- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Avusturya ve
Iran'la girilen uzun savaslar, ehliyetsiz idareciler, liyakatin yerini iltimas
ve rüsvetin almasi, buna bagli olarak devletin askerî ve iktisadî düzeninin
temelini olusturan timar sisteminin bozulmaya baslamasi, devletin güç ve
otoritesini, halkin huzur ve asayisini güvenligini sarsmistir. XVII. yüzyila
girilirken bu olumsuz sartlar, anarsinin artmasina sebep olmustur. Merkez ve
tasra teskilâtinda görülen bozulmalar, pek çok isyanin çikmasini ve dolayisiyla
devlet nizaminin sarsilmasini beraberinde getirmistir. Bu isyanlari üç grupta
toplamak mümkündür; Tasrada çikan Celalî Isyanlari, Eyalet isyanlari ve Istanbul
merkezli kapikulu isyanlari. Celalî isyanlarinin en önemli sebepleri, yukarida
da belirttigimiz gibi, devletin uzayan savaslara bagli olarak azalan gelirlerini
karsilayabilmek için vergileri artirmasi, timar sistemindeki bozulmalar ve
köylünün artan vergilere karsi huzursuzluklari idi. Halkin devlete olan
güveninin sarsilmasi, isyancilarin gücünü daha da artiriyordu. Kalenderoglu,
Karayazici, Deli Hasan gibi Celâlîlerin isyanlarina, medrese ögrencisi suhteler
ve basibos leventlerin isyanlari da eklenince, devlet isyanlari bastirmada
oldukça zorlandi. Bu isyanlar yüzünden özellikle Anadolu'da dirlik ve düzenlik
kalmadigi gibi, iktisadî durum da oldukça bozulmustur. Yine bu otorite boslugu
nedeniyle Erzurum ve Sivas gibi yerlerin valileri ile Yemen, Bagdat, Eflâk,
Bogdan gibi bagli eyaletlerin yerli yöneticileri de isyan
etmislerdi.
Istanbul'daki yeniçerilerin ulûfelerini zamaninda
alamamalarini bahane ederek çikardiklari isyanlar dogrudan sarayi hedef
almistir. Fesat yuvasi hâline gelen Yeniçeri Ocagi'ni düzenlemek isteyen II.
Osman (1618-1622) yeniçerilerin hismina ugramis, isyancilar sarayi basmistir.
Yeniçeriler, Genç Osman'i tahttan indirerek yerine, III. Mehmet'in kardesi
I.Mustafa'yi getirmisler ve bununla da kalmayarak, Genç Osman'i Yedikule
Zindanlarinda katletmislerdir. Bu olay yeniçerilerin bir padisahi tahttan
düsürüp, katletmelerinin ilk örnegi olmasi açisindan dikkat
çekicidir.
Yeniçerilerin basa geçirdigi I.Mustafa'nin bir yil
sonra ölmesiyle, Osmanli tahtina IV. Murat geçer (1623-1640), genç padisah,
hâkimiyetinin ilk on yilinda devlet idaresindeki inisiyatifi valide Kösem
Sultan'a birakmis ve güçlenene kadar fesat çikaranlara karsi tedbirli
davranmistir. Ancak saraydaki huzursuzluk ve Anadolu'da yeniden patlak veren
isyanlarin tehlikeli boyutlara ulasmasi üzerine 1632'de duruma müdahale eden IV.
Murat, kisa zamanda otoriteyi tesis etmistir. Sert tedbirlerle nifak
çikaranlari, seyhülislâm ve kardesleri de dahil, öldürtmekten çekinmemis,
bosalan devlet hazinesini yeniden çeki düzene koymustur. Toparlanan Osmanli
Devleti, Bagdat'i ele geçiren Iran'a savas açti. IV. Murat, ünlü seferiyle
Bagdat'i geri aldi (1638). Iran ile yapilan Kasr-i Sirin Antlasmasiyla (1639),
bugünkü sinirlara yakin olan Türk-Iran siniri yeniden çizildi.
1640'ta, IV. Murat'in ölmesi üzerine yerine kardesi I.
Ibrahim geçti(1640-1648).
Fakat onun sekiz yillik saltanatinda devlet her açidan
kötülemeye baslamisti. Sonunda 1648 yilinda o da öldürüldü ve çocuk yastaki IV.
Mehmet Osmanli tahtina çikarildi (1648-1687). Harem ve Yeniçeri Ocagi devlet
islerine istedikleri gibi müdahale eder olmuslardi. Bu kötü gidis 1656'da
Köprülü Mehmed Pasa'nin sadrazamlik vazifesine getirilmesine kadar devam
etti.Köprülü Mehmet Pasa ve onun ailesinden olan diger sadrazamlar XVIII. yüzyil
baslarina kadar Osmanli Devleti'nin idaresinde belirleyici bir rol
oynamislardir. Köprülüler Devri olarak bilinen bu dönemde geçici de olsa bir
istikrar saglanmis ve Osmanlilar son fetihlerini bu devirde
gerçeklestirebilmislerdir. Köprülü Mehmet Pasa, içerde sükûneti sagladigi gibi,
Venediklilerin eline geçmis olan Bozcaada ve Limni'yi geri alip, Çanakkale
Bogazi'ni ablukadan kurtardi. Köprülü Mehmet Pasa öldügünde, padisah yine genis
yetkilerle oglu Köprülü Fazil Ahmet Pasa'yi sadarete getirdi(1661). Erdel
islerine karisan Avusturya'ya karsi baslatilan savasta Fazil Ahmet Pasa, Uyvar'i
fethetti. Avusturya yapilan anlasmayla, Erdel ile Uyvar ve Neograt kalelerinin
Osmanli hâkimiyetinde oldugunu kabul etti. Uzun süredir kusatilan, Venedik'in
elindeki Girit, Kandiye Kalesi'nin düsmesiyle Osmanli hâkimiyetine girdi(1669).
Lehistan'a yapilan sefer sonucunda Podolya da Osmanli topraklarina katildi
(1676).
Büyük basarilara imza atan Fazil Ahmet Pasa'nin genç
yasta ölmesi üzerine, IV. Mehmet, Köprülü'nün damadi Kara Mustafa Pasa'yi
sadrazamliga getirdi(1676).
Kara Mustafa Pasa, Çehrin'i ele geçirdi (1678). Bu
zaferden sonra, Ruslar, Dinyeper nehrinin saginda kalan topraklari Osmanlilara
birakmak zorunda kaldiklari ilk anlasmayi Türklerle yapmistir (1681). Zaferlerin
devami getirerek Osmanli'yi yeniden Avrupa'daki en genis sinirlara ulastirmak
isteyen Kara Mustafa Pasa, Orta Macaristan'da, Katolik Avusturya'ya karsi isyan
eden Protestan Macarlari himayesine aldi. Imre Tököli Osmanlilar tarafindan Orta
Macaristan krali olarak tanindi. Mustafa Pasa, büyük bir orduyla Viyana'ya sefer
düzenledi. Kanuni'nin ele geçiremedigi Avusturya'nin merkezi Viyana'ya karsi
baslatilan bu ikinci sefer boyunca Osmanlilar hiçbir direnmeyle karsilasmadilar.
1683'te kusatma basladiginda, Avusturya imparatoru çoktan sehri terketmisti.
Ancak kusatmanin uzun sürmesi, Lehistan ve Alman askerlerinin, sehrin imdadina
yetismesiyle neticelendi. Iki ates arasinda sikisan Kara Mustafa Pasa, büyük bir
bozguna ugradi. (12 Eylül 1683). Osmanlilar Belgrat'a kadar geri çekilmek
zorunda kaldi. Viyana bozgunu, sadrazamin Belgrat'ta hayatina mal olmustu.
Osmanli devletine karsi Avusturya, Lehistan, Malta, Venedik ve son olarak
Ruslarin katildigi(1696) büyük bir ittifak olusturuldu. Osmanlilar dört cephede
bu ittifaka karsi mücadele verdigi sirada, içte de huzursuzluk artmaktaydi. IV.
Mehmet tahttan indirilmesiyle yerine II. Süleyman (1687-1691) , II.Ahmet
(1691-1695) devirlerinde huzursuzluk devam etti. Bu dönemde yine bir Köprülüzade
olan Fazil Mustafa Pasa, ordu ve maliyeyi düzene koymaya yönelik basarili
icraatlerde bulunmus ise de ayni aileden Hüseyin ve Nu'man Pasalar, sadaret
makaminda basari saglayamamislardi.
II. Mustafa (1695-1703), Viyana bozgunu ve ardindan
gelen toprak kayiplarini önlemek amaciyla üç kez Avusturya'ya sefer düzenledi,
ilk iki seferde kismen basari saglandiysa da son seferde Osmanli ordusu Zenta
denilen yerde bozguna ugradi. Bunun üzerine Ingiltere'nin araya girmesiyle
Osmanlilar, ittifak güçleriyle Karlofça Antlasmasi'ni imzalamak zorunda kaldi
(26 Ocak 1699). 25 yil için geçerli olacak bu anlasma sonunda, Avusturya'ya
Macaristan'in büyük bir bölümü ve Erdel, Venediklilere Dalmaçya kiyilari ve
Mora, Lehistan'a ise Podolya ve Ukrayna birakiliyordu. Rusya ile yapilan üç
yillik ayri bir anlasma ile de Azak Kalesi Ruslara terk ediliyor ve onlarin
Istanbul'da daimî bir elçi bulundurmalari kabul ediliyordu. Karlofça Antlasmasi,
Osmanlilarin toprak kaybiyla neticelenen simdiye kadar imzaladiklari en agir
anlasma idi.
I.Edirne Vakasi adi verilen bir ayaklanma ile Osmanli
tahtina III. Ahmet geçirildi (1703-1730). Rusya bu dönemde hem Dogu Avrupa hem
de Karadeniz istikametinde topraklarini genisletme gayesini gütmekteydi. Poltova
yenilgisinden sonra Osmanlilara siginan Isveç Krali XII. Sarl, iki ülke arasinda
yeniden bir savasin baslamasi için bir vesile oldu. Bu savas ile Osmanlilar,
Karlofça'da kaybettikleri topraklari tekrar kazanma firsatini bulacakti. Nitekim
Prut'ta sikistirilan Ruslar (1711), anlasma yaparak, Azak'i terk etmek zorunda
kaldilar. Karadag'da isyan çikartan Venedik'e karsi açilan savaslarda ise isgal
altindaki Mora kurtarildi. (1715). Bu basarilar üzerine, siranin kendisine
geldigini düsünerek harekete geçen Avusturya, Osmanlilari yenilgiye
ugrattilar.
Temesvar ve Belgrat düstü. Osmanlilar Pasarofça
Antlasmasini imzalayarak (1718), Temesvar ve Belgrad ile birlikte Küçük Eflâk ve
Kuzey Sirbistan'i Avusturya'ya birakti. Dalmaçya kiyilarindaki bazi kalelerin
Venedik'e terki mukabilinde Mora muhafaza edildi. Osmanlilardin Balkanlar ve
Orta Avrupa seferleri için staratejik bir mevkiide olan Belgrat'in düsmesi, agir
sonuçlar dogurmustur. Avusturya, Belgrat'tan Balkan içlerine sarkmakta daha
basarili olacaktir.
Kaynak: Osmanli tarihi
Iran'la girilen uzun savaslar, ehliyetsiz idareciler, liyakatin yerini iltimas
ve rüsvetin almasi, buna bagli olarak devletin askerî ve iktisadî düzeninin
temelini olusturan timar sisteminin bozulmaya baslamasi, devletin güç ve
otoritesini, halkin huzur ve asayisini güvenligini sarsmistir. XVII. yüzyila
girilirken bu olumsuz sartlar, anarsinin artmasina sebep olmustur. Merkez ve
tasra teskilâtinda görülen bozulmalar, pek çok isyanin çikmasini ve dolayisiyla
devlet nizaminin sarsilmasini beraberinde getirmistir. Bu isyanlari üç grupta
toplamak mümkündür; Tasrada çikan Celalî Isyanlari, Eyalet isyanlari ve Istanbul
merkezli kapikulu isyanlari. Celalî isyanlarinin en önemli sebepleri, yukarida
da belirttigimiz gibi, devletin uzayan savaslara bagli olarak azalan gelirlerini
karsilayabilmek için vergileri artirmasi, timar sistemindeki bozulmalar ve
köylünün artan vergilere karsi huzursuzluklari idi. Halkin devlete olan
güveninin sarsilmasi, isyancilarin gücünü daha da artiriyordu. Kalenderoglu,
Karayazici, Deli Hasan gibi Celâlîlerin isyanlarina, medrese ögrencisi suhteler
ve basibos leventlerin isyanlari da eklenince, devlet isyanlari bastirmada
oldukça zorlandi. Bu isyanlar yüzünden özellikle Anadolu'da dirlik ve düzenlik
kalmadigi gibi, iktisadî durum da oldukça bozulmustur. Yine bu otorite boslugu
nedeniyle Erzurum ve Sivas gibi yerlerin valileri ile Yemen, Bagdat, Eflâk,
Bogdan gibi bagli eyaletlerin yerli yöneticileri de isyan
etmislerdi.
Istanbul'daki yeniçerilerin ulûfelerini zamaninda
alamamalarini bahane ederek çikardiklari isyanlar dogrudan sarayi hedef
almistir. Fesat yuvasi hâline gelen Yeniçeri Ocagi'ni düzenlemek isteyen II.
Osman (1618-1622) yeniçerilerin hismina ugramis, isyancilar sarayi basmistir.
Yeniçeriler, Genç Osman'i tahttan indirerek yerine, III. Mehmet'in kardesi
I.Mustafa'yi getirmisler ve bununla da kalmayarak, Genç Osman'i Yedikule
Zindanlarinda katletmislerdir. Bu olay yeniçerilerin bir padisahi tahttan
düsürüp, katletmelerinin ilk örnegi olmasi açisindan dikkat
çekicidir.
Yeniçerilerin basa geçirdigi I.Mustafa'nin bir yil
sonra ölmesiyle, Osmanli tahtina IV. Murat geçer (1623-1640), genç padisah,
hâkimiyetinin ilk on yilinda devlet idaresindeki inisiyatifi valide Kösem
Sultan'a birakmis ve güçlenene kadar fesat çikaranlara karsi tedbirli
davranmistir. Ancak saraydaki huzursuzluk ve Anadolu'da yeniden patlak veren
isyanlarin tehlikeli boyutlara ulasmasi üzerine 1632'de duruma müdahale eden IV.
Murat, kisa zamanda otoriteyi tesis etmistir. Sert tedbirlerle nifak
çikaranlari, seyhülislâm ve kardesleri de dahil, öldürtmekten çekinmemis,
bosalan devlet hazinesini yeniden çeki düzene koymustur. Toparlanan Osmanli
Devleti, Bagdat'i ele geçiren Iran'a savas açti. IV. Murat, ünlü seferiyle
Bagdat'i geri aldi (1638). Iran ile yapilan Kasr-i Sirin Antlasmasiyla (1639),
bugünkü sinirlara yakin olan Türk-Iran siniri yeniden çizildi.
1640'ta, IV. Murat'in ölmesi üzerine yerine kardesi I.
Ibrahim geçti(1640-1648).
Fakat onun sekiz yillik saltanatinda devlet her açidan
kötülemeye baslamisti. Sonunda 1648 yilinda o da öldürüldü ve çocuk yastaki IV.
Mehmet Osmanli tahtina çikarildi (1648-1687). Harem ve Yeniçeri Ocagi devlet
islerine istedikleri gibi müdahale eder olmuslardi. Bu kötü gidis 1656'da
Köprülü Mehmed Pasa'nin sadrazamlik vazifesine getirilmesine kadar devam
etti.Köprülü Mehmet Pasa ve onun ailesinden olan diger sadrazamlar XVIII. yüzyil
baslarina kadar Osmanli Devleti'nin idaresinde belirleyici bir rol
oynamislardir. Köprülüler Devri olarak bilinen bu dönemde geçici de olsa bir
istikrar saglanmis ve Osmanlilar son fetihlerini bu devirde
gerçeklestirebilmislerdir. Köprülü Mehmet Pasa, içerde sükûneti sagladigi gibi,
Venediklilerin eline geçmis olan Bozcaada ve Limni'yi geri alip, Çanakkale
Bogazi'ni ablukadan kurtardi. Köprülü Mehmet Pasa öldügünde, padisah yine genis
yetkilerle oglu Köprülü Fazil Ahmet Pasa'yi sadarete getirdi(1661). Erdel
islerine karisan Avusturya'ya karsi baslatilan savasta Fazil Ahmet Pasa, Uyvar'i
fethetti. Avusturya yapilan anlasmayla, Erdel ile Uyvar ve Neograt kalelerinin
Osmanli hâkimiyetinde oldugunu kabul etti. Uzun süredir kusatilan, Venedik'in
elindeki Girit, Kandiye Kalesi'nin düsmesiyle Osmanli hâkimiyetine girdi(1669).
Lehistan'a yapilan sefer sonucunda Podolya da Osmanli topraklarina katildi
(1676).
Büyük basarilara imza atan Fazil Ahmet Pasa'nin genç
yasta ölmesi üzerine, IV. Mehmet, Köprülü'nün damadi Kara Mustafa Pasa'yi
sadrazamliga getirdi(1676).
Kara Mustafa Pasa, Çehrin'i ele geçirdi (1678). Bu
zaferden sonra, Ruslar, Dinyeper nehrinin saginda kalan topraklari Osmanlilara
birakmak zorunda kaldiklari ilk anlasmayi Türklerle yapmistir (1681). Zaferlerin
devami getirerek Osmanli'yi yeniden Avrupa'daki en genis sinirlara ulastirmak
isteyen Kara Mustafa Pasa, Orta Macaristan'da, Katolik Avusturya'ya karsi isyan
eden Protestan Macarlari himayesine aldi. Imre Tököli Osmanlilar tarafindan Orta
Macaristan krali olarak tanindi. Mustafa Pasa, büyük bir orduyla Viyana'ya sefer
düzenledi. Kanuni'nin ele geçiremedigi Avusturya'nin merkezi Viyana'ya karsi
baslatilan bu ikinci sefer boyunca Osmanlilar hiçbir direnmeyle karsilasmadilar.
1683'te kusatma basladiginda, Avusturya imparatoru çoktan sehri terketmisti.
Ancak kusatmanin uzun sürmesi, Lehistan ve Alman askerlerinin, sehrin imdadina
yetismesiyle neticelendi. Iki ates arasinda sikisan Kara Mustafa Pasa, büyük bir
bozguna ugradi. (12 Eylül 1683). Osmanlilar Belgrat'a kadar geri çekilmek
zorunda kaldi. Viyana bozgunu, sadrazamin Belgrat'ta hayatina mal olmustu.
Osmanli devletine karsi Avusturya, Lehistan, Malta, Venedik ve son olarak
Ruslarin katildigi(1696) büyük bir ittifak olusturuldu. Osmanlilar dört cephede
bu ittifaka karsi mücadele verdigi sirada, içte de huzursuzluk artmaktaydi. IV.
Mehmet tahttan indirilmesiyle yerine II. Süleyman (1687-1691) , II.Ahmet
(1691-1695) devirlerinde huzursuzluk devam etti. Bu dönemde yine bir Köprülüzade
olan Fazil Mustafa Pasa, ordu ve maliyeyi düzene koymaya yönelik basarili
icraatlerde bulunmus ise de ayni aileden Hüseyin ve Nu'man Pasalar, sadaret
makaminda basari saglayamamislardi.
II. Mustafa (1695-1703), Viyana bozgunu ve ardindan
gelen toprak kayiplarini önlemek amaciyla üç kez Avusturya'ya sefer düzenledi,
ilk iki seferde kismen basari saglandiysa da son seferde Osmanli ordusu Zenta
denilen yerde bozguna ugradi. Bunun üzerine Ingiltere'nin araya girmesiyle
Osmanlilar, ittifak güçleriyle Karlofça Antlasmasi'ni imzalamak zorunda kaldi
(26 Ocak 1699). 25 yil için geçerli olacak bu anlasma sonunda, Avusturya'ya
Macaristan'in büyük bir bölümü ve Erdel, Venediklilere Dalmaçya kiyilari ve
Mora, Lehistan'a ise Podolya ve Ukrayna birakiliyordu. Rusya ile yapilan üç
yillik ayri bir anlasma ile de Azak Kalesi Ruslara terk ediliyor ve onlarin
Istanbul'da daimî bir elçi bulundurmalari kabul ediliyordu. Karlofça Antlasmasi,
Osmanlilarin toprak kaybiyla neticelenen simdiye kadar imzaladiklari en agir
anlasma idi.
I.Edirne Vakasi adi verilen bir ayaklanma ile Osmanli
tahtina III. Ahmet geçirildi (1703-1730). Rusya bu dönemde hem Dogu Avrupa hem
de Karadeniz istikametinde topraklarini genisletme gayesini gütmekteydi. Poltova
yenilgisinden sonra Osmanlilara siginan Isveç Krali XII. Sarl, iki ülke arasinda
yeniden bir savasin baslamasi için bir vesile oldu. Bu savas ile Osmanlilar,
Karlofça'da kaybettikleri topraklari tekrar kazanma firsatini bulacakti. Nitekim
Prut'ta sikistirilan Ruslar (1711), anlasma yaparak, Azak'i terk etmek zorunda
kaldilar. Karadag'da isyan çikartan Venedik'e karsi açilan savaslarda ise isgal
altindaki Mora kurtarildi. (1715). Bu basarilar üzerine, siranin kendisine
geldigini düsünerek harekete geçen Avusturya, Osmanlilari yenilgiye
ugrattilar.
Temesvar ve Belgrat düstü. Osmanlilar Pasarofça
Antlasmasini imzalayarak (1718), Temesvar ve Belgrad ile birlikte Küçük Eflâk ve
Kuzey Sirbistan'i Avusturya'ya birakti. Dalmaçya kiyilarindaki bazi kalelerin
Venedik'e terki mukabilinde Mora muhafaza edildi. Osmanlilardin Balkanlar ve
Orta Avrupa seferleri için staratejik bir mevkiide olan Belgrat'in düsmesi, agir
sonuçlar dogurmustur. Avusturya, Belgrat'tan Balkan içlerine sarkmakta daha
basarili olacaktir.
Kaynak: Osmanli tarihi
