- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Familyası: Tahilgillerden, Süssgraeser, Poaceae
Drugları: Yulaf Meyvesi (Tohumu): Avenae fructus
Yulafotu; Avenae herba
Taze Yulafotu; Avenae herba recens
Yulaf samanı; Avenae stramentum
Giriş: Yulafın dünyada bilinen 70 türü mevcut olup, bunlardan en yaygın olarak kulanılan türü Kültür bitkisi olarak etkili olan tür avena sativa, yabani Yulaf; avena fatua, kılçıksız Yulaf; avena nuda, kumluk Kulafı; avena strigosa, Türk Yulafı; Avena orientalis, ve Çin Yulafi; Avena chinensisi sayabiliriz.
Bu Yulaf türlerinden kültür Yulafının asıl vatanın Anadolu olduğu ve buradan dünyanın diğer ülkelerine yayıldığı bilinmektedir. Türkler tarafından çok eskiden beri bilinen ve kulanılan Yulaf geleliklede At yemi olarak kulanılmıştır. Niscolas Cupeper 1652'de kaşıntılı deri hastalıklarını yulaf lapası sararak iyileştirmiş ve onu diğer araştırmalar takip etmiştir.
Botanik: Tahılgillerden olan Yulaf bir yıllık bir bitki olup, takriben 60-150 cm boyunda ve dikine yükselir. Yulaf diğer tahıllardan farklı olarak ağ şeklindeki kuvvettki kökleri nedeniyle susuzluğa daha dayanıklı ve yine diğerlerinden farklı olarak çiçekleri salkım şeklindedir.
Yaprakları sapı kavralıyan boru şeklindeki bölüm ve gövdeden ayrılan uzun ince bir şerit şeklinde ucu sivrice, kenarları bütün, 0,5-2 cm eninde 30-50 cm uzunluğunda ve bozumsu yeşil renktedir. Çiçekleri gövdenin en üstünde salkım şeklinde 15-25 cm uzunluğunda topluca bir aradadır. MNeyveyi koruyan iki dış kabuğun ucları sivri ve kılcık şeklindedir. Bu kılçıklar meyveyi kuşlara karşı korur ayrıca tohumu saran kabuğun uzun sivri kılçıkları vardır ve meyveleri 7-13 mm uzunluğundadır.
Yetiştirilmesi: Asıl vatanı Türkiye olan bitki, buradan Avrupa, Asya ve Amarikanın ılıman ve hafif soğuk iklimli ülkelerine yayılmıştır. Susuzluğa diğer tahıllara oranla daha çok dayanır.
Hasat zamanı: Sapı sarardımı hasatı yapılır. Homeopatide tentürü yapılacaksa Yulaf çiçek açarken yoplanır ve işlenir. Çayı yapılacaksa yine taze yeşil Yulaf çiçek açarken toplanır ve kurutulur.
Birleşiminde: …
Araştırmalar: …
Tesir şekli: …
Kulanılması: Üniversite kliniklerinde yapılan tedavi denmeleri ve araştırmalara göre: Yulaf kandaki lipid , kolesterol, trigliserid ve glukozu düşürür. Sinirleri kuvvetlendirir ve yatıştırır, sigara ve alkol bağımlılığını önler.
Müsli: Yulafın ezildikten sonra kurutulması ve kurutulmuş meyvelerlerle, kuru üzüm, çitkolata, fındık, fıstık, ceviz karıştırılarak yenmesi için hazırlanır ve buna müsli denir. Müslinin hazırlanması kişinin zevkine göre değişir, meyve, bal veya reçel katılmasıda kişinin zevkine bağlıdır, fakat burada önemli olan yulaf ezmesidir. 3-4 çorba kaşığı müsli, 5-6 çorba kaşığı yoğutla ve 1-2 çorba kaşığı bal veya reçelle karşıtırldıktan sonra karıştırılarak yenir. Bu karışıma soyulduktan sonra ince doğranmış elma, armut, portakal, mandalina, muz veya çekirdekli, çekirdeksiz üzüm vede çekirdeği çıkarılmış vişne, kiraz, kaysı ve erik ilave edilebilir. Toplum olarak sıcak yemek yemeğe alışkın olduğumuzdan soğuk yoğurtlu müsli yedikten sonra şifali bitki çayı (nane, papatya, kuşburnu, limon kabuğu, oğulotu vb…) içilmesi tavsiye edilir. Müsliden günde enaz bir defa olmak şartı ile 4-6 hafta alınması halinde sindirim rahatsızlıkları, kolesterol, lipid ve trigliseride karşı iyi gelir ve kandaki şekeri düşürür.
Çay harmanaları: …
Açıklama: Yulaf yağlarının % 80'i doymamaış yağ asitlerinden oluşur ve buda damarsertliğini önler, kolesterolu düşürür. Karbonkidratların birleşimindeki önemli bir maddede Fruktozlar olup, insulinsiz hücrelere geçer veenerjiye dönüşür. Bunedenle Yulaf pankreası kuvvetlendirir. Birleşimindeki B-Kopleks-Vitaminler ve pantothenasit sinirleri güçlendirici ve beyni çalıştırırcıdır.
Eskiden lüzumsuz madde olarak görülen liflerin (Rouhage) günümüzde bağırsakları çalıştıran, hareketlendiren, zehirli maddelerin dışarı atılmasını sağlayan, kabızlığı, şekeri ve şişmalığı önleyen bir madde olduğu anlaşılmıştır. Liflerin birleşiminde yarı selülozlar, selülozlar, pektinler ve liganın içerdiği bilinmektedir.
Ben Almanların neden bu kadar çalışkan olduklarını çok merak ettim ve yıllarca araştırdım. Bu kadar çok içki kulanan insanların normal olarak uyuşması lazımdı, oysa çalıştığım işyerinde 84 milletten insanlar çalışmakta ve en çalışkanlarıda Almanlardır. Diğer milletlerden olan insanlar 15 dakikalık molayı 20 dakikaya, 30 dakikalık molayı 45-50 dakikaya çekmeye çalışırken, Almanlar mola saati bitmeden iş başı yapıyorlardı.
Bunun sebebini şimdi anlıyorum. Yulaf pilavı, ezmesi, veya kepeği yiyen insanlar 7-8 Saat yerine 4-5 Saat uyuyor ve daha dinamik, dinç ve çalışkan oluyor, bunu kendim denedim (24.06.01). Dünyada 40 milyon ton yulaf üretilmekte vede en çok ABD'liler ve Almanlar tarafından tüketilmektir. Yulaftaki protein ve aminoasitler hayvansal ürünlerden (et, peynir ve yumurta) daha üstündür. Yulaf ise dinçlik verir ve hareketlilik kazandırır, oysa hayvansal besinler insanı uyuşturur.
Eskiden Türklerde bol çemen (boyotu) ve sarımsak yerlerdi ve aynı etkiye sahip bu bitkilerden çemen Türkler tarafından hemen hemen hiç kulanılmamaktadır. Dünyada kendi kültürüne karşı umursamaz olan başka bir millet varmı? Diye çok düşündüm ve araştırdım. Her millet kendi kültür değerlerine sıkı sıkıya bağlı biz Türkler hariç nedenini birbilen varmı?
Drugları: Yulaf Meyvesi (Tohumu): Avenae fructus
Yulafotu; Avenae herba
Taze Yulafotu; Avenae herba recens
Yulaf samanı; Avenae stramentum
Giriş: Yulafın dünyada bilinen 70 türü mevcut olup, bunlardan en yaygın olarak kulanılan türü Kültür bitkisi olarak etkili olan tür avena sativa, yabani Yulaf; avena fatua, kılçıksız Yulaf; avena nuda, kumluk Kulafı; avena strigosa, Türk Yulafı; Avena orientalis, ve Çin Yulafi; Avena chinensisi sayabiliriz.
Bu Yulaf türlerinden kültür Yulafının asıl vatanın Anadolu olduğu ve buradan dünyanın diğer ülkelerine yayıldığı bilinmektedir. Türkler tarafından çok eskiden beri bilinen ve kulanılan Yulaf geleliklede At yemi olarak kulanılmıştır. Niscolas Cupeper 1652'de kaşıntılı deri hastalıklarını yulaf lapası sararak iyileştirmiş ve onu diğer araştırmalar takip etmiştir.
Botanik: Tahılgillerden olan Yulaf bir yıllık bir bitki olup, takriben 60-150 cm boyunda ve dikine yükselir. Yulaf diğer tahıllardan farklı olarak ağ şeklindeki kuvvettki kökleri nedeniyle susuzluğa daha dayanıklı ve yine diğerlerinden farklı olarak çiçekleri salkım şeklindedir.
Yaprakları sapı kavralıyan boru şeklindeki bölüm ve gövdeden ayrılan uzun ince bir şerit şeklinde ucu sivrice, kenarları bütün, 0,5-2 cm eninde 30-50 cm uzunluğunda ve bozumsu yeşil renktedir. Çiçekleri gövdenin en üstünde salkım şeklinde 15-25 cm uzunluğunda topluca bir aradadır. MNeyveyi koruyan iki dış kabuğun ucları sivri ve kılcık şeklindedir. Bu kılçıklar meyveyi kuşlara karşı korur ayrıca tohumu saran kabuğun uzun sivri kılçıkları vardır ve meyveleri 7-13 mm uzunluğundadır.
Yetiştirilmesi: Asıl vatanı Türkiye olan bitki, buradan Avrupa, Asya ve Amarikanın ılıman ve hafif soğuk iklimli ülkelerine yayılmıştır. Susuzluğa diğer tahıllara oranla daha çok dayanır.
Hasat zamanı: Sapı sarardımı hasatı yapılır. Homeopatide tentürü yapılacaksa Yulaf çiçek açarken yoplanır ve işlenir. Çayı yapılacaksa yine taze yeşil Yulaf çiçek açarken toplanır ve kurutulur.
Birleşiminde: …
Araştırmalar: …
Tesir şekli: …
Kulanılması: Üniversite kliniklerinde yapılan tedavi denmeleri ve araştırmalara göre: Yulaf kandaki lipid , kolesterol, trigliserid ve glukozu düşürür. Sinirleri kuvvetlendirir ve yatıştırır, sigara ve alkol bağımlılığını önler.
Müsli: Yulafın ezildikten sonra kurutulması ve kurutulmuş meyvelerlerle, kuru üzüm, çitkolata, fındık, fıstık, ceviz karıştırılarak yenmesi için hazırlanır ve buna müsli denir. Müslinin hazırlanması kişinin zevkine göre değişir, meyve, bal veya reçel katılmasıda kişinin zevkine bağlıdır, fakat burada önemli olan yulaf ezmesidir. 3-4 çorba kaşığı müsli, 5-6 çorba kaşığı yoğutla ve 1-2 çorba kaşığı bal veya reçelle karşıtırldıktan sonra karıştırılarak yenir. Bu karışıma soyulduktan sonra ince doğranmış elma, armut, portakal, mandalina, muz veya çekirdekli, çekirdeksiz üzüm vede çekirdeği çıkarılmış vişne, kiraz, kaysı ve erik ilave edilebilir. Toplum olarak sıcak yemek yemeğe alışkın olduğumuzdan soğuk yoğurtlu müsli yedikten sonra şifali bitki çayı (nane, papatya, kuşburnu, limon kabuğu, oğulotu vb…) içilmesi tavsiye edilir. Müsliden günde enaz bir defa olmak şartı ile 4-6 hafta alınması halinde sindirim rahatsızlıkları, kolesterol, lipid ve trigliseride karşı iyi gelir ve kandaki şekeri düşürür.
Çay harmanaları: …
Açıklama: Yulaf yağlarının % 80'i doymamaış yağ asitlerinden oluşur ve buda damarsertliğini önler, kolesterolu düşürür. Karbonkidratların birleşimindeki önemli bir maddede Fruktozlar olup, insulinsiz hücrelere geçer veenerjiye dönüşür. Bunedenle Yulaf pankreası kuvvetlendirir. Birleşimindeki B-Kopleks-Vitaminler ve pantothenasit sinirleri güçlendirici ve beyni çalıştırırcıdır.
Eskiden lüzumsuz madde olarak görülen liflerin (Rouhage) günümüzde bağırsakları çalıştıran, hareketlendiren, zehirli maddelerin dışarı atılmasını sağlayan, kabızlığı, şekeri ve şişmalığı önleyen bir madde olduğu anlaşılmıştır. Liflerin birleşiminde yarı selülozlar, selülozlar, pektinler ve liganın içerdiği bilinmektedir.
Ben Almanların neden bu kadar çalışkan olduklarını çok merak ettim ve yıllarca araştırdım. Bu kadar çok içki kulanan insanların normal olarak uyuşması lazımdı, oysa çalıştığım işyerinde 84 milletten insanlar çalışmakta ve en çalışkanlarıda Almanlardır. Diğer milletlerden olan insanlar 15 dakikalık molayı 20 dakikaya, 30 dakikalık molayı 45-50 dakikaya çekmeye çalışırken, Almanlar mola saati bitmeden iş başı yapıyorlardı.
Bunun sebebini şimdi anlıyorum. Yulaf pilavı, ezmesi, veya kepeği yiyen insanlar 7-8 Saat yerine 4-5 Saat uyuyor ve daha dinamik, dinç ve çalışkan oluyor, bunu kendim denedim (24.06.01). Dünyada 40 milyon ton yulaf üretilmekte vede en çok ABD'liler ve Almanlar tarafından tüketilmektir. Yulaftaki protein ve aminoasitler hayvansal ürünlerden (et, peynir ve yumurta) daha üstündür. Yulaf ise dinçlik verir ve hareketlilik kazandırır, oysa hayvansal besinler insanı uyuşturur.
Eskiden Türklerde bol çemen (boyotu) ve sarımsak yerlerdi ve aynı etkiye sahip bu bitkilerden çemen Türkler tarafından hemen hemen hiç kulanılmamaktadır. Dünyada kendi kültürüne karşı umursamaz olan başka bir millet varmı? Diye çok düşündüm ve araştırdım. Her millet kendi kültür değerlerine sıkı sıkıya bağlı biz Türkler hariç nedenini birbilen varmı?
