- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
* bir faruk nafiz çamlıbel şiiri.
ahmet
merhaba, ağazadem!
ömer
merhaba, asker hoca!
ali baba
yine mi taş başladı bir yerde buluşunca?
ahmet
maksadım hürmet etmek bir ağanın oğluna,
çünkü köyler vakıftır hep eşrafın yoluna.
ömer
eğer sen istiyorsan bu şerefi, bu şanı
sana geçsin ömer' in memişzade unvanı.
yalnız saadetinden bana bir hisse ayır.
ahmet
o benim hakkım, ömer!senin hissen yok, hayır!
ruhum artık hayata açılmış bir mezardır,
benim altı cephede dökülmüş kanım vardır.
ömer
eğer gözüne batan mülkümse onu da al,
gençliğim bana yeter...
ahmet
senin olsun bütün mal!
yediğiniz her lokma bir fakir ahı taşır,
sizden uzaklaşanlar allah' a yakınlaşır.
ben mirasçı olamam ceddinin günahına,
göğsümü siper etmem bin köylünün ahına.
esirgesin beni hak o bağlar, bahçelerden.
ali baba
o halde istediğin nedir senin ömer' den?
ahmet
herkes ne istiyorsa ben de onu isterim,
iki eşrafa bir köy esir olmasın derim.
ömer
babamdan kaldı onlar.
ahmet
kimden kalırsa kalsın,
artık biraz da sizin nefesiniz daralsın.
sen eline sabanı almadan rahat yaşa,
sonra çalsın garipler başını taştan taşa...
sana merhum babandan kalan yalnız bu haksa,
en çok üç beş yıl sürer, zaman fırsat bıraksa!
ömer
ondan sonra ne olur?
ahmet
ne olur, görürsünüz,
o zamana kadar siz keyfinizde hürsünüz.
yarın ufuktan şafak sökecektir elbette...
ali baba
eşrafın hakkı yok mu bu koca memlekette?
ahmet
hayır, yok memleketle onların alakası,
hepsi cephe ardında yapar silah şakası
köylünün hakkı geçmiş bütün iliklerine,
damarlarında zehir dolaşır kan yerine.
milyonla can gitti de tanrı' nın kullarından,
bir gönüllü çıktı mı eşraf oğullarından?
ömer
hükümet çağırması...
ahmet
hükümet mi diyorsun?
onun ne olduğunu bilmeyen bana sorsun!
taşraya omuz verip yan gelmiş istanbul' a
halkın esamisi yok, lafın bini bir pula.
her hükmünü köylüye tatbik eder, hak olur,
malına ortak olur, canına ortak olur...
yine sen çifte koşar yalın ayak karını,
gözyaşınla sularsın çorak tarlalarını...
çalışır kazanırsın, kazanır yedirirsin,
vergi derler verirsin, asker derler verirsin...
bu doymayan ağızla bu uzanan ellere
ırzından başka neyin kaldı ki vere vere?
nasıl tahammül eder köylü bu sarsıntıya?
bir taraftan hükümet, bir taraftan eşkiya.
birisi damla damla kanlarımızı içer,
birisi göz çıkarır, yol keser,kelle biçer...
esasını ararsan ortada fark azalır:
biri kanunla alır, biri kanunsuz alır!
bilmem, bunun hangisi daha erkekçesine?
kulak veren kalmamış mazlumların sesine,
kapalıdır daima köylülerin kısmeti...
hükümet mi?ağalar, paşalar hükümeti!
dururken bir tarafta kurbanlık koyunları
cenge nasıl olup da çağıracak bunları?
ali baba
memlekette değişti artık eski nizamlar
haksızlık olmayacak demiyor muydu muhtar?
alnımdaki belki son kara yazılarımdır!
ahmet
yukardan başlayarak değişen şey yarımdır,
evvela köylülerden doğmalıdır inkılap.
ömer
öyleyse istediğin gibi bir hükümet yap!
ahmet
hani, fırsat bulaydım onu da yapardım ben,
bugün benim gördüğüm fazladır bildiğimden:
avunarak önümde değişen manzarayla,
bağrımda damla damla kanayan bir yarayla
yamaçlarından indim, tepelerinden aştım,
anadolu' yu baştan başa gezdim,dolaştım...
hangi köyden geçtimse, hangi şehre indimse
görmedim mesut olan eşraftan gayrı kimse.
yaşıyor bağlarında hepsi keyif çatarak,
jandarmalarla uygun, mültezimlerle ortak!
köylü günah işlese kanun ona azrail,
asker kaçağı eşraf her zaman affa nail.
vergi veren köylüler, asker veren köylüler,
ağalar çubuk yakıp uzaktan buna güler...
sen bunu daha uzar, gider mi sanıyorsun?
ömer
mademki öyle, niçin boş yere yanıyorsun?
ahmet
çok sürmez köylülerle senin böyle boğuşman,
bekle, çarpışacak yakında iki düşman.
ikisi de çeliktir, dövülmüş bir ateşte,
taptığımız allah da gördüğümüz güneş de:
biri kuvvet, biri hak...
ali baba
ne dedin?
ahmet
bu iki büyük düşman yakında çarpışacak.
Kaynak: EkşiSozluk
ahmet
merhaba, ağazadem!
ömer
merhaba, asker hoca!
ali baba
yine mi taş başladı bir yerde buluşunca?
ahmet
maksadım hürmet etmek bir ağanın oğluna,
çünkü köyler vakıftır hep eşrafın yoluna.
ömer
eğer sen istiyorsan bu şerefi, bu şanı
sana geçsin ömer' in memişzade unvanı.
yalnız saadetinden bana bir hisse ayır.
ahmet
o benim hakkım, ömer!senin hissen yok, hayır!
ruhum artık hayata açılmış bir mezardır,
benim altı cephede dökülmüş kanım vardır.
ömer
eğer gözüne batan mülkümse onu da al,
gençliğim bana yeter...
ahmet
senin olsun bütün mal!
yediğiniz her lokma bir fakir ahı taşır,
sizden uzaklaşanlar allah' a yakınlaşır.
ben mirasçı olamam ceddinin günahına,
göğsümü siper etmem bin köylünün ahına.
esirgesin beni hak o bağlar, bahçelerden.
ali baba
o halde istediğin nedir senin ömer' den?
ahmet
herkes ne istiyorsa ben de onu isterim,
iki eşrafa bir köy esir olmasın derim.
ömer
babamdan kaldı onlar.
ahmet
kimden kalırsa kalsın,
artık biraz da sizin nefesiniz daralsın.
sen eline sabanı almadan rahat yaşa,
sonra çalsın garipler başını taştan taşa...
sana merhum babandan kalan yalnız bu haksa,
en çok üç beş yıl sürer, zaman fırsat bıraksa!
ömer
ondan sonra ne olur?
ahmet
ne olur, görürsünüz,
o zamana kadar siz keyfinizde hürsünüz.
yarın ufuktan şafak sökecektir elbette...
ali baba
eşrafın hakkı yok mu bu koca memlekette?
ahmet
hayır, yok memleketle onların alakası,
hepsi cephe ardında yapar silah şakası
köylünün hakkı geçmiş bütün iliklerine,
damarlarında zehir dolaşır kan yerine.
milyonla can gitti de tanrı' nın kullarından,
bir gönüllü çıktı mı eşraf oğullarından?
ömer
hükümet çağırması...
ahmet
hükümet mi diyorsun?
onun ne olduğunu bilmeyen bana sorsun!
taşraya omuz verip yan gelmiş istanbul' a
halkın esamisi yok, lafın bini bir pula.
her hükmünü köylüye tatbik eder, hak olur,
malına ortak olur, canına ortak olur...
yine sen çifte koşar yalın ayak karını,
gözyaşınla sularsın çorak tarlalarını...
çalışır kazanırsın, kazanır yedirirsin,
vergi derler verirsin, asker derler verirsin...
bu doymayan ağızla bu uzanan ellere
ırzından başka neyin kaldı ki vere vere?
nasıl tahammül eder köylü bu sarsıntıya?
bir taraftan hükümet, bir taraftan eşkiya.
birisi damla damla kanlarımızı içer,
birisi göz çıkarır, yol keser,kelle biçer...
esasını ararsan ortada fark azalır:
biri kanunla alır, biri kanunsuz alır!
bilmem, bunun hangisi daha erkekçesine?
kulak veren kalmamış mazlumların sesine,
kapalıdır daima köylülerin kısmeti...
hükümet mi?ağalar, paşalar hükümeti!
dururken bir tarafta kurbanlık koyunları
cenge nasıl olup da çağıracak bunları?
ali baba
memlekette değişti artık eski nizamlar
haksızlık olmayacak demiyor muydu muhtar?
alnımdaki belki son kara yazılarımdır!
ahmet
yukardan başlayarak değişen şey yarımdır,
evvela köylülerden doğmalıdır inkılap.
ömer
öyleyse istediğin gibi bir hükümet yap!
ahmet
hani, fırsat bulaydım onu da yapardım ben,
bugün benim gördüğüm fazladır bildiğimden:
avunarak önümde değişen manzarayla,
bağrımda damla damla kanayan bir yarayla
yamaçlarından indim, tepelerinden aştım,
anadolu' yu baştan başa gezdim,dolaştım...
hangi köyden geçtimse, hangi şehre indimse
görmedim mesut olan eşraftan gayrı kimse.
yaşıyor bağlarında hepsi keyif çatarak,
jandarmalarla uygun, mültezimlerle ortak!
köylü günah işlese kanun ona azrail,
asker kaçağı eşraf her zaman affa nail.
vergi veren köylüler, asker veren köylüler,
ağalar çubuk yakıp uzaktan buna güler...
sen bunu daha uzar, gider mi sanıyorsun?
ömer
mademki öyle, niçin boş yere yanıyorsun?
ahmet
çok sürmez köylülerle senin böyle boğuşman,
bekle, çarpışacak yakında iki düşman.
ikisi de çeliktir, dövülmüş bir ateşte,
taptığımız allah da gördüğümüz güneş de:
biri kuvvet, biri hak...
ali baba
ne dedin?
ahmet
bu iki büyük düşman yakında çarpışacak.
Kaynak: EkşiSozluk
