- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Uzman gözüyle çocuk-medya[/b]
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Ruhi Köse, Türkiyede çalışan çocuk sayısının giderek arttığını belirterek, "7-14 yaş arası her çocuğun okulda olması gerekiyor" dedi. Köse,
yaptığı açıklamada, Türkiyede çalışan çocuk sayısının yüksek olmasında, medyanın da etkili olduğunu bildirdi. Türkiyede modernleşme sürecinin geç başladığına değinen Köse, "Bu başlangıç da ne yazık ki, yukarıdan aşağıya olmuştur. Yani yukarıdan
devrim olmuştur" diye konuştu. Çocuk okulda olmalı Kentte yaşadıkları halde kent bilincine ulaşamayan ailelerin çocuklarının para kazandıran işlerde çalıştırıldığını kaydeden Köse, "Oysa, 07-14 yaş arasındaki her çocuk okulda
olmalıdır" dedi. Eğitimli ve bilgili nesillerin güçlü devleti ortaya çıkaracağını savunan Köse, şunları söyledi: "Çocuğun çalışması, modern devlet yapısıyla bağdaşmaz. Güçlü ve zengin devletler, eğitimli ve bilgili insanların yetiştirildiği
ülkelerdir. Bu nedenle yatırımlarının büyük bölümünü eğitime yaparlar ve çocuklarını çaıştırmak yerine, eğitirler. Çocuk, ancak eğitimini tamamladıktan sonra çalışma hayatına başlamalıdır. Ama bizde durum böyle değil. Çocuklar çok küçük yaşta çalışma
hayatına başlıyor ve bu süreç içerisinde hem eğitimini alamıyor, hem de tehlikeli, riskli işlerde çalışarak, fiziksel ve psikolojik olarak yıpranıyor. Çoğu sektörlerde çalışan çocuklar şiddete maruz kalıyorlar. Böyle bir toplum kalkınamaz."
Medyanın rolü Çocukları, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlik ve çok çocukluluk gibi unsurların çalışma hayatına ittiğine işaret eden Köse, medyanın da bu konuda etkin rol oynadığını bildirdi. Özellikle 07-14 yaş
arası çocukların medyadan çok etkilendiğini vurgulayan Köse, şunları kaydetti: "Türkiyede çocuk kendini medyada keşfediyor. Dünyayı medyadan öğreniyor ve doğru yanlış değerlendirmesi yapamadığı için de medyadaki yayınlardan çok etkileniyor. Çeşitli
nedenlerle (Kahraman Çocuk) yaratan medya, çocukları sokağa özendirici rol oynuyor. Örneğin, ünlü bir komedyenle bir GSM şirketi reklamında oynayan boyacı çocuk, bir banka reklamında su satarak zengin olan küçük çocuk, dizilerde, çalışarak ailelerin
geçimini üstlenen kahraman ve özgür çocuklar, ne yazık ki çocuklarımızı sokaktaki yaşama itiyor." Medyanın, gelişmiş toplumlarda, eğitimin ve bilimin önemini yok ettiğini de kaydeden Köse, çocukların medya kahramanlarını daha çok önemser hale
geldiğinin altını çizdi. Topçular ve popcular daha mı önemli? Köse, medyanın çocukların kafasını karıştırdığını belirterek, "Okullarda çocuklara, en önemli kişilerin bilim adamları, sanatçılar olduğu öğretilirken, medyada
topçular ve popçular daha önemli adamlarmış gibi gösteriliyor. Medyanın sunduğu bu farklı kişi profili, çocukları olumsuz etkiliyor" dedi. Kırsal kesim çocuklarının bu tür özendirmelere daha duyarlı olduğunu da söyleyen Köse, şöyle devam etti:
"Ekonomik sıkıntı içindeki ailelerin çocukları, medyada kendilerine sunulan tipleri çabucak benimsiyor. Medyada yaratılan kahramanların, okuldaki hocalarından ve kendilerine önemi anlatılan bilim adamlarından daha revaçta olduğunu görüyor. Bu da
çocuğu çelişkiye itip özendirici rol oynuyor. Çünkü, çocuğun muhakeme gücü henüz gelişmemiştir. Türkiyede bir tek İbrahim Tatlıses olduğunu, ya da bir tek Mehmet Ali Erbil olduğunu anlayamadan, kendini bu kişilerin yerine koyma isteğini rahatlıkla
içlerinde hissetmektedirler. Birilerinin buna dur demesi gerekiyor." RTÜK RTÜKün bir çok konuda gösterdiği duyarlılığı çocuklarla ilgili yayınlarda da göstermesi gerektiğini kaydeden Köse, "RTÜK üyelerini görevlerini
yapmadıkları için kınamıyorum. Çünkü RTÜKün içeriğinde bu konuda belirlenmiş bir şey yok. O nedenle de bir şey yapamıyorlar. Bu ayrıntıyı düşündüklerini bile sanmıyorum" diye konuştu. Köse, medyanın bilinçli ve iyi niyetli kullanılması
halinde çalışan çocukların sayısının azalacağını, tersi durumda ise çocukları sokağa özendireceğini belirterek, medyada eğitimin özendirilmesinin sağlanmasını istedi.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Ruhi Köse, Türkiyede çalışan çocuk sayısının giderek arttığını belirterek, "7-14 yaş arası her çocuğun okulda olması gerekiyor" dedi. Köse,
yaptığı açıklamada, Türkiyede çalışan çocuk sayısının yüksek olmasında, medyanın da etkili olduğunu bildirdi. Türkiyede modernleşme sürecinin geç başladığına değinen Köse, "Bu başlangıç da ne yazık ki, yukarıdan aşağıya olmuştur. Yani yukarıdan
devrim olmuştur" diye konuştu. Çocuk okulda olmalı Kentte yaşadıkları halde kent bilincine ulaşamayan ailelerin çocuklarının para kazandıran işlerde çalıştırıldığını kaydeden Köse, "Oysa, 07-14 yaş arasındaki her çocuk okulda
olmalıdır" dedi. Eğitimli ve bilgili nesillerin güçlü devleti ortaya çıkaracağını savunan Köse, şunları söyledi: "Çocuğun çalışması, modern devlet yapısıyla bağdaşmaz. Güçlü ve zengin devletler, eğitimli ve bilgili insanların yetiştirildiği
ülkelerdir. Bu nedenle yatırımlarının büyük bölümünü eğitime yaparlar ve çocuklarını çaıştırmak yerine, eğitirler. Çocuk, ancak eğitimini tamamladıktan sonra çalışma hayatına başlamalıdır. Ama bizde durum böyle değil. Çocuklar çok küçük yaşta çalışma
hayatına başlıyor ve bu süreç içerisinde hem eğitimini alamıyor, hem de tehlikeli, riskli işlerde çalışarak, fiziksel ve psikolojik olarak yıpranıyor. Çoğu sektörlerde çalışan çocuklar şiddete maruz kalıyorlar. Böyle bir toplum kalkınamaz."
Medyanın rolü Çocukları, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlik ve çok çocukluluk gibi unsurların çalışma hayatına ittiğine işaret eden Köse, medyanın da bu konuda etkin rol oynadığını bildirdi. Özellikle 07-14 yaş
arası çocukların medyadan çok etkilendiğini vurgulayan Köse, şunları kaydetti: "Türkiyede çocuk kendini medyada keşfediyor. Dünyayı medyadan öğreniyor ve doğru yanlış değerlendirmesi yapamadığı için de medyadaki yayınlardan çok etkileniyor. Çeşitli
nedenlerle (Kahraman Çocuk) yaratan medya, çocukları sokağa özendirici rol oynuyor. Örneğin, ünlü bir komedyenle bir GSM şirketi reklamında oynayan boyacı çocuk, bir banka reklamında su satarak zengin olan küçük çocuk, dizilerde, çalışarak ailelerin
geçimini üstlenen kahraman ve özgür çocuklar, ne yazık ki çocuklarımızı sokaktaki yaşama itiyor." Medyanın, gelişmiş toplumlarda, eğitimin ve bilimin önemini yok ettiğini de kaydeden Köse, çocukların medya kahramanlarını daha çok önemser hale
geldiğinin altını çizdi. Topçular ve popcular daha mı önemli? Köse, medyanın çocukların kafasını karıştırdığını belirterek, "Okullarda çocuklara, en önemli kişilerin bilim adamları, sanatçılar olduğu öğretilirken, medyada
topçular ve popçular daha önemli adamlarmış gibi gösteriliyor. Medyanın sunduğu bu farklı kişi profili, çocukları olumsuz etkiliyor" dedi. Kırsal kesim çocuklarının bu tür özendirmelere daha duyarlı olduğunu da söyleyen Köse, şöyle devam etti:
"Ekonomik sıkıntı içindeki ailelerin çocukları, medyada kendilerine sunulan tipleri çabucak benimsiyor. Medyada yaratılan kahramanların, okuldaki hocalarından ve kendilerine önemi anlatılan bilim adamlarından daha revaçta olduğunu görüyor. Bu da
çocuğu çelişkiye itip özendirici rol oynuyor. Çünkü, çocuğun muhakeme gücü henüz gelişmemiştir. Türkiyede bir tek İbrahim Tatlıses olduğunu, ya da bir tek Mehmet Ali Erbil olduğunu anlayamadan, kendini bu kişilerin yerine koyma isteğini rahatlıkla
içlerinde hissetmektedirler. Birilerinin buna dur demesi gerekiyor." RTÜK RTÜKün bir çok konuda gösterdiği duyarlılığı çocuklarla ilgili yayınlarda da göstermesi gerektiğini kaydeden Köse, "RTÜK üyelerini görevlerini
yapmadıkları için kınamıyorum. Çünkü RTÜKün içeriğinde bu konuda belirlenmiş bir şey yok. O nedenle de bir şey yapamıyorlar. Bu ayrıntıyı düşündüklerini bile sanmıyorum" diye konuştu. Köse, medyanın bilinçli ve iyi niyetli kullanılması
halinde çalışan çocukların sayısının azalacağını, tersi durumda ise çocukları sokağa özendireceğini belirterek, medyada eğitimin özendirilmesinin sağlanmasını istedi.
