- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Hem Sultan Hamid, hem o dönemin devlet
adamlari iktidarda idi!.. Halbuki gaye, ne Kanun-u Esasî'nin (Anayasa) tekrar
yürürlüge girmesi, ne Mesrutiyet'in ilâni, ne de Meclis-i Meb'ûsân'in
açilmasiydi... Bunlar birer vasita idi ve bu vasitalardan istifade ile Sultan
Hamid devrilecek, Pâdisahin Islâm âlemindeki hilâfet politikasi yok edilecek,
Devlet-i Aliyye yagma edilecekti...
Bize düsman
ser kuvvetler bu gaye ile Ittihatçi çete efradinin elinden tutmustu amma,
Mesrutiyet'in ilânina, Meclis-i
Meb'ûsân'in açilmasina ragmen Sultan Ikinci Abdülhamid Hân hâlâ mevkiini
muhafaza ediyordu. Üstelik millet çogunluguyla padisahi seviyordu, ordu, mühim
ekseriyyeti ile Pâdisaha bagli idi, "Hareket Ordusu" Kumandani Mahmud Sevket
Pasa, Meclis-i Meb'ûsân Baskani Ahmed Riza Bey'e söyle diyordu: "Ben
maiyyetimdeki askeri, mesrutiyet ve pâdisahi kaldirmak isteyenleri te'dib
edecegiz (cezalandiracagiz), Pâdisahin ve milletin cani tehlikededir diyerek
buraya getirdim. Hal'in (Pâdisahi tahttan indirmenin) bizim tarafimizdan vuku'
bulacagini asker duyarsa isyan eder, mahvoluruz." Milletvekilleri ise, Yildiz
Sarayi'nin "Tûlânî Merasim Salonu"nda 31 Aralik 1908 Persembe günü verilen
ziyafette birbirini çignercesine Pâdisahin elini etegini öpmüslerdi, koyu bir
Sultan Hamid düsmani olan o devrin ünlü kalemsoru Hüseyin Cahid (Yalçin)
hâtiratinda: "Abdülhamid ile görüsen Avrupalilar, onun pek çekici ve baglayici
bir nezaket ve sahsiyyeti oldugunu ötedenberi yazarlardi. Bunu dalkavukluga ve
menfaatperestlige hamlederek inanmazdik. Fakat bu gece Abdülhamid'deki büyük
cazibeyi ben yakindan gördüm. Ziyafet sonunda hemen bütün
mebuslarin/milletvekillerinin kalbini kazanmisti" diyerek bu gerçegi itiraf
etmistir!.. Sultan Abdülhamid Hân'in saltanati boyunca (1876–1909) kazandigi bu
muhtesem nüfuz ve itibar, Ittihatçilari korkutmus ve iste onlar, bütün
gayretlerine ragmen sekiz buçuk aydir Pâdisahi devirmeye muvaffak
olamamislardi!..
Halbuki,
Ittihad ve Terakki adli çetenin basindakilerin ekserisi masondu ve bu masonlarin
kayitli bulundugu loca Sultan Abdülhamid Hân'in tahttan indirilmesine çoktan
karar vermisti!.. Masonlar bu kararla Ittihatçilara yardimci olmuslar, tiyatro
oyununu andiran bir merasimle (tekris) yemin ettirmislerdi!..
Gizli
anlasma!..
Sevr'e
kadar, düsmanlarimizin aleyhimize yaptiklari –elimizde bulunan bes gizli
antlasmaya göre– gayeleri: Milletin ve devletin haklarini titizlikle koruyan,
düsmanin bütün mel'anetlerini en ince teferruatina kadar bilen ve aldigi
fevkalâde tedbirlerle, bu arada bizzat elindeki "Yildiz Istihbarat Teskilâti"
çalismasiyle koskoca Osmanli Imparatorlugu'nu (Adriyatik'ten Bagdat'ta, Kuzey
Karadeniz sahillerinden Orta Afrika'ya kadar) bütün iç ve dis düsmanlara ragmen
ayakta tutan Sultan Ikinci Abdülhamid Hân devrilecek ve sonra... Ve sonra Yahudi
Filistin'e yerlesecek, Pâdisahin Islâm âlemindeki taa Çin'e kadar uzanan büyük
nüfuz ve itibari yok edilip Ingiliz emperyalizmasi hâkim olacak, Moskof, gözünü
diktigi "Bogazlar"i alip Akdeniz'e inecek, "Türkiye'nin mirasi üzerinde
Almanya'nin haklari"ndan bahseden Almanlar, Ingilizleri alt edip Anadolu ve
Mezopotamya ile beraber Hindistan ve Misir'a sahip olacak, biri surayi, digeri
burayi zaptedecek... Velhasil muhtesem Imparatorlugumuz yikilip
gidecekti!..
Asirlardan
beri bu gaye pesinde kosan düsman, Tanzimâtçisini da, Yeni Osmanlisini da,
Ittihatçisini da zaman zaman hep bu gaye ugruna besleyip bagrina basmis bu
gaafilleri veya hainleri kendi usullerince ayni gaye ugruna
yetistirmistir!..
Tanzimâtçidan Yeni Osmanli'ya, ondan da Ittihatçi'ya intikal eden bu
gaflet veya ihanet nihayet netice vermis, tarihimize "irticâ" diye geçen Rumi:
31 Mart 1325, Milâdî 13 Nisan 1909 olayi sonunda Sultan Ikinci Abdülhamid Hân
al-asagi edilmis, kendi ifadesiyle: "........ fimabaad (bundan sonra) ne
pâdisahligin ve ne de hilâfetin ehemmiyeti kalmayacaktir. Zannedersem ben,
hateme-i müluk (pâdisahlarin sonu) olacagim" demis ve gerçekten ondan sonra
gelen kardeslerinden Suldan Resad (1909–1918) Ittihatçilar elinde esâretten bir
saltanat sürmüs; Sultan Vahideddin (1918–1922) ise bahtsiz bir Osmanoglu olarak
yurt disina hicret edip hayatini gurbette tamamlamistir!..
Ve
sonrasi...
91 yil
evvel 27 Nisan 1909 Sali günü "Meclis-i Millî" denilen içlerinde pek çok hainin
de bulundugu Âyan/Senatör ve meb'ûsanin/milletvekillerinin bulundugu topluluk
"tamamen uydurma, iftira, yalan, efsane saheseri" bir fetvâ ile Abdülhamid Hân'i
tahtindan indirdi!.. Böylesine bir fetvâya Fetvâ Emini Haci Nuri Efendi bütün
tehdit ve tazyike ragmen muhalefet ederek meslek-i ilmiyyenin haysiyyetini
korumustur. Mevlâ râhmet eyleye...Sultan
Ikinci Abdülhamid Hân'i tahtindan indirenlerin basinda Talât Pasa vardir. Mason,
hem de Üstad-i-a'zam derecesinde mason olan bu Talât Pasa için Falih Rifki Atay:
"Imlâsini bizim düzeltecegimiz kadar Türkçesi vardi" der!..Iste bu masonun basinda bulundugu çete,
"tamamen uydurma bir fetvâ" ile Abdülhamid Hân'i devirdikten sonra, yeni bir
"afvolunmaz hatâ", "silinmez leke" ile, içlerinde ünlü bir Yahudi'nin, bir
Ermeni'nin ve iki de karanlik islerin adamindan kurulu bir heyeti, "Osmanli
tarihinde tek bir misli olmayan fâcia" ile Müslümanlarin Halifesi olan alti yüz
yillik Osmanli devletinin hâkanina göndererek tahttan indirildigini bildirmekten
utanmadilar!.. Ve sonra da ayni günün gecesinde alelacele bir kararla Selânik'e
gönderdiler!.. Yirmi dört kisilik maiyyetiyle çok zor sartlar içindeki bu
yolculugun ne müdhis bir eziyet içinde geçtigine dair pâdisahin kizlarindan
Sadiye Sultan (1886–1977) ile Ayse Sultan'in (1887–1960) yayinlanmis
hâtiralarinda ibretle okunacak sayfalar vardir!..
O tarihe
kadar pek çok pâdisah hal' edilmis/tahtindan indirilmis, hattâ Ikinci Osman/Genç
Osman (1618–1622) ve Abdülaziz Hân (1861–1876) gibi öldürülenler olmus, fakat
Istanbul disina sürgün edilen pâdisah olmamisti!.. Hareket Ordusu basinda
Istanbul'a giren ve Abdülhamid Hân'in "büyüklügü" sayesinde müdhis bir
lüpçülükle zafer (!!!) kazanip tam bir diktatör kesilen Mahmud Sevket Pasa bu
sürgün isini plânlayan kimsedir!.. Sultan Hamid bu nankörün tertibi, oyunu ile
Selânik'e giderken, Istanbul'da korkunç bir soygun baslamis, daha evvel
kaydettigimiz bu korkunç soygun tarihimize "Yildiz Yagmasi" diye geçmis ve bu
"yagma"dan kurtulabilen yalniz Yildiz Kütüphânesi olmustur!..
91 yil
evvel 27 Nisan 1909 Sali günü baslayan Abdülhamid Hân'in Selânik'deki sürgün
hayati 1912 yilinin 1 Kasim Cuma gününe kadar üç sene, alti ay, üç gün devam
etmistir!.. Bu üç buçuk yillik sürgün hayatinin zorluklari, istirabi, hüznü ve
üstelik servet gasbi basta Mahmud Sevket Pasa olmak üzere, Ittihatçi çete
basindaki sergerdelerin yüz karasidir!..
Bu haftaki
yazimizi Ali Riza Alp'in bir cümlesiyle noktalayalim: "Abdülhamid'i kötülemek
cehalettir."Mustafa Müftüoglu
adamlari iktidarda idi!.. Halbuki gaye, ne Kanun-u Esasî'nin (Anayasa) tekrar
yürürlüge girmesi, ne Mesrutiyet'in ilâni, ne de Meclis-i Meb'ûsân'in
açilmasiydi... Bunlar birer vasita idi ve bu vasitalardan istifade ile Sultan
Hamid devrilecek, Pâdisahin Islâm âlemindeki hilâfet politikasi yok edilecek,
Devlet-i Aliyye yagma edilecekti...
Bize düsman
ser kuvvetler bu gaye ile Ittihatçi çete efradinin elinden tutmustu amma,
Mesrutiyet'in ilânina, Meclis-i
Meb'ûsân'in açilmasina ragmen Sultan Ikinci Abdülhamid Hân hâlâ mevkiini
muhafaza ediyordu. Üstelik millet çogunluguyla padisahi seviyordu, ordu, mühim
ekseriyyeti ile Pâdisaha bagli idi, "Hareket Ordusu" Kumandani Mahmud Sevket
Pasa, Meclis-i Meb'ûsân Baskani Ahmed Riza Bey'e söyle diyordu: "Ben
maiyyetimdeki askeri, mesrutiyet ve pâdisahi kaldirmak isteyenleri te'dib
edecegiz (cezalandiracagiz), Pâdisahin ve milletin cani tehlikededir diyerek
buraya getirdim. Hal'in (Pâdisahi tahttan indirmenin) bizim tarafimizdan vuku'
bulacagini asker duyarsa isyan eder, mahvoluruz." Milletvekilleri ise, Yildiz
Sarayi'nin "Tûlânî Merasim Salonu"nda 31 Aralik 1908 Persembe günü verilen
ziyafette birbirini çignercesine Pâdisahin elini etegini öpmüslerdi, koyu bir
Sultan Hamid düsmani olan o devrin ünlü kalemsoru Hüseyin Cahid (Yalçin)
hâtiratinda: "Abdülhamid ile görüsen Avrupalilar, onun pek çekici ve baglayici
bir nezaket ve sahsiyyeti oldugunu ötedenberi yazarlardi. Bunu dalkavukluga ve
menfaatperestlige hamlederek inanmazdik. Fakat bu gece Abdülhamid'deki büyük
cazibeyi ben yakindan gördüm. Ziyafet sonunda hemen bütün
mebuslarin/milletvekillerinin kalbini kazanmisti" diyerek bu gerçegi itiraf
etmistir!.. Sultan Abdülhamid Hân'in saltanati boyunca (1876–1909) kazandigi bu
muhtesem nüfuz ve itibar, Ittihatçilari korkutmus ve iste onlar, bütün
gayretlerine ragmen sekiz buçuk aydir Pâdisahi devirmeye muvaffak
olamamislardi!..
Halbuki,
Ittihad ve Terakki adli çetenin basindakilerin ekserisi masondu ve bu masonlarin
kayitli bulundugu loca Sultan Abdülhamid Hân'in tahttan indirilmesine çoktan
karar vermisti!.. Masonlar bu kararla Ittihatçilara yardimci olmuslar, tiyatro
oyununu andiran bir merasimle (tekris) yemin ettirmislerdi!..
Gizli
anlasma!..
Sevr'e
kadar, düsmanlarimizin aleyhimize yaptiklari –elimizde bulunan bes gizli
antlasmaya göre– gayeleri: Milletin ve devletin haklarini titizlikle koruyan,
düsmanin bütün mel'anetlerini en ince teferruatina kadar bilen ve aldigi
fevkalâde tedbirlerle, bu arada bizzat elindeki "Yildiz Istihbarat Teskilâti"
çalismasiyle koskoca Osmanli Imparatorlugu'nu (Adriyatik'ten Bagdat'ta, Kuzey
Karadeniz sahillerinden Orta Afrika'ya kadar) bütün iç ve dis düsmanlara ragmen
ayakta tutan Sultan Ikinci Abdülhamid Hân devrilecek ve sonra... Ve sonra Yahudi
Filistin'e yerlesecek, Pâdisahin Islâm âlemindeki taa Çin'e kadar uzanan büyük
nüfuz ve itibari yok edilip Ingiliz emperyalizmasi hâkim olacak, Moskof, gözünü
diktigi "Bogazlar"i alip Akdeniz'e inecek, "Türkiye'nin mirasi üzerinde
Almanya'nin haklari"ndan bahseden Almanlar, Ingilizleri alt edip Anadolu ve
Mezopotamya ile beraber Hindistan ve Misir'a sahip olacak, biri surayi, digeri
burayi zaptedecek... Velhasil muhtesem Imparatorlugumuz yikilip
gidecekti!..
Asirlardan
beri bu gaye pesinde kosan düsman, Tanzimâtçisini da, Yeni Osmanlisini da,
Ittihatçisini da zaman zaman hep bu gaye ugruna besleyip bagrina basmis bu
gaafilleri veya hainleri kendi usullerince ayni gaye ugruna
yetistirmistir!..
Tanzimâtçidan Yeni Osmanli'ya, ondan da Ittihatçi'ya intikal eden bu
gaflet veya ihanet nihayet netice vermis, tarihimize "irticâ" diye geçen Rumi:
31 Mart 1325, Milâdî 13 Nisan 1909 olayi sonunda Sultan Ikinci Abdülhamid Hân
al-asagi edilmis, kendi ifadesiyle: "........ fimabaad (bundan sonra) ne
pâdisahligin ve ne de hilâfetin ehemmiyeti kalmayacaktir. Zannedersem ben,
hateme-i müluk (pâdisahlarin sonu) olacagim" demis ve gerçekten ondan sonra
gelen kardeslerinden Suldan Resad (1909–1918) Ittihatçilar elinde esâretten bir
saltanat sürmüs; Sultan Vahideddin (1918–1922) ise bahtsiz bir Osmanoglu olarak
yurt disina hicret edip hayatini gurbette tamamlamistir!..
Ve
sonrasi...
91 yil
evvel 27 Nisan 1909 Sali günü "Meclis-i Millî" denilen içlerinde pek çok hainin
de bulundugu Âyan/Senatör ve meb'ûsanin/milletvekillerinin bulundugu topluluk
"tamamen uydurma, iftira, yalan, efsane saheseri" bir fetvâ ile Abdülhamid Hân'i
tahtindan indirdi!.. Böylesine bir fetvâya Fetvâ Emini Haci Nuri Efendi bütün
tehdit ve tazyike ragmen muhalefet ederek meslek-i ilmiyyenin haysiyyetini
korumustur. Mevlâ râhmet eyleye...Sultan
Ikinci Abdülhamid Hân'i tahtindan indirenlerin basinda Talât Pasa vardir. Mason,
hem de Üstad-i-a'zam derecesinde mason olan bu Talât Pasa için Falih Rifki Atay:
"Imlâsini bizim düzeltecegimiz kadar Türkçesi vardi" der!..Iste bu masonun basinda bulundugu çete,
"tamamen uydurma bir fetvâ" ile Abdülhamid Hân'i devirdikten sonra, yeni bir
"afvolunmaz hatâ", "silinmez leke" ile, içlerinde ünlü bir Yahudi'nin, bir
Ermeni'nin ve iki de karanlik islerin adamindan kurulu bir heyeti, "Osmanli
tarihinde tek bir misli olmayan fâcia" ile Müslümanlarin Halifesi olan alti yüz
yillik Osmanli devletinin hâkanina göndererek tahttan indirildigini bildirmekten
utanmadilar!.. Ve sonra da ayni günün gecesinde alelacele bir kararla Selânik'e
gönderdiler!.. Yirmi dört kisilik maiyyetiyle çok zor sartlar içindeki bu
yolculugun ne müdhis bir eziyet içinde geçtigine dair pâdisahin kizlarindan
Sadiye Sultan (1886–1977) ile Ayse Sultan'in (1887–1960) yayinlanmis
hâtiralarinda ibretle okunacak sayfalar vardir!..
O tarihe
kadar pek çok pâdisah hal' edilmis/tahtindan indirilmis, hattâ Ikinci Osman/Genç
Osman (1618–1622) ve Abdülaziz Hân (1861–1876) gibi öldürülenler olmus, fakat
Istanbul disina sürgün edilen pâdisah olmamisti!.. Hareket Ordusu basinda
Istanbul'a giren ve Abdülhamid Hân'in "büyüklügü" sayesinde müdhis bir
lüpçülükle zafer (!!!) kazanip tam bir diktatör kesilen Mahmud Sevket Pasa bu
sürgün isini plânlayan kimsedir!.. Sultan Hamid bu nankörün tertibi, oyunu ile
Selânik'e giderken, Istanbul'da korkunç bir soygun baslamis, daha evvel
kaydettigimiz bu korkunç soygun tarihimize "Yildiz Yagmasi" diye geçmis ve bu
"yagma"dan kurtulabilen yalniz Yildiz Kütüphânesi olmustur!..
91 yil
evvel 27 Nisan 1909 Sali günü baslayan Abdülhamid Hân'in Selânik'deki sürgün
hayati 1912 yilinin 1 Kasim Cuma gününe kadar üç sene, alti ay, üç gün devam
etmistir!.. Bu üç buçuk yillik sürgün hayatinin zorluklari, istirabi, hüznü ve
üstelik servet gasbi basta Mahmud Sevket Pasa olmak üzere, Ittihatçi çete
basindaki sergerdelerin yüz karasidir!..
Bu haftaki
yazimizi Ali Riza Alp'in bir cümlesiyle noktalayalim: "Abdülhamid'i kötülemek
cehalettir."Mustafa Müftüoglu
