- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Doğum hakkında genel bilgiler
[/b]
Yazan: Dr.Alper mumcu Tarih:Bir çocuk sahibi olmaya karar verildiği ilk andan itibaren
yaşanan heyecanlar doğum günü yaklaştıkça artmaya başlar
ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır .Herşey
sona erdikten sonra anne ve babanın dünyadaki en önemli
eserleri olan bebek kucağa alındığında ise yaşanan bütün
sıkıntılar, çekilen bütün ağrılar yerini tarifi imkansız
bir huzur ve mutluluğa bırakır.
Doğum ya da başka bir deyişle normal doğum 20. gebelik
haftasını doldurmuş olan bir fetusun rahim dışına zarlar ve
plasentası ile birlikte atılmasını ifade eder. İnsanda
gebelik 280 gün sürmektedir ancak tüm gebeliklerin sadece %5
kadarı beklenen günde sona erer. Gebe kadınların büyük bir
kısmı ise beklenen doğum tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar
önce doğum eylemine (travay) girer. Düzenli rahim
kasılmalarının ortaya çıkması ile başlayan sürece (anne
adayı bunları sancı olarak algılar) EYLEM ya da TRAVAY adı
verilir.
Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi 3 ana faktöre
bağlıdır. Bunlar rahime bağlı, bebeğe bağlı ve annenin
kemik çatısına bağlı faktörler olarak
sınıflandırılabilir. Bir başka deyiş ise güçler (rahim
kasılmaları), yol (kemik yapı) ve yolcudur. (bebek). Doğumun
olabilmesi için rahim düzenli aralıklarla rahim ağzını
açabilmek için kasılmalıdır. Bu kasılmaların karşısında
rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır.
Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim
dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek uygun
pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır.
Son olarak bebeğin geçeceği yol ile bebek arasında bir
uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır. Örnğin bebeğin yan ya da
oblik durduğu durumlarda bu yoldan geçmesi mümkün değildir.
Böyle bir durum varlığında normal doğum gerçekleşemeyecek,
eğer zamanında fark edilip sezaryene karar verilmez ise anne ve
bebeğin hayatını tehlikeye atabilecek istenmeyen
komplikasyonlar ortaya çıkabilecektir.
Genelde doğumun yaklaştığının ilk belirtileri düzensiz
kasılmalar ve halk arasında nişan gelmesi olarak anılan
durumdur. Rahim ağzı tüm gebelik boyunca sümüğümsü bir
tıkaç ile kapalıdır. Bu tıkaç bebeği dış etkenlere
karşı korur. Doğum eyleminin başlamasından hemen önce rahim
ağzında hafif bir açılma olur ve bu tıkaç kanlı bir
akıntı şeklinde vücut dışına atılır. Yine doğumun erken
belirtilerinden biri de düzensiz rahim kasılmalarıdır. Kişi
bu kasılmaları ağrı olarak algılar. Yalancı doğum
sancıları adı verilen bu kasılmalar dinlenmek ile geçer ve
sıklık ile şiddeti zamanlar artmaz. Suyun gelmesi doğumun bir
diğer belirtisidir. Genelde zarlar açıldıktan sonra 24 saat
içinde eylem başlar. Faktör
Gerçek Eylem
Yalancı Eylem
Kasılmalar
Düzenli aralıklar
Düzensiz aralıklar
Kasılmalar arasında geçen süre
Giderek kısalır
Uzun kalır
Kasılmaların şiddeti
giderek artar
Değişmez
Ağrıların yeri
Sırt ve karın
Genelde kasıklar
Ağrı kesiciye verdiği cevap
Geçmez
Geçer
Rahim ağzı değişiklikleri
Dilatasyon ve efasman olur
Değişiklik olmaz
Doğumu başlatan faktörlerin ne olduğu, anne vücudunun
bebeğin olgulaştığını anlamasını ve sancıları
başlatarak doğumu gerçekleştiren etkenlerin hangileri olduğu
günümüzde hala daha tam olarak anlaşılmış değildir. Bu
konuda çok çeşitli teoriler olmasına rağmen doğum olayı
hala daha gizemini korumaktadır.
Doğum temel olarak 3 evrede incelenir.
Doğumun birinci evresi rahim ağzında açılmaya neden
olacak güçteki kasılmaların başlamasından rahim ağzının
tam açılmasına (10 cm) kadar geçen süredir.
oğumun ikinci evresi tam açık durumundan bebeğin tamamen
doğmasına kadar geçen süreyi ifade eder.
Bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünü
ile atılmasına kadar geçen süreye de doğumun 3. evresi
denir.
Bazı yazarlara göre 3. evreden sonraki ilk 1 saatlik dönem
4. evre olarak adlandırılmalıdır.
Doğum insanlık tarihinin başlangıcından beri hekim ve
hekim olmayan tüm insanlar için son derece gizemli ve
büyüleyici bir olaydır.
Kaynak: Dr.Alper Mumcu
[/b]
Yazan: Dr.Alper mumcu Tarih:Bir çocuk sahibi olmaya karar verildiği ilk andan itibaren
yaşanan heyecanlar doğum günü yaklaştıkça artmaya başlar
ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır .Herşey
sona erdikten sonra anne ve babanın dünyadaki en önemli
eserleri olan bebek kucağa alındığında ise yaşanan bütün
sıkıntılar, çekilen bütün ağrılar yerini tarifi imkansız
bir huzur ve mutluluğa bırakır.
Doğum ya da başka bir deyişle normal doğum 20. gebelik
haftasını doldurmuş olan bir fetusun rahim dışına zarlar ve
plasentası ile birlikte atılmasını ifade eder. İnsanda
gebelik 280 gün sürmektedir ancak tüm gebeliklerin sadece %5
kadarı beklenen günde sona erer. Gebe kadınların büyük bir
kısmı ise beklenen doğum tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar
önce doğum eylemine (travay) girer. Düzenli rahim
kasılmalarının ortaya çıkması ile başlayan sürece (anne
adayı bunları sancı olarak algılar) EYLEM ya da TRAVAY adı
verilir.
Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi 3 ana faktöre
bağlıdır. Bunlar rahime bağlı, bebeğe bağlı ve annenin
kemik çatısına bağlı faktörler olarak
sınıflandırılabilir. Bir başka deyiş ise güçler (rahim
kasılmaları), yol (kemik yapı) ve yolcudur. (bebek). Doğumun
olabilmesi için rahim düzenli aralıklarla rahim ağzını
açabilmek için kasılmalıdır. Bu kasılmaların karşısında
rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır.
Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim
dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek uygun
pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır.
Son olarak bebeğin geçeceği yol ile bebek arasında bir
uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır. Örnğin bebeğin yan ya da
oblik durduğu durumlarda bu yoldan geçmesi mümkün değildir.
Böyle bir durum varlığında normal doğum gerçekleşemeyecek,
eğer zamanında fark edilip sezaryene karar verilmez ise anne ve
bebeğin hayatını tehlikeye atabilecek istenmeyen
komplikasyonlar ortaya çıkabilecektir.
Genelde doğumun yaklaştığının ilk belirtileri düzensiz
kasılmalar ve halk arasında nişan gelmesi olarak anılan
durumdur. Rahim ağzı tüm gebelik boyunca sümüğümsü bir
tıkaç ile kapalıdır. Bu tıkaç bebeği dış etkenlere
karşı korur. Doğum eyleminin başlamasından hemen önce rahim
ağzında hafif bir açılma olur ve bu tıkaç kanlı bir
akıntı şeklinde vücut dışına atılır. Yine doğumun erken
belirtilerinden biri de düzensiz rahim kasılmalarıdır. Kişi
bu kasılmaları ağrı olarak algılar. Yalancı doğum
sancıları adı verilen bu kasılmalar dinlenmek ile geçer ve
sıklık ile şiddeti zamanlar artmaz. Suyun gelmesi doğumun bir
diğer belirtisidir. Genelde zarlar açıldıktan sonra 24 saat
içinde eylem başlar. Faktör
Gerçek Eylem
Yalancı Eylem
Kasılmalar
Düzenli aralıklar
Düzensiz aralıklar
Kasılmalar arasında geçen süre
Giderek kısalır
Uzun kalır
Kasılmaların şiddeti
giderek artar
Değişmez
Ağrıların yeri
Sırt ve karın
Genelde kasıklar
Ağrı kesiciye verdiği cevap
Geçmez
Geçer
Rahim ağzı değişiklikleri
Dilatasyon ve efasman olur
Değişiklik olmaz
Doğumu başlatan faktörlerin ne olduğu, anne vücudunun
bebeğin olgulaştığını anlamasını ve sancıları
başlatarak doğumu gerçekleştiren etkenlerin hangileri olduğu
günümüzde hala daha tam olarak anlaşılmış değildir. Bu
konuda çok çeşitli teoriler olmasına rağmen doğum olayı
hala daha gizemini korumaktadır.
Doğum temel olarak 3 evrede incelenir.
Doğumun birinci evresi rahim ağzında açılmaya neden
olacak güçteki kasılmaların başlamasından rahim ağzının
tam açılmasına (10 cm) kadar geçen süredir.
oğumun ikinci evresi tam açık durumundan bebeğin tamamen
doğmasına kadar geçen süreyi ifade eder.
Bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünü
ile atılmasına kadar geçen süreye de doğumun 3. evresi
denir.
Bazı yazarlara göre 3. evreden sonraki ilk 1 saatlik dönem
4. evre olarak adlandırılmalıdır.
Doğum insanlık tarihinin başlangıcından beri hekim ve
hekim olmayan tüm insanlar için son derece gizemli ve
büyüleyici bir olaydır.
Kaynak: Dr.Alper Mumcu
