Tekil Mesaj gösterimi
Alt 09-02-2012, 09:55 PM   #147 (permalink)
Işıldayan Safir
Administrators
Zerynthia
 
Işıldayan Safir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: Mutlulukya
Mesajlar: 5,993
Tesekkür: 49,758
6,229 Mesajinıza toplam 25,545 kez İyi ki varsın demişler.İyi ki varsınız iyi ki varız.
Işıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond reputeIşıldayan Safir has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Gençler İçin Beş Sevgi Dili




BAŞARISIZLIK ALANLARI

Beklentilerimizi Karşılamada Başarısızlık


Sadece farklı başarısızlık düzeyleri değil, ayrıca farklı hata çeşitleri vardır. Alex kişinin yeteneğine ya da ailesinin ondan beklentilerine bağlı bir başarısızlık sergilemiştir. Bu tür hatalara spor ya da sanat dallarında, okulda veya münazara takımında her zaman rastlanır. Bu gibi performans hatalarının bazıları ana babaların ya da ergenlerin gerçek dışı beklentileri kabul etmeleri sonucu görülür. Amaç eğer gerçekçi değilse o zaman başarısızlık kaçınılmazdır.

Ana babalar her oyuncunun altın madalya kazanamayacağını anlamalıdır. Eğer ana baba kusursuzluk arıyorsa o zaman ergen çocuğuyla asla tatmin olamaz. Yapılan işle amaca ulaşmak imkansızsa bu, o işi yapanın cesaretini kırar. Rekabete dayanan etkinliklerde ana babaların sonuçları tekrar gözden geçirmeleri için ergenlere yardımcı olmaları gerekmektedir. Play-off turnuvasında ikinci gelmek bir başarısızlık değildir. Eğer ligde otuz takım varsa bu sizin takımınızın geri kalan yirmi sekiz takımdan iyi olduğunu gösterir. Maratonda sonuncu olmanız yarışa katılmayan yüz bin kişiden daha iyi bir koşucu olduğunuzu gösterir. Klarnet çalan kızınız yüz lisenin marş bandosunun katıldığı yarışmada onuncu sıraya yerleştiyse, yani çaldığı bando takımı doksan takımın önüne geçtiyse bu bandonun gösterdiği "zayıf performans" bir üzüntü konusu değil tam tersi kutlanılacak bir olaydır. Yarışma ne olursa olsun insan elbette kazanmak ister. Ama yarışmada sadece bir kazanan olması geri kalan herkesin kaybeden olduğunu göstermez. Bizim aşırı ölçüde rekabete dayanan ve sloganı "kazanmak her şeydir!" olan kültürümüzde ergenler genelde bazı iyi niyetli yetişkinlerin, zaman zaman da ebeveynlerin baskısıyla kaybedenler arasına girmektedir.

Ergenlerin performanslarında başarısızlığa uğramalarının diğer bir sebebi de yeteneklerinin veya ilgilerinin olmadığı alanlara itilmeleridir. Ana babasının atletizme olan ilgisi yüzünden ergen gerçekte bandoda bir müzik aleti çalmak isterken ebeveyn tarafından spor alanına itilmektedir. Ergen mükemmel bir trompet yorumcusu olabilir ama spor alanında kendisini başarısız hissedecektir. Ergenleri ilgilenmediği alanlara yönlendirmek, onları başarısızlığa sürüklemektir.

Bir zamanlar oğlunu doktor olmaya zorlayan bir baba tanımıştım. Oğlu üniversitede organik kimya ve fizikle boğuşmuş ve iki duygusal çöküntü yaşadıktan sonra tıptan mezun olmuştu. Mezuniyet gününde doktor önlüğünü babasına teslim etmiş ve mezuniyetine gitmeyi reddetmişti. Ondan son aldığım haber, McDonalds'da çalıştığı ve ileride ne yapacağına dair bir karar vermeye çabaladığı idi.

Ebeveynler ilgi alanlarını çocuklarına empoze etmeye çalışabilirler ama çocuklarının ilgi alanlarına ve yeteneklerine uygun şeyler seçmediklerinde onlardan kendi istedikleriyle ilgilenmelerini beklememelidirler. Kendilerinde böyle bir eğilim olduğunu fark eden ebeveynler hemen "Ölü Ozanlar Derneği" adlı filmi bulup izlemelidir. Babasını memnun edemeyen genç bir lise öğrencisinin hikâyesi sizi ağlatacak ama aynı zamanda kendinize getirecektir.

Ahlâki Yanlışlar

Ergen başarısızlığının ikinci kategorisi hem ergen için hem de ebeveyn için çok daha yıkıcı bir özellik taşır. Bu benim ahlâki yanlışlar dediğim kategoridir. Bu yanlış, ergenin ailesinin senelerce bağlı yaşadığı ahlâki bir değeri yıkmasıyla ortaya çıkar. Çocukluğun ilk yıllarından itibaren ana babalar kendi ahlâk kurallarını çocuklarına iletmeye başlarlar. Ebeveynler ergenlik çağı boyunca çocuklarının ahlâk değerlerini sınayacağını bildikleri halde bunları kendi değerleriymiş gibi benimsemelerini beklerler. Aslında ana babaların bu beklentileri her zaman karşılanmaz.

Ergenler ahlâk değerlerini iki yolla yıkarlar: Bazıları ailenin ahlâk değerlerini bilinçli bir şekilde reddetmeyi seçip kendi ahlâk kurallarını oluşturmayı tercih ederler. Bazıları ise ailelerinin ahlâk sistemini kabul edip bunun getirilerini hayata geçirmezler. Bunların her ikisi de hem ergene hem de ebeveyne çok acı verir. Ana babalar çocukları onların yanlış olduğunu düşündüğü bir ahlâki karar verirse gerçekten çok üzülürler. Çocuklarının vermiş olduğu bu kararın ceremesini çekeceğini bilirler. Ergenler ise çoğu zaman bu durumda ebeveyninin kendisini kötü hissettiğini fark eder; acılarını hisseder ve belkide onlardan soğurlar.

Ahlâki yanlışların sonuçları ana babalarda çoğu zaman hayal kırıklığına neden olmaktadır. Çoğu ebeveyn kendilerine gizlice şu soruyu sormuştur: "Ergen kızım bana telefon açıp hamile olduğunu söylese ne yaparım? Ya da oğlum telefon edip kız arkadaşının hamile olduğunu söylese ne yaparım? (Daniel ve Micki'nin oğullarından aldığı mesajın aynısı) Ergen çocuğumun uyuşturucu kullandığını ya da sattığını öğrensem ne yaparım? Ergen çocuğum AİDS olduğunu ya da cinsel yolla bulaşan başka bir hastalık kaptığını söylese ne yaparım? Bir gün beni karakoldan arayıp çocuğumun hırsızlık ya da tecavüzden tutuklandığını söyleseler ne yaparım?" Bunlar aslında binlerce ebeveynin çocuklarının ergenlik yıllarında cevap vermek zorunda kalacağı sorulardır.

__________________
Işıldayan Safir isimli Üye şimdilik offline konumundadır Offline   Alıntı ile Cevapla