- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Ultrason ya da ultrasonografi modern tıbbın vazgeçemediği
görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Ultrasonun insan
vücudunun içinde olup bitenleri anlamaya yarayan diğer
görüntüleme yöntemlerden en önemli farkı bu amaca ulaşmak
için X- ışınlarını kullanmaması yani radyasyon
içermemesi, bunun yerine insan kulağının duyamayacağı
frekansta ses dalgalarından yararlanmasıdır. Bir başka olumlu
özelliği de elde edilen görüntünün gerçek zamanlı olması
yani işlem yapıldığı sırada görüntünün monitör
ekranında izlenebilmesidir.
40 yıldan fazla zamandır tıp alanında kullanılan ultrason
günümüzde kadın doğum pratiğinde rutin uygulamaya girmiş,
jinekolojik muayene ve gebelik takiplerinin olmazsa olmaz
bileşeni haline gelmiştir.
Ultrasonun çalışma prensibi
Ultrason cihazı ses dalgalarının değişik yoğunlukta dokular
içinde farklı hızlarda ilerlemesi ve yansıması prensibine
dayanan bir mekanizma ile çalışır. Bu mekanizma aslında
doğaya yabancı bir mekanizma değildir. Yarasaların uçarken,
balinaların ise denizlerde yüzerken kullandıkları sistem de
benzer bir prensibe dayanmaktadır. Öte yandan denizaltıların
seyir sırasında ya da balıkçıların balık sürülerini
ararken kullandıkları sonar cihazları da aynı mekanizma ile
çalışırlar.
Ultrason cihazının bölümleri
Ultrason cihazları tıpkı bilgisayarlarda olduğu gibi farklı
parçalardan oluşur.
Prob:
Ultrason cihazının inceleme sırasında vücüt ile temas eden
en önemli kısmıdır. Prob ses dalgalarını üretir ve
yansımalarını algılar. Basit bir benzetme yapacak olursak
ultrason cihazının ağzı ve kulağı gibi görev yapar.
Ultrason probları ses dalgalarını 1880 yılında Pierre ve
Jacques Curie tarafından keşfedilen ve piezoelektrik etkisi
adı verilen bir sistemle üretirler ve algılarlar. Probların
içinde çok sayıda piezoelektrik kristali adı verilen quartz
kristal bulunur. Elektrik akımı uygulandığında kristaller
hızla şekil değiştirirler. Bu şekil değişikliği
titreşime ve sonuçta ses dalgası oluşmasına yol açar. Tam
tersi olarak kristallere herhangi bir ses dalgası ya da basınç
ulaştığında bu kez elektrik akımı üretirler. Bu sayede
aynı kristaller hem ses üretmek hem de sesi algılamak
amacıyla kullanılırlar. Probun içinde ayrıca kendi
ürettiği sesin oluşturduğu yansımaları ayıran bir bölüm
ve üretilen ses dalgalarını odaklamaya yarayan bir de akustik
lens bulunur.
Tipik olarak bir ultrason probunda yaklaşık 300 kristal
bulunur. Bu kristaller birbirlerinden bağımsız olarak ses
dalgası üretir ve kendilerine ulaşan yansımaları elektrik
akımına çevirirler. Sonuçta saniyede yaklaşık 30 görüntü
elde edilir ve bu 30 görüntü monitörde hareketli film gibi
izlenir. Bu olaya gerçek zamanlı ultrason adı verilir. Diğer
görüntüleme yöntemlerinde ise sadace tek bir kare görüntü
elde edilmektedir.
Ultrason probları çok değişik boyutta ve şekilde
olabilir. Probun türü elde edilecek görüntü alanını,
üretilen ses dalgalarının frekansını, doku içerisinde
ilerleyeceği mesafeyi ve elde edilen görüntünün
çözünürlüğünü belirler. Kadın doğumda en çok frekansı
1-10 MHz aralığında ses dalgası üretebilen vajinal ve
konveks abdominal problar kullanılır. Probun açısı inceleme
amacıyla taranan alanın da genişliğini belirler.
Üretilen ses dalgalarının doku içinde ilerleme hızı
saniyede yaklaşık 1540 metredir ancak aynı dalgaların gücü
dokunun direncine göre değişir. Probu terk eden ses dalgası
vücut içinde yansıyacağı, kırılacağı ya da emilip
ısıya dönüşeceği bir yere ulaşana kadar ilerler. Kırılan
ses dalgası yönünü değiştirerek ilerlemeye devam eder ve
sonuçta ya bir dokuya ulaşıp yansır ya da emilir.Yansıyan
ses dalgası proba geri döndüğünde kristallerde oluşan
elektrik akımı merkez üniteye iletilir ve görüntü olarak
işlenir.
Ses dalgasının frekansı ne kadar yüksek ise elde edilen
görüntünün çözünürlüğü yani kalitesi de o derece
yüksektir. Buna karşılık yüksek frekanslı ses dalgaları
dokular içinde çok fazla ilerleyemez. Vajinal prob ile
abdominal prob arasındaki farkın temeli bu özellikte yatar.
Abdominal prob ile inceleme yaparken ses dalgaları üreme
organlarına ulaşana kadar uzun bir mesafe katetmek
durumundadırlar ancak vajinal incelemede prob incelenmesi
amaçlanan dokulara çok yakın olduğundan ses dalgasının uzun
bir mesafe katetmesine gerek yoktur. Bu nedenle vajinal
incelemelerde daha yüksek frekanslı problar kullanılabilir ve
abdominal proba göre çok daha kaliteli görüntü elde
edilebilir.
Kaynak: Dr. Mumcu
görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Ultrasonun insan
vücudunun içinde olup bitenleri anlamaya yarayan diğer
görüntüleme yöntemlerden en önemli farkı bu amaca ulaşmak
için X- ışınlarını kullanmaması yani radyasyon
içermemesi, bunun yerine insan kulağının duyamayacağı
frekansta ses dalgalarından yararlanmasıdır. Bir başka olumlu
özelliği de elde edilen görüntünün gerçek zamanlı olması
yani işlem yapıldığı sırada görüntünün monitör
ekranında izlenebilmesidir.
40 yıldan fazla zamandır tıp alanında kullanılan ultrason
günümüzde kadın doğum pratiğinde rutin uygulamaya girmiş,
jinekolojik muayene ve gebelik takiplerinin olmazsa olmaz
bileşeni haline gelmiştir.
Ultrasonun çalışma prensibi
Ultrason cihazı ses dalgalarının değişik yoğunlukta dokular
içinde farklı hızlarda ilerlemesi ve yansıması prensibine
dayanan bir mekanizma ile çalışır. Bu mekanizma aslında
doğaya yabancı bir mekanizma değildir. Yarasaların uçarken,
balinaların ise denizlerde yüzerken kullandıkları sistem de
benzer bir prensibe dayanmaktadır. Öte yandan denizaltıların
seyir sırasında ya da balıkçıların balık sürülerini
ararken kullandıkları sonar cihazları da aynı mekanizma ile
çalışırlar.
Ultrason cihazının bölümleri
Ultrason cihazları tıpkı bilgisayarlarda olduğu gibi farklı
parçalardan oluşur.
Prob:
Ultrason cihazının inceleme sırasında vücüt ile temas eden
en önemli kısmıdır. Prob ses dalgalarını üretir ve
yansımalarını algılar. Basit bir benzetme yapacak olursak
ultrason cihazının ağzı ve kulağı gibi görev yapar.
Ultrason probları ses dalgalarını 1880 yılında Pierre ve
Jacques Curie tarafından keşfedilen ve piezoelektrik etkisi
adı verilen bir sistemle üretirler ve algılarlar. Probların
içinde çok sayıda piezoelektrik kristali adı verilen quartz
kristal bulunur. Elektrik akımı uygulandığında kristaller
hızla şekil değiştirirler. Bu şekil değişikliği
titreşime ve sonuçta ses dalgası oluşmasına yol açar. Tam
tersi olarak kristallere herhangi bir ses dalgası ya da basınç
ulaştığında bu kez elektrik akımı üretirler. Bu sayede
aynı kristaller hem ses üretmek hem de sesi algılamak
amacıyla kullanılırlar. Probun içinde ayrıca kendi
ürettiği sesin oluşturduğu yansımaları ayıran bir bölüm
ve üretilen ses dalgalarını odaklamaya yarayan bir de akustik
lens bulunur.
Tipik olarak bir ultrason probunda yaklaşık 300 kristal
bulunur. Bu kristaller birbirlerinden bağımsız olarak ses
dalgası üretir ve kendilerine ulaşan yansımaları elektrik
akımına çevirirler. Sonuçta saniyede yaklaşık 30 görüntü
elde edilir ve bu 30 görüntü monitörde hareketli film gibi
izlenir. Bu olaya gerçek zamanlı ultrason adı verilir. Diğer
görüntüleme yöntemlerinde ise sadace tek bir kare görüntü
elde edilmektedir.
Ultrason probları çok değişik boyutta ve şekilde
olabilir. Probun türü elde edilecek görüntü alanını,
üretilen ses dalgalarının frekansını, doku içerisinde
ilerleyeceği mesafeyi ve elde edilen görüntünün
çözünürlüğünü belirler. Kadın doğumda en çok frekansı
1-10 MHz aralığında ses dalgası üretebilen vajinal ve
konveks abdominal problar kullanılır. Probun açısı inceleme
amacıyla taranan alanın da genişliğini belirler.
Üretilen ses dalgalarının doku içinde ilerleme hızı
saniyede yaklaşık 1540 metredir ancak aynı dalgaların gücü
dokunun direncine göre değişir. Probu terk eden ses dalgası
vücut içinde yansıyacağı, kırılacağı ya da emilip
ısıya dönüşeceği bir yere ulaşana kadar ilerler. Kırılan
ses dalgası yönünü değiştirerek ilerlemeye devam eder ve
sonuçta ya bir dokuya ulaşıp yansır ya da emilir.Yansıyan
ses dalgası proba geri döndüğünde kristallerde oluşan
elektrik akımı merkez üniteye iletilir ve görüntü olarak
işlenir.
Ses dalgasının frekansı ne kadar yüksek ise elde edilen
görüntünün çözünürlüğü yani kalitesi de o derece
yüksektir. Buna karşılık yüksek frekanslı ses dalgaları
dokular içinde çok fazla ilerleyemez. Vajinal prob ile
abdominal prob arasındaki farkın temeli bu özellikte yatar.
Abdominal prob ile inceleme yaparken ses dalgaları üreme
organlarına ulaşana kadar uzun bir mesafe katetmek
durumundadırlar ancak vajinal incelemede prob incelenmesi
amaçlanan dokulara çok yakın olduğundan ses dalgasının uzun
bir mesafe katetmesine gerek yoktur. Bu nedenle vajinal
incelemelerde daha yüksek frekanslı problar kullanılabilir ve
abdominal proba göre çok daha kaliteli görüntü elde
edilebilir.
Kaynak: Dr. Mumcu
