- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
İşkoliklik, modern toplum hastalığı[/b]
Sürekli işini düşünmek, işine büyük zaman ayırmak ve kendinden beklenenden daha fazla çalışmak gibi davranışlarla tanımlanan işkolikliğin modern toplum hastalıklarından bir tanesi olduğu belirtildi.
Bu hastalığın işine bağlı olmak ya da
işini başarıyla bitirebilmek için gerektiğinde çok çalışmak gibi iş yaşamının zorunlu halleriyle hiçbir ilgisi olmadığını belirten yönetim danışmanları, işkolik olarak tanımlanan kişilerin işinden başka bir şey düşünmediğini, kendisini ve hayatını
işi üzerinden tanımladığını ve kendisini her zaman çalışmak zorunda hissettiklerini ifade ettiler. Bu kişilerin ailelerini, sosyal çevrelerini ve en önemlisi kendilerini ihmal ettiğini kaydeden yönetim danışmanları, bu hastalığın tamamen kişisel
olduğunu ve kişinin ekonomik ihtiyaçlarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirttiler.
"İş tatminin (paradoksal olarak) düşük olması, sosyal ilişkilerde güçlük çekmek, özgüvenin ve özsaygının giderek azalması gibi sorunlar işkoliklikle
doğrudan bağlantılı" diyen yönetim danışmanları, "İşkolikler, uyumayı, eğlenmeyi, oyun oynamayı, seyahat etmeyi, kısaca her türden dinlendirici iş dışı faaliyeti zaman kaybettirici, gereksiz ve lüks saydıkları için, yoğun iş temposu, kişinin mutlaka
fiziksel ve psikolojik zarar görmesine yol açıyor. Çünkü işkolik, işini hayatının odak noktasına yerleştirdiği için üzerinde sürekli stres ve başarı baskısı hissediyor, bu da kişiyi sürekli alarm halinde olma durumuna sürüklüyor. Sürekli alarm hali
de kişinin yoğun iş temposuna alışık olup olmadığına bakılmaksızın, bu süreci fiziksel zarar görmeden atlatamamasına yol açıyor." dediler.
İşkoliklerde en çok görülen rahatsızlıkların migren, depresyon, sırt ağrıları ve kalp krizinin
işkoliklerde en çok görülen rahatsızlıkların başında geldiğini ifade eden yönetim danışmanları, işkolikliğin yol açtığı bu zararlardan uzak durmak ve yaşam kalitesini düşürmemek için şu tavsiyelerde bulundular: İçinde bulunduğunuz
durumu kendinize itiraf etmekten ve gerekiyorsa profesyonel psikolojik yardım almaktan çekinmeyin. Sürekli stres ve başarı baskısının, önünde sonunda fiziksel sorunlar ortaya çıkaracağını unutmayın. Nasılsa yoğun tempoda çalışmaya
alışığım diyerek kendinizi kandırmayın. Hayatınızdaki bütün olguları, kazanıp ya da kaybedeceğiniz iki ihtimalli bir oyun olarak görmeyin. Çevrenizdeki iş dışındaki ilginç şeyleri keşfetmeye çalışın; hobiler
edinin. Sürekli içinde bulunduğunuz ortamları değiştirmeye çalışın, yıllık izin kullanın, şehir dışına çıkın. Günde en az yedi sekiz saat uyuyun. İş yaşamınızın özel yaşamınızın önüne geçmesine izin vermeyin,
sizi sevenlere daha fazla zaman ayırın. Hayatınızdaki en önemli yeri işiniz teşkil ettiği müddetçe işinizdeki başarılardan duyacağınız tatmin de azalacaktır. O yüzden hayattan ve aralarında işinizin de olduğu her şeyden zevk almaya
bakın."
Sürekli işini düşünmek, işine büyük zaman ayırmak ve kendinden beklenenden daha fazla çalışmak gibi davranışlarla tanımlanan işkolikliğin modern toplum hastalıklarından bir tanesi olduğu belirtildi.
Bu hastalığın işine bağlı olmak ya da
işini başarıyla bitirebilmek için gerektiğinde çok çalışmak gibi iş yaşamının zorunlu halleriyle hiçbir ilgisi olmadığını belirten yönetim danışmanları, işkolik olarak tanımlanan kişilerin işinden başka bir şey düşünmediğini, kendisini ve hayatını
işi üzerinden tanımladığını ve kendisini her zaman çalışmak zorunda hissettiklerini ifade ettiler. Bu kişilerin ailelerini, sosyal çevrelerini ve en önemlisi kendilerini ihmal ettiğini kaydeden yönetim danışmanları, bu hastalığın tamamen kişisel
olduğunu ve kişinin ekonomik ihtiyaçlarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirttiler.
"İş tatminin (paradoksal olarak) düşük olması, sosyal ilişkilerde güçlük çekmek, özgüvenin ve özsaygının giderek azalması gibi sorunlar işkoliklikle
doğrudan bağlantılı" diyen yönetim danışmanları, "İşkolikler, uyumayı, eğlenmeyi, oyun oynamayı, seyahat etmeyi, kısaca her türden dinlendirici iş dışı faaliyeti zaman kaybettirici, gereksiz ve lüks saydıkları için, yoğun iş temposu, kişinin mutlaka
fiziksel ve psikolojik zarar görmesine yol açıyor. Çünkü işkolik, işini hayatının odak noktasına yerleştirdiği için üzerinde sürekli stres ve başarı baskısı hissediyor, bu da kişiyi sürekli alarm halinde olma durumuna sürüklüyor. Sürekli alarm hali
de kişinin yoğun iş temposuna alışık olup olmadığına bakılmaksızın, bu süreci fiziksel zarar görmeden atlatamamasına yol açıyor." dediler.
İşkoliklerde en çok görülen rahatsızlıkların migren, depresyon, sırt ağrıları ve kalp krizinin
işkoliklerde en çok görülen rahatsızlıkların başında geldiğini ifade eden yönetim danışmanları, işkolikliğin yol açtığı bu zararlardan uzak durmak ve yaşam kalitesini düşürmemek için şu tavsiyelerde bulundular: İçinde bulunduğunuz
durumu kendinize itiraf etmekten ve gerekiyorsa profesyonel psikolojik yardım almaktan çekinmeyin. Sürekli stres ve başarı baskısının, önünde sonunda fiziksel sorunlar ortaya çıkaracağını unutmayın. Nasılsa yoğun tempoda çalışmaya
alışığım diyerek kendinizi kandırmayın. Hayatınızdaki bütün olguları, kazanıp ya da kaybedeceğiniz iki ihtimalli bir oyun olarak görmeyin. Çevrenizdeki iş dışındaki ilginç şeyleri keşfetmeye çalışın; hobiler
edinin. Sürekli içinde bulunduğunuz ortamları değiştirmeye çalışın, yıllık izin kullanın, şehir dışına çıkın. Günde en az yedi sekiz saat uyuyun. İş yaşamınızın özel yaşamınızın önüne geçmesine izin vermeyin,
sizi sevenlere daha fazla zaman ayırın. Hayatınızdaki en önemli yeri işiniz teşkil ettiği müddetçe işinizdeki başarılardan duyacağınız tatmin de azalacaktır. O yüzden hayattan ve aralarında işinizin de olduğu her şeyden zevk almaya
bakın."
