- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Ve mekteb-i mezbûrda bir ehl-i tecvid,
hâfiz-i Kelâm-i Mecid (Kur'an), ilm-i kiratta ferîd ve salâh u siyânette resîd,
sevâyib-i maayib-i töhmetten (saibe ve ayiplar töhmetinden) ma'sûm ve zühd ü
felâh ile mevsûm ilm-i fikha vâkif ve vâcibât-i sünen-i salâta ârif kimesne
muallim olup, sibyân-i fukara (fakirlerin çocuklari) ve fukara-i sibyâna
ta'lim-i Kur'an-i Azîm ve salâta müteallik mesaili tefhim edüp sibyan otuz
adetten eksik olmaya ve ücret almaya ve vazife-i yevmiyesi sekiz akça
ola.
Ve bir sâlih u mütedeyyin, salâh u zühd
ile ma'ruf u müteayyin, ehl-i Kur'an kimesne dahi mekteb-i mezburda halife olup
atfal u sibyâna ta'lim-i heca ve Kur'an eyleye ve muallime halef olup huzur u
magibinde ikamet-i hizmet edicek vazife-i yevmiyesi üç akça
ola.
Sibyan okullarinin müfredatinda zaman
içinde degisiklik ve gelismeler oldugu görülür. Bütün bu degisiklik ve
gelismeler, gerek Fatih, gerek II. Bayezid, gerekse daha sonraki dönemlerde
çokça olmustur. Nitekim Sultan I. Mahmud'un annesi tarafindan Galata'da
yaptirilan mektebin vakfiyesinde Fenn-i kitabette mahareti müsellem ve ta'lim-i
mesk-i hatta a'lem bir kimesne hâce-i mesk olup denilmektedir. Keza Sultan I.
Abdülhamid'in vakfiyesinde de bir hattat üstad ta'lim-i hatta sahib-i itiyad
kim ise mekteb-i serife müdavemet eden sibyâna hâce-i mesk olup edâet ve
sinaat-i hat ile eday-i hizmet eyleye denilmektedir. Bütün bunlardan baska
Sultan I. Mahmud'un 15 Sevval 1152 (4 Aralik 1739) tarihli vakfiyesinde buraya
bir de hat hocasi tayin ettirdigi ve çocuklara güzel yazi ögretilmesini
emrettigi anlasilmaktadir.*
Sultan II. Mahmud tarafindan 1824'te
isdar edilen Talim-i sibyân hakkinda ferman da ise öncelikle zârurat-i
diniyyenin ögretilmesi sart kosulmus ve muallimlerden çocuklara Kur'an talimi,
tecvid ve ilmihal okutmasi istmistir. Tanzimatin ilanindan bir müddet önce
(1838)'de Umur-i Nafia Meclisi'nde mektepler için hazirlanan bir layihada
mektepler küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrildigindan programlari da ona göre
tertip edilmisti.
Ögrencilerin, Sümerlerde siralara,
Yunan'da iskemlelere oturmalarina karsilik, Islâm mekteplerinde hocanin
etrafinda halkalar meydana getirip yere oturduklari görülmektedir. Misir, Yahudi
ve Japon mekteplerinde de ögrencilerin yere oturduklari bilinmektedir.
Osmanlilarda çocuklarin 4-5-6 yaslarinda okula basladiklari; Anadolu'da daha çok
dört, Istanbul'da bes-alti yaslarinda mektebe gittikleri görülmektedir.
Tanzimattan önce çocuklarin bir san'ata verilmeden önce mektebe gitmeleri, buna
riayet etmeyen ebeveynin cezalandirilacagina dair olan Sultan II. Mahmud'un
fermanina göre böyle çocuklari yaninda çirak olarak bulunduran kimselerin de
ayni cezaya çarptirilacagi nazar-i dikkate alindiginda, bu dönemden itibaren ilk
ögretimin mecburi hale getirildigi söylenebilir.
Sibyan mekteplerinin tahsil süreleri
hakkinda kuruluslarinin baslangicinda kesin bir müddet söylemek mümkün degildir.
Herhalde bu, ögrencinin zeka, çaliskanlik ve okunmasi gereken kitaplarin
bitirilmesi ile ilgilidir. Bununla beraber 1846 tarihli bir tezkireden, sibyan
mekteplerinin tahsil müddetinin 4 yil oldugu anlasilmaktadir. 1869 tarihli
Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi'nde de bu müddet muhafaza edilmekte ve mektebe
devam mecburiyet yasi erkekler için 7, kiz çocuklari için 6 olarak tesbit
edilmektedir.
Osmanli toplumunda bir çok müessesede
oldugu gibi sibyan mektepleri de hayir sahipleri tarafindan vakif seklinde
kurulmaktaydi. Binaenaleyh Osmanli ülkesinin her tarafinda bu maksatla kurulmus
vakiflari görmek mümkündür. Bu bakimdan bu mekteplerin sayilari, günümüzün
ilkokullariyla kiyaslanamayacak kadar büyüktü. Evliya Çelebi kendi devrinde
sadece o günün Istanbul'unda 1933 sibyan mektebi bulundugunu kaydetmektedir.
Sibyan mektepleri, Osmanli'nin klasik devrine aid birer müessese olmalarina
ragmen isim ve müfredattaki degisiklikleri ile beraber Cumhuriyet dönemine kadar
gelmislerdir.
Kaynak: Osmanli tarihi
hâfiz-i Kelâm-i Mecid (Kur'an), ilm-i kiratta ferîd ve salâh u siyânette resîd,
sevâyib-i maayib-i töhmetten (saibe ve ayiplar töhmetinden) ma'sûm ve zühd ü
felâh ile mevsûm ilm-i fikha vâkif ve vâcibât-i sünen-i salâta ârif kimesne
muallim olup, sibyân-i fukara (fakirlerin çocuklari) ve fukara-i sibyâna
ta'lim-i Kur'an-i Azîm ve salâta müteallik mesaili tefhim edüp sibyan otuz
adetten eksik olmaya ve ücret almaya ve vazife-i yevmiyesi sekiz akça
ola.
Ve bir sâlih u mütedeyyin, salâh u zühd
ile ma'ruf u müteayyin, ehl-i Kur'an kimesne dahi mekteb-i mezburda halife olup
atfal u sibyâna ta'lim-i heca ve Kur'an eyleye ve muallime halef olup huzur u
magibinde ikamet-i hizmet edicek vazife-i yevmiyesi üç akça
ola.
Sibyan okullarinin müfredatinda zaman
içinde degisiklik ve gelismeler oldugu görülür. Bütün bu degisiklik ve
gelismeler, gerek Fatih, gerek II. Bayezid, gerekse daha sonraki dönemlerde
çokça olmustur. Nitekim Sultan I. Mahmud'un annesi tarafindan Galata'da
yaptirilan mektebin vakfiyesinde Fenn-i kitabette mahareti müsellem ve ta'lim-i
mesk-i hatta a'lem bir kimesne hâce-i mesk olup denilmektedir. Keza Sultan I.
Abdülhamid'in vakfiyesinde de bir hattat üstad ta'lim-i hatta sahib-i itiyad
kim ise mekteb-i serife müdavemet eden sibyâna hâce-i mesk olup edâet ve
sinaat-i hat ile eday-i hizmet eyleye denilmektedir. Bütün bunlardan baska
Sultan I. Mahmud'un 15 Sevval 1152 (4 Aralik 1739) tarihli vakfiyesinde buraya
bir de hat hocasi tayin ettirdigi ve çocuklara güzel yazi ögretilmesini
emrettigi anlasilmaktadir.*
Sultan II. Mahmud tarafindan 1824'te
isdar edilen Talim-i sibyân hakkinda ferman da ise öncelikle zârurat-i
diniyyenin ögretilmesi sart kosulmus ve muallimlerden çocuklara Kur'an talimi,
tecvid ve ilmihal okutmasi istmistir. Tanzimatin ilanindan bir müddet önce
(1838)'de Umur-i Nafia Meclisi'nde mektepler için hazirlanan bir layihada
mektepler küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrildigindan programlari da ona göre
tertip edilmisti.
Ögrencilerin, Sümerlerde siralara,
Yunan'da iskemlelere oturmalarina karsilik, Islâm mekteplerinde hocanin
etrafinda halkalar meydana getirip yere oturduklari görülmektedir. Misir, Yahudi
ve Japon mekteplerinde de ögrencilerin yere oturduklari bilinmektedir.
Osmanlilarda çocuklarin 4-5-6 yaslarinda okula basladiklari; Anadolu'da daha çok
dört, Istanbul'da bes-alti yaslarinda mektebe gittikleri görülmektedir.
Tanzimattan önce çocuklarin bir san'ata verilmeden önce mektebe gitmeleri, buna
riayet etmeyen ebeveynin cezalandirilacagina dair olan Sultan II. Mahmud'un
fermanina göre böyle çocuklari yaninda çirak olarak bulunduran kimselerin de
ayni cezaya çarptirilacagi nazar-i dikkate alindiginda, bu dönemden itibaren ilk
ögretimin mecburi hale getirildigi söylenebilir.
Sibyan mekteplerinin tahsil süreleri
hakkinda kuruluslarinin baslangicinda kesin bir müddet söylemek mümkün degildir.
Herhalde bu, ögrencinin zeka, çaliskanlik ve okunmasi gereken kitaplarin
bitirilmesi ile ilgilidir. Bununla beraber 1846 tarihli bir tezkireden, sibyan
mekteplerinin tahsil müddetinin 4 yil oldugu anlasilmaktadir. 1869 tarihli
Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi'nde de bu müddet muhafaza edilmekte ve mektebe
devam mecburiyet yasi erkekler için 7, kiz çocuklari için 6 olarak tesbit
edilmektedir.
Osmanli toplumunda bir çok müessesede
oldugu gibi sibyan mektepleri de hayir sahipleri tarafindan vakif seklinde
kurulmaktaydi. Binaenaleyh Osmanli ülkesinin her tarafinda bu maksatla kurulmus
vakiflari görmek mümkündür. Bu bakimdan bu mekteplerin sayilari, günümüzün
ilkokullariyla kiyaslanamayacak kadar büyüktü. Evliya Çelebi kendi devrinde
sadece o günün Istanbul'unda 1933 sibyan mektebi bulundugunu kaydetmektedir.
Sibyan mektepleri, Osmanli'nin klasik devrine aid birer müessese olmalarina
ragmen isim ve müfredattaki degisiklikleri ile beraber Cumhuriyet dönemine kadar
gelmislerdir.
Kaynak: Osmanli tarihi
