı oral glukoz tolerans testi uygulanmalıdır.
? Gebeliğe bağlı diabet ile annenin
hastalıkları ve bebeklerin hastalıkları ve ölümleri arasında yakın bir
ilişki vardır. Gebeliğe bağlı diabette, bebekte aşırı irilik, yeni doğan
yani hemen doğum sonrası bebekte kan şekeri düşüklüğü, kan hücrelerinde
bozukluk ve? sarılık riski artar, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon daha
sık görülür, bebeğin rahimde içinde bulunduğu sıvı olan amniyon sıvısındaki
artış ve buna bağlı ters gelişlere sık rastlanılır. Bu nedenle bu hastalarda
doğum daha çok sezaryen ile gerçekleştirilmek zorunda kalınabilir.
? Gestasyonel diabet öncelikle
diyet yani beslenmenin düzenlenmesi ile? tedavi edilmelidir. Diyet
% 50 - 55 karbonhidrat, % 30 yağ ve % 20 protein içermelidir. Günlük alınması
gereken kalori miktarı ise gebelik öncesindeki ideal kiloya göre hesaplanır
ve kilo başına 30-35kcal’dır. Bunun düzenlenmesini diyetisyenler yapar.
Şişman hastalarda kalori miktarı daha da düşürülebilir. Diyet tedavisinde
amaç kilo kaybı ile insüline olan doku cevabını artırmaktır. Hastaların
bu dönemde demir ve kalsiyum ihtiyaçları karşılanmalıdır. Hastalar günlük
aktivitelerine devam etmeli, egzersiz ve yürüyüşlerle kilo vermeye çalışmalıdır.
Eğer diyet ve egzersizlerle kan şekerleri normal seviyelerde tutulamıyorsa
(açlık kan şekeri <105mg/dl, tokluk kan şekeri < 120 mg/dl olmalıdır)
tıbbi tedavi uygulanma gerekliliği vardır. Ağızdan alınan antidiyabetik
ilaçlar muhtemel teratojenik etkileri nedeniyle tercih edilmedikleri için
bu hastalara insulin tedavisi uygulanır.
? Gebelikleri sırasında diabet
tanısı alan hastalar doğumdan sonra da izlenmelidir. Doğumu takiben 6-8.
haftalarda 75 gr lık glukoz tolerans testi ile kalıcı diabetin oluşup oluşmadığı
tesbit edilmelidir.
? Diabeti olan anneye gelecekteki
gebelikler için tavsiyede bulunulmalıdır. En yaygın olarak mekanik engel
oluşturan yöntemler kullanılabilir. Bunun yanında düşük doz oral kontraseptifler
de kullanılabilir.? Bu ilaçlar kullanılmaya başlandıktan sonra kan
şekerleri yakından takip edilmelidir. Eğer hasta doğurganlığını tamamlamışsa
tüp ligasyonu (rahim kanallarının bağlanarak kalıcı bir şekilde gebeliğin
önlenmesi) önerilebilir.
Hanımlar unutmayınız bütün bunlar
gebelik sırasında hekim kontrolleri ile tanınır ve takip ve tedavisi yapılır.
Bu nedenle gebelerin sadece kendileri için değil, henüz doğmamış bebekleri
için de en yakınlarındaki sağlık kurumlarından düzenli gebelik muayenelerini
yaptırmaları gereklidir. Ana Çocuk sağlığı merkezleri, sağlık ocakları
gibi merkezlerde bu taramalar yapılabilmekte, ille de hastanelere gitmek
gerekmemektedir.
Bebeğiniz ve kendiniz için gebelik
öncesi ve gebelik sırasında düzenli kontrollerini yaptırın, yaptırmayanları
da uyarın lütfen...
Günleriniz sağlıklı olsun....
