Tekil Mesaj gösterimi
Alt 19-04-2008, 06:16 PM   #1 (permalink)
cent
Binbaşı
 
cent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1,632
Tesekkür: 234
488 Mesajinıza toplam 2,287 kez İyi ki varsın demişler.İyi ki varsınız iyi ki varız.
cent is a name known to allcent is a name known to allcent is a name known to allcent is a name known to allcent is a name known to allcent is a name known to all
Standart Secreti neden kullanamıyoruz?

Secreti neden kullanamıyoruz?
Mustafa Kartal (Mustafa Kartal)

Neyi yaratıyoruz? neyi hazırlıyoruz? Neyi oluşturuyoruz?

Öyle bir zaman ve öyle bir mekandayız ki, yaşamlarına yüksek bir farkındalıkla odaklananarak ve zamanı hızlandırıp lineer zaman anlayışını çökertenler; artık "ol "
dediklerinde oldurduklarını biliyorlar. Bu yüzden dördüncü boyut enerjilerini kullanabilen arkadaşlarımın; ne düşündüklerine, ne istediklerine, neyin peşinde koştuklarına çok dikkat etmekleri gerekiyor.

Bu yüzden Abraham öğretisi olan Secreti iyi anlamak lazım. Secreti anlamakta çok zorlanan çok fazla insan olduğunu biliyorum. Secretin nasıl çalıştığını anlamak için konuyla ilgili kitaplar okumak, filmini seyretmek bile gerekmiyor. Çevrenize bakın, hiçbir kişisel gelişim konusuna ilgi duymadığı hiçbir spritüel öğretiyi takip etmediği halde, yaşamı mükkemmel deneyimleyen, hep dört ayak üzerine düşerek, en kolay ve güzel hayatı yaşamaları için sistemin desteklediği insanlara bir bakın. Onları iyice inceleyin. Kendileri ve diğerleri için olumsuza odaklanmadıkları nı görecek, istemedikleri şeyleri yaratmadıkları nı gözlemleyeceksiniz.

Şimdi bir çoğumuz bu soruları soruyoıruz ; Ben neden yapamıyorum? Bu sistem bana mı çalışmıyor? yoksa tamamen palavramı? Secreti kullandığını söyleyenler acaba yalanmı söylüyorlar?

" Bende dua ediyorum, bende istiyorum ama secret bana çalışmıyor. Ben ev istiyorum, o elimdeki kulubeyi bile elimden almak istiyor. Evren beni sevmiyor. Bazı insanlar doğuştan şanslı, ben değilim." diyorsanız, bilmeniz gerekirki olumsuza odaklısınız. Secret işini tam olarak yapıyor. Hiçbir haksızlık yapmıyor. Siz odağınızı nerde tutuyor, ne istiyor ve neyi yaratıyorsanız onu size aynalıyor, hazırlıyor, önünüze getiriyor. Hepsi o kadar.

Bizi bu güne kadar getiren ego programımız artık bize hizmet etmiyor. Kaygı, süphe, endişe, korku ile olmasını istediğimize değil, olmaması gerekene odaklı olduğumuz için, odaklandığımız realize oluyor ve kaderimiz olarak yaşama geçiyor. Bizim olumsuzu düşünüp kurgulamaları mız sonucunda bizim için olumsuz olduğunu düşündüğümüz şeyleri biz yaratıyoruz.

Yeni bir ev istiyorsunuz. Ama devamlı evinizin, küçük olduğunu, eski olduğunu, kötü bir semtte olduğunu ve daha bir çok eksik tarafını dile getiriyorsunuz. Hiçbir zaman hangi semtte, hangi büyüklükte, hangi kalitede olmasını bırakın dile getirmeyi hayal bile etmiyorsunuz.

Komşunuzun yeni bir ev aldığını duyduğunuz anda midenize ağrılar giriyor. O aldığı için, size kalmayacak gibi hissiyatlar yaşıyorsunuz. Onun aldığı evden zerre kadar mutlu olmuyor, kıskanıyor ve onun ev almayı hakketmediğini düşünerek yargılıyorsunuz. Aslında kendinizi yargılıyor, evrene gerçek niyetiniz olarak hırsınızı, paylaşımsızlığınızı, kıskançlığınızı gönderiyorsunuz. Utanmasanız diyeceksiniz ki tamam ben istemiyorum, ama komşumunda evi olmasın. O zaman sistem sizin ev istiyorum feryatlarınız yerine, bilinçaltınızın diğerleri üzerindeki düşüncelerinizi ve kendi odaklanmaları nızı dikkate alıyor. Büyük ihtimalle komşunuz yeni ev alırken, sistem sizin eski ve kötü evinizi bile geri alıyor.

Odağınızı istemediklerinize değil, direk istediğinize çevirmeniz gerekiyor. Yaratmak istemediğinizle değil, yaratmak istediğinizle ilgilenmeniz gerekiyor. Secrettin öğretisi içinde fazlaca dikkate alınmayan Rahibe Teressa nın sözlerine dikkatinizi çekmek isterim. " Eğer barışı isteseydim, savaş taraftarı olurdum" diyor, Rahibe Terassa. Dikkat ederseniz rahibe Teressa barış istemiyor. Eğer barış isteseydim.Karşı taraf olan şavaş fikrine odaklanırdım ve Karşıt enerjinin kuvvetlendireceğ i barışı getirirdim. Ama barış kavramına gerek yok. Barış dualistik bir kavram olduğundan barıştan her söz ettiğinde aslında şavaştanda söz etmiş olursunuz. Üstelikte içgüdüsel programamızı kontrol edemediğimizden ötürü kutup düşünceyi daha fazla güncelleyip düşündüğümüzün tam tersine barışı değil, şavaşın oluşmasına katkıda bulunursunuz. Önemli olan dualite üretmeden tam istediğinize odaklanmanızdı r. Bu yaşamı olduğu gibi kabul noktasıdır. Akışta kalmalı, izin vermeli, akıntıya karşı kürek çekmemeli, evrenin sizi götürdüğü yolda çok yüksek farkındalıkla seçimler yapmalısınız. Belki daha iyisi hiç şeçim yapmamalısınız. Çünkü her şeçim yaptığınızda diğer seçimlerinizi iptal ederek kapatıyorsunuz.Ş eçim yaptığınızda kendi bilinç ve farkındalık seviyenizin karşılığı kadar bir kapasite ile şeçiyorsunuz. Oysaki sistem sizin ihtiyacınızı çok yüksek bir potansiyalle belirleyebilme potansiyellerine sahip. Bu yüzden sisteme güvenin. Siz her seferinde en iyisini şeçtiğinizi düşünsenizde, sistemin sizin için şeçebileceği yüksek potansiyalleri iptal etmiş oluyorsunuz.

" Olumsuza adaklanmak yerine, olumluya odaklanmam gerektiğini biliyorum. Ama bunu yapamıyorum. İçimdeki öfke, hırs, kıskançlık, korku ve endişe o kadar fazlaki; bunun tam tersinin doğru olduğunu bilsemde, yinede ayrılık bilincinden, oyundan çıkamıyor ve olumsuza odaklanmaktan kurtulamıyorum. " diyorsanız, Bunun tamamen bilinçaltınızın genetiğinizden getirdiğiniz ve bu yaşamda anne karnından itibaren deneyimlediğiniz sebep sonuçların üzerinizde yarattığı düşürücü duygusal ve zihinsel travmaların etkileri olduğunu bilmelisiniz. Sistem sizinle konuşurken ne dediğinize bakmıyor, bilinçaltınızdan evrene ne tür bir enerji yaydığınızla ilgileniyor. Bu yüzden "A " yı istiyorsunuz ama karşınızda "B" veya "C" leri buyorsunuz.

İstediğinizi yaratabilmek için nötr bir anlayışta, Yunusun ve Mevlanın sözünü ettiği alduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol yüksekliğine erişmeniz gerekir. Bilinçaltınızın neyle dolu olduğunu bilmediğiniz kirlerinden, şıkışıklıklarından, acı ve zorluk algılamalarından azade olabilmeniz için bilinçaltınızın yüklerinden arınmanız gerekiyor. Sizde travmalar yaratmış izleri silmeniz gerekiyor. Sizi aynı şeçimlere mahkum eden, yerinizden bile kıpırdamanıza izin vermeyen bilinaçtınızı temizleyerek dar alanda şıkışmalara son vermeniz, sonsuz özgürlüklere ve yeni yaşama merhaba demeniz gerekiyor.

Bilinçaltı çalışmaları en iyi şekilde hipnoza, telkine gerek kalmadan Holotrpik nefes terapileri ile gerçekleşmektedir. Yeterli oranda oksijen kısa zamanda kanınızda biriktiği andan itibaren süreç başlar, orijinale ( fabrika ayarlarına geri dönme programı ) dönme programı çalışmaya başlar. Sizi en güzel şekilde sağılmanızı sağlıyarak ilk günkü durumunuza getirir. Artık secreti doğru kullanmanız ve istediklerinizi yaratmanız için önünüzde hiçbir engel kalmaz.

Aslında söylemek istediğim olumluya odaklanmak değil. Ne istediğinizi biliyormusunuz? neye odaklandığınızı biliyormusunuz? odaklandığınızı yaratabiliyormusunuz? sorularının cevabıdır.
Olumlu- olumsuz, iyi -kötü, güzel -çirkin, şavaş -barış ...... Bu kavramların hepsi dualite içeriyor. Neye göre, kime göre olduğuna bağlı olarak değişebiliyor. Birini telafuz ettiğinizde diğeri siz istemesenizde onunla beraber geliyor. Bunu çok iyi bilen Rahibe Teresanın sözünü secret kullanmıştır. Çümle tam olarak söyledir. " eğer, barış isteseydim, savaşı desteklerdim

İyiyi neye göre değerlendirisiniz? kötüye göre. O zaman diyebiliriz ki; İyi varsa, kötüde vardır. Kötü kavramını çökertmek istiyorsanız iyi kavramından da uzaklaşmanız gerekir. Bu bizi nereye götürür. Herşeyin tam ve olması gerektiği noktada merkezinde duruduğu, sizin bu merkeze göre nerede durduğunuzu sorgulama noktasına getirir.

Şeçim yapmamak olası değil. Çünkü seçim yapmamakta bir şeçimdir. Burdaki şeçimsizlik tavsiyesi, ait olduğunuz ortamın bilgisini alıp nasıl bir işletme progrmına tabi olduğunuzu anlayabilmek ve çok yüksek potansiyellerle ve sıfır hatayla çalışan kurgunun farkına varabilmekle ilgilidir. Şeçimlerinizin başarısı veya isabetliliği tamamen sizin bilinç ve farkındalık durumunuzla ilgilidir. Her bir yükselişinizde duygu ve düşünceleriniz bunu takiben seçimleriniz değişir. Bunu nasıl anlarız. Geçmişte yaptığınız şeçimleri şimdi yapmıyor ve farklı şeçimler yapıyorsanız bu sizin geçen süre içinde değiştiğinizin, daha yüksek bir bilgi potansiyel ile geçmişe göre daha kaliteli davranışlar ürettiğinizi görmenizle nünkün olabilir. Şu andaki anlayış seviyeniz de bir kaç gün sonra yaşayacağınız bir aymanın karşılığı olarak varacağınız farkındalık seviyenize ve bu farkındalıkla yapacağınız seçimlere göre düşük kalacaktır. Üstelik benim hayrıma diye, ya da "tam ihtiyacım olan" diye seçtiğiniz her şeçimin, bilemediğiniz yönlerden birçok düşürücü etkisi olabilir. Eğer gerçekten her bir canlıyla teker teker ilgilenen ve bunların birbirleriyle ilişkisini düzenleyen mükkemmel bir bilgisayar programın farkında iseniz, programın karşısında şapka çıkarmanız ve onun mükkemmelliğinden faydalanmanız gerekir. Bu en iyi şekilde şeçimleri ona bırakarak olabilir. Bu yüzden diyorum ki bir şeyi şeçtiğiniz de, özelliklede inatlaşarak ısrarla seçtiğinizde muhtemelen sizinle buluşması hedeflenmiş olan bir çok yüksek potansiyeli pas geçmiş olursunuz. Bunun için "izin ver ve akışta kal" tavsiyeleri vardır.

Genellikle ben şeçtim zan ettiğimiz şeyler, bizi hayatta tutma programı olarak algılamamız gereken ego programımızın seçimleridir. Bilinçaltımızın seçimleridir. "Canım böyle istedi" dediğimizde, "canım" kelimesinin gerçekten bizi ifade edip etmdiğine iyi bakmamız gerekir. Genellikle, bilinçaltınımızın; genetikten getirdiğimiz ve doğum anından itibaren başlayan sebep sonuç ilişkisinin bizde bıraktığı tesirlere göre şeçimler yapıyoruz. Yani şeçimlerimizde özgür değiliz ve genellikle olmaması gerekeni, bize hizmet etmeyen değerleri seçiyoruz.

Üçüncü evliliğinde zor bela kurtulup, boşanan insanı düşünün. Bir daha bu tür insanlarla asla beraber olmam diyerek boşandıktan kısa bir süre sonra yeni şeçtiği insana bakacak olursanız, eski eşine tıpa tıp benzeyen, benzer karakterde ve benzer burç özelliklerine sahip hatta nerdeyse aynı fiziksel görünüşe sahip kişiye ilgi duyduğumuzu görebiliriz. Bu durumda kısa süre sonra ondan da kurtulmak istemesi çok normal olacaktır.

Yıllardan beri hep aynı tip ayakkabı alan, aynı renk tercihlerle aynı tip giyinen, aynı konulara merak salan, aynı tarz filimleri seyredip aynı konularla ilgili kitapları okuyan bizleri, bu isteklerde ve aynı şeçimlerde tutan şey, bilinçaltımızın çözümleyemediği düğümleri ve şıkısıklıklarlarıdır. İçe döndüğünüz, farkına vardığınız oranda düğümleri ve şıkışıklıkları çözeriz. Ama önce neyle dolu olduğumuzun, geçmişte yaratarak unuttuğumuz ama izlerini takip etmeye devam ettiğimiz travmaların ayırdına varmamız gerekir. Bu yüzden Yunusun ve Mevlananın konuyu tamamlayan "olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol" tavsiyesine uymadan yani içimiz ve dışımız bir olmadan secreti istediğimiz anlamda kullanamayız. İstediğimizi yaratamayız. Tersine her şeçimizde geçmişe ait izleri kuvvetlendirir, acı ve zorluk yaratacak bir çok şeçimi, güle oynaya ve tam ihtiyacım olanı seçtim diyerek oluştururuz.

Mustafa Kartal

 

 

Buraya ilk defa geliyorsanız ismim Atakan Sönmez ve burası hayatimdegisti.com.Boğaziçi üniversitesi mezunuyum ve Türkiyede ilk Subliminal Telkin Uzmanıyım.tıklayın

Bir site olsa onu bulanların uykuda dinledikleri mp3 ler ile hayatları değişse… Bir site olsa onu bulanlar hipnoz olmadan sadece subliminal mp3 leri yükleyip ve uykuda dinleyerek hayatlarını değiştirseler. Bu fikir 1995 yılında yani 25 yıl önce çıkmıştı. 15 yıl önce ise bu mp3 lerin kişiye engel olan çekirdek inançlara göre hazırlanması yani cekirdekinanc.com fikri oluştu

Hipnoz gibi bir şey mi subliminal mp3 nedir?

Tam olarak değil. Öncelikle size engel olan 0-11 yaş arası oluşan bilinçaltı kayıtlarınız yani çekirdek inançlarınız bulunur. Sonra bu çekirdek inançlarınızın pozitif halleri olumlamalar isminize özel olarak mp3 lerin ve müziğin içine gizlenir. Siz de uykuda ya da uyanıkken bu mp3 leri dinleyerek sonuç alırsınız. Çocukluğunuzda size söylenenlerin tam tersini dinlediğiniz kayıtlarla binlerce kez bilinçaltınıza yerleştirmiş oluruz.

Çekirdek inançların hayatımda engellere neden olduğunu nasıl anlarım?

Hayatınızda hep aynı şeyler tekrar ediyorsa. İlişkilerde hep aynı şeyleri yaşıyorsanız... Aşırı fedakar bir yapınız varsa ve bu sanki göreviniz haline geldiyse. Birilerini kurtarmaya çalışıyorsanız. Paranızın bereketi yoksa sürekli gereksiz harcamalar çıkıyorsa birikim yapamıyorsanız. Hayır demekte zorlanıyorsanız. Odaklanmakta bir şeyleri devam ettirmekte sorun yaşıyorsanız. İlişkilerde mıknatıs gibi sorunlu kişileri çekiyorsanız. İş hayatında iniş çıkışlar sürekli oluyorsa. Ertelemeleriniz fazla ise. Aşırı kontrolcü ve garantici bir yapınız varsa kaygı düzeyiniz yüksekse hep en kötü ihtimali düşünüyorsanız ve şanssızlıkları sorunlu olayları ve sorunlu kişileri hayatınıza çekiyorsanız çocuk yaşta oluşan çekirdek inançlar hayatınızı yönetiyor olabilir.

25. yıla özel şimdi arayanlara 5 dakikalık çekirdek inanç ön tespit ve bir günlük deneme telkin mp3 ücretsizdir. Ön tespitte size engel olan birkaç çekirdek inanç örneği verilir. Atakan Sönmez tarafından yapılır ve bilgi amaçlıdır. +90 5424475050 Türkiye dışındakiler whatsapp tan arayabilir cekirdekinanc.com inceleyiniz.

__________________
yokluk ,varlıgın aynasıdır.



Dünyayı isterken de sus,
Bir dileğe kavuşmak isterken de.
Öylece seyre dal gitsin…
mevlana
cent isimli Üye şimdilik offline konumundadır Offline   Alıntı ile Cevapla