- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
* oğlu arinin
* " anneme alabildiğim en değerli hediye, dolu bir şırıngaydı" dediği zamanlardan bir nico şaheseri. az kişinin tanıklığı altında chelseadeki küçük bir konser salonunda, vasat bir ses sistemiyle kaydı yapılan, umutsuz bir nico konserinin veya daha doğrusu herhangi bir nico konserinin izdüşümü bu albüm.
albümde gitar ve bas gitarın seslerini duymak pek zor, çünkü fazla öne çıkarılmış değiller. bunun tek sebebi konser kaydı olduğu için değil chelsea girl nico özellikle klavyenin ve harmoniumunun etkisi öne çıkarmak için perküsyona izin veriyor sadece sesi duyulabilecek enstrümanlardan. sonra da ortada tek bir şey kalıyor zaten: niconun sesi, harmonium nameleri ve perküsyonların dizginsizlikle atışması. arada kulak kabartırsanız martin hennanın bas gitarı veya henri laycockun gitarını duyabiliyorsunuz.
öyle bir kötücüllük sinmiş ki chelsea girl liveın ruhuna, kelimelere dökmek zor. sisli ve puslu manzaraların resmini kendince çiziyor nico bu fazlasıyla germanik ve kalın sesli femme fatalein siyahlara bürünerek meşum sesiyle boş bir konser salonunun tavanına kadar kaçıştırdığı notalar, ahenkin yanından geçerek daha çok ürperti yaratacak bir sesler öbeği şeklinde karşımıza çıkıyorlar. niconun folk sularında gezindiği ilk albümü chelsea girlün oldukça uzağında bir albüm bu, ismi sizi yanıltmasın. the marble indexle başlayan ve gittikçe niconun kendi kabusunun başrol oyuncusu haline gelen o karanlık duygusunun fazlasıyla sindiği bir albüm. drama of exile dan dört şarkı var chelsea girl liveda: purple lips, one more chance
* , sixty forty ve the sphinx. hepsinde de andy diagramın klavyesinin sentetik tınısı ürpertiyor, korkutuyor. gözünüzün önüne mikrofonun başında dimdik duran, siyahlara bürünmüş, bir nevi queen of the damned görüntüsü geliyor nico için ve arkada phantom of the opera görüntüsünde klavyesinin başında andy diagram. ilginç bir kabus olabilir...
niconun 1985te çıkardığı akıllar almaz güzellikteki camera obscuradan yorumlanan şarkı sayısıysa üç: tananore, fearfully in danger ve my heart is empty. son iki şarkıda camera obscuranın prodüksiyonunu yapan john calee dair kimi imalar seziyoruz sanki. velvet underground günlerinden kalma iki şarkı all tomorrows parties ve femme fatale, ki nico konserlerinin olmazsa olmazlarından biridir, alıştığımız tınılarının çok uzağından sesleniyorlar bize. femme fatalein aldığı hal şaşırtıcı, sanki keith jarrettla bob dylan kafa kafaya varmışlar ve ortaya bauhausesk bir epik çıkmış.
siyahlar içinde buz misali g ülümsemesiyle kan donduran ve artık valkiryaların kendisine bal ve şerbetlerle beslediği tötonik bir cennette şırıngasını istediği kadar dolduran nicodan korkmak için sebep yok. chelsea girl live muhteşem bir albüm.
Kaynak: EkşiSozluk
* " anneme alabildiğim en değerli hediye, dolu bir şırıngaydı" dediği zamanlardan bir nico şaheseri. az kişinin tanıklığı altında chelseadeki küçük bir konser salonunda, vasat bir ses sistemiyle kaydı yapılan, umutsuz bir nico konserinin veya daha doğrusu herhangi bir nico konserinin izdüşümü bu albüm.
albümde gitar ve bas gitarın seslerini duymak pek zor, çünkü fazla öne çıkarılmış değiller. bunun tek sebebi konser kaydı olduğu için değil chelsea girl nico özellikle klavyenin ve harmoniumunun etkisi öne çıkarmak için perküsyona izin veriyor sadece sesi duyulabilecek enstrümanlardan. sonra da ortada tek bir şey kalıyor zaten: niconun sesi, harmonium nameleri ve perküsyonların dizginsizlikle atışması. arada kulak kabartırsanız martin hennanın bas gitarı veya henri laycockun gitarını duyabiliyorsunuz.
öyle bir kötücüllük sinmiş ki chelsea girl liveın ruhuna, kelimelere dökmek zor. sisli ve puslu manzaraların resmini kendince çiziyor nico bu fazlasıyla germanik ve kalın sesli femme fatalein siyahlara bürünerek meşum sesiyle boş bir konser salonunun tavanına kadar kaçıştırdığı notalar, ahenkin yanından geçerek daha çok ürperti yaratacak bir sesler öbeği şeklinde karşımıza çıkıyorlar. niconun folk sularında gezindiği ilk albümü chelsea girlün oldukça uzağında bir albüm bu, ismi sizi yanıltmasın. the marble indexle başlayan ve gittikçe niconun kendi kabusunun başrol oyuncusu haline gelen o karanlık duygusunun fazlasıyla sindiği bir albüm. drama of exile dan dört şarkı var chelsea girl liveda: purple lips, one more chance
* , sixty forty ve the sphinx. hepsinde de andy diagramın klavyesinin sentetik tınısı ürpertiyor, korkutuyor. gözünüzün önüne mikrofonun başında dimdik duran, siyahlara bürünmüş, bir nevi queen of the damned görüntüsü geliyor nico için ve arkada phantom of the opera görüntüsünde klavyesinin başında andy diagram. ilginç bir kabus olabilir...
niconun 1985te çıkardığı akıllar almaz güzellikteki camera obscuradan yorumlanan şarkı sayısıysa üç: tananore, fearfully in danger ve my heart is empty. son iki şarkıda camera obscuranın prodüksiyonunu yapan john calee dair kimi imalar seziyoruz sanki. velvet underground günlerinden kalma iki şarkı all tomorrows parties ve femme fatale, ki nico konserlerinin olmazsa olmazlarından biridir, alıştığımız tınılarının çok uzağından sesleniyorlar bize. femme fatalein aldığı hal şaşırtıcı, sanki keith jarrettla bob dylan kafa kafaya varmışlar ve ortaya bauhausesk bir epik çıkmış.
siyahlar içinde buz misali g ülümsemesiyle kan donduran ve artık valkiryaların kendisine bal ve şerbetlerle beslediği tötonik bir cennette şırıngasını istediği kadar dolduran nicodan korkmak için sebep yok. chelsea girl live muhteşem bir albüm.
Kaynak: EkşiSozluk
