- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Ratatouille - Hollywood Mutfağından Fransız TatlarToy Story (1995 & 1999), Monsters Inc. (2001), Finding Nemo (2003), The Incredibles (2004) ve Cars (2006) gibi animasyonlarıyla bilinen ünlü Pixar Animasyon Stüdyolarının son ürünü Ratatouille, Brad Bird tarafından yönetildi. Bird aynı zamanda Iron Giant (1999) ve The Incredibles (2004) animasyonlarındaki başarısıyla tanıdığımız, hem büyükler hem de çocuklar için dramatik, komik ve zekice çizgi filmleriyle ünlü bir yönetmen. Ratatouille de çocuklar için tasarlanmış bir çizgi filmden çok büyüklere hitap eden konuları, biraz daha karanlık, atmosferik ve dramatik biçimlerde ele almış. Film hem bir animasyon olarak eşsiz bir güzellik ve beceri sergiliyor, hem de dokunaklı konusu, karakterleri ve yoğun atmosferiyle hafızalardan silinmeyecek bir çizgi film olarak sinema tarihine geçiyor.
Filmde Remy (ses - Patton Oswalt) adlı bir sıçanın aşçı olma tutkusu anlatılıyor. Remy bir gün kendisine örnek aldığı ünlü şef Gusteaunun (ses - Brad Garrett) restoranında kendini bulur. Vefat etmiş olan Gusteaunun restoranı batmanın eşiğine gelmiştir. Gusteaunun ruhu Remynin hayalinde canlanır. Onun verdiği öğütler sayesinde Remy, restorana çöpçü ve temizlikçi olarak getirilen öksüz Linguiniyle (ses - Lou Romano) kazara bir ilişki kuracak ve böylece aşçılığını konuşturabilecektir. Remy absürd bir mekanizmayla Linguininin şapkasının içine gizlenecek ve oradan bedenini yöneterek eşsiz yemeklerini pişirebilecektir. Sakar ve beceriksiz Linguininin hayatını kurtaran ve Remynin rüyalarına bir adım yaklaşmasını sağlayan bu sır, gizli kalabildiği sürece acımasız yemek eleştirmeni Anton Egonun (ses - Peter OToole) karşısında restoranın son umudu olarak parlayacaktır.
Ratatouillenin öyküsü şef Gusteaunun "Anyone can cook – Herkes yemek yapabilir" mesajı ekseninde kurulmuş. Film herkesin, kalplerinin sesini dinlemesi, kendilerini önyargılardan soyutlayıp özgürce rüyalarının peşinden gitmesi üzerine sıcak bir fısıltı gibi. Restorandaki çalışanların hiyerarşik düzenleri; karakterlerin hırs ve çıkar bazlı davranışları, iş dünyasında hayatta kalma teknikleri; bir yandan bağlılık ve şefkat duyarken öte yandan almak durumunda kaldıkları riskli seçimler bu karakterlere ve nihayetinde öyküye gerçeklik ve derinlik kazandırmış. Ratatouillenin sonu bile beklenen klasik mutlu sonlardan değil. Her ne kadar izleyiciyi umutla dolduracak hamleler yapılmışsa da, gerçek dünyanın yargıları ve imkansızlıkları finalde de göz önüne alınmış.
Ratatouilleyi alıştığımız Hollywood animasyonlarından farklı kılan bir özellik de mekan ve atmosferinin tasarımı. Filmin geçtiği yer Fransa ve tematik profili de Fransız kültürü, mutfağı, tiplemeleri ve davranış biçimleri çerçevesinde kurulmuş. Paris manzaraları, sokakları, hatta kanalizasyonlarıyla Fransız formu ve yaşam tarzı filmin dünyasına öyle güzel eklemlenmiş ki, yalnızca bir restoran mutfağının işleyiş şekli, yoğunluğu, titizliği ve insan ilişkilerinin değil, Fransız ruhunun da filmde canlandığını hissediyoruz. Ratatouillede yemek tutkusu ve pişirme sanatını, nice hareketli görüntülü filmden daha derinden yaşıyoruz. Özellikle Anton Egonun Remynin yemeğini ilk tattığı anda annesinin mutfağına dönüşü hepimizin içine dokunan nostaljileri yaşatıyor.
Ratatouille bir animasyon olarak sergilediği teknik başarısının yanı sıra, karakter çizimleri, tiplemeleri, kostümleri, aksanları ve seslerinin eşsiz tasarımı ve uygulamasıyla bize herhangi bir filmde bulamayacağımız tatları tattırıyor. Filmde gerçekçi hüzünler, tutkular, hırslar, tehlikeler ve hepimizin takdir edeceği öğütler, hem gerçekçi çizgiler ve nüanslar, hem de gerçeküstü çekicilikte bir teknik altyapı ve dışavurumcu estetikle hayata geçirilmiş. Burada gerçek gibi olma becerisinin ötesine geçen ‘gerçekten de büyüleyici bir başarı var. Ratatouillenin her yaştan herkesin hayatını mutluluk ve umutla dolduracağına inanıyorum. Herkese keyifli seyirler...
Selin Sevinç
selinlesinema@gmail.com
Selin Sevinç'in tüm sinema yazılarına filmbutik.net'ten ulaşabilirsiniz!...
Filmde Remy (ses - Patton Oswalt) adlı bir sıçanın aşçı olma tutkusu anlatılıyor. Remy bir gün kendisine örnek aldığı ünlü şef Gusteaunun (ses - Brad Garrett) restoranında kendini bulur. Vefat etmiş olan Gusteaunun restoranı batmanın eşiğine gelmiştir. Gusteaunun ruhu Remynin hayalinde canlanır. Onun verdiği öğütler sayesinde Remy, restorana çöpçü ve temizlikçi olarak getirilen öksüz Linguiniyle (ses - Lou Romano) kazara bir ilişki kuracak ve böylece aşçılığını konuşturabilecektir. Remy absürd bir mekanizmayla Linguininin şapkasının içine gizlenecek ve oradan bedenini yöneterek eşsiz yemeklerini pişirebilecektir. Sakar ve beceriksiz Linguininin hayatını kurtaran ve Remynin rüyalarına bir adım yaklaşmasını sağlayan bu sır, gizli kalabildiği sürece acımasız yemek eleştirmeni Anton Egonun (ses - Peter OToole) karşısında restoranın son umudu olarak parlayacaktır.
Ratatouillenin öyküsü şef Gusteaunun "Anyone can cook – Herkes yemek yapabilir" mesajı ekseninde kurulmuş. Film herkesin, kalplerinin sesini dinlemesi, kendilerini önyargılardan soyutlayıp özgürce rüyalarının peşinden gitmesi üzerine sıcak bir fısıltı gibi. Restorandaki çalışanların hiyerarşik düzenleri; karakterlerin hırs ve çıkar bazlı davranışları, iş dünyasında hayatta kalma teknikleri; bir yandan bağlılık ve şefkat duyarken öte yandan almak durumunda kaldıkları riskli seçimler bu karakterlere ve nihayetinde öyküye gerçeklik ve derinlik kazandırmış. Ratatouillenin sonu bile beklenen klasik mutlu sonlardan değil. Her ne kadar izleyiciyi umutla dolduracak hamleler yapılmışsa da, gerçek dünyanın yargıları ve imkansızlıkları finalde de göz önüne alınmış.
Ratatouilleyi alıştığımız Hollywood animasyonlarından farklı kılan bir özellik de mekan ve atmosferinin tasarımı. Filmin geçtiği yer Fransa ve tematik profili de Fransız kültürü, mutfağı, tiplemeleri ve davranış biçimleri çerçevesinde kurulmuş. Paris manzaraları, sokakları, hatta kanalizasyonlarıyla Fransız formu ve yaşam tarzı filmin dünyasına öyle güzel eklemlenmiş ki, yalnızca bir restoran mutfağının işleyiş şekli, yoğunluğu, titizliği ve insan ilişkilerinin değil, Fransız ruhunun da filmde canlandığını hissediyoruz. Ratatouillede yemek tutkusu ve pişirme sanatını, nice hareketli görüntülü filmden daha derinden yaşıyoruz. Özellikle Anton Egonun Remynin yemeğini ilk tattığı anda annesinin mutfağına dönüşü hepimizin içine dokunan nostaljileri yaşatıyor.
Ratatouille bir animasyon olarak sergilediği teknik başarısının yanı sıra, karakter çizimleri, tiplemeleri, kostümleri, aksanları ve seslerinin eşsiz tasarımı ve uygulamasıyla bize herhangi bir filmde bulamayacağımız tatları tattırıyor. Filmde gerçekçi hüzünler, tutkular, hırslar, tehlikeler ve hepimizin takdir edeceği öğütler, hem gerçekçi çizgiler ve nüanslar, hem de gerçeküstü çekicilikte bir teknik altyapı ve dışavurumcu estetikle hayata geçirilmiş. Burada gerçek gibi olma becerisinin ötesine geçen ‘gerçekten de büyüleyici bir başarı var. Ratatouillenin her yaştan herkesin hayatını mutluluk ve umutla dolduracağına inanıyorum. Herkese keyifli seyirler...
Selin Sevinç
selinlesinema@gmail.com
Selin Sevinç'in tüm sinema yazılarına filmbutik.net'ten ulaşabilirsiniz!...
