- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Aşırı hareketli, dikkati
dağınık, fevri. Bu terimler genellikle, yerinde duramayan,
kıpır kıpır, dikkatini tekdüze durumlarda yoğunlaştıramayan,
içinden geleni, canının istediğini anında gerçekleştirmek
isteyen çocuklar için kullanılır. Yakın zamana kadar bu
özelliklere sahip çocukların büyüdükçe ve olgunlaştıkça
"düzeleceklerine" ve bu özelliklerinden arınacaklarına
inanılıyordu. 1980lerin sonuna kadar aşırı
hareketlilik-dikkat bozukluğu (AHDB) sorunu sadece çocuklar
açısından incelenmişti. Ancak, yeni araştırmalar gösteriyor
ki, bu özelliklere sahip çocuklar, büyüseler de, temel
özellikleri pek değişmiyor. Belki, eskisi gibi kalorifer
borularına tırmanmıyor ya da bir gösterinin ortasında kalkıp
etrafta dolaşmıyorlar, ama birini dinlerken zorlanıyorlar,
eşyalarını nereye koyduklarını unutabiliyorlar, aynı saate
iki kişiye randevu verebiliyorlar.
Yetişkinlikte dikkat bozukluğu sorunu olan bir bayandan
şöyle bir öykü dinleyebiliriz: "Radyom açık. Bilgisayarım
internete bağlanmış durumda. Bu arada ütü yapıyorum. Bir
yandan da kahve içiyorum. Kahvemden bir yudum alırken
kızımla onun matematik ödevi hakkında konuşuyorum. Her şey
aynı anda. Ellerim ve ayaklarım sürekli kıpırdıyor. Sonra
gidip mutfakta, bulaşık makinesini boşaltıyorum. Makineyi
boşaltırken, bir bardağın kırılmış olduğunu fark ediyorum.
Bu bardağı çıkarırken aklıma, biriktirdiğim boş şişeleri,
cam toplama kutusuna atmak geliyor. Elimde şişe dolu
torbayla giderken, aklıma daha alışveriş etmem gerektiği
geliyor. Markete de uğruyorum. Kasanın önünde sıra
beklerken, oradaki dergileri karıştırıyorum. Eve geldiğimde,
almam gereken şeylerin yarısını almadığımı, unuttuğumu
görüyorum. Bulaşık makinesinin sadece yarısı boşaltılmış
durumda, bilgisayar hala internete bağlı, kahvem,
bilgisayarın yanında, soğumuş olarak duruyor, çamaşırların
çoğu ütülenmemiş. Kendimi genellikle depresif hissediyorum,
çünkü zamanımın büyük bir bölümünü zamanımı iyi kullanmaya
çalışarak geçiriyorum, ama nafile, hiç başarı
sağlayamıyorum. Günün sonunda karşımda hep bir bitirilmemiş
işler yığını duruyor. Sonra öyle bir nokta geliyor ki,
işleri toparlamaya nereden başlayacağımı bilemiyorum."
Daha önce de belirttiğimiz gibi, AHDB, çocuğun ergenliğe
girmesiyle geçmiyor. Çocukluğunda bu sorunun özelliklerini
taşıyan kişiler, değerlendirmenin ne kadar sıkı olduğuna
bağlı olarak, %50-80 oranında bu sorunu yetişkinliğe
taşıyorlar. Bu sorunun fark edilmesi niçin bu kadar uzun bir
zaman aldı diye sorulursa, yanıtın büyük bir bölümünü,
sorunun kendisi oluşturur, çünkü AHDBnun en belirgin
özelliği olan fiziksel anlamda aşırı hareketlilik zaman
içinde azalır. Ayrıca, uzun dönemli araştırmalar yürütmenin
zorlukları, kişilerin yaşlarının ilerlemesinin getirdiği
ölçüm zorlukları da, bu konunun gerektiği gibi ele
alınmamasının diğer nedenleridir. Yetişkin dönemde AHDB
konusu, bir çok yetişkin için bir kurtarıcı olmuştur, çünkü
neden yaptıklarını bilmedikleri ve yaşamlarının kalitesini
düşüren bir çok davranışın nedenini öğrenmelerini
sağlamıştır, ancak, konunun ilginç olması bu konuda bilimsel
araştırmalar yapılmadan bir çok spekülasyon yapılmasına da
neden olmuştur. Örneğin, bu yetişkinlerin diğerlerinden çok
daha zeki oldukları zaman zaman iddia edilmektedir ki,
aslında bu konuda henüz bilimsel bir kanıt yoktur.
Yetişkinlikte AHDB tanısı koymak neden zordur? Öncelikle,
hepimiz belli dönemlerde dikkatimizi toplamakta zorlanırız
veya başladığımız bir işi bitiremeyiz. Değişik nedenlerle
ortaya çıkabilecek böyle bir duruma psikiyatrik bir tanıyla
yaklaşmak, durumun kişi açısından yarattığı sorumlulukları
azaltabilmekte, buna yol açabilecek bir çok faktörü gözden
kaçırmaya neden olabilmektedir. İkincisi, konsantre olmakta
güçlük çekmek, başka psikiyatrik tanılar için da söz konusu
olabilir. Üçüncü olarak da, dikkatini yoğunlaştıramamak
olarak tanımlanabilecek durumların hangi noktada başladığını
ve hangi noktada bittiğini saptamak çok zordur. Kişinin
çocukluğunu hatırlamasındaki zorluklar, boşanma, yakınların
kaybı, maddi zorluklar gibi yaşam şartlarının getirdiği
zorluklar da, yetişkinlikte bu tanıyı koymada, uzmanların
işini güçleştirmektedir.
Bütün bu koşullar gözetildiğinde, bir yetişkine AHDB
tanısı nasıl konabilir?
Uzman, kişinin çocukluk çağı öyküsünü mutlaka öğrenmelidir.
Kişi, çocukluk döneminde de AHDB nedeniyle, bulunduğu
çeşitli ortamlarda sıkıntılar yaşamış olmalıdır. Bir kişinin
yetişkinlikte bu tanıyı alabilmesi için, bu zorlukların
çocukluk çağında başladığını bilmek önemlidir. Zorlukların
ergenlik döneminden sonra başlamış olması, uzmana başka
tanıları düşündürebilir.
Kaynak: HamileBilgi
dağınık, fevri. Bu terimler genellikle, yerinde duramayan,
kıpır kıpır, dikkatini tekdüze durumlarda yoğunlaştıramayan,
içinden geleni, canının istediğini anında gerçekleştirmek
isteyen çocuklar için kullanılır. Yakın zamana kadar bu
özelliklere sahip çocukların büyüdükçe ve olgunlaştıkça
"düzeleceklerine" ve bu özelliklerinden arınacaklarına
inanılıyordu. 1980lerin sonuna kadar aşırı
hareketlilik-dikkat bozukluğu (AHDB) sorunu sadece çocuklar
açısından incelenmişti. Ancak, yeni araştırmalar gösteriyor
ki, bu özelliklere sahip çocuklar, büyüseler de, temel
özellikleri pek değişmiyor. Belki, eskisi gibi kalorifer
borularına tırmanmıyor ya da bir gösterinin ortasında kalkıp
etrafta dolaşmıyorlar, ama birini dinlerken zorlanıyorlar,
eşyalarını nereye koyduklarını unutabiliyorlar, aynı saate
iki kişiye randevu verebiliyorlar.
Yetişkinlikte dikkat bozukluğu sorunu olan bir bayandan
şöyle bir öykü dinleyebiliriz: "Radyom açık. Bilgisayarım
internete bağlanmış durumda. Bu arada ütü yapıyorum. Bir
yandan da kahve içiyorum. Kahvemden bir yudum alırken
kızımla onun matematik ödevi hakkında konuşuyorum. Her şey
aynı anda. Ellerim ve ayaklarım sürekli kıpırdıyor. Sonra
gidip mutfakta, bulaşık makinesini boşaltıyorum. Makineyi
boşaltırken, bir bardağın kırılmış olduğunu fark ediyorum.
Bu bardağı çıkarırken aklıma, biriktirdiğim boş şişeleri,
cam toplama kutusuna atmak geliyor. Elimde şişe dolu
torbayla giderken, aklıma daha alışveriş etmem gerektiği
geliyor. Markete de uğruyorum. Kasanın önünde sıra
beklerken, oradaki dergileri karıştırıyorum. Eve geldiğimde,
almam gereken şeylerin yarısını almadığımı, unuttuğumu
görüyorum. Bulaşık makinesinin sadece yarısı boşaltılmış
durumda, bilgisayar hala internete bağlı, kahvem,
bilgisayarın yanında, soğumuş olarak duruyor, çamaşırların
çoğu ütülenmemiş. Kendimi genellikle depresif hissediyorum,
çünkü zamanımın büyük bir bölümünü zamanımı iyi kullanmaya
çalışarak geçiriyorum, ama nafile, hiç başarı
sağlayamıyorum. Günün sonunda karşımda hep bir bitirilmemiş
işler yığını duruyor. Sonra öyle bir nokta geliyor ki,
işleri toparlamaya nereden başlayacağımı bilemiyorum."
Daha önce de belirttiğimiz gibi, AHDB, çocuğun ergenliğe
girmesiyle geçmiyor. Çocukluğunda bu sorunun özelliklerini
taşıyan kişiler, değerlendirmenin ne kadar sıkı olduğuna
bağlı olarak, %50-80 oranında bu sorunu yetişkinliğe
taşıyorlar. Bu sorunun fark edilmesi niçin bu kadar uzun bir
zaman aldı diye sorulursa, yanıtın büyük bir bölümünü,
sorunun kendisi oluşturur, çünkü AHDBnun en belirgin
özelliği olan fiziksel anlamda aşırı hareketlilik zaman
içinde azalır. Ayrıca, uzun dönemli araştırmalar yürütmenin
zorlukları, kişilerin yaşlarının ilerlemesinin getirdiği
ölçüm zorlukları da, bu konunun gerektiği gibi ele
alınmamasının diğer nedenleridir. Yetişkin dönemde AHDB
konusu, bir çok yetişkin için bir kurtarıcı olmuştur, çünkü
neden yaptıklarını bilmedikleri ve yaşamlarının kalitesini
düşüren bir çok davranışın nedenini öğrenmelerini
sağlamıştır, ancak, konunun ilginç olması bu konuda bilimsel
araştırmalar yapılmadan bir çok spekülasyon yapılmasına da
neden olmuştur. Örneğin, bu yetişkinlerin diğerlerinden çok
daha zeki oldukları zaman zaman iddia edilmektedir ki,
aslında bu konuda henüz bilimsel bir kanıt yoktur.
Yetişkinlikte AHDB tanısı koymak neden zordur? Öncelikle,
hepimiz belli dönemlerde dikkatimizi toplamakta zorlanırız
veya başladığımız bir işi bitiremeyiz. Değişik nedenlerle
ortaya çıkabilecek böyle bir duruma psikiyatrik bir tanıyla
yaklaşmak, durumun kişi açısından yarattığı sorumlulukları
azaltabilmekte, buna yol açabilecek bir çok faktörü gözden
kaçırmaya neden olabilmektedir. İkincisi, konsantre olmakta
güçlük çekmek, başka psikiyatrik tanılar için da söz konusu
olabilir. Üçüncü olarak da, dikkatini yoğunlaştıramamak
olarak tanımlanabilecek durumların hangi noktada başladığını
ve hangi noktada bittiğini saptamak çok zordur. Kişinin
çocukluğunu hatırlamasındaki zorluklar, boşanma, yakınların
kaybı, maddi zorluklar gibi yaşam şartlarının getirdiği
zorluklar da, yetişkinlikte bu tanıyı koymada, uzmanların
işini güçleştirmektedir.
Bütün bu koşullar gözetildiğinde, bir yetişkine AHDB
tanısı nasıl konabilir?
Uzman, kişinin çocukluk çağı öyküsünü mutlaka öğrenmelidir.
Kişi, çocukluk döneminde de AHDB nedeniyle, bulunduğu
çeşitli ortamlarda sıkıntılar yaşamış olmalıdır. Bir kişinin
yetişkinlikte bu tanıyı alabilmesi için, bu zorlukların
çocukluk çağında başladığını bilmek önemlidir. Zorlukların
ergenlik döneminden sonra başlamış olması, uzmana başka
tanıları düşündürebilir.
Kaynak: HamileBilgi
