- Katılım
- 16 Aralık 2008
- Mesajlar
- 145,988
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
Çocuğunuza iyi bir model oluşturun[/b]
Uzmanlar, ergenlik döneminde, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını belirterek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini ve "empoze kimlikler" yaratmamalarını istedi. Ebeveynlerin,
çocuklarıyla iletişim kurabilmek için öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerektiğini belirten uzmanlar, içten, anlamaya yönelik bir sohbet ortamı kurulmasını önerdi. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi, Kadın ve Aileden
Sorumlu Devlet Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, çocuk eğitimindeki altın anahtarın, iyi bir model oluşturabilmek olduğunu söyledi. Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ile 9 gönüllü dernek, Etimesgut Kız Meslek Lisesi Konferans
Salonunda "Aile ve Gençlik Eğitimi" konulu panel düzenledi. Panelin açılışında, özellikle Türk aile yapısında görülen hatalı davranış kalıpları ile aile içinde yaşanılan iletişimsizliğin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini işleyen kısa bir film
gösterildi. Daha sonra Prof. Dr. Bayraktar, ergenlik döneminde kız ve erkek çocuklarda görülen değişimi, ebeveynlerin yaklaşımını ve çocuk, aile, okul üçgenindeki etkileşimi anlattı. Ergenlik dönemi sorunları Prof.
Dr. Bayraktar, çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşaması olan ergenlik döneminde, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını söyledi. Ailenin çocuğu, kendi bireyselliği içinde kabul etmesi ve ona sevginin
yanında mutlaka saygı da beslemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Bayraktar, zaten yoğun bir karmaşanın yaşandığı bu süreçte ailenin, dengesiz tavırlarla çocuğu yalnız bırakmaması gerektiğini kaydetti. "Bazen çocuk bazen de yetişkin muamelesi
yapan aileler, ergenin içindeki çalkantıyı artırırlar" diyen Prof. Dr. Bayraktar, "bağlanma-bağımlılık" arasındaki nüansa da dikkati çekerek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini ve "empoze kimlikler" yaratmamalarını istedi. Anne
babanın, çocuktan beklediği davranışların aksine bir profil çizmesinin de olumsuz etki yaratacağına işaret eden Prof. Dr. Bayraktar, "Buradaki altın anahtar, çocuğa iyi bir model oluşturabilmektir" dedi. Kendisine ve çevresine
güven Psikiyatrist Doç. Dr. Ece Orhon da ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde 10nunda depresyon görüldüğünü belirterek, bunun temelinde yatan iletişim bozukluklarına karşı aileleri uyardı. Sıkça kullanılan sevgi sözcüklerinin ve
beden temasının çocukta güven yaratacağına dikkati çeken Doç. Dr. Orhon, kendisine ve çevresine güvenen gençlerin, ancak sağlıklı aile yapısı içinde yetiştirilebileceğini kaydetti. Aile içinde, otoriter olmayan, çocuğun lehine işleyen kuralların da
bulunması gerektiğini anlatan Doç. Dr. Orhon, "Çok otoriter olmak çocuğu yıldırır, pasifleştirir, kimliğini kazanmasına engel olur. Ebeveynler, çocuklarla iletişim kurabilmek için öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeli ve içten, anlamaya yönelik bir
sohbet ortamı kurmalıdırlar" diye konuştu.
Uzmanlar, ergenlik döneminde, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını belirterek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini ve "empoze kimlikler" yaratmamalarını istedi. Ebeveynlerin,
çocuklarıyla iletişim kurabilmek için öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerektiğini belirten uzmanlar, içten, anlamaya yönelik bir sohbet ortamı kurulmasını önerdi. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi, Kadın ve Aileden
Sorumlu Devlet Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, çocuk eğitimindeki altın anahtarın, iyi bir model oluşturabilmek olduğunu söyledi. Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ile 9 gönüllü dernek, Etimesgut Kız Meslek Lisesi Konferans
Salonunda "Aile ve Gençlik Eğitimi" konulu panel düzenledi. Panelin açılışında, özellikle Türk aile yapısında görülen hatalı davranış kalıpları ile aile içinde yaşanılan iletişimsizliğin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini işleyen kısa bir film
gösterildi. Daha sonra Prof. Dr. Bayraktar, ergenlik döneminde kız ve erkek çocuklarda görülen değişimi, ebeveynlerin yaklaşımını ve çocuk, aile, okul üçgenindeki etkileşimi anlattı. Ergenlik dönemi sorunları Prof.
Dr. Bayraktar, çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşaması olan ergenlik döneminde, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını söyledi. Ailenin çocuğu, kendi bireyselliği içinde kabul etmesi ve ona sevginin
yanında mutlaka saygı da beslemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Bayraktar, zaten yoğun bir karmaşanın yaşandığı bu süreçte ailenin, dengesiz tavırlarla çocuğu yalnız bırakmaması gerektiğini kaydetti. "Bazen çocuk bazen de yetişkin muamelesi
yapan aileler, ergenin içindeki çalkantıyı artırırlar" diyen Prof. Dr. Bayraktar, "bağlanma-bağımlılık" arasındaki nüansa da dikkati çekerek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini ve "empoze kimlikler" yaratmamalarını istedi. Anne
babanın, çocuktan beklediği davranışların aksine bir profil çizmesinin de olumsuz etki yaratacağına işaret eden Prof. Dr. Bayraktar, "Buradaki altın anahtar, çocuğa iyi bir model oluşturabilmektir" dedi. Kendisine ve çevresine
güven Psikiyatrist Doç. Dr. Ece Orhon da ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde 10nunda depresyon görüldüğünü belirterek, bunun temelinde yatan iletişim bozukluklarına karşı aileleri uyardı. Sıkça kullanılan sevgi sözcüklerinin ve
beden temasının çocukta güven yaratacağına dikkati çeken Doç. Dr. Orhon, kendisine ve çevresine güvenen gençlerin, ancak sağlıklı aile yapısı içinde yetiştirilebileceğini kaydetti. Aile içinde, otoriter olmayan, çocuğun lehine işleyen kuralların da
bulunması gerektiğini anlatan Doç. Dr. Orhon, "Çok otoriter olmak çocuğu yıldırır, pasifleştirir, kimliğini kazanmasına engel olur. Ebeveynler, çocuklarla iletişim kurabilmek için öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeli ve içten, anlamaya yönelik bir
sohbet ortamı kurmalıdırlar" diye konuştu.
