- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Çocuk ve ergenlerde uyku bozuklukları[/b]
Uzman psikolog Faruk Bozkır, yaşam kalitesini önemli ölçüde bozan uyku bozukluklarının çocuk ve ergenler için de ciddi bir problem olduğunu belirterek, "Ruhsal sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini geçici olarak bozabilir" dedi.
Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli psikolog Faruk Bozkır, ruhsal sıkıntılar ve bedensel hastalıkların uyku süresi ve düzenini geçici olarak bozduğunu söyledi. Geçici uyku bozukluklarının, uyku bozukluğu olarak
değerlendirilemeyeceğini kaydeden Bozkır, "Hepimizin uykusu zaman zaman bozulabilir. Ruhsal sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini geçici olarak bozabilir. Bu durum uyku bozukluğu değildir. Uyku bozukluğu olması için uyku
kalitesinde bir aydan az olmamak koşuluyla ciddi bozulmalar yaşanması gerekir" dedi. Yaşam kalitesini önemli ölçüde bozan uyku bozukluklarının çocuk ve ergenler için de ciddi bir problem olduğuna dikkat çeken Bozkır, bu durumun çok sayıdaki
belirtilerini şöyle sıraladı:
"Gece korkarak ya da ağlayarak uyanılır. Korku diye adlandırılan bu durum daha çok kız çocuklarında görülür. Uykuda diş gıcırdatması ya da konuşma olur. Çocuğun uykudan bağırarak, titreyerek, sıçrayacak
yatağından kalkması, tüm uyaranlara rağmen uyanmadan tekrar yatağa dönmesi, sabah da bunları hatırlayamaması halidir. Bu durum 'gece terörü' diye adlandırılır. Gece uykuda yürümek uyurgezerlik olarak adlandırılır. Uykuya dalmakta zorlanma, gece
süresince nedensiz uyku bölünmeleri ya da sabah beklenenden erken uyanması hali yaşanır. Uykuya dalarken ya da uyanıkken olağan dışı davranışlar ya da yaşantılar meydana gelir."
Uyku bozukluklarının sebepleri hakkında bilgi veren
Bozkır, "Bireysel farklılıklardan dolayı uykuya olan gereksinim de değişebilir. Uyku bozukluğu kişinin yaşamakta olduğu bir strese bağlı olabilir. Bebeklikte uyku düzenlenmesinde aksaklıklar olabilir. Geçirmekte olduğu ruhsal bir bozukluğun belirtisi
olabilir. Karanlık, hırsız gibi korkular olabilir. Ebeveynin yersiz kaygısı nedeniyle yaptığı sık kontrollerden olabilir. Seyrettiği ve korktuğu bir TV programı, arkadaşlarının korkutucu şaka ve parapsikolojik hikayeleri, evde büyüklerin yaptırım
aracı olarak yanlış ve korkutucu anlatımlar olabilir. Bedensel rahatsızlıklar, uyku yerinin dağınıklığı ve koşullarının kötü olması da uyku bozukluklarının sebebi olabilir" diye konuştu.
Uykunun düzensizliğiyle ilgili sorunların ilk 3
yıl içinde ortaya çıkmaya başladığına işaret eden Faruk Bozkır, "Gece korkuları ve kabuslar 3 yaş sonrasında, gece terörü 5-12 yaş arasında, uyurgezerlik 5-15 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. Bebeklik ve çocukluk dönemi dediğimiz 0-6 yaş arası
dönemde ailenin özellikle annenin çocuğun biyolojik yapısına uygun olarak uyku düzenlemesi önemlidir. Uykunun geldiğini fark etmesi gerekir. Anne-babanın kendi gereksinimi, kaygı ve korkuları için çocuğun uyku şekli ve yerine müdahale etmemeleri
gerekir. Çocuğun kendi yatağında yatması sağlanmalıdır. Uyku öncesi konuşma, temizlenme, kitap okuma, masal okuma, müzik dinleme gibi bir dönemin yaşatılması olumlu olur. Uyuma koşullarının yanı sıra uyutma disiplini sağlanmalıdır. Uyku ortam ve
koşullarının devamlılığına özen gösterilmelidir. Yatmadan önce gün içinde önemli olaylar yaşanmış ise onlar konuşulmalıdır. Bu önlemler yeterli değilse en erken zamanda bir uzmana başvurmak gerekir" şeklinde açıklamalarda bulundu.
Uzman psikolog Faruk Bozkır, yaşam kalitesini önemli ölçüde bozan uyku bozukluklarının çocuk ve ergenler için de ciddi bir problem olduğunu belirterek, "Ruhsal sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini geçici olarak bozabilir" dedi.
Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli psikolog Faruk Bozkır, ruhsal sıkıntılar ve bedensel hastalıkların uyku süresi ve düzenini geçici olarak bozduğunu söyledi. Geçici uyku bozukluklarının, uyku bozukluğu olarak
değerlendirilemeyeceğini kaydeden Bozkır, "Hepimizin uykusu zaman zaman bozulabilir. Ruhsal sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini geçici olarak bozabilir. Bu durum uyku bozukluğu değildir. Uyku bozukluğu olması için uyku
kalitesinde bir aydan az olmamak koşuluyla ciddi bozulmalar yaşanması gerekir" dedi. Yaşam kalitesini önemli ölçüde bozan uyku bozukluklarının çocuk ve ergenler için de ciddi bir problem olduğuna dikkat çeken Bozkır, bu durumun çok sayıdaki
belirtilerini şöyle sıraladı:
"Gece korkarak ya da ağlayarak uyanılır. Korku diye adlandırılan bu durum daha çok kız çocuklarında görülür. Uykuda diş gıcırdatması ya da konuşma olur. Çocuğun uykudan bağırarak, titreyerek, sıçrayacak
yatağından kalkması, tüm uyaranlara rağmen uyanmadan tekrar yatağa dönmesi, sabah da bunları hatırlayamaması halidir. Bu durum 'gece terörü' diye adlandırılır. Gece uykuda yürümek uyurgezerlik olarak adlandırılır. Uykuya dalmakta zorlanma, gece
süresince nedensiz uyku bölünmeleri ya da sabah beklenenden erken uyanması hali yaşanır. Uykuya dalarken ya da uyanıkken olağan dışı davranışlar ya da yaşantılar meydana gelir."
Uyku bozukluklarının sebepleri hakkında bilgi veren
Bozkır, "Bireysel farklılıklardan dolayı uykuya olan gereksinim de değişebilir. Uyku bozukluğu kişinin yaşamakta olduğu bir strese bağlı olabilir. Bebeklikte uyku düzenlenmesinde aksaklıklar olabilir. Geçirmekte olduğu ruhsal bir bozukluğun belirtisi
olabilir. Karanlık, hırsız gibi korkular olabilir. Ebeveynin yersiz kaygısı nedeniyle yaptığı sık kontrollerden olabilir. Seyrettiği ve korktuğu bir TV programı, arkadaşlarının korkutucu şaka ve parapsikolojik hikayeleri, evde büyüklerin yaptırım
aracı olarak yanlış ve korkutucu anlatımlar olabilir. Bedensel rahatsızlıklar, uyku yerinin dağınıklığı ve koşullarının kötü olması da uyku bozukluklarının sebebi olabilir" diye konuştu.
Uykunun düzensizliğiyle ilgili sorunların ilk 3
yıl içinde ortaya çıkmaya başladığına işaret eden Faruk Bozkır, "Gece korkuları ve kabuslar 3 yaş sonrasında, gece terörü 5-12 yaş arasında, uyurgezerlik 5-15 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. Bebeklik ve çocukluk dönemi dediğimiz 0-6 yaş arası
dönemde ailenin özellikle annenin çocuğun biyolojik yapısına uygun olarak uyku düzenlemesi önemlidir. Uykunun geldiğini fark etmesi gerekir. Anne-babanın kendi gereksinimi, kaygı ve korkuları için çocuğun uyku şekli ve yerine müdahale etmemeleri
gerekir. Çocuğun kendi yatağında yatması sağlanmalıdır. Uyku öncesi konuşma, temizlenme, kitap okuma, masal okuma, müzik dinleme gibi bir dönemin yaşatılması olumlu olur. Uyuma koşullarının yanı sıra uyutma disiplini sağlanmalıdır. Uyku ortam ve
koşullarının devamlılığına özen gösterilmelidir. Yatmadan önce gün içinde önemli olaylar yaşanmış ise onlar konuşulmalıdır. Bu önlemler yeterli değilse en erken zamanda bir uzmana başvurmak gerekir" şeklinde açıklamalarda bulundu.
