- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Dr. Atkins nasıl öldü? Haşmet Babaoğlu- Vatan
Her yıl aynı hayale kapılıyorum. Artık kimse şunu yersek çok zararlı bunu yersek çok yararlı laflarına eskisi kadar önem vermez, diye düşünüyorum. Hayır! Olmuyor! Düzen aynen devam ediyor!
Yine bilim çevreleri medyaya yeni bir zararlı besinin adını fısıldıyor. Yine zararlı oldukları araştırmalarla sabitleninceye kadar kasa kasa tüketilecek yararlı besinler sayılıp listeleniyor. Hele bir de yaz yaklaştı ya! Zayıflama ve dinçlik perhizleri de işin içine karışıyor. Oysa en son soya feci zararlı, tereyağı müthiş yararlı tezleri yayınlandığında bu defter kapanır, sanmıştım. Saflık tabii benimki! Fakat düşünün; soya yıllarca göklere çıkartılmış, tereyağı yerin dibine batırılmıştı! Kaç kuşak bu mantıkla yemiş içmiş, yediğinden içtiğinden şüphelenmişti! Sonra, iki yıl önceydi... Kebapçıya gittiğinde korku içinde bir lokma Adana, bir tabak maydanoz lüpletenler için şok bilimsel açıklamalar geliverdi! Ne kırmızı etten kork, ne tereyağından! Korkacaksan soyadan kork!.. Bu işin sonunda pozitivistler toplu intihara sürüklenecek, korkarım! öyle ya, yakında bu yiyecek içecek üzerine bilimsel popüler yayınlar yüzünden bilim en büyük batıl inanç haline gelecek!
***
Geçen gün bir hekim arkadaşımla bu konular üzerine laflıyorduk. Yüksek protein-düşük karbonhidrat rejimleri vardı yakın zamanlara kadar, ne oldu onlara şimdi? diye sordum. Hafifçe dışarı çıkmış göbeğini sıvazlayarak; ne olacak! Son günlerinde o kadar şişmanlamıştı ki, evinden çıkamıyordu, kalpten öldü cevabını verdi hekim arkadaşım. Haydaa! Ne bu şimdi, diye tepki gösterince de Dr. Atkinsten söz ediyorum demez mi? Sahi ya! Bu tür diyetlerin en ünlü adı, hatta yaratıcısı Dr. Atkinsdi. Kendi diyetini uyguluyordu ve 2000 yılında kalbinde baş gösteren bozukluk bazı uzmanlarca bu diyete bağlanmış, fakat o bu tezi şiddetle reddetmişti! Sadece televizyon programlarından ve konferanslardan değil, kendi diyetine uygun ürünlerden de büyük gelir elde ediyordu ve ayrıca kendi adına bir vakıf kurulmuştu. 8 Nisan 2003te ayağı kaydı, başını vurdu ve hastaneye kaldırıldı. Birkaç gün sonra (hastane kayıtlarına göre) böbrek yetmezliğinden öldü Dr. Atkins. Ama söylentiler aldı yürüdü. 90ların sonundan beri aşırı kilo alıp sonunda obez olduğu; son aylarında televizyon programlarına çıkmaktan kaçındığı, o yüzden telefon bağlantılarıyla idare ettiği söylendi. Sanki hayat bütün hikayenin altına acımasız ve ince bir alay yerleştirmişti. Hatta acıklı bir gülünçlük! Dr. Atkinsin karısı bu iddiaları lanetledi. Tabii vakfın başında o vardı ve diyet yöntemi gelir kazandırmaya devam edecekti. Dolayısıyla bayan Atkinsin söylediklerine inananlar kadar inanmayanlar da oldu. Fakat hastane kayıtları Dr. Atkinsin acil servise getirildiğinde yaklaşık 125 kilogram ağırlığında olduğunu gösteriyordu. Bu da elbette yaşlı bir adam için asla normal ve sağlıklı bir kilo sayılmazdı.
***
Geçen hafta yine neredeyse bütün popüler dergilerimizde, gazete eklerimizde ne yesek, ne içsek sağlıklıdır konusu ve hızlı kilo verme yöntemleri gözdeydi. Birkaç hafta daha sürer bu! Ancak biliyorum ki, ne zaman bunları okusam, aklıma Dr. Atkins gelecek artık! Düşünüyorum da... Bir zamanlar... Bu dünyanın hemen her kültüründe orta yol övülürdü! Perhiz beden için değil, ruh içindi; yöntemleri ve disiplini farklıydı. Ne yediğini bilmeyen, kalori hesabı yapmayan, lezzetle keseyi barıştıran ve savaştan kaçınan toplumların insanları uzun yaşar, uygar olmak için yırtınan ve birbiriyle savaşanlar erkenden dünyaya veda ederdi! İmkansız mı artık o günlere; o kavrayışa geri dönmek?
***
Her yıl aynı hayale kapılıyorum. Artık kimse şunu yersek çok zararlı bunu yersek çok yararlı laflarına eskisi kadar önem vermez, diye düşünüyorum. Hayır! Olmuyor! Düzen aynen devam ediyor!
Yine bilim çevreleri medyaya yeni bir zararlı besinin adını fısıldıyor. Yine zararlı oldukları araştırmalarla sabitleninceye kadar kasa kasa tüketilecek yararlı besinler sayılıp listeleniyor. Hele bir de yaz yaklaştı ya! Zayıflama ve dinçlik perhizleri de işin içine karışıyor. Oysa en son soya feci zararlı, tereyağı müthiş yararlı tezleri yayınlandığında bu defter kapanır, sanmıştım. Saflık tabii benimki! Fakat düşünün; soya yıllarca göklere çıkartılmış, tereyağı yerin dibine batırılmıştı! Kaç kuşak bu mantıkla yemiş içmiş, yediğinden içtiğinden şüphelenmişti! Sonra, iki yıl önceydi... Kebapçıya gittiğinde korku içinde bir lokma Adana, bir tabak maydanoz lüpletenler için şok bilimsel açıklamalar geliverdi! Ne kırmızı etten kork, ne tereyağından! Korkacaksan soyadan kork!.. Bu işin sonunda pozitivistler toplu intihara sürüklenecek, korkarım! öyle ya, yakında bu yiyecek içecek üzerine bilimsel popüler yayınlar yüzünden bilim en büyük batıl inanç haline gelecek!
***
Geçen gün bir hekim arkadaşımla bu konular üzerine laflıyorduk. Yüksek protein-düşük karbonhidrat rejimleri vardı yakın zamanlara kadar, ne oldu onlara şimdi? diye sordum. Hafifçe dışarı çıkmış göbeğini sıvazlayarak; ne olacak! Son günlerinde o kadar şişmanlamıştı ki, evinden çıkamıyordu, kalpten öldü cevabını verdi hekim arkadaşım. Haydaa! Ne bu şimdi, diye tepki gösterince de Dr. Atkinsten söz ediyorum demez mi? Sahi ya! Bu tür diyetlerin en ünlü adı, hatta yaratıcısı Dr. Atkinsdi. Kendi diyetini uyguluyordu ve 2000 yılında kalbinde baş gösteren bozukluk bazı uzmanlarca bu diyete bağlanmış, fakat o bu tezi şiddetle reddetmişti! Sadece televizyon programlarından ve konferanslardan değil, kendi diyetine uygun ürünlerden de büyük gelir elde ediyordu ve ayrıca kendi adına bir vakıf kurulmuştu. 8 Nisan 2003te ayağı kaydı, başını vurdu ve hastaneye kaldırıldı. Birkaç gün sonra (hastane kayıtlarına göre) böbrek yetmezliğinden öldü Dr. Atkins. Ama söylentiler aldı yürüdü. 90ların sonundan beri aşırı kilo alıp sonunda obez olduğu; son aylarında televizyon programlarına çıkmaktan kaçındığı, o yüzden telefon bağlantılarıyla idare ettiği söylendi. Sanki hayat bütün hikayenin altına acımasız ve ince bir alay yerleştirmişti. Hatta acıklı bir gülünçlük! Dr. Atkinsin karısı bu iddiaları lanetledi. Tabii vakfın başında o vardı ve diyet yöntemi gelir kazandırmaya devam edecekti. Dolayısıyla bayan Atkinsin söylediklerine inananlar kadar inanmayanlar da oldu. Fakat hastane kayıtları Dr. Atkinsin acil servise getirildiğinde yaklaşık 125 kilogram ağırlığında olduğunu gösteriyordu. Bu da elbette yaşlı bir adam için asla normal ve sağlıklı bir kilo sayılmazdı.
***
Geçen hafta yine neredeyse bütün popüler dergilerimizde, gazete eklerimizde ne yesek, ne içsek sağlıklıdır konusu ve hızlı kilo verme yöntemleri gözdeydi. Birkaç hafta daha sürer bu! Ancak biliyorum ki, ne zaman bunları okusam, aklıma Dr. Atkins gelecek artık! Düşünüyorum da... Bir zamanlar... Bu dünyanın hemen her kültüründe orta yol övülürdü! Perhiz beden için değil, ruh içindi; yöntemleri ve disiplini farklıydı. Ne yediğini bilmeyen, kalori hesabı yapmayan, lezzetle keseyi barıştıran ve savaştan kaçınan toplumların insanları uzun yaşar, uygar olmak için yırtınan ve birbiriyle savaşanlar erkenden dünyaya veda ederdi! İmkansız mı artık o günlere; o kavrayışa geri dönmek?
***
