- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Bebeğinizin dünyaya merhaba dediği gün onu ilk
kucağınıza aldığınız anda büyük bir olasılıkla
bebeğinizle ilgili pekçok hayal aklınızın bir köşesinden
geçecek. Onun ilk gülücüklerini, ilk adımlarını
düşünüp mutlu olacaksınız. Onunla ilk tanıştığınız
anda sanki ilk kez anne ya da baba deyişini kulaklarınızda
duymanız da hayal dünyanızı süsleyebilir. Pek çok anne baba
doğumdan hemen sonra çocuklarının gelecekleri ile ilgili
hayal kurmaya başlarlar. Onun için yapacakları doğum günü
partileri, birlikte çıkılacak tatiller, geziler hatta eğitim
yaşamı ve evlilik gibi hayatının dönüm noktaları bile akla
gelebilir. Büyük bir olasılıkla bebeğiniz ile ilgili
aklınıza gelebilecek en son şey onun yakalaabileceği ciddi
bir hastalık olasılığıdır.
Ancak bazı anne-babalar çocuklarının ileride ciddi bir
hastalığa yakalanma olasılığını daha ilk günden hesaba
katıyorlar ve bu olasılığa karşı önlem almaya
çalışıyorlar. Bu önlemin adı kordon kanı saklanması.
Kordon kanı nedir?
Anne karnındaki yaşamda bebek göbek kordonu ile plasantaya
bağlıdır. Plasenta bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen
alış verişini sağlayan organdır. Doğumdan hemen sonra
plasenta görevini tamamlayarak doğumun üçüncü evresinde
rahim dışına atılır. Kordon kanı bebeğin doğumundan sonra
göbek kordonu içinde kalan kandır. Bu kan bebeğin
damarlarında dolaşan kandan daha farklıdır ve kan üretimde
görev alan kök hücreleri içerir.
Kordon kanının önemi nedir?
İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir
öge olan kan temel olarak plazma adı verilen sıvı içerisinde
bulunan üç ana tip hücreden oluşur. Bu üç hücre kırmızı
küreler (eritrosit), beyaz küreler (lökosit) ve
trombositlerdir. Eritrositlerin görevi hücreler arasında
oksijen ve karbondioksit taşınmasıyken lökositler
organizmanın bağışıklık sisteminin temelini oluşturular.
Trombositler ise diğer pıhtılaşma faktörleri ile birlikte
kanın pıhtılaşmasında ve kanamanın kontrolünde görev
alırlar.
Bu üç hücre grubunun hepsi de kemik iliğinde bulunan ve
kök hücre adı verilen bir tür hücrenin farklışalması ile
ortaya çıkarlar. Bir başka deyişle kemik iliğindeki kök
hücreler her türlü kan hücresini üretme yeteneğindedirler
ve bu üretim sürekli devam eder. .
Çocukluk çağı lösemileri (kan kanseri) ile bazı kan ve
bağışıklık sistemi hastalıklarının varlığında kemik
iliği görevini sağlıklı olarak yerine getiremez. Öte yandan
bu hastalıkların tedavisinde başvurulan kemopterapi ya da
radyoterapi gibi uygulamalar kemik iliğindeki kök hücrelere
zarar verir. Hastalığın ve tedavinin türüne göre bazı
hastalarda kemik iliği nakli kaçınılmaz olur. Bu durumda
hastanın kemik iliği ile uyumlu olan sağlıklı bir vericiden
alınan sağlıklı kemik iliği ve kök hücreleri hasta kişiye
verilerek sağlıklı kan hücrelerinin yeniden üretimesi
amaçlanır. Böyle bir durumda hastanın kendi akrabaları hatta
kardeşleri arasında dahi uygun bir verici bulma olasılığı
%25'ler civarındadır.
1980'li yılların başlarında bilimadamlarının yenidoğan
bebeklerin kordon kanında da kemik iliğindekine benzer kök
hücrelerin bulunduğunu fark etmeleri ile birlikte kordon
kanından elde edilen bu hücrelerin belirli hastalıkların
tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıktı. Elde
edilen kordon kanının belirli koşullar altında toplanıp
dondurularak saklanabileceği ve daha sonra gerek duyulduğunda
çözülerek kullanılabileceğini fark eden Dr. David Harris
1992 yılında oğlunun kordon kanınını kendi laboratuvarında
dondurarak sakladı. Daha sonra bu uygulamayı halka açması ile
1994 yılında Dünyadaki ilk kordon kanı bankası Amerika
Birleşik Devletlerinde kurulmuş oldu. Takip eden yıllar
içinde dünya üzerinde pekçok kordon kanı bankası kuruldu ve
binlerce bebeğin kanı bu bankalarda koruma altına alındı.
Kordon kanının saklanması ne işe yarar?
Kordon kanı bankalarında kanlar iki amaç için
saklanmaktadır. Bunlardan ilk ve en önemli amaç bebeğin
ileride kemik iliği nakli gerektirecek bir hastalığa
yakalanması durumunda kendine ait sağlıklı kök hücreleri
kullanılarak tedavi edilebilmesi ve bu sayede uygun kemik iliği
vericisi aranması gerekliliğinin ortadan kalkmasıdır.
Kişinin kendi hücre ve dokuları ile uyum sorunu
olmayacağından bu oldukça önemli bir avantajdir. Bir diğer
amaç ise saklanan kanın sahibi izin verdiği taktirde bu kanın
başka hastaların tedavilerinde kullanılmasıdır.
Hastanın kendi kordon kanı ile tedavi konusunda çok fazla
deneyim yoktur. Gerçekçi olmak gerekirse bu tür uygulamalarda
hastalığın yeniden tekrar etme riski bulunmaktadır. Öte
yandan bebeklerinin kordon kanının saklanmasını talep eden
anne-babaların asıl amacı bebeğin kardeşlerinde ya da yakın
akrabalarında hastalık ortaya çıktığında tedavi
açısından kolaylık sağlanmasıdır. 1988 yılında Fankoni
Aplastik anemi hastalığı bulunan bir çocuğun ilk kez kordon
kanı ile tedavi edilmesinden bu yana yüzden fazla hasta bu
yöntem ile tedavi edilmiştir. Günümüzde 40'dan fazla
hastalığın tedavisinde teorik olarak kordon kanı
kullanılabilmektedir.
Kişi büyüdükçe vücut hacmi arttığından kordon
kanındaki kök hücre sayısı tedavide yetersiz olmaktadır. Bu
yüzden kordon kanı yalnızca çocukluk ya da erken ergenlik
çağındaki hastaların tedavisinde kullanılabilmektedir.
Kordon kanı nasıl alınır?
Bebek doğduktan hemen sonra göbek kordonu bağlanır ve
içindeki kan özel bir sistem yardımı ile torba içine
toplanır. Toplanan kan 36 saat içinde laboratuvara gönderilir.
burada kanın içindeki kök hüreler ayrıştırılarak özel
yöntemler ile dondurulur ve saklanır. İşlem normal ya da
sezaryen ile olan doğumlarda uygulanabilir. Fazla zaman almayan,
kolay bir işlemdir. Dondurulan hücreler daha sonra gerek
duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılır. Ne kadar fazla
kan toplanabilirse o kadar fazla kök hücre toplanmış
demektir. Bununla birlikte yaklaşık 30- 60 mililitre kordon
kanı alınması yeterli olmaktadır.
Kordon kanı saklanması, nispeten yüksek maliyetli bir
uygulamadır. Tercih edilen laboratuvara göre dondurma
işleminin ücreti 1500-2500 Amerikan Doları arasıda
değişmektedir. Saklama ücretleri ise yıllık 90-100 Dolar
civarındadır.
Kordon kanı saklanması kimler için uygundur?
Kordon kanı saklanmasının kimler için uygun ve gerekli
olduğu konusunda bilim çevrelerinde fikirbirliği
sağlanamamıştır. Nispeten yeni olan bu uygulama ile ilgili
olarak iki farklı görüş bulunmaktadır. Bazı
araştırmacılar sadece ailelerinde kemik iliği nakli
gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan çiftlerin
bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunmaktadırlar. Bu
görüşün en önemli savunucusu Amerikan Pediatri Derneğidir.
Diğer araştırmacılar ise kök hücre çalışmalarındaki
hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu
alternatifi kullanmalarını önermektediler. İleride elde var
olan kök hücrelerden yararlanılarak laboratuvar ortamında
bunların farklı şekillerde kullanılabileceği olasılığı
bu tür bir yaklaşımı desteklemektedir. Günümüzde kordon
kanı ile tedavi edilebilen hastalıkardan bazıları
şunlardır:
Çocukluk çağı lösemileri
Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin
olmaması)
Orak hücreli anemi
Talasemi
Amegakaryositik trombositopeni
Nöroblastom
Bazı bağışıklık yetmezlikleri
İşlemin anne ve bebek açısından hiç bir risk
taşımaması, olası bir hastalık durumunda tedavinin kemik
iliği nakline göre daha kolay ve ucuz olması nedeniyle pekçok
anne-baba adayı doğum sırasında bebeklerinin kordon kanının
saklanmasını istemektedirler.
Kordon kanı saklanmasına karar verildiğinde beklenen
doğumdan en az 1-2 hafta önce ilgili laboratuvar ve doğumu
yaptıracak olan hekime durum bildirilmeli ve gerekli
hazırlıkların yapılması sağlanmalıdır. Bu sayede gerekli
ekipman ve belgeler doğum anında hazır bulundurulabilir.
Kordon kanı bankacılığı son birkaç yıl içinde
ülkemizde de verilen bir hizmet haline gelmiş ve konuyla ilgili
şirketler faaliyete başlamıştır. Bu şirketlerin bir kısmı
toplanan kanı Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere
temsilcisi oldukları şirketlerin merkezlerinin bulunduğu
ülkelerde saklarken bir kısmı kendi bankalarını
kurmuşlardır. Ancak ne yazık ki ülkemizde hala daha konu ile
ilgili yasal düzenlemeler yapılmamış ve dolayısıyle
kanları Türkiye'de saklayan şirketler açısından
ruhsatlandırma başta olmak üzere yasal bir zemin
oluşturulamamıştır.
Ülkemizde kordon kanı bankacılığı ile ilgili faaliyet
gösteren bazı şirketler şunlardır:
Şirket
Kordon
kanının saklandığı yer
Web
sitesi
BabyCord
New England Cord
Blood Bank (A.B.D.)
Babycordturkey
Cryobank Turkey
California Cryobank (A.B.D.)
Cryobankturkey
Genkord
İstanbul Türkiye
Genkord
Acıbadem Kordon kanı bankası
İstanbul Türkiye
Acıbademhastanesi
Yaşam bankası
Ankara- Türkiye
Yaşam
bankası
[/b]
Bu yazı ilginizi çektiyse aşağıdaki
yazıları da okumanızı öneririm
******
Göbek kordonu
Geri
10 Şubat 2008
Saat: 14:20
UYARI
Çin
Malı ürünlere dikkat !
Unutmayın!
Çalışan
anne adayları: Doğum
öncesi iznine ayrılmak için yapmanız gereken
işlemleri unutmayın
Kaynak: Dr. Mumcu
kucağınıza aldığınız anda büyük bir olasılıkla
bebeğinizle ilgili pekçok hayal aklınızın bir köşesinden
geçecek. Onun ilk gülücüklerini, ilk adımlarını
düşünüp mutlu olacaksınız. Onunla ilk tanıştığınız
anda sanki ilk kez anne ya da baba deyişini kulaklarınızda
duymanız da hayal dünyanızı süsleyebilir. Pek çok anne baba
doğumdan hemen sonra çocuklarının gelecekleri ile ilgili
hayal kurmaya başlarlar. Onun için yapacakları doğum günü
partileri, birlikte çıkılacak tatiller, geziler hatta eğitim
yaşamı ve evlilik gibi hayatının dönüm noktaları bile akla
gelebilir. Büyük bir olasılıkla bebeğiniz ile ilgili
aklınıza gelebilecek en son şey onun yakalaabileceği ciddi
bir hastalık olasılığıdır.
Ancak bazı anne-babalar çocuklarının ileride ciddi bir
hastalığa yakalanma olasılığını daha ilk günden hesaba
katıyorlar ve bu olasılığa karşı önlem almaya
çalışıyorlar. Bu önlemin adı kordon kanı saklanması.
Kordon kanı nedir?
Anne karnındaki yaşamda bebek göbek kordonu ile plasantaya
bağlıdır. Plasenta bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen
alış verişini sağlayan organdır. Doğumdan hemen sonra
plasenta görevini tamamlayarak doğumun üçüncü evresinde
rahim dışına atılır. Kordon kanı bebeğin doğumundan sonra
göbek kordonu içinde kalan kandır. Bu kan bebeğin
damarlarında dolaşan kandan daha farklıdır ve kan üretimde
görev alan kök hücreleri içerir.
Kordon kanının önemi nedir?
İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir
öge olan kan temel olarak plazma adı verilen sıvı içerisinde
bulunan üç ana tip hücreden oluşur. Bu üç hücre kırmızı
küreler (eritrosit), beyaz küreler (lökosit) ve
trombositlerdir. Eritrositlerin görevi hücreler arasında
oksijen ve karbondioksit taşınmasıyken lökositler
organizmanın bağışıklık sisteminin temelini oluşturular.
Trombositler ise diğer pıhtılaşma faktörleri ile birlikte
kanın pıhtılaşmasında ve kanamanın kontrolünde görev
alırlar.
Bu üç hücre grubunun hepsi de kemik iliğinde bulunan ve
kök hücre adı verilen bir tür hücrenin farklışalması ile
ortaya çıkarlar. Bir başka deyişle kemik iliğindeki kök
hücreler her türlü kan hücresini üretme yeteneğindedirler
ve bu üretim sürekli devam eder. .
Çocukluk çağı lösemileri (kan kanseri) ile bazı kan ve
bağışıklık sistemi hastalıklarının varlığında kemik
iliği görevini sağlıklı olarak yerine getiremez. Öte yandan
bu hastalıkların tedavisinde başvurulan kemopterapi ya da
radyoterapi gibi uygulamalar kemik iliğindeki kök hücrelere
zarar verir. Hastalığın ve tedavinin türüne göre bazı
hastalarda kemik iliği nakli kaçınılmaz olur. Bu durumda
hastanın kemik iliği ile uyumlu olan sağlıklı bir vericiden
alınan sağlıklı kemik iliği ve kök hücreleri hasta kişiye
verilerek sağlıklı kan hücrelerinin yeniden üretimesi
amaçlanır. Böyle bir durumda hastanın kendi akrabaları hatta
kardeşleri arasında dahi uygun bir verici bulma olasılığı
%25'ler civarındadır.
1980'li yılların başlarında bilimadamlarının yenidoğan
bebeklerin kordon kanında da kemik iliğindekine benzer kök
hücrelerin bulunduğunu fark etmeleri ile birlikte kordon
kanından elde edilen bu hücrelerin belirli hastalıkların
tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıktı. Elde
edilen kordon kanının belirli koşullar altında toplanıp
dondurularak saklanabileceği ve daha sonra gerek duyulduğunda
çözülerek kullanılabileceğini fark eden Dr. David Harris
1992 yılında oğlunun kordon kanınını kendi laboratuvarında
dondurarak sakladı. Daha sonra bu uygulamayı halka açması ile
1994 yılında Dünyadaki ilk kordon kanı bankası Amerika
Birleşik Devletlerinde kurulmuş oldu. Takip eden yıllar
içinde dünya üzerinde pekçok kordon kanı bankası kuruldu ve
binlerce bebeğin kanı bu bankalarda koruma altına alındı.
Kordon kanının saklanması ne işe yarar?
Kordon kanı bankalarında kanlar iki amaç için
saklanmaktadır. Bunlardan ilk ve en önemli amaç bebeğin
ileride kemik iliği nakli gerektirecek bir hastalığa
yakalanması durumunda kendine ait sağlıklı kök hücreleri
kullanılarak tedavi edilebilmesi ve bu sayede uygun kemik iliği
vericisi aranması gerekliliğinin ortadan kalkmasıdır.
Kişinin kendi hücre ve dokuları ile uyum sorunu
olmayacağından bu oldukça önemli bir avantajdir. Bir diğer
amaç ise saklanan kanın sahibi izin verdiği taktirde bu kanın
başka hastaların tedavilerinde kullanılmasıdır.
Hastanın kendi kordon kanı ile tedavi konusunda çok fazla
deneyim yoktur. Gerçekçi olmak gerekirse bu tür uygulamalarda
hastalığın yeniden tekrar etme riski bulunmaktadır. Öte
yandan bebeklerinin kordon kanının saklanmasını talep eden
anne-babaların asıl amacı bebeğin kardeşlerinde ya da yakın
akrabalarında hastalık ortaya çıktığında tedavi
açısından kolaylık sağlanmasıdır. 1988 yılında Fankoni
Aplastik anemi hastalığı bulunan bir çocuğun ilk kez kordon
kanı ile tedavi edilmesinden bu yana yüzden fazla hasta bu
yöntem ile tedavi edilmiştir. Günümüzde 40'dan fazla
hastalığın tedavisinde teorik olarak kordon kanı
kullanılabilmektedir.
Kişi büyüdükçe vücut hacmi arttığından kordon
kanındaki kök hücre sayısı tedavide yetersiz olmaktadır. Bu
yüzden kordon kanı yalnızca çocukluk ya da erken ergenlik
çağındaki hastaların tedavisinde kullanılabilmektedir.
Kordon kanı nasıl alınır?
Bebek doğduktan hemen sonra göbek kordonu bağlanır ve
içindeki kan özel bir sistem yardımı ile torba içine
toplanır. Toplanan kan 36 saat içinde laboratuvara gönderilir.
burada kanın içindeki kök hüreler ayrıştırılarak özel
yöntemler ile dondurulur ve saklanır. İşlem normal ya da
sezaryen ile olan doğumlarda uygulanabilir. Fazla zaman almayan,
kolay bir işlemdir. Dondurulan hücreler daha sonra gerek
duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılır. Ne kadar fazla
kan toplanabilirse o kadar fazla kök hücre toplanmış
demektir. Bununla birlikte yaklaşık 30- 60 mililitre kordon
kanı alınması yeterli olmaktadır.
Kordon kanı saklanması, nispeten yüksek maliyetli bir
uygulamadır. Tercih edilen laboratuvara göre dondurma
işleminin ücreti 1500-2500 Amerikan Doları arasıda
değişmektedir. Saklama ücretleri ise yıllık 90-100 Dolar
civarındadır.
Kordon kanı saklanması kimler için uygundur?
Kordon kanı saklanmasının kimler için uygun ve gerekli
olduğu konusunda bilim çevrelerinde fikirbirliği
sağlanamamıştır. Nispeten yeni olan bu uygulama ile ilgili
olarak iki farklı görüş bulunmaktadır. Bazı
araştırmacılar sadece ailelerinde kemik iliği nakli
gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan çiftlerin
bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunmaktadırlar. Bu
görüşün en önemli savunucusu Amerikan Pediatri Derneğidir.
Diğer araştırmacılar ise kök hücre çalışmalarındaki
hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu
alternatifi kullanmalarını önermektediler. İleride elde var
olan kök hücrelerden yararlanılarak laboratuvar ortamında
bunların farklı şekillerde kullanılabileceği olasılığı
bu tür bir yaklaşımı desteklemektedir. Günümüzde kordon
kanı ile tedavi edilebilen hastalıkardan bazıları
şunlardır:
Çocukluk çağı lösemileri
Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin
olmaması)
Orak hücreli anemi
Talasemi
Amegakaryositik trombositopeni
Nöroblastom
Bazı bağışıklık yetmezlikleri
İşlemin anne ve bebek açısından hiç bir risk
taşımaması, olası bir hastalık durumunda tedavinin kemik
iliği nakline göre daha kolay ve ucuz olması nedeniyle pekçok
anne-baba adayı doğum sırasında bebeklerinin kordon kanının
saklanmasını istemektedirler.
Kordon kanı saklanmasına karar verildiğinde beklenen
doğumdan en az 1-2 hafta önce ilgili laboratuvar ve doğumu
yaptıracak olan hekime durum bildirilmeli ve gerekli
hazırlıkların yapılması sağlanmalıdır. Bu sayede gerekli
ekipman ve belgeler doğum anında hazır bulundurulabilir.
Kordon kanı bankacılığı son birkaç yıl içinde
ülkemizde de verilen bir hizmet haline gelmiş ve konuyla ilgili
şirketler faaliyete başlamıştır. Bu şirketlerin bir kısmı
toplanan kanı Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere
temsilcisi oldukları şirketlerin merkezlerinin bulunduğu
ülkelerde saklarken bir kısmı kendi bankalarını
kurmuşlardır. Ancak ne yazık ki ülkemizde hala daha konu ile
ilgili yasal düzenlemeler yapılmamış ve dolayısıyle
kanları Türkiye'de saklayan şirketler açısından
ruhsatlandırma başta olmak üzere yasal bir zemin
oluşturulamamıştır.
Ülkemizde kordon kanı bankacılığı ile ilgili faaliyet
gösteren bazı şirketler şunlardır:
Şirket
Kordon
kanının saklandığı yer
Web
sitesi
BabyCord
New England Cord
Blood Bank (A.B.D.)
Babycordturkey
Cryobank Turkey
California Cryobank (A.B.D.)
Cryobankturkey
Genkord
İstanbul Türkiye
Genkord
Acıbadem Kordon kanı bankası
İstanbul Türkiye
Acıbademhastanesi
Yaşam bankası
Ankara- Türkiye
Yaşam
bankası
[/b]
Bu yazı ilginizi çektiyse aşağıdaki
yazıları da okumanızı öneririm
******
Göbek kordonu
Geri
10 Şubat 2008
Saat: 14:20
UYARI
Çin
Malı ürünlere dikkat !
Unutmayın!
Çalışan
anne adayları: Doğum
öncesi iznine ayrılmak için yapmanız gereken
işlemleri unutmayın
Kaynak: Dr. Mumcu
