- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
ÇEVRE SÖZCÜĞÜ YERİNE HAYAT ORTAMI KAVRAMI
Türkçe'ye yabancı dillerden çevrilerek aktarılan bir çok sözcükler gibi, ekoloji sözcüğü de dilimize, tam kapsamlı olmayarak çevre sözcüğü ile yerleştirildi. Aslında, evrensel anlam taşıyan ve çağımızda çok kullanılacak olan kavram niteliğindeki sözcüklerin, anlaşılmaz bir acelecilikle Türkçeye yanlış olarak çevrilmesi, güncel konuşma ve yazı diline yerleştirilmesi kavramların gerçek değerlerinin ve önemlerinin yitirilmesine neden oluyor. Böylece son derece önemli, hayati konular, gelişigüzel konuşmalar düzeyine indirilerek, ağırlığından yoksunlaştırılmış oluyor.
Özellikle yüzyılımızın ikinci yarısında, bütün ileri ülkelerde bilim adamlarının, filozofların, düşünürlerin, sanatçıların, düşünür politikacılarla düşünür devlet adamlarının, sorumluluk duygusuna sahip yazarların öncülüğünde aydınlara ve kitlelere açılan bir bilincin ifadesi olan ekoloji, eski Yunanca iki sözcüğün: barınak, yuva, ortam an lamlarını içeren oikos sözcüğü ile, öğreti, bilgi, bilim anlamlarını içeren lagos sözcüğünden türetilen bir kavramdır. Türkçede halk dilinde kenarları süslenmiş mendil, yazma, puşu, yemeni karşılığı olarak ve de bağ, bahçe, mahalle gibi dar mekanları belirleyen, toplumsal anlamda da etraf, konu komşu, yazar, grup, aile sözcükle*ri yerine kullanılabilen dar açılı çevre sözcüğü doğa ile onun üstündeki ve içindeki tüm canlıların oluşturduğu eko sistemler bütünlüğünü, bu bütünlüğün içinde barındırdığı iletişim ve etkileşimi ifade etmeğe yetmiyor.
Bunun için belki de, evlerini, bal*konlarını, bahçelerini iki üç saksı ile süsleyenler kendileriniçevreci zannediyorlar. Bir kaç yeşil alan yapmakla, belediyecilerimizin, çevre konusuna gereken hizmeti verdiklerini zannettikleri gibi... Çocuklarımız da büyüklerine bakarak, ayni dar açılardan çevreciliği öğreniyorlar (!). Onlar öğrene dursunlar, büyük fabrikatörler süs bahçelerini, büyük müteahhit*ler bir depremde yerle bir olacak in*şaatlarını sürdüredursunlar, her tarafta çöplük dağları yükselsin, nehirler, denizler, yerler, gökler kirlenedursun, ses kirliliği kulakları sağırlaştıradursun, camlarına çevre pulu yapıştıran kamyonlar, belediye otobüsleri ve ötekiler şehirlere ölüm dumanları kusadursun, şehirde ne varsa köyde de onlar olacak diyen politika ve devlet adamlarımız şimdi köyde ne varsa şehirde de onlar var diyerek sevinedursunlar.., yaşasın çevre, yaşasın çevreciler!...
Dr.Murat Dede
Türkçe'ye yabancı dillerden çevrilerek aktarılan bir çok sözcükler gibi, ekoloji sözcüğü de dilimize, tam kapsamlı olmayarak çevre sözcüğü ile yerleştirildi. Aslında, evrensel anlam taşıyan ve çağımızda çok kullanılacak olan kavram niteliğindeki sözcüklerin, anlaşılmaz bir acelecilikle Türkçeye yanlış olarak çevrilmesi, güncel konuşma ve yazı diline yerleştirilmesi kavramların gerçek değerlerinin ve önemlerinin yitirilmesine neden oluyor. Böylece son derece önemli, hayati konular, gelişigüzel konuşmalar düzeyine indirilerek, ağırlığından yoksunlaştırılmış oluyor.
Özellikle yüzyılımızın ikinci yarısında, bütün ileri ülkelerde bilim adamlarının, filozofların, düşünürlerin, sanatçıların, düşünür politikacılarla düşünür devlet adamlarının, sorumluluk duygusuna sahip yazarların öncülüğünde aydınlara ve kitlelere açılan bir bilincin ifadesi olan ekoloji, eski Yunanca iki sözcüğün: barınak, yuva, ortam an lamlarını içeren oikos sözcüğü ile, öğreti, bilgi, bilim anlamlarını içeren lagos sözcüğünden türetilen bir kavramdır. Türkçede halk dilinde kenarları süslenmiş mendil, yazma, puşu, yemeni karşılığı olarak ve de bağ, bahçe, mahalle gibi dar mekanları belirleyen, toplumsal anlamda da etraf, konu komşu, yazar, grup, aile sözcükle*ri yerine kullanılabilen dar açılı çevre sözcüğü doğa ile onun üstündeki ve içindeki tüm canlıların oluşturduğu eko sistemler bütünlüğünü, bu bütünlüğün içinde barındırdığı iletişim ve etkileşimi ifade etmeğe yetmiyor.
Bunun için belki de, evlerini, bal*konlarını, bahçelerini iki üç saksı ile süsleyenler kendileriniçevreci zannediyorlar. Bir kaç yeşil alan yapmakla, belediyecilerimizin, çevre konusuna gereken hizmeti verdiklerini zannettikleri gibi... Çocuklarımız da büyüklerine bakarak, ayni dar açılardan çevreciliği öğreniyorlar (!). Onlar öğrene dursunlar, büyük fabrikatörler süs bahçelerini, büyük müteahhit*ler bir depremde yerle bir olacak in*şaatlarını sürdüredursunlar, her tarafta çöplük dağları yükselsin, nehirler, denizler, yerler, gökler kirlenedursun, ses kirliliği kulakları sağırlaştıradursun, camlarına çevre pulu yapıştıran kamyonlar, belediye otobüsleri ve ötekiler şehirlere ölüm dumanları kusadursun, şehirde ne varsa köyde de onlar olacak diyen politika ve devlet adamlarımız şimdi köyde ne varsa şehirde de onlar var diyerek sevinedursunlar.., yaşasın çevre, yaşasın çevreciler!...
Dr.Murat Dede
