- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
DİŞ ÇÜRÜMESİ
Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel
etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli
yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak
mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar
karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.
Dişler düzenli olarak fırçalanır ve
bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü,
dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir
hastalıktır.
Dişler iyi temizlenmeyecek olursa,
üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler
yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir
madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak
denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar.
Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan
asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit
oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan
erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya
ulaşabilirler.
Asitler dişin koruyucu tabakası olan
diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve
küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler,
alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne
doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü
bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna
diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi
edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler
gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir.
Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının
çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve
ilerlemesini önler.
Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu
anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması
gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı
oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene
ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle
görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.
Diş çürüklerinin erken dönemde
tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir.
Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar
sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal
dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme
sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş
bakımının önemi çok büyüktür.
Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor
da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş
çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık
kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.
Kaynak: Sağlık Rehberi
Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel
etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli
yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak
mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar
karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.
Dişler düzenli olarak fırçalanır ve
bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü,
dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir
hastalıktır.
Dişler iyi temizlenmeyecek olursa,
üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler
yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir
madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak
denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar.
Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan
asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit
oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan
erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya
ulaşabilirler.
Asitler dişin koruyucu tabakası olan
diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve
küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler,
alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne
doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü
bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna
diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi
edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler
gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir.
Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının
çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve
ilerlemesini önler.
Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu
anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması
gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı
oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene
ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle
görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.
Diş çürüklerinin erken dönemde
tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir.
Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar
sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal
dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme
sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş
bakımının önemi çok büyüktür.
Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor
da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş
çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık
kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.
Kaynak: Sağlık Rehberi
