- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
İnci Aral, kadın-erkek ilişkilerini
romanlarında, hikayelerinde çok iyi anlatan bir yazar. Onun roman
kahramanlarını kendi içimizde
bulmamak imkansız. Sadece ilişkileri değil, hayatı ve dünyayı de paylaşıyor.
Sevgiyi, kadın olmanın ağırlığını, hastalıklı bağlılıkları da irdeliyor. İnsan
unsurunu çok iyi anlatan yazar.. Kimi zaman erkeklerin ve kadınların düştüğbüyük
yalnızlığı, kimi zamanda kaçınılmaz ayrılığın bir insanı nasıl hırpaladığını işliyor
romanlarında. Kahramanları çok renkli. Ve yaşama dair bir çok tahlil çıkıyor
onun kitaplarında karşımıza.
Aralın kaleminden, kadın olmanın engellerine takılıp bir yasak aşkın peşinden
giden birini, bazen de "Aşk ve Ten" romanında olduğu gibi, 50 yaşında, geçmiş
bir aşkın peşine düşen bir kadını
okuyoruz. 30 yılda 5'i roman
olmak üzere 10 kitabı yayınlanan
İnci Aral sorularımızı
yanıtladı.
Sizin
kitaplarınızın temaları genel
olarak kadın erkek ilişkileri
üzerinde. Nasıl gözlemliyorsunuz hayatı ilişkileri ve aşkı.
İnci Aral :[/b] Normalde görülmeyenleri görmeye
çalışıyorum. Tabii bunu yaparken, 30 yıldır yazan birinin keskinleşmiş, duyarlı
gözleriyle bakıyorum. Çünkben aynı zamanda insan psikolojisini çok önemsiyorum
ve bunu yazdıklarımda,
kahramanlarımda derinlemesine yansıtmaya çalışıyorum. Yani kendim için
öncelikle anlamaya çalışıyorum yazdığım insanları. Tabii ayrıca da insanlar
günlük hayatta gündelik bir dil kullanırlar. O dilin yazıya döküldüğzaman
farklılaştığın da göz önünde tutmak
lazım. O zaman derinlik kazanıyor. Yani yazıya aktardığınız zaman derinlik
kazanıyor. Dolayısıyla gündelik dilde söylenemeyen, anlaşılamayan şeyler o derinliğin içinde ortaya
çıkıyor.
Roman
kahramanlarınız arasında ben baktığımda mutlu aşk yaşayan yok. Yani sonuç olarak
neden böyle aşkları ele alıyorsunuz ve aşırı mutsuz insanları yazıyorsunuz.
İnci Aral
: "Mutlu aşk
yoktur" diye bir ünlsöz var. Bir aşkın devam edebilmesi içen engeller
gereklidir. Mutlaka iç veya dış
engel gereklidir. İç engel o iki kişinin
aralarındaki ulaşılmazlıktır. Bir türlbir çizgide buluşmamak.. Bir
türlsevildiklerinden yüzde yüz emin olamamak. Kıskançlık.. Birbirine
ulaşamamak. Gizlenmek.. Yani bir çok engel çıkıyor. Dış engeller nedir? Toplumun ailenin, o iki insana yakın
olanların bu aşkı bir biçimde onaylamaması, uygun bulmaması..
Bu durumda
cicili bicili, canım cicimli bir ilişkiyi gözlemlediğinizde, besleneceğiniz bir kaynak olarak, sizi cezbetmiyor
sanırım.
İnci Aral
: Bir defa ben
onları hep kuşkuyla karşılıyorum. Bir oyun vardır o işin için diye düşünürüm. Aşkın süresi hakikaten çok
uzun değil. En fazla 3 - 4 yıl.
Ama o heyecanı kaybettikçe
aşkı dostlukla, arkadaşlıkla devam ettirenler var. Ama o aşkın biraz
ehlileşmiş bir duygusudur.
Uysallaşmış bir duygusudur. Yoksa aşk yok çok yırtıcı bir duygudur. Aşkın
kendisi karşısındakini hırpalayan inanılmaz bir duygudur. İnsanlar bu hırpalanmayı uzun süre sürdüremezler.
Mutlak uysallaştırılması, gemlenmesi gerekir sürebilmesi için. O yüzden de
uysallaştığı zaman artık aşk
niteliklerini kaybeder. Yani bu
kadar büyük bir yoğunluk müthiş bir mutluluk veren bir duygudur aynı zamanda.
Çünkinsan aşık olduğu zaman uçlarda gezinir... İnsan olarak da biz aşık
olduğumuz zaman hayatımızın en yüksek performansını gösterir. Duygusal bakımdan, özveri
bakımından, ilişkiyi götürme, ona zaman ayırma, sevgimizi gösterme veya da onun
gerektirdiği durumlara uyma
bakımından çok yüksek bir performans
gösteririz. İşte bu performansı çok uzun süre göstermek de mümkün
değildir. O yüzden da mutla aşk yoktur diye düşünüyorum. Mutluluk ayrıca
edebiyatta fazla anlatılmaya uygun bir şey de değildir.
Röportajın devamı
için İnci Aral; ‘Aşk
İmkansızda Büyür - 2başlığını tıklayınız.
Kaynak:Kadınvizyon
romanlarında, hikayelerinde çok iyi anlatan bir yazar. Onun roman
kahramanlarını kendi içimizde
bulmamak imkansız. Sadece ilişkileri değil, hayatı ve dünyayı de paylaşıyor.
Sevgiyi, kadın olmanın ağırlığını, hastalıklı bağlılıkları da irdeliyor. İnsan
unsurunu çok iyi anlatan yazar.. Kimi zaman erkeklerin ve kadınların düştüğbüyük
yalnızlığı, kimi zamanda kaçınılmaz ayrılığın bir insanı nasıl hırpaladığını işliyor
romanlarında. Kahramanları çok renkli. Ve yaşama dair bir çok tahlil çıkıyor
onun kitaplarında karşımıza.
Aralın kaleminden, kadın olmanın engellerine takılıp bir yasak aşkın peşinden
giden birini, bazen de "Aşk ve Ten" romanında olduğu gibi, 50 yaşında, geçmiş
bir aşkın peşine düşen bir kadını
okuyoruz. 30 yılda 5'i roman
olmak üzere 10 kitabı yayınlanan
İnci Aral sorularımızı
yanıtladı.
Sizin
kitaplarınızın temaları genel
olarak kadın erkek ilişkileri
üzerinde. Nasıl gözlemliyorsunuz hayatı ilişkileri ve aşkı.
İnci Aral :[/b] Normalde görülmeyenleri görmeye
çalışıyorum. Tabii bunu yaparken, 30 yıldır yazan birinin keskinleşmiş, duyarlı
gözleriyle bakıyorum. Çünkben aynı zamanda insan psikolojisini çok önemsiyorum
ve bunu yazdıklarımda,
kahramanlarımda derinlemesine yansıtmaya çalışıyorum. Yani kendim için
öncelikle anlamaya çalışıyorum yazdığım insanları. Tabii ayrıca da insanlar
günlük hayatta gündelik bir dil kullanırlar. O dilin yazıya döküldüğzaman
farklılaştığın da göz önünde tutmak
lazım. O zaman derinlik kazanıyor. Yani yazıya aktardığınız zaman derinlik
kazanıyor. Dolayısıyla gündelik dilde söylenemeyen, anlaşılamayan şeyler o derinliğin içinde ortaya
çıkıyor.
Roman
kahramanlarınız arasında ben baktığımda mutlu aşk yaşayan yok. Yani sonuç olarak
neden böyle aşkları ele alıyorsunuz ve aşırı mutsuz insanları yazıyorsunuz.
İnci Aral
: "Mutlu aşk
yoktur" diye bir ünlsöz var. Bir aşkın devam edebilmesi içen engeller
gereklidir. Mutlaka iç veya dış
engel gereklidir. İç engel o iki kişinin
aralarındaki ulaşılmazlıktır. Bir türlbir çizgide buluşmamak.. Bir
türlsevildiklerinden yüzde yüz emin olamamak. Kıskançlık.. Birbirine
ulaşamamak. Gizlenmek.. Yani bir çok engel çıkıyor. Dış engeller nedir? Toplumun ailenin, o iki insana yakın
olanların bu aşkı bir biçimde onaylamaması, uygun bulmaması..
Bu durumda
cicili bicili, canım cicimli bir ilişkiyi gözlemlediğinizde, besleneceğiniz bir kaynak olarak, sizi cezbetmiyor
sanırım.
İnci Aral
: Bir defa ben
onları hep kuşkuyla karşılıyorum. Bir oyun vardır o işin için diye düşünürüm. Aşkın süresi hakikaten çok
uzun değil. En fazla 3 - 4 yıl.
Ama o heyecanı kaybettikçe
aşkı dostlukla, arkadaşlıkla devam ettirenler var. Ama o aşkın biraz
ehlileşmiş bir duygusudur.
Uysallaşmış bir duygusudur. Yoksa aşk yok çok yırtıcı bir duygudur. Aşkın
kendisi karşısındakini hırpalayan inanılmaz bir duygudur. İnsanlar bu hırpalanmayı uzun süre sürdüremezler.
Mutlak uysallaştırılması, gemlenmesi gerekir sürebilmesi için. O yüzden de
uysallaştığı zaman artık aşk
niteliklerini kaybeder. Yani bu
kadar büyük bir yoğunluk müthiş bir mutluluk veren bir duygudur aynı zamanda.
Çünkinsan aşık olduğu zaman uçlarda gezinir... İnsan olarak da biz aşık
olduğumuz zaman hayatımızın en yüksek performansını gösterir. Duygusal bakımdan, özveri
bakımından, ilişkiyi götürme, ona zaman ayırma, sevgimizi gösterme veya da onun
gerektirdiği durumlara uyma
bakımından çok yüksek bir performans
gösteririz. İşte bu performansı çok uzun süre göstermek de mümkün
değildir. O yüzden da mutla aşk yoktur diye düşünüyorum. Mutluluk ayrıca
edebiyatta fazla anlatılmaya uygun bir şey de değildir.
Röportajın devamı
için İnci Aral; ‘Aşk
İmkansızda Büyür - 2başlığını tıklayınız.
Kaynak:Kadınvizyon
