- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Litosfer
ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir.
Manto'nun altındaki çekirdeğin nikel-demir karışımından oluştuğu kabul
edilmektedir. Yer'in, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir.
Enine deprem dalgalarının, Yer'in çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek,
çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.Manto,
genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe, içinde yerel sıvı
ortamları bulundurmaktadır. Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst
Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları
nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok Levha lara bölünmektedir.
Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile
oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe
Taşküre'de gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla, levhaların
oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük
levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer
üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği
bir hızla hareket etmektedirler.Konveksiyon akımlarının yükseldiği
yerlerde, levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magma da
okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri
bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya
Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon
akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay, Taşküre'nin altında devam edip
gitmektedir.İşte Yerkabuğu'nu oluşturan levhaların birbirine
sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya
da altına girdikleri bu levhaların sınırları Dünya'da depremlerin oldukları
yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya'da olan depremlerin büyük çoğunluğu
bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında, dar kuşaklar
üzerinde olusmaktadır.Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki
levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın
hareket edebilmesi için, bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte
olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir
hareket oluşur. Bu hareket, çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok
niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı)
dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve
depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada
Yeryüzü'nde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve fay adı
verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen Yeryüzü'nde gözlenemez,
yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve
Yeryüzü'ne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden
oynayabilir.Depremlerinin oluşumunun bu sekilde ve Elastik Geri Sekme
Kuramı adı altında anlatımı, 1911 yılında, Amerikalı Reid tarafından
yapılmıştır ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre,
herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim
deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere
eriştiğinde, fay düzlemi boyunca varolan sürtünme kuvvetini yenerek, fay
çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini
oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer
değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin, açığa
çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç
olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile
olmaktadır.Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme
birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme
hareketlerini, hareketsiz görülen Yerkabuğu'nda, üst mantoda oluşan konveksiyon
akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık
gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu
depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri
birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş
olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri
sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde
oluşmaktadırlar.Faylar, genellikle hareket yönlerine göre
isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara Doğrultu
Atımlı Fay denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak
sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilir ki bunlar sağ veya sol yönlü
doğrultulu atımlı faya bir örnektir.Düşey hareketlerle meydana gelen
faylara da Eğim Atımlı Fay denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey
hareket bulunabilir.
Doğan Cüceloğlu ..yeniden İnsan İnsanaİçimizdeki Çocuk-(Doğan Cüceloğlu)Sorun Çözme Teknikleri (Doğan Şahiner )Dişleriyle Doğan BebekSiyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre Sorunları
ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir.
Manto'nun altındaki çekirdeğin nikel-demir karışımından oluştuğu kabul
edilmektedir. Yer'in, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir.
Enine deprem dalgalarının, Yer'in çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek,
çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.Manto,
genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe, içinde yerel sıvı
ortamları bulundurmaktadır. Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst
Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları
nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok Levha lara bölünmektedir.
Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile
oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe
Taşküre'de gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla, levhaların
oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük
levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer
üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği
bir hızla hareket etmektedirler.Konveksiyon akımlarının yükseldiği
yerlerde, levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magma da
okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri
bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya
Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon
akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay, Taşküre'nin altında devam edip
gitmektedir.İşte Yerkabuğu'nu oluşturan levhaların birbirine
sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya
da altına girdikleri bu levhaların sınırları Dünya'da depremlerin oldukları
yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya'da olan depremlerin büyük çoğunluğu
bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında, dar kuşaklar
üzerinde olusmaktadır.Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki
levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın
hareket edebilmesi için, bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte
olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir
hareket oluşur. Bu hareket, çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok
niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı)
dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve
depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada
Yeryüzü'nde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve fay adı
verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen Yeryüzü'nde gözlenemez,
yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve
Yeryüzü'ne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden
oynayabilir.Depremlerinin oluşumunun bu sekilde ve Elastik Geri Sekme
Kuramı adı altında anlatımı, 1911 yılında, Amerikalı Reid tarafından
yapılmıştır ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre,
herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim
deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere
eriştiğinde, fay düzlemi boyunca varolan sürtünme kuvvetini yenerek, fay
çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini
oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer
değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin, açığa
çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç
olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile
olmaktadır.Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme
birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme
hareketlerini, hareketsiz görülen Yerkabuğu'nda, üst mantoda oluşan konveksiyon
akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık
gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu
depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri
birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş
olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri
sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde
oluşmaktadırlar.Faylar, genellikle hareket yönlerine göre
isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara Doğrultu
Atımlı Fay denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak
sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilir ki bunlar sağ veya sol yönlü
doğrultulu atımlı faya bir örnektir.Düşey hareketlerle meydana gelen
faylara da Eğim Atımlı Fay denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey
hareket bulunabilir.
Doğan Cüceloğlu ..yeniden İnsan İnsanaİçimizdeki Çocuk-(Doğan Cüceloğlu)Sorun Çözme Teknikleri (Doğan Şahiner )Dişleriyle Doğan BebekSiyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre Sorunları
